Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/64 Esas
KARAR NO:2023/524
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:23/03/2021
KARAR TARİHİ:17/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete sigortalı dava dışı … Limited Şirketinin … … Mahallesi, Dr … Cad. No:23 adresindeki fabrika binasının bacalarının tamiri maksadıyla sigortalı şirket ile davalının anlaştığını, davalının sorumluluğu altında bacada kaynak işi yapılırken oluşan kıvılcımların komşu … … Sanayi Ticaret Anonim Şirketine ait bahçede bulunan tahta parçalarının tutuşarak yangın meydana geldiğini ve zarar oluştuğunu, meydana gelen zararın uzmanlarca incelendiğini ve hasar gören şirkete 199.467TL ödendiğini, ekspertiz raporu ve dosyaya göre hasarın sorumlusunun ve kusurlusunun davalı olduğunu, bu sebeple davalıya icra takibi yapılmış ise de davalının itiraz ettiğini, dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek …. İcra Müdürlüğünün 2021/… esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacı tarafından işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesin sıfatı ile açıldığını, davaya bakmakla yetkili mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde dava dışı … Anonim Şirketi ile müvekkilinin baca tamiri maksadıyla anlaşma yaptığını iddia ettiğini ancak bu iddiayı kabul etmediklerini, davacının iddiasını belge ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin böyle bir anlaşmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin baca tamir işini yapmadığı gibi kaynak işini de yapmadığını, davacı tarafın bu davada taraf sıfatının olmadığını, davacı taraf ile müvekkilinin arasında hiçbir illiyet bağının olmadığını, müvekkilinin … Makina … … isimli şahıs firmasının sahibi olduğunu ve müvekkilinin mühendis olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi baca ve kaynak işi yapmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %100 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
… Limited Şirketi’ne müzekkere yazılarak … Mah. Dr. … Cad. No:23 … … adresindeki fabrika binasının baca tamiri konusunda davalı … Makine ile şirketleri arasında anlaşmanın varolup olmadığının araştırılarak, varsa buna ilişkin belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Davacı Tanığı …, …, davalı tanığı … ve … mahkememiz salonuna getirtilerek dinlenilmişlerdir.
Tarafların ticaret sicil kayıtları incelenmiştir.
GEREKÇE:
Dava, …. İcra Müdürlüğü’nün 2021/… Esas sayılı takip dosyasında itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takibe konu borcun, davacı sigorta şirketinin ödediği riziko bedelinin kusurlu kişiye rücu talebinden doğduğu anlaşılmıştır.
TTK md. 1472’de halefiyet ilkesi “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda da dava dışı … Ltd. Şti.’nin fabrikasında yapılan tadilat esnasında düşen kıvılcımlar sonucu … … A.Ş.’ye ait adreste yangın meydana geldiği ve davacı sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında zararı tazmin ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla halefiyet ilkesi gereği davacı sigorta şirketi, sigortalısının yerine geçerek kusurlu kişilere karşı rücu davası açabilir. Davacı taraf, zarar doğuran yangın olayına davalının sebep olduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, bacanın satış ve kurulumunu yaptığını, ancak onarım ve kaynak işi yapmadığını beyan etmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalının onarım işi yaptığına dair herhangi bir fatura, makbuz veya sözleşmenin bulunmadığı görülmüştür. Davalının düzenlediği bacanın satışına dair fatura mevcut olup; dava konusu yangının, faturanın düzenlendiği tarihten çok sonra meydana geldiği anlaşılmıştır. Bu sebeple dava konusu yangın olayının, bacanın satışı ve kurulumu sırasında meydana gelmediği kanaatine varılmıştır. Yangın olayına ilişkin dinlenen tanık anlatımlarından davacı tanıkları, davalının onarım işi yaptığını beyan etse de, davalı tanıkları davalının onarım işi yapmadığını beyan etmiştir. Davacı taraf, davalının onarım işi yaptığına dair tanık beyanlarını destekler başka bir delil sunmamıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davalının, dava konusu yangın olayının meydana gelmesine sebep olacak kusurlu bir hareketinin bulunduğu ispat edilemediğinden ve davacının davalıya karşı rücu talebi usul ve yasaya uygun olmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalısının beyanlarına itibar ederek takip başlattığı ve kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından kötü niyet tazminatı talebi mahkememizce kabul edilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatının REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.157,06-TL’nin yatıran tarafa iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 31.125,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafın sarf etmiş olduğu 96,30-TL gider avansının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2023
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır