Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/575 Esas
KARAR NO:2023/535
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/08/2022
KARAR TARİHİ:13/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile ait … plakalı araç ile Davalı … A.Ş ‘ ne ait olup diğer davalı …’ in sevk ve idaresindeki … plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda davalıya ait olan … plakalı araç %100 kusurlu bulunduğunu, kaza neticesinde müvekkile ait… plakalı araçta mezkur kaza nedeniyle değer kaybı ve hak mahrumiyeti meydana geldiğini, kaza neticesinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin tutanağına göre … plakalı aracın kazada %100 kusurlu olduğu tespit edildiğini, kaza dolayısıyla müvekkile ait araçta değer kaybı ve hak mahrumiyeti meydana geldiğini, Söz konusu kalemlerin tahsili amacıyla kazaya sebebiyet veren … plakalı aracın sürücüsünden ve araç malikinden zararların tahsilini talep etme gereği hasıl olduğunu, kaza sonucu müvekkil aracın hak mahrumiyeti ve değer kaybı bakımından uğradığı zarar miktarı tam olarak belirlenemediğini, kaza sonucunda uğranılan zarara ilişkin alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi sebebiyle bu hususta yapılacak tespit sonucu artırılmak üzere hak mahrumiyeti ve değer kaybı tazminini talep ettiklerini, kusur oranına göre değer kaybı ve hak mahrumiyeti hesaplanmasında; hasar gören aracın bilirkişilerce araçtaki hasarın durumu, resim, fatura ve dosyada mevcut diğer belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde hesaplanan aracın hasar miktarı belirlenerek hesaplanması gerektiğini, hasar sonucunda aracın değer kaybı hesaplanırken aracın markası, yaşı modeli, hasar gördüğü yerin tespitleri yapılarak bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kaza sonucu müvekkilin aracında hak mahrumiyeti ve değer kaybı meydana geldiğini, açıklanan ve sayın mahkemenin takdir edeceği üzere müvekkile ait aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanılamaması sebebiyle uğramış olduğu hak mahrumiyet bedeli ve araçta oluşan değer kaybının tahsili amacıyla huzurdaki davanın açılması gereği hasıl olduğunu, karşı yan ile sulh olma imkanının bulunmadığını açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik, kaza tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte 100,00-TL değer kaybı, 100,00- TL hak mahrumiyeti üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıların yana tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı … vekili … cevap dilekçesinde özetle; Davacı, … plakalı aracı ile müvekkilin sevk ve idaresindeki … plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, aracında meydana geldiğini iddia ettiği 100,00- TL Değer Kaybı ve 100,00- TL Hak Mahrumiyeti bedellerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan faizi ile birlikte tahsili talepli olarak huzurdaki davayı açıldığını, dosyaya celbedilen belgelerden de görüleceği üzere müvekkil sevk ve idaresindeki … plakalı araç Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının sevk ve idaresindeki aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmakta iken taleplerin müvekkile yöneltilmesi hukuka uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının bir talebi varsa öncelikle ilgili sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5 A maddesi ile ticari uyuşmazlıklarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirildiğini, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde de Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği hüküm altına alındığını, huzurdaki dava açılmadan önce Arabuluculuğa başvurulduğuna dair tutanağın davacı tarafça dosyaya sunulmasını, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verilmesini müvekkili aracın trafik sigortası bulunmakta olup değer kaybı hususunda davacı tarafından sigortaya başvuru yapılıp yapılmadığı sorulması gerektiğini, davacı tarafından sigortaya başvurulup başvurulmadığı ve değer kaybı varsa, taleplerinin sigorta şirketlerinden karşılanıp karşılanmadığı bu aşamada tarafımızdan bilinemediğini, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden gönderilen ekspertiz incelemesi sonucu, davacıya ait aracın hasar miktarı belirlendiğini, davacı aracının arka tampon resimleri eklendiğini, resimlerden ve rapordan anlaşılacağı üzere, davacı aracında değer kaybı oluşmadığını, davacı, kazanç kaybına uğradığı iddiasıyla, kazanç kaybının da tahsilini talep ettiğini, dava dilekçesinde ne şekilde kazanç kaybına uğradığını, hangi tarihler arasındaki kaybı talep ettiğini ve tutarını bildirmemiş, talebini belirsiz alacak olarak ileri sürdüğünü, kazanç kaybı talebinin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığını açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız ile davacının beyanlarına karşı her türlü cevap ve delil hakkımız saklı kalmak kaydı ile; usule ilişkin itirazlarımızın kabulüne ve davanın usulden reddini, esasa ilişkin cevaplarımız uyarınca; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … vekili Av. … cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, … plakalı araç ile diğer davalı …’ in sevk ve idaresindeki … plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle aracında meydana geldiğini iddia ettiği 100,00- TL Değer Kaybı ve 100,00- TL Hak Mahrumiyeti bedellerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan faizi ile birlikte tahsili talepli huzurdaki dava ikame edildiğini, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere kazaya karışan … plakalı araç Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğundu poliçeden kaynaklanan sorumluluk gerçek zarara ilişkin olduğunu, bu bakımdan asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taleplerini sigorta şirketine yönlendirmesi gerektiğini, davacının taleplerinin müvekkil Bankaya yöneltilmesi hukuka uygun değildir. Davacının bir talebi varsa öncelikle ilgili sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini, davacı taraf kötü niyetli olarak önce icra takibi başlatmış sonrasında ise işbu haksız davayı açmıştır. işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf iddiasına konu taleplerde tutar belirlemek mümkün değil derken müvekkil Banka aleyhine daha önce …. 18. İcra Müd. Nün …E. Sayılı icra takibi başlattığını, işbu icra takibinde fahiş tutarlar talep etmiş sonrasında ise arabuluculuk başvurusunda bulunarak akabinde haksız ve hukuka aykırı davayı açıldığını, alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı, kaza sonucu davacının aracında hak mahrumıyetı ve deger kaybı meydana geldiği iddia edildiğini Davacı tarafından oluştuğu iddia edilen zararlardan Müvekkil Bankanın sorumluluğu bulunmadığını, davacı haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiz ile hasar bedeli ve değer kaybı talep et tiğini, müvekkil bankanın ne de müvekkil bankanın gerçekleşen kazada herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının aracında bir hasar ve değer kaybı olduğunu gösterir davaya herhangi bir somut delil sunmadığını açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız ile davacının beyanlarına karşı her türlü cevap ve delil hakkımız saklı kalmak kaydı ile; usule ilişkin itirazlarımızın kabulüne ve davanın usulden reddini, esasa ilişkin cevaplarımız uyarınca; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalı gerçek kişi tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı tespit edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 25.04.2022 tarihinde meydana gleen trafik kazasında davacıya ait … plakalı araçta meydana gelen, kazaya sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu iddia olunan … plakalı araç sebebiyle değer kaybı ve ikame araç bedeli tazminatının davalı sürücü ve işletenden tahsiline yönelik maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir.
Meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur durumunun ve % (yüzde) olarak kusur oranının belirlenmesi, dosya kapsamında davacının aracında kaza nedeniyle oluşan değer kaybı zararı bulunup bulunmadığı, davalıların işleten ve kullanıcısı olduğu araçta değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı, davacının davalılardan talep edebileceği bakiye değer kaybı tazminat miktarının tespiti amacıyla Sigorta Uzmanı … ve … Makine Fakültesi Öğretim Görevlisi Uzman Yüksek Mühendis …’ den oluşan bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 31/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; “… plaka numaralı otomobil ile trafiğin icap ve şartlarına uygun olmayan bir hızla dalgın ve dağınık dikkatle seyir halinde olan, önündeki otobüs ile arasında olan emniyetli takip mesafesini korumayan, yolun ilerisini ve çevresini gereği gibi etkin şekilde kontrol etmeyen, önünde ilerleyen veya trafik gereği yavaşlayan otobüsü ve konumunu dikkate almayan, mevcut hızını koruyarak tehlike bölgesine tedbirsiz yaklaşmaya devam eden, tedbir alabileceği yeterli süre ve Mesafesi mevcut olmasına rağmen zamanında fren veya manevra tedbiri uygulayamayarak ön kesimleri ile arka kesimlerine çarpan, dalgın, dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz ve özensiz davrandığı mütalaa edilen davalı sürücü …’in kazanın meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında %100 (yüzde yüz) oranında tamamen asli kusurlu olduğu,
*Sürücülerin, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen kural, yasak ve zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorunda olduğu (K.T.K. Mad. 47/d), araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça, diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde veya işaretle belirtilen hiz sınırının çok altında sürmeleri, güvenlik nedeni veya verilen herhangi bir talimata uyulması dışında, başkalarını rahatsız edecek veya tehlikeye sokacak şekilde gereksiz ani yavaşlamalarının yasak olduğu (K.T.K. Mad. 56/d), zorunlu haller dışında şehirlerarası karayolunu kullanan motorlu araçlarda araç cinsi gözetilmeksizin asgari hiz sınırının 15 km/s, otoyollarda ise 40 km/s olduğu, olayda sevk ve idaresindeki … plaka numaralı ticari otobüs ile bölünmüş karayolunun soldan ikinci şeridini takiben düz seyir halinde iken arkasından gelen dalgın ve dikkatsiz sürücünün sadmesine maruz kaldığı anlaşılan, trafikte keyfen aniden durduğuna, trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, ani ve kontrolsüz doğrultu değiştirdiğine dair veri bulunmayan, kazaya engel olabilmek adına alabileceği herhangi bir tedbir, kazada etkili herhangi bir rolü ve kural dışı ihmalkar davranışı olmadığı mütalaa edilen sürücü …’ye atfı kabil kusur bulunmadığı,
*Olayın meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında başkaca kusurlu kişi, kurum, kuruluş, etkili faktör bulunmadığı,” şeklindeki kusur değerlendirmesi, mevcut dosya kapsamındaki raporların bilimsel ve yargısal denetime açık niteliği de gözetilerek bilirkişi raporlarına yapılan itirazların reddine karar vermek gerekmiştir.
