Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2014/254 Esas
KARAR NO:2023/211
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/08/2014
KARAR TARİHİ:23/03/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ¡8.10.2006 tarihinde Toptan Dağıtım ve Lojistik Sözleşmesinin imzalandığı, Söz konusu sözleşme ile müvekkil şirket, davalı şirket tarafından kendisine bildirilecek marka, model ve özelliklerdeki cep telefonlarım yine davalı şirket tarafından belirlenecek üreticilerden satın alarak bunları pazarlamayı üstlendiği, Müvekkili şirketin sözleşmenin kendisine yüklediği tüm edimleri tam ve eksikriz olarak yerine getirdiği, müvekkil şirketint bunun için büyük emek harcamış, milyonlarca Doları bulan yatırımlar yaptığı ancak davalı şirket üzerine sözleşme ile kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş, sözleşmeye aykırı davranarak müvekkil şirketin zarata uğramasına neden olduğu, Davalı şirketin, müvekkil şirkete gönderdiği … 6. Noterliği ‘nin 10.03.2009 Tarih ve … Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile hiçbir haklı gerekçe göstermeden müvekkil şirket ile arasındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiği, Müvekkil şirketin, davalı şirketin sözleşmenin devamı süresince sözleşme şartlarına aykırı davranışı ve sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeni ile uğradığı kar mahrumiyeti, yatırım ve diğer zararlarının karşılanması için davalı şirkete karşı …. Asliye Ticaret Mahkemesi ‘nin … Esas sayılı dosyası ile dava açtığı, …. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiğine karar verilerek dcftylı şirketin müvekkil şirkete verdiği zararları ödemesine hükmedildiği, Sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiği tarihe kadar müvekkil şirket, dava konusu sektörde davalı şirketi ve davalı şirketin ürünlerini tanıtmış; böylelikle davalı şirketin dava konusu piyasada bilinen bir marka olmasını ve rakipleri ile rekabet etmesini sağladığı, Müvekkil şirketin, hu şekilde davalı şirkete, müşteri çevresi oluşturmuş ve yeni müşteriler kazandırdığı, Müvekkil şirketin davalı şirkete kazandırdığı müşteriler, sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalı şirkete önemli kazançlar sağladığı,zira müvekkil tarafından dayalı şirkete kazandırılan müşteriler ile davalı şirket arasındaki ilişki sözleşmenin feshinden sonra da gerçekleştirilen ses ve yapılan veri transferleri ile sürekli olarak devam ettiği, Davalı şirketin bu müşterilerden önemli bir menfaat sağladığıt Eğer, müvekkil ile davalı şirket arasındaki ilişki sona etmeyip devam etseydi, müvekkil şirketin aynı müşteriler ile yeni sözleşmeler yaparak veya sözleşmelere aracılık ederek ücret elde etmeye devam edecek ve bu şekilde başlangıçtaki çabalarının karşılığını tam olarak alabileceği, Ancak sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshi nedeni ile müvekkil şirket bu hakkını kaybettiği, Yukarıda da bahsedildiği üzere; Müvekkil şirketin sattığı ürünler vasıtası ile davalı şirketin abone kazandığı Müvekkil şirketin kazandığı müşteri çevresini davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesinden sonra kullanamadığı, Buna karşılık davalı şirket ile müvekkil tarafından davalı şirkete kazandırılan müşteriler arasındaki ilişkit sözleşmenin feshinden sonra da müşteriler tarafından gerçekleştirilen ses ve yapılan veri transferleri ile sürekti olarak devam ettiği, yapılan bu işlemler sonucunda elde edilen kazancı da devam ettiği, Ancak müvekkil şirket( distribütörlük sözleşmesinin sona ermeyip devam etmesi halinde davalı şirkete kazandırdığı müşterilerin davalı şirket ile yapacağı işlemlerin sonucunda elde edeceği kazancım sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshi ile birlikte kaybettiği, bu nedenle müvekkil şirketin davalı şirkete kazandırdığı müşteri çevresinden davalı şirketin haksız feshi nedeni ile sözleşme ilişkisinin bitiminden sona artık yararlanamayacak olması nedeniyle uğradığı kayıp ile devam etmesi nedeniyle elde ettiği kazancın denkleştirilmesi ve müvekkil şirkete portföy tazminatı olarak ödenmesi gerektiğini beyanla sözleşmenin haksız feshi nedeni ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla belirsiz alacak davası kapsamında 