Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/918 Esas
KARAR NO : 2018/502
DAVA :Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/11/2015
KARAR TARİHİ : 02/05/2018
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … Gazetesinin 11/09/2014 tarihli nüshasından 1. Sayfada “… Yasa Meclisten Geçti Havuza Akıtılan Paraya Af Çıktı” ve 8. sayfasında “…’dan Vatandaşa Borç, Yandaşa Rant Çıktı” başlıklı haberde yer alan bilgi ve açıklamaların gerçek dışı, dolayısıyla yanıltıcı, haksız ve müvekkillerinin manevi haklarını ve ticari itibarlarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğunu, söz konusu haberde; hükümet tarafından yapılan; Soma’da yaşanan facia sonrasında madencilerle taşeron işçilere yeni haklar getiren … yasadan yola çıkılarak müvekkillerinin sahibi olduğu … Medya Grubu’nun usulsüz işlemlerle el değiştirdiği ve bu yeni düzenlemelerin bu işlemler esnasında yapılan para transferlerini örtmek için getirildiği, müvekkillerin sahibi olduğu medya kuruluşlarının iktidar güdümünde olan kuruluşlar olduğunu belirttiğini, söz konusu bu çirkin ve müvekkilleri töhmet altında bırakan çıkarımlar ile müvekkillerin usulsüz işlemlerle el değiştirdiği yönünde ve “havuz” şeklindeki söylemlerle ve gerçekliği ve doğruluğu, montaj olup olmadığı, kimler arasında geçtiği meçhul bir ses kaydının tapeleri olduğu iddia edilen bir takım ses kayıtlarına dayanılarak, müvekkil şirketlerin sahibi oldukları yayın organları hakkında kamuoyunda olumsuz bir algı yaratılmasına bilinçli ve kasıtlı olarak vesile olunduğunu, davaya konu yayın içerisinde, hiçbir somut ve geçerli kanıta dayanılmaksızın, … Grubunun satın alınabilmesi için havuz usulü para toplandığı, … Grubu’nun iktidarın güdümünde bir yayın kuruluşu olduğu, bu sebeple yeni … yasa kapsamında vergi affı düzenlemeleri yapıldığı, kaba tabirle adeta “havuza” (!) aktarılan paranın aklanması (!) için bu düzenlemelerin yapıldığı anlamına gelen ifadelerle ortada bir yolsuzluk varmış ve müvekkiller de bunun bir parçasıymış gibi kamuoyuna aktarılması, haber verme hakkı ile açıklanabilecek ve korunabilecek bir eylem olamayacağını, müvekkil şirketlerin sahibi oldukları … grubunun gizli kapaklı ve usulsüz işlemlerle el değiştirdiği izlenimini kamuoyuna gerçek gibi sunan dava konusu yayın, müvekkil şirketleri töhmet altında bırakan, kamuoyu nezdindeki güvenirliklerini ve itibarlarını sarsma amacına hizmet eden bir haber niteliğinde olduğunu, davaya konu haber ile müvekkil şirketlerin sahibi olduğu … Gazetesi ve … Televizyonunun usulsüz işlemlerle el değiştirdiği izlenimi kamuoyuna verilmekte; dolayısıyla gerçek dışı bir suçlama gerçek gibi kamuoyu ile paylaşıldığını, müvekkili şirketlerin bugüne kadar herhangi bir usulsüzlüğün içerisinde olmadığını, herhangi bir kisi veya kurumun güdümünde bulunmadığını, her daim tarafsız ve objektif bir şekilde yayıncılık yapmaya devam ettiğini bunun aksinin, kamuoyuna gerçek dışı yayınlar ile empoze edilmeye ve müvekkillerin usulsüz işlemlerle el değiştirdiği ve iktidar tarafından yönlendirildiği algısının kamuoyunda oluşturulmaya çalışılması veya buna vesile olunması da gazetecilik etiği ve İlkeleri ile basın ahlak ve meslek İlkelerine de açıkça aykırı olduğunu, neticede, davaya konu haberin, gerçekliği ve doğruluğu, montaj olup olmadığı, kimler arasında geçtiği meçhul ses kayıtlarına ve o kayıtları hayali bir kurgu dahilinde sunan yönlendirici açıklamalara dayanılarak, müvekkil şirketlerin sahibi oldukları yayın organları hakkında kamuoyunda olumsuz bir algı yaratılmasına bilinçli ve kasıtlı olarak vesile olduğu; müvekkilleri töhmet altında bıraktığı; kamuoyu nezdindeki güvenirliliklerini ve itibarlarını sarsma amacına hizmet ettiğinin sabit olduğunu, müvekkillerini töhmet altında bırakan, mesleki ve ticari itibarlarına, yıllar içinde oluşturduğu güven ve imaja saldırı teşkil eden yayının doğrudan manevi zarar yaratan bilinçli ve kasıtlı bir haksız fiil teşkil ettiğini, yapılan bu kasıtlı ve gerçek dışı yayınla müvekkiller aleyhine kamuoyunun yönlendirildiği ve toplum nezdinde müvekkillerine yönelik kötü ve haksız bir imaj yaratmaya çalıştığını, açıklanan bu nedenlerle açıkça hukuka aykırı ve müvekkillerinin manevi haklarına tecavüz teşkil eden yayınlar nedeniyle 1. Sayfada “… Yasa Meclisten Geçti Havuza Akıtılan Paraya Af Çıktı” ve 8. sayfasında “…’dan Vatandaşa Borç, Yandaşa Rant Çıktı” başlığı ile devam eden yayın için müvekkilleri için ayrı ayrı 50.000 TL den toplam 100.000 manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava konusu yayınların hukuka aykırılıklarının tespiti ve masrafı davalıdan alınmak suretiyle kararın … Gazetesinin ve tirajı en yüksek ulusal iki gazete yayınlanmasına, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
