Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1222 E. 2020/427 K. 05.10.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/1222 Esas
KARAR NO : 2020/427

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/12/2016
KARAR TARİHİ : 05/10/2020

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında, Beyoğlu … Noterliği’nde 03/09/2006 tarih … yevmiye numarası ile rödavans sözleşmesi imzalandığını, maden işletme sahalarında ruhsat sahibi davalı olduğunu, davalı tarafından hazırlanan ve ilgili bakanlığın maden işleri genel müdürlüğü tarafından onaylanan işletme projesinde sahada mevcut madenin miktar ve kalitesinin açıklandığını, davalının ruhsat bitim tarihini 24/07/2009 tarihi olduğu, sözleşmenin bu tarihten itibaren 10 yıl uzatıldığını, işletme projesine göre, işletmecinin işleteceği krom cevheri miktarının 3.092.910 ton olarak belirlendiği, davacının bu miktardaki cevheri işletmek üzere bir fabrika kuracağını, davacının taraflar arasındaki sözleşme ve davalının 26/09/2008 tarihli talep yazısına istinaden, 2012 Kasım ayında fabrikayı kurduğunu ve 2013 yılı Nisan ayında fabrikanın işletmeye alındığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 2013 yılı Nisan ayı itibariyle yürürlüğe girdiğini, sahada, işletme projesinde belirtilen miktar ve kalitede madenin bulunmadığını, bu durumun maden mühendisi… tarafından hazırlanan 18/12/2015 tarihli raporda da teyit edildiğini, raporu hazırlayanın, davalının çalışanı olduğunu, davalı tarafın Beşiktaş …Noterliğine ait … yevmiye nolu ve 23 Mayıs 2016 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilince taraflar arasındaki sözleşmenin Beşiktaş …Noterliğine ait … yevmiye numaralı 24/10/2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin kandırıldığını ve buna bağlı olarak zarara uğradığını, bu zararlardan davalının sorumlu olduğunu beyan ederek; davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi ihlal ettiğinin tespitine ve buna bağlı olarak, bu ihlalden mütevellit davacı şirketin müspet ve menfi zarara maruz kaldığının tespitine, müvekkili şirketin şimdilik 21.000.000,00USD karşılığı, 73.500.000 TL tutarındaki müspet zararın tespitine ve bu miktara bankalarca uygulanan en yüksek reeskont faizi uygulanmasına, 73.500.000,00TL davacının müspet zararının şimdilik 10.000,00TL lik kısmının tespiti ile karara bağlanmasını ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, davacının müspet zarar talebinin kabul edilmemesi halinde, sözleşmenin feshi tarihine kadar gerçekleşmiş bulunan yaklaşık 10.000.000,00TL civarındaki menfi zararın belirlenmesine ve bu zarar kalemine de dava tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek reeskont faizi uygulanmasına, bu zarardan şimdilik 10.000,00TL lik kısmının, iş bu kısmın dava kapsamında hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacak miktarının belirlenebilir olması nedeniyle, davacının kısmi dava ile birlikte külli tespit davası açmasında bir hukuki yararının olmadığını, davacı tarafından öne sürülen taleplerin zaman aşımına uğradığını, sözleşmenin 24/07/2019 tarihine kadar değil, 03/09/2016 tarihine kadar uzadığını, işletme projesinde veya sözleşmede davacı tarafa tonaj garantisine dair verilmiş herhangi bir taahhüdün veya garanti beyanının bulunmadığını, davacının ayıpları zamanında bildirmediğini, müvekkilince sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, aynı anda hem müspet hem de menfi zararın talep edilemeyeceğini, davacının faiz talebinin sadece talep ettiği kısım için geçerli olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1.maddesi uyarınca; mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Görev kamu düzenine ilişkin olup aynı zamanda bir dava şartıdır. Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 357. maddesi ve devamında düzenlenen hasılat kirasının bir türü olarak kabul edilen rödovans sözleşmesinden kaynaklanmaktadır HMK’nin 4/1-a maddesinde; kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır. Eldeki dava 6100 sayılı HMK’nin yürürlüğe girmesinden sonra 16/12/2016 tarihinde açılmış olup görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup, mahkememizce HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Nitekim Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin 2016/19248 Esas ve 2020/3557 Karar, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 2017/10276 Esas ve 2019/7797 Karar sayılı ilamları da bu doğrultudadır.)
HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-1-HMK 6100 Sayılı 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE
2-İstanbul Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu tespitine,
3-6100 sayılı HMK nın 20. Maddesi uyarınca görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde davacı tarafın müracatı halinde dosyanın görevli İstanbul Sulh Huku Mahkemesine gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK nın 20. Maddesi uyarınca görevsizlik kararı kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde davacı tarafın müracat etmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağına,
5-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/10/2020

Katip …
¸e-imzalıdır

Hakim …
¸e-imzalıdır