Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/423 Esas
KARAR NO:2023/443
DAVA:Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ:05/07/2022
KARAR TARİHİ:15/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle: borçlu … Turizm ve Ticaret Limited Şırketı adına …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … Esas, … Karar sayılı ve 31.03.2022 tarihli ilamı dogrultusunda …. İcra Müdürlüğü’nün 2022/… Esas sayılı dosyasından 4-5 Örnek No’lu icra emri gönderildiğini, borçlu şirket hakkında yapılan takip dosyası kapsamı ve dosyaya sunulan evraklar göz önünde bulundurulduğunda şirket mevcudunun borçlarını ödemeye yeterli olmadığının ortaya çıktığını, takip borçlusunun … Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına ve mahkeme kararında yer alan bilgiye göre kayıtlı merkez adresi olarak gözüken “… … .. K.2 NO.82 …/…” adresinde, 12.05.2022tarihinde uygulanan fiili haciz sırasında tutanak kaydına göre, … B Blok yönetiminin beyanı ile borçlu şirketin 2008 yılından bu yana anılan adreste faaliyet göstermediğinin, anılan adreste İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün … sicil numarasında kayıtlı … A.Ş.’nin faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı şirket adresini terk ederek ticari faaliyetine son verdiğinin anlaşıldığını, ticareti terk eden tacirin İcra İflas Kanunu 44. maddeye göre bu keyfiyeti 15 gün içinde ticaret siciline bildirmesi ve mal beyanında bulunması zorunlu iken şüpheli / Borçlu … … Yetkilisi/Ortağı … ‘ nin bu kanuni zorunluluğu yerine getirmediğinden İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesi gereğince ve ayrıca şirket mevcudunun borçları karşılamadığı durumda şirketin iflasını istemediğinden İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesi gereğince hapisle tazyik edilmesini talep edileceğini, şirket ortaklarının, ticareti usulsüz terk ederlerse alacaklılara karşı TTK md. 553 kapsamında sorumlu olacaklarını, bu sebeple, … … Ortağı …’ nin ticareti usulsüz terk etmesi nedeniyle müvekkili şirkete TTK md. 553 kapsamında sorumlu olduğunu, davalı yan …’nin … … yetkilisi/ortağı olması sebebiyle müvekkilin zararını gidermesi için sorumlu olduğunun tespiti ile davalı yanın sözde alacağına karşı taraflarınca takas mahsup isteminde bulunduğundan ve icra takipleri halen derdest olduğundan, HMK md. 107 gereği, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin taraflarından beklenemeyeceği için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin en yüksek ticari reeskont faiz / ticari faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle: davacının zararlarını net olarak tespit edemediğinden davayı belirsiz dava olarak açtıklarını iddia etmekte iseler de davacının …. İcra Müdürlüğü’nün 2022/… Esas sayılı dosyasında alacağının toplamda 899.496,72 TL olduğunu açıkça belirttiklerini, davacının takibe konu ettiği alacağın bedelini belirleyememesi durumunun söz konusu olmadığını, davacının huzurdaki dava konusu işlemlerin tamamını ve tutarlarını bildiği konusunda herhangi bir tartışma veya tereddüt bulunmamasına rağmen huzurdaki davayı, HMK’nun 107/1 maddesine göre sonra arttırabileceğini de belirterek, “şimdilik” 1.000-TL talepli olarak açıldığını, davacının esasen açılan dava ile müvekkilini zor duruma düşürmek, dava, icra, iflas ve haciz tehdidiyle müvekkilini haklı alacaklarından vazgeçirmeyi amaçladıklarını, bu durumda davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması hukuken mümkün olmadığından, davanın bu açıdan reddinin gerektiğini, işbu husus dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğini, HMK. 29 /2’ye göre tarafların, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlü olduklarını, davacının HMK. 29. Maddesine aykırı davrandığını ve mahkemeyi doğru bilgilendirmediğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde birtakım iddia ve ithamlarda bulunmuş olmakla birlikte; somut olayları mahkemeden gizleyerek müvekkilinin ortağı şirketin iflas şartları varmışcasına dava dilekçesini hazırladığını, davacının mahkemeden gizlemiş olduğu maddi olayları işbu dilekçe ile aktarmak zorunluluğu doğduğunu, davacının …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … Esas, … Karar sayılı ve 31.03.2022 tarihli ilamı doğrultusunda …. İcra Müdürlüğü’nün 2022/… Esas dosyasında icra takibi başlattığını ve borcun ödenmemesi sebebiyle huzurdaki davayı ikame ettiğini, bahse konu ilamda mahkeme tarafından müvekkili lehine de tazminat kararının verildiğini, müvekkili yönünden hükmedilen alacağın … İcra Müdürlüğü’ nün 2018/… E. Sayılı dosyada takibe konu edildiğini ve davacı tarafından icra dosyasına 1.550,000,00 TL tutarında teminat yatırılarak icranın geri bırakılması kararının alındığını, davacı tarafından …. İcra Müdürlüğü’nün 2022/… Esas dosyasında takibe konu edilen alacak yönünden de dosya borcunun tamamına haciz konulduğunu, davacının alacağının tamamının kendi borçlu olduğu dosya borcuna istinaden teminat altına alındığını, davacının esasen kendi borcunun ödenmesi sürecini sürüncemede bırakmak ve bir anlamda borcu ödemekten kaçınmak adına bu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin Japonya’da kurulmuş bulunan … tarafından nano teknoloji ile üretilen ve tüm dünyada tanınmış olan … ürünlerinin Türkiye’ye ithalatı ve ülke içinde satışı konusunda İnhisari hak sahibi olduğu dönemde, davacı şirketin teklifi üzerine ve davacı şirketin bayilik sisteminin yaygın olması sebebiyle ürünlerin dağıtımı ve ülke çapında satılması ve pazarlanması amacıyla davacı şirket ile 28.07.2009 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 3. Maddesi ile de davacı şirketin, sözleşmenin yürürlükte olduğu her yıl için sözleşme konusu ürünlerden asgari 50.000 m² satın almayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 4. Maddesine göre müvekkili şirketin davacı şirketin asgari satın alma taahhüdünde bulunmasından ve bu taahhüdüne uyacağından hareketle, sözleşmenin yürülükte olduğu süre içinde sözleşme konusu ürünleri, Sözleşmenin kurulduğu anda mevcut bulunan ve Sözleşmenin 2 nolu ekinde belirtilmiş olan bayileri haricindeki üçüncü kişilere satmama ve bayilik vermeme yükümlülüğü altına girdiğini, sözleşmenin 3. Maddesi davacı şirketin, yıl sonunda asgari satın alma taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkilinin ortağı şirketin ise sözleşme hükümleri ile üstlendiği tüm mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, sözleşme konusu ürünlerin bayiliğini alma isteğini içeren çok sayıda teklifi, davacı şirket edimlerini yerine getirmediği için müvekkili şirketin kendi taahhüdüne uyma zorunluluğu bulunmamasına ve edimini yerine getirmek zorunda olmamasına rağmen, iyi niyetle ve ahde vefa ilkesi çerçevesinde Sözleşmenin 4. maddesinde yer alan davacı şirketin İnhisari haklarına riayeten geri çevirdiğini, ancak davacı şirketin sözleşmenin 3. maddesinde bir yıl içinde asgari 50.000 m² ürün satın alma taahhüdü olmasına rağmen 8.366,22 m² ürün satın aldığını, bu ürünlerden de 4.644 m²’sini iade ettiğini, müvekkilinin ortağı şirket davacının, sözleşmeye aykırı bu