50,000-TL. TL portföy tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine; yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından portföy tazminatı talebi …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyasında bilirkişi raporunda yer alan ve mahkemece karar altına alınmayan portföy tazminatının hüküm altına alınmasının istendiği, Davacının dava dilekçesinde de belirttiği gibi, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyasında bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların alacağının varlığını bilebilecek ve belirleyebilecek durumda olduğu, bu durumda davacının belirsiz alacak davası açmasında hukukî yararı bulunmadığından davasının reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, Portföy tazminatına yönelik talebini hak düşürücü süre içerisinde ileri sürmediği, Davacının da dava dilekçesinde ikrar ettiği gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkilin fesih ihtarı ile sona erdiği Müvekkil tarafından gönderilen … 6. Noterliğinin 10 Mart 2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sözleşmenin feshedileceği bildirilmiş ve söz konusu ihtarname 23.03.2009 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiğit Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşme 31,03.2009 tarihi itibariyle feshedildiği,Gerek eski borçlar kanuna göre gerekse yeni borçlar kanununa göre davacının kıyasen acentelik hükümlerinin uygulanması talebi de gözetildiğinde davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı aşikar olup, davacının davasının zamanaşımı nedeni ile de reddi gerektiği, Davacının davasının temelini oluşturan İstanbul lO.Asliye Ticaret Mahkemesi ‘nin … Esas sayılı dosyası her iki tarafça da temyiz edilmiş olup, halihazırda temyiz incelemesinde olduğu, Davacı tarafından delil olarak dayanılan temyiz aşamasındaki …, Asi iye Ticaret Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyanın gerekçeli kararında taraflar arasındaki sözleşme şu şekilde tanımlandığı; ” Tarafla? arasında bîr tedârik sözleşmesinin olduğu ve davalı yönünden tek yetkili olmadığı sözleşmenin hukuksal niteliği itibariyle sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerden olduğu anlaşılmaktadır.” Davalı …, herhangi bir cihaz üretimi vapmadığı gibi, üretici pozisyonunda da olmadığı Portföy tazminatının oluşabilmesi için zorunlu olarak aranan bir arada olması aranan şu şartlarda taraflar arasındaki sözleşmede yer almadığı, Taraflar arasındaki sözleşmeden de görüleceği üzere davacı ve aynı nitelikte başkaca 3 ayrı firma daha tedarikçi olarak belirlenmiş ve herhangi bir tedarikçiye herhangi bir inhisari bölge vs. tayin edilmemiş, bu durumda açıkça sözleşmece dercedilerek firma sayısının arttırılabileceği de düzenlendiği>yani davacıya herhangi bir satış tekeli hakkı veya tekel bölgesi tanınmadığı, Davacının … Shop ların sadece bir kısmına cihaz satışı yaptığı, üstelik satış yapacağı bayi ağını oluşturan ve davacıya bildiren, yani bayi ağım geliştiren/arttıran, bayi ağına yatırım yapanın da davalı … olduğunu beyanla davanın reddi ile dava masraf ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Deliller; Toptan Dağıtım ve Lojistik Sözleşmesi, …. ATM … Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporları,
Dava, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak portföy tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın taraflararasındaki sözleşmenin feshinin haklı bi nedene dayanıp dayanmadığı, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun kabulü halinde davalının portföy tazminatı ödeme koşullarının oluşup oluşmadığı ve istenebilecek tazminat miktarının ne olması gerektiği hususlarındadır.
…. ATM nin … (Bozma sonrası … E. )Sayılı dosyasında yargıtay bozma ilamında sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde fesh edildiği kabul edilmiş olup, kar mahrumiyeti hesabı yönünden mahkeme ilamının bozulduğu, karar düzeltme aşamasında sözleşmenin davalı tarafından haksız şeklide fesh edildiğine yönelik tespitinin bozma konusu yapılmadığı, yerel mahkeme tarafından yargıtay bozma ilamına uyulduğu, bu itibarla sözleşmenin davalı tarafça haksız şekilde fesih edildiği yönüden davacı tarafça kazanılmış hak oluştuğu görüldü.
Taraflar arasındaki ticari ilişkin tespit edilerek taraflar arasındaki acente ilişkisi ya da tek satıcılık sözleşmesi ya da teker hakkı veren sürekli sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı değerlendirilerek davacının porföy tazminatı hak kazanıp kazanmadığı ve tazminat hesabı yönünden celse arası mahkememizce resen seçilecek bir … alanında sektör bilirkişisi, bir finans uzmanı, bir mali müşavir bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup 15/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: “Dosya mevcudu, davacı ve davalı şirketin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılı ticari defterleri, dava dosyası ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel ve teknik yönden tetkiki sonucunda ve raporumuzun içinde açıklanan nedenlerle; Davalı … Telekominasyon A.Ş.’nin davacı … Tanıtım ve iletişim hiz. A.Ş.’nin müşteri portföyünden faydalandığının Sayın Mahkeme tarafından kabulü halinde, davalı … … A.Ş tarafından, 10.03.2009 tarihinde davacı … Tanıtım hizmetleri A.Ş ye gönderilen … 6. Noterliği … yev. no.lu ihtarname ile, sözleşmesinin 7 gün içinde sona erdirileceğinin” ihtar edildiği, buna göre, davacının sözleşme kapsamında son faaliyet yılının Brüt satış karının 2007 yılı olduğu, Portföy tazminatında ilk aşama olarak davacının son sözleşme yılı olan 2007 yılında elde ettiği satış karının esas alındığı, bu tutarın davacının sunduğu “2007 yılına ait Gelir tablosundan” tespit edildiği üzere, 3.544.813,44 TL olduğu, ayrıntısı yukarıda görüleceği üzere, davacının portföy kaybının “bu günkü değerinin” 1.478.164,51 TL olarak tespit edildiği, bu tutara davacının 12.02.2014 dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 2/2 maddesine göre değişen oranlarda ticari faiz talep edebileceği,” şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Taraf vekillerinin tüm itirazları noktasında sözleşmenin niteliği ve hesaplamaya yönelik itirazlar dikkate alınarak ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup 11/11/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: “Ek görev tanımı doğrultusunda, taraflarca kök raporumuza sunulan beyan ve itirazlar ayrı ayrı irdelenmiş olup sonuç itibarıyla: Davacı vekili tarafından sunulan itiraz ve beyanlar çerçevesinde; öncelikle, kök raporumuzda yer verilen tespit ve değerlendirmelerimizde öz itibarıyla bir değişikliğin söz konusu olmadığı; davalı … … A.Ş tarafından, 10.03.2009 tarihinde davacı … Tanıtım hizmetleri A.Ş ye gönderilen … 6. Noterliği … yev. no.lu ihtarname ile, sözleşmesinin 7 gün içinde sona erdirileceğinin” ihtar edildiği, buna göre, davacının sözleşme kapsamında son faaliyet yılının Brüt satış karının 2007 yılı olduğu, Portföy tazminatında ilk aşama olarak davacının son sözleşme yılı olan 2007 yılında elde ettiği satış karının esas alındığı. bu tutarın davacının sunduğu “2007 yılına ait Gelir tablosundan” tespit edildiği üzere, 3.544,813,44 TL olduğu. Ayrıntısı yukarıda görüleceği üzere, davacının portföy kaybının “bu günkü değerinin” 1.478.164,51 TL olarak tespit edildiği, bu tutara davacının 12.02.2014 dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 2/2 maddesine göre değişen oranlarda ticari faiz talep edebileceği, davalı vekili tarafından sunulan itiraz ve beyanlar çerçevesinde; kök raporumuzda yer verilen tespit ve değerlendirmelerimizde öz itibarıyla bir değişikliğin söz konusu olmadığı” şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Dosyada bulunan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı değerledirilmekle; dosyanın bir finans uzmanı, bir mali müşavir, bir sektör bilirkişi ve bir portföy tazminatı konusunda uzman bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile; davacıya belli bir bölgede münhasır satış yapma yetkisi verilip verilmediği, davacının markanın yayılmasına katkıda bulunarak müşteri çevresi oluşturup oluşturmadığı, davacının çabası ile oluşturulan müşteri çevresinden davalının önemli menfaatler elde etmeye devam edip etmediği, sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle davacının elde etme imkanın kaybettiği gelir bulunup bulunmadığı ve taraf vekillerinin dosya kapsamında bulunan iddia ve savunma ve itirazları da değerlendirilmek ve taraflara ait ticari defter ve kayıtların yerinde incelenmesi suretiyle ,davacının portföy tazminatı hak kazanıp kazanmadığı ve tazminat hesabı yönünden rapor tanzim etmelerinin istenilmesine karar verilmiş olup tarihli bilirkişi raporunda özetle: ” Teknik İnceleme Açısından Değerlendirmeler:
Davacı …A. Ş. unvanlı müessesenin, davalı …’den … A. Ş. unvanlı müessesenin bayisi olduğunu kabul etmek uygun olacaktır. Başka bir deyişle arada (uygulamada adlandırıldığı şekilde) distribütörlük/ bayilik/ tedarik ilişkisi olduğunu kabul etmek yerinde olacaktır. Farklı bir ifade ile aradaki ilişkinin acente ilişkisi olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sözleşmenin imzalandığı 2006 yılında 11.1 milyon olan abone sayısının, taraflar arasında fiili çalışmanın sona erdiği 2008 yılı sonu itibariyle 16.8 milyona çıktığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında yapılan “Toptan Dağıtım ve Lojistik Sözleşmesinde” elektronik – haberleşme uygulamalarına veya tekniğine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.
Mali Açıdan Değerlendirmeler:
Portföy tazminatı esas tutar = 7.170.293,93/440 gün = 16.296,12.-TL gün
Portföy tazminatı esas tutar =16.296,12 x 365
Portföy tazminatı esas tutar =5.948.084,73.-TL hesaplanmaktadır.
Davacı şirket davalı şirket sözleşme döneminde 2006 yılında, 13.034.130,11.-TL, 2007 yılında 56.486.059,23.-TL ve 2008 yılında 39.944.316,00.-TL net satışa ulaşırken sözleşme sona ermesi sonucunda 2009 yılında 40.114,45.-TL 2010 yılında 64.881,30.-TL 2011 yılında 28.700,53.-TL ve 2012 yılında 996.753,05.-TL net satış gerçekleşmiştir. İbraz edilen bilgilere göre davacının sözleşme fesih edilmesinden sonra çok önemli ölçüde gelir ve kar kaybına uğradığı tespit edilmektedir.
Genel Değerlendirmeler:
TTK m. 122/5 uyarınca, acente için tanınan denkleştirme talep hakkı “…hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” Konuya ilişkin olarak Bilirkişilik Kanunu m. 3/2’de yer alan yasaktan hareketle sözleşmenin hukuki mahiyetine ilişkin herhangi bir hukuki değerlendirme yapmaksızın yalnızca Sayın Mahkeme tarafından verilen görev çerçevesinde ve usul ekonomisine hizmet etmek adına, kanun koyucunun açıklamaları ve doktrinde ortaya konulan görüşleri Sayın Mahkemenin takdirine sunulmuştur.
TTK m. 122 bağlamında aranılan ve doktrinde ortaya konulan şartların mevcudiyeti Sayın Mahkeme tarafından takdir edilir ise, mehaz Alman hukukunda ortaya konulan ve Türk doktrininde de marka değeri açısından ifade edilen, markanın müşteri kazanılmasındaki önemi sebebiyle denkleştirme açısından indirime gidilebileceği yönündeki görüşü Sayın Mahkemenin takdirine sunarız.” şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamından; Davacı taraf, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında “Toptan Dağıtım ve Lojistik Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşmenin davalı şirketin, müvekkili şirkete gönderdiği … 6. Noterliği ‘nin 10.03.2009 Tarih ve … Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini beyanla portföy tazminatı talebinde bulunmuştur.
Sözleşmenin 2.1inci maddesinde sözleşmenin konusu “sözleşme konusu malların …, tarafından belirlenecek üreticilerden firma tarafından temin edilerek …’lara, tüketicilere satış ve pazarlamasının yapılması amacıyla satılması şartlarının ve tarafların bu doğrultudaki hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibaret” olarak tanımlanmış olup; dava, tedarik sözleşmesinin feshi nedeniyle portföy tazminatı istemine ilişkindir.
Genel olarak denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır.
Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın “Denkleştirme istemi” başlıklı 122. Maddesi ” (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona
ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye
kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla
sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun
düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer
ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin
devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse
veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse,
acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının
sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı
veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın esası bakımından taraflar arasındaki sözleşmede TTK’nın 122/son maddesinde belirtilen tek satıcılık vb tekel hakkı veren bir sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığının öncelikle belirlenmesi gerekir.
Sözleşmenin 2.3 maddesindeki “…, Sözleşme konusu ile aynı yada benzer konuda üçüncü gerçek ve/veya tüzel kişilerle her türlü sözleşme, protokol, anlaşma vb. İmzalamak hakkına yada firmanın yazılı onayı olmaksızın her zaman gerçek yada tüzel kişilerden işbu sözleşme konusu ile aynı konuda hizmet almak hakkına sahiptir.” düzenleme de göz önünde tutulduğunda davacıya belirli bir bölgede tekel yetkisi verilmediği anlaşılmakla bu nedenle portföy tazminatı koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıda belirtildiği şekilde karar verilmiştir.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL harcın peşin alınan 853,90 TL harçtan mahsubu ile artan 674,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/03/2023
Katip …
(e-imza)
Hakim …
(e-imza)