Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/276 Esas
KARAR NO : 2023/16
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2020
KARAR TARİHİ : 11/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili … ile davalı … arasındaki ticari alışverişe binaen davacı müvekkilinin davalıya birtakım ürünler sattığı ve dava dilekçesi ekindeki faturaları e-fatura olarak davalıya gönderdiği, söz konusu faturaların … A.Ş. tarafından elektronik sistem üzerinden davalıya e-fatura olarak tebliğ edildiği, davalının söz konusu faturaları tebliğ aldığına dair … A.Ş.’den alınan resmi yazının dava dilekçesi ekinde olduğu, davalı tarafından faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı, vadesi gelen faturaların ödenmemesi üzerine … 31. İcra Dairesi’nde … Esas Numaralı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı ve davalının borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğu, Taraflar arasındaki çalışma sistemine bakıldığında davacı müvekkili ile davalı açık hesap usulü çalıştığı, davacı ile davalı arasındaki son cari hesabı yansıtan dökümlerin dava dilekçesi ekinde olduğu, davacı müvekkilinin davalıya sattığı ürünleri gönderirken sevk irsaliyesini paketin üzerine yapıştırdığı ve kargo firması olan … da paketin üzerine yazılı sevk irsaliyesi numarasını takip bilgilerine kaydettiği, bu şekilde hem davacı hem de davalı kaç numaralı sevk irsaliyesinin hangi teslimat ile ilgili olduğunu ve faturasını kolaylıkla takip edebildiği, sevk irsaliyelerinin belirtildiği … takip fişlerinin dava dilekçesi ekinde olduğu, Söz konusu takip fişleri …’ya ait takip listelerinde başkaca firmalar olması ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedeniyle diğer firmaların bilgilerinin paylaşılmaması gerektiğinden sadece davacı müvekkili ile ilgili satırı kapsayacak şekilde ekran görüntüsü şeklinde … tarafından davacı müvekkile gönderildiği, davalının icra takibine itirazı haksız ve olduğu, bu nedenle itirazın iptali ve takibin devamı ile % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini, davacı müvekkili ile davalı arasında ticari uyuşmazlıkta zorunlu arabuluculuk süreci tamamlandığı, bu süreçte tarafların anlaşamadığı, açıklanan nedenlerle haksız ve dayanaksız olan borçlu itirazının iptaline ve 21.704,17 tl olan takip tutarı üzerinden takibin devamına, takibe haksız olduğunu bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalının % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının en geniş anlamda saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
… 31. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı icra dosyası, fatura suretleri, banka hesap dökümleri, Logo Elektronik fatura kayıtları, … kayıtları, cari hesap dökümleri, dekontlar, mail kayıtları, davalıya ait … Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, arabuluculuk tutanağı celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, SMMM Bağımsız Denetçi Bilirkişi …’a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 15/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; “…Tüm dosya kapsamı ve davacının sunmuş olduğu yasal ticari defterleri, defter kayıtları ve dayanağı belgeler üzerinde yapılan incelemede; Davacının, davalıdan 26.12.2019 takip tarihi itibariyle 21.704,17 TL alacağının bulunduğu, Bu alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar %19,5 ve değişen oranlarda faiz hesaplanabileceği kanaatine varılmıştır…” şeklinde tespit edilmiştir. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Dava, ticari satıma dayalı ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında satıma dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davacının faturaya konu malları davalı tarafa teslim ettiği halde, davalının fatura bedellerinden kaynaklanan bakiye tutarı ödemediği, bu amaçla davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının davacı tarafa borcu olmadığını bildirerek itirazda bulunduğu, ödeme emrine itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve duran takibe devam edilmesi amacıyla davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığından davacı tarafından ileri sürülen vakıaları yasal olarak inkar eden konumundadır.
Bilindiği üzere, ticari satım ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkta satılan malların teslim edildiğini ispat yükü davacı satıcıya; mal bedelinin ödendiğini ispat yükü ise davalı alıcıya aittir.
Öyleyse, öncelikle ispat külfeti olup davacı tarafta olup, davacı icra takibinin dayandığı fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğini ispatlamak zorundadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı taraf ne icra dosyasında borca itiraz dilekçesinde, ne de işbu dava dosyasında davacı ile aralarında akdi ilişkinin olmadığını / bulunmadığını savunmamıştır. Başka bir anlatımla, davalı, akdi ilişkinin varlığını ayrıca ve açıkça inkar etmemiştir. Bu itibarla, taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğu noktasında duraksama yoktur. Ayrıca davacı tarafından sunulan cari hesap ekstrelerinde ve banka dekontlarında davalı tarafından yapılan ödemelerin bulunması, davacı kayıtlarında davalının yaptığı ödemelerin yer alması, bu bağlamda taraflar arasında başkaca bir hukuki ilişkinin olmaması, fatura kayıtları, sözleşme ilişkisine dayalı faturaların davalıya tebliğ edildikten sonra davalı tarafından itiraz edilmemesi birlikte gözetilerek taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğu sübuta ermiştir.
Ticari satıma dayalı ilişki kapsamında, davacının sattığı ürünlerin bedeline yönelik icra takibine konu faturaları düzenlendiği, dosya kapsamında bulunan faturalar incelendiğinde faturaların e-fatura şeklinde tanzim edildiği, dolayısıyla bu faturaların davalıya tebliğ edildiği hususunda duraksama bulunmadığı, davalının faturaları tebliğ almasına rağmen yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, yine bu faturaları davacı tarafa iade de etmediği, bu bağlamda davacının edimini yerine getirdiği ve malları teslim ettiği anlaşılmıştır. Öte yandan; hem dosyaya sunulan hem de dava dışı kargo şirketinden celp edilen kargo teslim evraklarında, icra takibine konu tüm faturalardaki malların davalıya teslim edildiği, bu teslimler karşılığında kargo tesellüm fişlerinin oluşturulduğu, davalının faturalardaki malları açıkça teslim aldığı anlaşılmakla, davacı malları teslim ettiğini ispatlamıştır. Ayrıca, davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulan yazışma kayıtlarında, davalının icra takibine konu borcu kabul ettiği ve ödeme yapacağını söylemekle, davacının malların teslim ettiğinin kabulü zorunludur.
Eldeki davaya konu alacak miktarının tespiti, takip tarihi itibariyle tarafların alacaklı – borçlu durumlarının araştırılması amacıyla ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirildiği, bu amaçla davalı tarafa meşruhatlı davetiye çıkartıldığı ve meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalıya yeterli süre ve imkanın tanındığı, ancak davalı tarafın işbu meşruhatları içeren usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi inceleme gününde bu konuda herhangi bir yasal mazeret beyanında dahi bulunmadığı, açıklanan nedenlerle HMK’ nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği, usulünce tutulan ve davacı lehine delil vasfına sahip olan davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, takip tarihi itibariyle davalıdan 21.133,75 TL asıl alacak tutarı kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
SMMM – Bağımsız Denetçi bilirkişi 15/02/2022 tarihli raporunda; hiçbir bilimsel açıklamada bulunmadan takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapmıştır. Ancak, bilirkişi raporunda takip öncesi işlemiş faiz hesabına yönelik kısma Mahkememizce itibar edilmemiş, rapordan kısmen ve sadece bu yönden ayrılmak zorunda kalınmıştır. Şöyle ki, davacının icra takibinde davalıdan işlemiş faiz talebinde bulunması için davalının takip öncesinde temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Ancak, takip öncesinde davalının temerrüte düşürüldüğü noktasında dosya kapsamında hiç bir delil (ihtarname vs..) bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davalı borçlu bakımından temerrüt, icra takibiyle birlikte gerçekleşmiştir. O halde, davalı icra takibiyle birlikte temerrüte düştüğünden, icra takibinde davalı borçludan işlemiş faiz talebinde bulunulması mümkün görülmemiştir. Öte yandan; bir an için TTK 1530. maddesi uyarınca bilirkişi tarafından fatura tarihinden itibaren işlemiş faiz hesabının yapıldığı düşünülse de; (kaldı ki, bilirkişi raporunda bu durumu dahi açıklamamıştır); İstanbul BAM 12. HD. 2019/680 E., 2021/701 K. sayılı ilamında takip öncesi işlemiş faiz bakımından “..Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesi taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemez. Somut olayda, faturaya dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Bu nedenle davacının takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebi yerinde değildir.” şeklindeki emsal ilamıyla husus açıklanmıştır. Bu itibarla, Mahkememize davacının takip öncesi işlemiş faize yönelik talebinin (ayrıca aynı yöndeki bilirkişi raporundaki tespitlerin) reddine karar verilmiştir.
Mali Bilirkişinin 15/02/2022 tarihli raporu (işlemiş faize yönelik kısım hariç olmak üzere) gerekçeli, ayrıntılı, tarafların ve mahkemenin denetimine açık olması, bilimsel yönden isabetli tespit ve değerlendirmeler içermesi ve uyuşmazlığı giderici mahiyette olması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Nitekim, bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, esasen taraflarca bilirkişi raporuna karşı herhangi bir itirazda da bulunulmamıştır.
Ticari satım sözleşmelerinde, az yukarıda açıklandığı üzere, bedelin tümüyle ödendiğini ispat yükü davalıya aittir. Ancak, davalı icra dosyasında borca itiraz dilekçesinde, davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını belirtmekle birlikte cari hesaptan kaynaklanan bakiye borcun ödendiğini / borcun sona erdiğini / itfa edildiğini yahut herhangi bir nedenle borcun son bulduğunu ispatlayamamıştır. Tam aksine, davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulan yazışma kayıtlarında, icra takibine konu borcu kabul ettiği, ödeme yapacağını söylediği, ancak herhangi bir ödeme yapmadığı tespit edilmiştir.
Nihayetinde, 15/02/2022 tarihli bilirkişi raporunun asıl alacak miktarı bakımından denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda yapılan tespitler neticesinde, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 21.133,75 TL asıl alacak tutarı kadar alacaklı olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınan (takip öncesi işlemiş faiz kısmı hariç olmak üzere) rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, davalının … 31.İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile; takibin 21.133,75 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davacının icra takibindeki işlemiş faiz alacak kalemine yönelik talebinin takip öncesi temerrüt durumu söz konusu olmadığından yukarıda açıklandığı üzere işlemiş faiz talebinin reddine, ayrıca icra inkar tazminatı talebi bakımından, asıl alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla İİK 67.maddesindeki icra inkar tazminatına yönelik yasal koşulların oluştuğu görüldüğünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
1-Davalının … 31.İcra Müdürlüğü’nün …Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile; takibin 21.133,75 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE,
2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla hükmedilen asıl alacağın ( 21.133,75 TL ) %20’si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Kabul edilen dava değeri ( 21.133,75 TL ) üzerinden alınması gereken 1.443,64 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 262,14 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 1.181,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 262,14 TL peşin harç, 301,50 TL posta ve tebligat, 1.150,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.713,64 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.668,60 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ve tarafların haklılık durumlarına göre;
a) 1.285,30 TL’sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) 34,70 TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK’nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/01/2023
Katip …
¸e-imzalıdır
Hakim …
¸e-imzalıdır