fiilleri nedeniyle … ilişkilerinin bozulduğunu ve yaşanan bu olumsuzluklardan üretici şirket ile müvekkili şirketin büyük zarar gördüğünü, bunun üzerine davacıya … 25. Noterliği’ den 24/09/2010 tarihinde … yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davacı şirketin müvekkilinin ortağı şirkete başvurarak yıllık alım taahhüdünün 20.000 m² olarak benimsenmesini, miktarların bilahare arttırılması teklif ettiğini, müvekkili şirketin davacının akde aykırı eylemleri nedeniyle, kendi satım taahhütlerine de uymadığı için … … ile yaşadığı olumsuzlukları dikkate alarak ve davalı şirketin bu taahhütlerini de yerine getirmesi de mümkün olmadığını, sonuç olarak sözleşmenin 3. Maddesine aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshinden önce doğmuş bulunan haklarına istinaden müvekkilinin ortağı şirketin yoksun kaldığı karı davacıdan talep ettiğini, davacı aleyhine fazlaya ilişkin her türlü yasal ve sözleşmesel hakları saklı kalmak kaydıyla, 25.000 Euro’nun fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili talebiyle, … Asliye Tic. Mahkemesi’ nin 2012/… E. Sayılı dosyasında dava açıldığını, 13/10/2017 tarihli dilekçe ile; 25.000 Euro tutarındaki yoksun kalınan kara ilişkin talep yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 1.190.059 Euro arttırarak 1.215.059 Euro’ya çıkarıldığını, …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2012/… esas dosyasında 2017/… K. Sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 1.251.059,89 EURO’nun davacı … Firmasından tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verildiğini, verilen kararın davacı tarafından istinaf edildiğini ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ‘ nin 2018/1552 Esas – 2019/2191 Karar numaralı 18/10/2019 tarihli ilamıyla mahkeme kararını yalnızca bilirkişinin 3’lü heyet olarak atandığı ancak hükme esas alınan raporda yalnızca iki kişinin bulunduğu ve 3. kişinin imzasının bulunmadığından bahisle eksikliğin tamamlanması için kararı kaldırdığını, İstinaf kararı sonrasında yeniden yapılan yargılamada, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirttiği gibi ara karara uygun 08.02.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu alındığını, 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporu Bölge Adliye Mahkemesi’ nin belirttiği usule dair eksikliği giderildiğini, bu rapordan sonra …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin dosyada alınan sayısız bilirkişi raporlarına da rağmen, yeni ve bambaşka bir heyet oluşturarak ve üstelikte istinaf mahkemesi kararına da aykırı şekilde bir ara karar kurarak yalnızca kendisinin vermeyi düşündüğü karar doğrultusunda bir rapor hazırlanması talebiyle dosyayı yeniden başka bir bilirkişi heyetine gönderdiğini, mahkeme dosyasında yer alan tüm raporlarla çelişen 31.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporundaki hesaplamaları hükme esas alarak karar verdiğini, Euro üzerinden ikame edilen davada üstelik sözleşmede yer alan ürünlerin ödemesinin Euro olarak kararlaştırılmasına ve Türk Lirası’na ilişkin bir talepte bulunulmamasına rağmen mahkemece alacağın Türk Lirası üzerinden kabulüne karar verilmesinin anlaşılamadığını, işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinaf incelemesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2022/1072 E. Sayılı dosyasından yapıldığını, davacının sunmuş olduğu ilam her ne kadar istinaf incelemesinde ise de söz konusu ilamda açıkça görüleceği üzere müvekkilinin alacaklı olduğu tutarın, davacının alacaklı olduğu tutardan