Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/708 Esas
KARAR NO:2023/488
DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:09/12/2021
KARAR TARİHİ:16/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 09/12/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; 07.07.2020 tarihi saat 20.20’de müvekkili …’nun eşi …’nun sevk ve idaresindeki … plakalı motosikletle aynı yönde ve önünde seyreden … plakalı taksiyle kazaya karışması sonucu müvekkilinin eşinin vefat ettiğini, söz konusu kaza sonrası taraflarınca 27.09.2021 tarihinde sigorta şirketine destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat talep başvurusu yapıldığını, ancak yapılan başvuru 27.09.2021 tarihinde sigorta şirketi tarafından reddedildiğini, müvekkilinin davalı sigorta şirketi ile katıldığı arabuluculuk oturumlarından herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, müteveffanın kazanın oluşumunda kusuru olmadığını, … plakalı ticari araç sürücüsünün ani manevrası ile mütevveffanın kullanmakta olduğu motosikleti sıkıştırması sonucu kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağındaki krokiye göre bahsi geçen yol bölünmüş çift gidişli olarak gösterildiğini, ancak gerçekte yolun tek şeritli, tek gidişli ve tek yönlü bir yol olduğunu, ancak kazanın meydana geldiği yerde, yolun tek şeritli olduğu ve sağdaki kısmın cep olarak ayrılan yer olduğu ve kazanın gerçekleştiği yerin bu kısım olduğu ve kazanın meydana geldiği yerde şeritlerin düz çizgi olarak yani sağa geçişin, yani bu cebe girişin yasak olduğu kısımda gerçekleştiği görüleceğini, bu veriler doğrultusunda kazaya karışan diğer tarafın, kaza sırasında şerit ihlali yaptığını, kaza tespit tutanağı ile ilgili olarak müteveffanın, taksiye tam olarak arkadan mı çarptığı yoksa sağ yan arkadan mı çarptığı hususunun belli olmadığını, kazada olay videosundan da anlaşılacağı üzere, kazadan önce taksi yavaşlamadığı veya durmadığını, şeritte sağa doğru hızlı şekilde hareket ettiğini, olaya ait video incelendiğinde de arkadan çarpma olmadığını, taksinin şeritte sağa doğru kayarak kazanın oluştuğunun görüldüğünü, kazanın olduğu yerde şeritler düz çizgi halinde olduğunu, müteveffanın işyerinden edinilen bilgilere göre maaşının, ücret, ikramiye, sosyal yardım ve primlerle birlikte aylık, yaklaşık olarak 10.000 TL geliri bulunduğunu ve işte çalışarak elde ettiği gelirle, ailesine iyi düzeyde bir yaşam seviyesi sağlayabildiğini, davacının desteği olan müteveffa eşin vefatıyla mütevefanın eşi ve çocukları kendilerine sağlanan destekten yoksun kaldıklarını, müteveffa ile davacı eşin 2012 ve 2018 tarih doğumlu iki müşterek çocukları bulunmakta olduğunu, söz konusu müşterek çocukların maddi, manevi anlamda bakıma muhtaç yaşlarda olduğunu, müteveffa baba hayattayken, müşterek çocuklarını yetiştirmede manevi desteği eşiyle paylaştığını, ancak maddi desteği tek başına yüklendiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müteveffa sürücünün asli kusurlu olması durumunda dahi destekten yoksun kalanların şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hak olması ve davacıların bu olayın meydana gelişinde kusurları bulunmaması sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla müteveffanın eşi için şimdilik 300,00-TL, müteveffanın kız çocuğu için şimdilik 300,00-TL ve müteveffanın erkek çocuğu için şimdilik 300,00-TL olmak üzere toplamda 900,00-TL’nin destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ticari faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 01/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; … plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 06.07.2020/2021 vadeli … nolu Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu olayda işletenin ve araç malikinin, davacılara karşı sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, kusur ve işletenin sorumluluğu unsurlarının birlikte bulunması gerektiğini, davayı kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte bir an için müteveffanın mirasçılarının 3. kişi olduklarını kabul etsek bile, desteğin tam kusuruyla ölümünde, işletenin bu kişilerin zararını tazmin sorumluluğu bulunduğunu kabul etmek mümkün olduğunu, işletenin sorumlu olmadığı zararlardan, işletenin sorumluluğunu teminat altına alan müvekkili şirketin sorumlu olmasının kabulü hukuken mümkün olmadığını, müteveffa sürücünün dava konusu zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, dava konusu olayda sigortalı aracın sürücüsü tam kusurlu olduğundan tazminat talebi teminat dışı olduğunu, davacıların talebi Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca poliçe kapsamında olmadığını, Anayasa Mahkemesi açıkça gerekçesinde sigorta şirketinin sigortalısının sorumlu olmadığı tazminat taleplerinden ve sigortalıdan talep edilemeyecek tazminat taleplerinden sigorta şirketlerinin sorumlu olmayacağını ifade ettiğini, aksi durumun kabulünün sigorta şirketlerinin mülkiyet hakkını ihlal edeceği belirtildiğini, davacı yanın sürücüye yahut işletene karşı dava hakkı bulunmadığı gözetilerek, sorumluluk riski kapsamında olmayan tek taraflı vefat taleplerinin de bu yönüyle reddi gerektiğini, trafik sigortası sorumluluk sigortası türü olduğunu, dava konusu somut olayda kişinin kendi kusuru ile vefatında destekten yoksun kalanlarına herhangi bir sorumluluğu doğmadığını, sorumluluk sigortası türü olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tarafından karşılanması da söz konusu olamayacağını, davaya konu kaza neticesinde zararın oluşmasında müteveffanın ağır kusuru bulunduğunu, kask ve kolluk gibi diğer koruyucu teçhizatları kullanmadan motosiklet ile seyahat etmekte olup bu tutumu neticesinde maluliyeti ortaya çıktığını, bu husus zarar ile kaza arasındaki illiyet bağını kopardığını beyanla davacı taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER : Kaza Tespit Tutanağı ve Kolluk Fezlekesi, …’nun Ölüm Belgesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve Müteveffa ruhsat bilgileri, Kazanın meydana geldiği yol görüntüsü, … no.lu Trafik Sigortası Poliçesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Adli Trafik Bilirkişisi … tarafından sunulan 14/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; … plakalı motosiklet sürücüsü …’nun %100 oranında asli derecede etkili olduğunun, … plakalı araç (ticari taksi) sürücüsü …’un kusur ve etkisinin olmadığının sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Aktüerya Hesap Uzmanı Bilirkişi … tarafından sunulan 05/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Maddi Zarar; 03/04/2023 Rapor/ hesap tarihi dikkate alındığında; 07/07/2020 tarihinde destekçi …’nun vefatı sonrasında; Eş …’ nun; toplam DYK zararının (%7 yeniden evlenme olasılığı dikkate alınarak) 1.347.107,02 TL olduğu, sigorta poliçesi 410.000,00 TL Jimit dahilinde garameten hesaplaması yapıldığında 235.997,18 TL olacağı, ancak desteğin kusuruna denk gelen tazminatların teminat dışı olduğu gözetildiğinde, davalı sigorta şirketinden işbu hesaplanan tutarı talep edemeyeceği, Kızı …’ nun; toplam DYK zararının 153.883,02 T olduğu, sigorta poliçesi 410.000,00 TL limit dahilinde garameten hesaplaması yapıldığında 26.958,48 TL olacağı, ancak desteğin kusuruna denk gelen tazminatların teminat dışı olduğu gözetildiğinde, davalı sigorta şirketinden İşbu hesaplanan tutarı talep edemeyeceği, Oğlu …’nun; toplam DYK zararının 199.819,74 TL olduğu, sigorta poliçesi 410.000,00 TL limit dahilinde garameten hesaplaması yapı ıda 35.006,05 TL olacağı, ancak desteğin kusuruna denk gelen tazminatların teminat dışı olduğu gözetildiğinde, davalı sigorta şirketinden işbu hesaplanan tutarı talep edemeyeceğinin, “Kimse Kendi Kusurundan Yararlanamaz” ilkesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.11.2017 tarihli kararı ile müteveffa desteğin kusurunun mirasçı davacılara karşı ileri sürülemeyeceği yönündeki görüşünden vazgeçmesi nedeniyle, müteveffanın gerçekleşen haksız fiille mevcut kusurunun destekten yoksun kalan mirasçıları da etkilediğinin kabulü gerektiğini, her ne kadar davacıların desteği …’nun kendi ölümü İle sonuçlanan dava konusu trafik kazasında tam ve asli kusurlu olduğu ve desteğin kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı olduğu görülmüş olsa da; bilirkişi olarak davacıların vefat olayı nedeni ile destek zararları verilen görev çerçevesinde hesaplandığının sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememiz dosyası gereğince tarihli keşfi gereğince tanık beyanları alınmış olup; Davacı tanığı …beyanında; Biz olay anında ol;ıy yerinde olmuyoruz, Trafik Polisiyim ihbar üzerine olay yerine geldik, müteveffanın durumunun ağır olduğunu anladık, bu nedenle incelemelerimizi çok daha dikkatli yaptık, kamera araştırması yaptık, tam anlamıyla kaza yerini gösteren kamera bulamadık, bunun üzerine şefimiz taksi şöförünü mülakata aldı, taksi şöförünün rızası ile telefondaki taksi uygulamalarına bakıldı, nereden nereye gidildiği araştırıldı ve taksi şöf örünün beyanı ile taksinin düz gittiğini anladık, hatırladığım kadarıyla yolcu almıyordum, dedi, arabanın içi boştu, gördüğüm kadarıyla taksi heyetimize gösterdiğim yerde yani levhanın 5-10 metre ilerisinde duruyordu, fren izi yoktu, kaskı görmedim, üstünde siyah bir mont vardı ancak onunda tam olarak motosikletlinin güvenliği için kullandığın mont olup olduğundan emin değildim, geldiğimde motosiklet sürücüsü hastaneye kaldırılmıştı, taksinin taksideki de izlere bakılarak, motosikletin taksiye arkadan vurmuş olduğunu düşündük, yan taraftan motosikletin arabaya taktığını düşünmedik, ancak dediğim gibi olay anını birebir görmedim, davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: biz tutanağımızı, bize ihbar gelmeden 5-10 dakika öncesini esas alarak ve şöförün saat beyanını da dikkate alarak tutuyoruz çünkü ihbar bize 5-10 dakika sonra düşüyor, kaza raporunu tutarken biz olay yerinde saati yazıyoruz, burada bilgi alıp karakolda yazdığımız da oluyor, burada nasıl yazdığımızı hatırlamıyorum, çünkü burada çok kamera araştırması yaptık, zaman geçmiş olabilir bu nedenle, saatte muhtelif olabilir, olay anında şerit çizgisi vardı, sollama çizgisi vardı, bunu görünce biz de iki şerit olarak değerlendirdik, dedi.
Davacı tanığı … Beyanında; Trafik kazası ihbarı aldık, bunun üzerine takriben 35-45 dakika aralığında kaza yerine intikal ettik, trafik levhasının olduğu yerde sadece motosiklet vardı, motosiklet sürücüsü biz geldiğinde ambulansa kaldırılıyordu, hatta kaza yeri fotoğraflarını ben çektim, kaza mahallinden 15-20 metre uzağında taksi şöförü yolun sağ tarafında park etmişti, kaza mahallinde kurye gibi görgü tanığı olduğunu düşündüğümüz yabancı uyruklu birisi vardı, kazayı bize anlattı, ancak onun ifadesini biz almadık, kimlik bilgileri tarafımızda yoktur, ancak onun beyanı ile de kanaate varmadık, daha sonra polis merkezine döndük, ben oradaki arkadaşa da söyleyerek kamera araştırması yapmamız gerektiğini söyledim, bunun üzerine 45 dakika kadarda kamera araştırması yapıldı, ancak kamera kaydı bulamadık, biz de taksi şöförünü polis karakolunda sorgu odasına aldık, bu işlemi yapmadan önce, motosiklet sürücüsünün eks olduğu bilgisi gelmişti, taksi şöförüne bunun vicdanı boyutu olduğunu da anlatarak gerçekleri söylemesini istedik, taksi şöförü ağlayarak kendisinin düz gittiğini, motosiklet sürücüsünün kendisine arkadan çarptığını söyledi, yolcu yoktu, ben yolcu almıyordum, normal bir şekilde yolumda gidiyordum, sonra biz tutanaklarımızı tuttuk, arkadan çarpma şeklinde tutanağımızı tuttuk, motosiklet sürücüsünün kaskı olup olmadığını hatırlamıyorum, kask olsaydı biz bunu yediemin olarak çekiciye verirdik, onlarda gerekli kişilere iadesini sağlardı, benim hatırladığım sadece motosiklet parçaları vardı, biz hesabımızı metre hesabı ile yaparız, kanuna göre iki aracın sığabileceği şekilde ise biz orayı iki şerit olarak değerlendiririz, burayı da öyle yaptık, eğer gerekli görülür ise bu şeritlerin durumu Büyükşehir Belediyesinde Trafik bölümüne sorulup öğrenilebilir, o videoda gösterilen beyaz aracın plakasının tespiti bizim işimiz değildir, karakol görevindedir, biz de bu hususta bir araştırma yapmadık, ihbar bize ulaştığındaki saati biz tutanak saati olarak yazarız, ihbar düşme saati de yarım saati bulabiliyor bir de ona göre tutanak saatimizi düzenleriz, normalde olay yerin alkol tespiti ve gerekli incelemeleri yapıp tutanağı karakolda düzenleriz, bunu da karakolda düzenleriz dedi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tazminat davasında uyuşmazlığın, 07/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle murisi vefat eden davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkının olup olmadığı ve taleplerinde haklı görülmesi halinde miktarı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları; yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen poliçelerde geçerli olacağından, poliçenin düzenlendiği tarih itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamı tüm taraflarca bilinmektedir. Genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepler bakımından sigortacının sorumluluğu, kaza tarihinde geçerli olan poliçe kapsamında ve sigorta limitleri dahilinde üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin etmekte sınırlıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin (a) ve (c) bentleri, Trafik Sigortası Genel Şartları A.1 ve A.3 maddesi, A.5 maddesinin (ç) bendi ve yine A.6 maddesinin (c) ve (d) bentleri birlikte değerlendirildiğinde; bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen ölüm olayına bağlı olarak destekten yoksun kalma halinde, destekten yoksun kalınan zararın ZMM sorumluluk kapsamında olması için ölenin üçüncü kişi olması ve desteğin kusursuz bulunması gerekmektedir. Somut olayda; davacının desteği araç sürücüsü olduğu araç ile tam kusurlu olduğu trafik kazasında öldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre düzenlenen poliçe şartlarına göre belirlenecektir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.3 maddesine ve A.5 maddesinin (ç) bendine göre; ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla meydana gelen destek zararları, destekten yoksun kalma teminatı kapsamındadır. Sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için motorlu aracın işletilmesi sırasında, mutlaka ölen kişinin üçüncü kişi olması gerekir. Somut olayda müteveffa destek araç sürücüsü olduğundan üçüncü kişi olarak kabul edilemez. Bundan ayrı yine genel şartların A.6 maddesi (d) bendinde; destekten yoksun kalan hak sahibinin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri, teminat kapsamında değildir. Ayrıca kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nda da sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığı ve kapsama giren teminat türleri arasında sayılmadığına ve KTK’nun atıfta bulunduğu Borçlar Kanunda da konuya ilişkin herhangi bir açık düzenleme yer almadığına göre; ortada yasaya aykırı olarak yapılmış bir genel şart düzenlemesi varlığından da söz edilemeyeceğinden davacının destek tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 29/05/2017 gün 2016/14573 Esas-2017/6035 sayılı kararı , 30/11/2020 gün ve 2019/1241 Esas, 2020/7802 Karar sayılı kararları)6704 sayılı yasa ile değişik 2918 sayılı KTK’nın 92.maddesine eklenen (g) bendinde “Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri” ve (h) bendinde de “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ZMM Sigortası kapsamı dışında olduğunu bildirmiştir. Davacı tarafın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerinin poliçenin teminatı kapsamında olmaması nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harç ve 1.014,61 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.073,91 TL harcın mahsubu ile artan 894,61 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL’nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4.maddesi gereğince 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip …
e-imza*
Hakim …
e-imza*