Bilirkişi heyetince davacı … Tic. A.Ş.’ye ait … plaka ve ( şasi numaralı ticari otobüsün üzerinde meydana gelen değer kaybı zararının olay tarihinde; 01.06.2015 tarihli ZMS Genel Şartları ekine göre 1.528,47 TL olduğu, 01.04.2020 tarihli ZMS Genel Şartları ekine göre 2.301,00 TL olduğu, 04.12.2021 tarihli ZMS Genel Şartları ekine göre 3.993,63 TL olduğu, Gerçek zarar ilkesi ve Yargıtay’ın müstakar içtihatlarına göre 4.000,00’TL mertebesinde olduğu, Davacı … Tic. A.Ş.’ye ait … plaka ve şasi numaralı ticari Otobüsün onarımı için yeterli olan toplam 8 gün boyunca mahrumiyeti nedeniyle uğranacak zararın olay döneminde günlük 500,00 TL’den toplam 4.000,00 TL mertebesinde olduğu, bilirkişilerce tespit edilmiştir. Yargıtay 17.HD’nin 2017/1230 E- 2018/2590 K. sayılı 15/03/2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edildiğinden bu hesap yönetime itibar edilmiştir.
Davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi karşısında HMK 107/2 hükmü gereğince davacı vekiline dava konusu alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirlemesi için iki hafta kesin süre verilmiş; davacı vekili tarafından 23/03/2023 tarihli bedel artırım dilekçesinde; Dava dilekçesinde 100,00- TL ile açılan değer kaybı alacağını 3.845 TL olarak bedel arttırrdıklarını, ikame araç bedeli yönünden dava dilekçemizde 100 TL ile açılan ikame araç bedeli alacağını 4000-TL bedel arttırdıklarını, sonuç ve talep : fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak suretiyle kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, 4.000 TL ikame araç bedeli – 3.845 TL değer kaybı alacaklarının ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi talep etmiştir.
Dosya kapsamına sunulan rapor içeriğinde 25.04.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıya ait … plakalı araçta meydana gelen, kazaya sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu iddia olunan … plakalı aracın sürücüsü ve işleteninden talep edebileceği değer kaybı ve ikame araç bedeli tazminatı hesaplamasının denetime açık niteliği ile davacının davasını ispatladığı, davalıların da 2918 sayılı KTK’nın 85. Maddesi gereği müşterek müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde yasal faiz talep etmiş, bedel arttırım dilekçesinde ise avans faizi talep etmiştir. Davacının faiz türü tercihinde bulunma imkanı var iken dava dilekçesinde daha düşük faiz oranını içeren yasal faiz talebinde bulunduktan sonra davacının faiz türünü ıslah dilekçesiyle dahi daha yüksek oran içeren reeskont veya avans faizine dönüştürmesi mümkün değildir. (Bkz.Yargıtay 11.HD’nin 2019/3093 E- 2020/905 K. Sayılı ilamı) Bu haliyle davacının dava dilekçesindeki faiz talebi ile bağlı kalınarak; davanın bedel arttırım dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 3.845,00 TL değer kaybı zararı ve 4.000,00 TL ikame araç bedeli zararı olmak üzere 7.845,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile,
3.845,00 TL değer kaybı zararı ve 4.000,00 TL ikame araç bedeli zararı olmak üzere 7.845,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Kabul edilen dava değeri (7.845,00-TL) üzerinden alınması gereken 535,89-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 80,70 TL ile tamamlama harcı 135,00 TL olmak üzere toplam 215,70 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 320,19 TL harcın davalılardan müşterek müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 135,00 TL tamamlama harcı posta ve tebligat masrafı 173,00 TL, bilirkişi ücreti 3.000,00 TL olmak üzere toplam 3.469,40 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 7.845,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re’sen ilgili tarafa veya vekillerine iadesine,
Dair, davacı ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.13/06/2023
Katip
Hakim