yüksek olduğunu, …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin … Esas, … Karar sayılı ilamı doğrultusunda …. İcra Müdürlüğü’ nün … E. Saylı dosyasından davacıya yeniden icra emri gönderildiğini ve davacının da söz konusu dosya borcuna haciz koyulduğunu, davacının alacaklı olduğu ve müvekkilinin alacaklı olduğu ilamlar yönünden karar kesinleşmemiş olup, her iki alacak yönünden de istinaf incelemesinin devam ettiğini, dolayısıyla her iki alacak yönünden kesinleşmiş icra takipleri bulunsa da alacağın çekişmeli halinin devam ettiğini, bu noktada birbiriyle aynı sebepten doğan iki alacağın olduğu bir durumda davacının salt teminat yatırılmadığından ya da borcun ödenmediğinden bahisle huzurdaki davayı ikame etmesinde hukuki bir yararının bulunmadığını, davacının belirttiği üzere bahse konu sözleşme ile müvekkilinin ortağı olduğu şirketin Japonya’da kurulmuş bulunan … … tarafından nano teknoloji ile üretilen ve tüm dünyada tanınmış olan … …, … …, … … ve … … ürünlerinin Türkiye’ye ithalatı ve ülke içinde satışı konusunda İnhisari hak sahibi olduğu dönemde müvekkillin ortağı olduğu şirketle akdetmiş olduğu sözleşme ile söz konusu ürünlerin Türkiye’de tek kendisine satılacağını belirterek, yıllık alım taahhüdüne istinaden şirketi başkaca herhangi bir firma ile sözleşme yaptırmadığını, satıma konu ürünlerin davacının ihtiyaç duyduğu seramik malzemeleri olup, ürünlerin kalitesinin dünya standartlarında olduğunu, davacının Türkiye genelinde birçok bayisinin bulunduğunu, davacının söz konusu sözleşme ile esasen kendisine rakip olabilecek müvekkili ve hak sahibi olduğu firmaların iç piyasaya girişini bir anlamda engellediğini, müvekkilinin ortağı şirketin iş yapmasını da engellediğini, piyasadaki hakim durumunu kötüye kullandığını ve şirketi söz konusu sözleşmeyle kendisi dışında başka firmalarla iş yapamaz duruma getirdiğini nihayetinde kendisinin de alım taahhüdüne uymadığını, müvekkilinin ortağı şirketin milyonlarca lira zarar etmesine sebep olan davacının, müvekkili şirketi zarara uğrattığından bahisle huzurdaki davayı ikame etmesinin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davacının dürüstlük kuralına açıkça aykırı davranarak davayı açtığını, davacının işbu davasının ve iddialarının bu sebeple de dikkate alınmasının mümkün olmadığını, davacı … Park’ın ticareti usulsüz terk ettiğini bu nedenle ortağın alacaklıları zarara uğrattığı iddiasıyla huzurdaki davayı açtığını, ticareti usulsüz terk etmek başlı başına alacaklıları zarara uğratmış gibi yansıtılmaya çalışılmış ise de … Vergi Dairesi’ nin 07.12.2022 tarihli yazısında da görüleceği üzere … … Tic.Merkz.82 Kapı No:B …/istanbul adresinden 09/09/2022 tarihinde adres değişikliği yaparak yeni adresinin … Mah. … … Cad. … No: …/… …/ İstanbul adresine taşındığı beyan ettiğini, aylık 720-TL (+) KDV kira bedeli ödendiğinin de tespit edildiğini, şirketin 2021 de dahil olmak üzere tüm yıllara ilişkin Kurumlar Vergisi beyannamesinin süresinde verildiğinin ve tasdik ettirildiğinin de vergi dairesi kayıtlarıyla da sabit olduğunu, bu nedenle davacının resmi kayıtlara aykırı şekilde ticareti terk iddiasıyla huzurdaki davayı açmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının esasen hiçbir zararının olmaması bir yana kurulduğundan bu yana şirketin yönetici olan müvekkili şirkete karşı tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davacının da akdetmiş olduğu sözleşmeyle bu durumu bildiğini, müvekkilinin hangi eylemi nedeniyle davacının zarar ettiği ise hiç anlaşılamamış olup, davacının