söz konusu haberin … yasa ve getirdiklerine ilişkin olmakla, yasanın çıkış tarihi ile güncel, yasadan etkilenecek kişilerin vatandaşlar olması ile toplumu ilgilendiren, yasada yer alanların aktarılması ile gerçek ve nihayet olanın eleştirel dille açıklaması ile biçim ve içerik arasındaki düşünsel bağın kurulduğu bir haber olduğunu, haber anons ve asıl kısım olarak 1. ve 8. sayfalarda yayınlandığını, haberin asıl kısmında ne davacının ismi ne … grubunun ismi ne de davacıyı ilgilendiren herhangi bir kelime bulunmadığını, bu sebeple haberin 8. sayfasının değerlendirme ve dava dışı tutulması gerektiğini, aksi halde davacının gösterdiği alınganlık sebebiyle, kendisiyle ilgili olmayan bir habere sansür uygulama çabası gündeme geleceğini ve bunun da hukukun ihlali anlamına geldiğini, bu sebeple, 8. sayfaya ilişkin iddialara karşı cevap vermeye gerek duymadığını, mahkemenin aksi görüşte olması halinde, bu kısma ilişkin cevaplarını da ayrıca beyan sunarak belirteceğini, bu hususlara ek olarak herkesin malumu olan bir hususun haber yapılmaması düşünülemeyeceğini, devletin yaptığından milletin haberi olmalı ilkesi gereği, eğer böyle önemli kurumlarda böyle mühim bir iddia söz konusu oluyorsa, iddianın topluma duyurulması hem toplumsal ilgi gereği hem de kamusal yarar gereği olduğunu, kaldı ki haberin sadece müvekkilleri tarafından yapılmadığını, aylarca her basın ve medya kuruluşunun haberlerinde yer aldığını, tüm sosyal medyada konuşulduğunu, herkesin bildiği konuştuğu tartıştığı bir mevzu haline geldiğini, hal böyleyken davacının rahatsızlık duyabileceği gerekçesiyle haber yapılmamasının, toplumun haber alma özgürlüğüne getirilen bir engel teşkil ettiğini, hak ihlali olmayan haber sebebiyle davanın reddi gerekmekle, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda sadece bir cümleden oluşan dava konusu için 100.000 TL fahiş tazminatın, açıkça sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın ve dava konusu tazminat talebinin reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/12/2016 tarih, … E., … K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin 17/07/2017 tarih, … E., … K. Sayılı ilamı ile, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeni ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne, … 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/12/2016 tarih, … E., … K. Sayılı kararının kaldırılmasına, davacının davasının Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizliği nedeni ile usulden reddine, HMK 20. Maddesi uyarınca süresinde ve talep halinde dosyanın … Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmekle dosya mahkememize gönderilmiştir.
Davaya konu haberin yapıldığı 11/09/2014 tarihli … Gazetesinin sureti dosyaya ibraz edildiği, davalı tarafın sosyal ekonomik durumunun araştırıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacılar tarafından, … Gazetesinin 11/09/2014 tarihli nüshasının birinci sayfasında “… yasa meclisten geçti, havuza akıtılan paraya af çıktı” ve yine 8. Sahifesinde ” …dan vatandaşa borç, yandaşa rant çıktı” başlığı ile devam eden haberin davacı tarafın kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ileri sürülerek manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.
… 4. H.D.’nin 24/01/2018 tarih … Esas … karar sayılı ilamında belirtilen “Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.” şeklindeki açıklamaları da dikkate alınarak davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde; haberin güncel olması, kamuoyunu ilgilendirmesi unsurlarının bulunması nedeniyle basının haber verme kapsamında kaldığı, haberde yer verilen söz konusu kayıtların montaj olup olmadığı, nasıl ve ne şekilde elde edildiğinin araştırma görevinin yargı organlarına ait olduğu, basının görevinin görünen duruma uygun şekilde haberin aktarılması olup ses kayıtlarını kriminalistik araştırmaya tabi tutarak gerçekliklerini ortaya koyma gibi bir durumu olmadığı, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basının sorumlu tutulmayacağı, medya kuruluşlarının birbirine rakip olmaları da dikkate alınarak birbirleri hakkındaki haberleri yayınlamaları sert eleştiri kapsamında kaldığı, medya kuruluşlarının katlanması gerektiği, bu nedenle davacıların kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere,
1-Davanın REDDİNE
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90-TL red harcının peşin yatırılan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile arta kalan 1.671,85-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir edilen 2.180,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davacı tarafça yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair davacı … davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır