Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/402 E. 2020/535 K. 18.11.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/402 Esas
KARAR NO : 2020/535

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/07/2019
KARAR TARİHİ : 18/11/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca 13/12/2018 tarihinde … 14. İcra Dairesinin … Esas sayılı takip dosyasından davalı aleyhine uçuş ve konaklama bedeli borcunun tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip dosyasından borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlunun 18/12/2018 tarihli itiraz dilekçesiyle takip konusu borcun bulunmadığını iddia ederek borca, faize ve ferilerine itiraz edip, alacağın tahsiline ilişkin icra takibini durdurduğunu, davalının uçuş ve konaklama hizmet bedeli borcu olan 42.643,05 TL’yi müvekkili firmaya ödemediğini, müvekkilinin, davalıya karşı başlatmış olduğu takibe davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptalinie faiziyle birlikte takibin devamını ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalıya tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, tebligatın usule aykırı şekilde yapıldığını, sundukları dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin tacir olmadığını, Mahkemenin görevsiz olduğunu, davacı tarafından talep edilen uçuş ve konaklama bedellerinin muhatabının müvekkilinin danışmanlık hizmeti verdiği … A.Ş. olduğu, tbu nedenle husumete de itiraz ettiklerini, davanın öncelikle görev ve husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
… 14. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı takip dosyası, … Ticaret Sicil Müdürlüğü, … Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı ve İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığından davalının tacir sıfatına ilişkin müzekkere cevapları ile uçuş kayıtları celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, uçuş ve konaklama ücretlerinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket davalı …’ a muhtelif tarihlerde yurt içinde ve yurt dışında uçuş ve konaklama hizmeti satın alıp verdiğini, ancak davalının bu hizmetlerden faydalanmasına rağmen geri ödeme yapmadığını iddia etmekte, davalı vekili Mahkemenin görevsiz olduğunu, zira davalının tacir sıfatının bulunmadığını savunmaktadır.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmış olup uyuşmazlık, davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve belirlenecek niteliğine göre davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemelerinden hangisi olduğu konularında toplanmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
Somut olaya dönüldüğünde; uçuş ve konaklama hizmetlerine ilişkin alacağın TTK’da bentler halinde sayılan ya diğer Kanunlarda özel olarak düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerini ilgilendirmesi gerektiği, davalı …’un gerçek kişi olması nedeniyle tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında gerçek kişi tacir olarak ticaret sicil kaydının ve ticari işletmesinin bulunmadığı, vergi mükellefiyet kaydının dahi olmadığı, başka bir anlatımla VUK uyarınca 1.sınıf tacir olmadığı gibi bilanço esasına göre defter tutan kimselerden de olmadığından tacir olarak kabul edilemeyeceği, davalının gerçek kişi tacir olarak ticari işletmesinin bulunduğu ve davaya konu alacakların bu işletmeyi ilgilendirdiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi iddia dahi edilmemesi karşısında davalı …’ un tacir olmaması ve ticari işletmesi bulunmaması nedeniyle davanın nispi ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, eldeki dava bakımından Mahkememizin görevli olmadığı, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla, görevin kamu düzenine ilişkin dava şartı olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-HMK’nın 114/1-c, HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK’nın 20 maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği,
4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
18/11/2020

Katip …
¸e-imzalıdır

Hakim …
¸e-imzalıdır