salt genel geçer iddialarla menfaat elde etmeye çalıştığını, müvekkili şirketi zarara uğratan hiçbir eylemini belirtemeyen davacının içi boş bir iddia ile müvekkili şirketi baskı altına almayı amaçladığının ortada olduğunu, nitekim davacının açmış olduğu …. İcra Ceza Mahkemesi’ nin … E. dosyasında ve … E. Sayılı dosyasındaki şikayetleri ile aynı şekilde …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin … E. Sayılı dosyalarında açmış olduğu iflas davalarında da davacının amacının alacağını tahsil etmek ya da alacağına ulaşmak değil, borcunu ödemekten kaçınmak olduğunu, TTK. 553’te düzenlenen sorumluluğun kusur sorumluluğu olduğunu, TTK nın 553/1 maddesi gereğince şirket müdürü olan davalı aleyhine şirketi zarara uğrattığından bahisle tazminat davası açılmış ise de; kanundaki düzenlemeye göre davacı tarafın müvekkilin kusurlu olduğunu ve zarar miktarını ispatlamasının gerektiğini, davacının bu aşamaya kadar herhangi bir delil de sunmadığını, davacının esasen işbu davayı açarak, …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin … Esas sayılı dosyasında defalarca incelenen şirket defterlerinin yeniden incelenmesini talep ettiğini, belirtilen dosyada her defasında defterler incelenmiş olup, davacının bu talebini anlamanın mümkün olmadığını, davacının … Park şirketinin son on yıla ait tüm faturalarının celbedilmesini talep etmesinin de amacının müvekkili şirketi zarara uğratıp uğratmadığının tespiti değil müvekkilinin müşteri çevresinin öğrenilmesi olduğunu, müvekkilinin ticari sırlarına ve müşteri bilgilerine ulaşılmaya çalışıldığını, öncelikle …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin … Esas dosyasının işbu dosya yönünden bekletici mesele yapılmasına, belirsiz alacak şeklinde açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, aksi durumda yukarıda açıklanan sebepler dikkate alınarak davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
… Vergi Dairesi Müdürlüğü’ ne müzekkere yazılarak, … …’nin(VKN:…) 2008 yılından itibaren hangi adresi merkez adresi olarak beyan ettiği ve onun için stopaj veya KDV ödediği belgeleriyle birlikte gönderilmesi veya şirketin kendi mülkiyetinde bulunan bir yerde faaliyette bulunmuş ise buna ilişkin beyan ve amortisman belgelerinin ve Dava dışı … …’ nin son 10 yıla ait kurumlar vergi beyannamesi ve ekleri, muhtasar, kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve sair tüm beyannameleri ve eklerinin, son 10 yıl içinde düzenlendiği tüm fatura, e-arşiv faturaların ve e-faturaların çıkarılarak mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
… Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından ödevli firmanın 05/03/2007 tarihinden itibaren … … Tic.Merkz.82 Kapı No:B …/istanbul adresinde faaliyetteyken 27.10.2022 tarih … sayılı dilekçesinde 09/09/2022 tarihinde adres değişikliği yaparak yeni adresinin … Mah. … … Cad…. No: 211/64 …/istanbul adresindeki sanal ofis olduğu, … vergi kimlik numaralı … A.Ş. den aylık 720-TL (4) KDV bedel karşılığında kiralandığı, belirtilmiş olup halen merkez adresinin aynı adres olduğu, … firmanın 05.03.2007 tarihinde … Vergi Dairesinden dairelerine nakil olarak geldiği, merkez adresinin … T.C.Kimlik numaralı …dan kiralanan … … Tic.merkz.82 Kapı No:B …/istanbul adresi olduğu, 15.02.2007 tarihi itibariyle aylık net 2000-USD olduğu, firmanın kendi mülkü olan herhangi bir iş yeri adresi kayıtlarının bulunmadığı, ödevli firmaya ait KDV, Muhtasar beyannameleri ve tahakkuk tahsilat evraklarının mahkememiz dosyasına gönderildiği anlaşılmıştır.
… A.ş, ‘ye müzekkere yazılarak … …’nin(VKN:…) ‘nin adına kayıtlı sabit hat, telefon, cep telefonu ve data hatlarının kurulu olduğu adresler ile fatura adreslerinin araştırılarak mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
…. İcra Ceza Mahkemesi’ nin … sayılı dosyasının incelenmesinde; şikayetçisinin … Anonim Şirketi, şüphelinin … olup, Ticareti usulüne aykiri terk etmek suçundan yargılama yapıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçu bakımından suçunun yasal unsurları oluşmadığından sanığın CMK 223/2-a gereğince beraatine karar verildiği, dosyanın İstinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 16. Ceza Dairesi’ nce yerel mahkemece verilen kararın yerinde olduğundan CMK 280/1-a maddesi gereğince müşteki vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine’ karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
…. İcra Dairesi’ne müzekkere yazılarak, 2022/… Esas sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, …. İcra Dairesinin dosyasının yapılan incelemesinde, … Anonim Şirketi tarafından … … aleyhine 1.439.194,18.-TL toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından … … unvanlı iş yerinin sicil dosyasının gönderildiği görülmüştür. Sicil dosyasının incelenmesinde, şirketin yönetim kurulu müdürünün … olduğu, şirketin son tescilini 24/11/2010 tarihinde yaptırdığı anlaşılmıştır.
…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas … karar sayılı dosyasının incelemesinde, davacısının … Turizm ve Ticaret Ltd. Şti., temlik alan davacının …, davalının … San. A.Ş., birleşen …. Asliye Ticaret Mahkemesi açısından davacının … San. A.Ş. Davalının … Turizm ve Ticaret A.Ş. olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, Asıl Davanın kısmen kabulü ile; 1.321.769,92 TL.nin temerrüt tarihi olan 31.01.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı … A.Ş. den tahsili ile, 684.777,37 TL.sinin temlik alan davacı …’e, kalan 636.992,55 TL.sinin davacı … Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.ne verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulü ile; 738.904,66 TL alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte, birleşen davanın davalısı … Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. den tahsili ile birleşen davanın davacısı … A.Ş. ne verilmesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, sunulan beyan dilekçeleri ile celp edilen dosyalar ve tüm dosya içeriğine göre; açılan davanın … … ortağı olan davalı …’ nin ticareti usulsüz terk ettiği iddiasıyla TTK md. 553 kapsamında sorumlu olduğu iddiasına dayanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 664/1-a maddesinin atfı ile 553. maddesi hükmüne göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK’nın 555/1. maddesi uyarınca şirket ortakları, şirketin uğramış olduğu zararın şirkete ödenmesi talebi ile dava açabilirler. 560. maddesi uyarınca ise, müdürlere ve tasfiye memurlarına karşı açılacak tazminat davaları, davacının sorumluları ve zararı öğrendiği tarihten itibaren iki yılda, her halde zararın oluşumundan başlayarak 5 yılda zamanaşına uğrar. Kanun ile limited şirket müdürleri ve tasfiye memurları yönünden getirilen hukuki sorumluluk bir kusur sorumluluğudur. Somut olayda, …. İcra Ceza Mahkemesi’ nin kesinleşen … sayılı dosyasında dosyamız davalısının ticareti usulüne aykırı terk etmek suçu bakımından suçunun yasal unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a gereğince beraatine karar verildiği, yine …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin … esas … karar sayılı dosyasında davalının müdürü olduğu şirket lehine hükmedilen alacağın, davacı lehine hükmedilen alacaktan daha fazla olduğunun görüldüğü, açıklanan nedenlerle, TTK md 553’de düzenlenen sorumluluğun kusur sorumluluğu olması ve mahkememizde oluşan kanaate göre davalının kusurunun bulunmadığı göz önüne alınarak açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: … sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan … 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde bulunan, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 99,20-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden …Ü.T göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/06/2023
Başkan …
e-imzalıdır
Üye …
e-imzalıdır
Üye …
e-imzalıdır
Katip …
e-imzalıdır