Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/103
KARAR NO : 2018/140
DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 12/05/2014
KARAR TARİHİ : 22/05/2018
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin bozma sonrası yapılan açık yargılaması sonucunda
DAVA:
Davacı vekili, … markasını 16. ve 41. sınıflarda elinde bulunduran davalı tarafın söz konusu markayı 41. sınıfta yer alan ürün ve hizmetlerden dergi, kitap, gazete vb. yayınlama hizmetleri dışında kullanmadığını ileri sürerek, markanın 41. sınıftaki “dergi, kitap, gazete vb. yayımlama hizmetleri” dışında kalan hizmetler bakımından KHK’nın 14. maddesi uyarınca kısmen iptalini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, söz konusu markayı 2003 yılından beri süreli yayınlar için kullandığını, 2005 yılından beri tescilli olduğunu ve davacının markası ile iltibas oluşmayacağını, davacının hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE:
Dava 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış markanın ciddi kullanımının bulunmaması nedeniyle iptali talepli davadır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ve yargılama esnasında üç kişilik bilirkişi heyet raporunda markanın 41.sınıfta tescilli “…+şekil” markasının, 41. sınıftaki “Dergi, kitap, gazete hizmetleri” dışındaki hizmetler bakımından ciddi olarak kullanılmadığınun tespit edildiği davalının bu alanda markasını kullandığının ispatlanamadığı tespit edilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince mahkememiz kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/3268 esas 2017/5819 karar sayılı ilamı ile karar bozularak dosya iade edilmiş mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılama yapılıp bitirilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında “Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, dava konusu … numaralı 41. sınıfta tescilli markanın “Dergi, kitap, gazete vb… hizmetleri” dışındaki hizmetler bakımından kullanılmadığından bahisle 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi uyarınca kısmen iptaline karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 tarihli 2016/148 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, iptali istenen davalı markasıyla ilgili olarak anılan husus değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.” Gerekçesi belirtilmiştir.
Dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesinin 2016/148 esas ve 2016/189 karar sayılı 14/12/2016 tarihli 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin Anayasanın 91. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle iptaline dair kararın 06/01/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları 153. maddesinin 6. bendinde belirtildiği üzere, geriye yürümez ise de; Hukuk Genel Kurulunun 31/03/2004 tarihli ve 156/194 sayılı kararında benimsenen görüşe göre de, iptal kararının kesinleşen işlem ve kararlara etkili olmayacağı, görülmekte olan davalarda ise, geriye yürümeme kuralının uygulanmayacağı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest dosyalar ve kesinleşmemiş karar dosyalarında uygulanacağı sonucuna varıldığından, somut olayımızda dava dosyasının henüz derdest olması sebebiyle 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmamış bulunmaktadır.
Ülkemizin taraf olduğu TRİPS’in (Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması) hükümleri üye ülkeler tarafından uygulanacağı birinci maddede açıkça belirtilmiştir. Sözleşmede hüküm altına alınan maddeler üye ülkelerde belirtilen uyuşmazlıklarda oluşan yasal boşluklarda uygulanabilecek ve boşluğu doldurabilecek nitelikte ve Anayasanın 90. maddesi çerçevesinde Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde hükümler Mahkememizce de uyuşmazlıklara uygulanabilir ise de, Paris Sözleşmesinde belirtilen kullanmamaya ilişkin iptal sebebinin yasal boşluğu doldurur nitelikte olmadığı gibi, TRİPS’in markayı kullanma koşulu başlıklı 19. maddesinin 1. bendinde “Tescilin idame ettirilmesi için markanın kullanılması gerekli ise, tescil sahibi tarafından markanın kullanılmasını önleyen engellerin varlığına dayalı olarak geçerli nedenler ileri sürülmedikçe, tescil ancak markanın kullanılmadığı kesintisiz en az üç yıllık bir süre geçtikten sonra iptal edilebilir. Marka ile korunan mal veya hizmetlere uygulanan ithalat kısıtlamaları veya hükümetçe uygulanan başka koşullar gibi markanın kullanılmasına engel oluşturan ve marka sahibinin iradesinden bağımsız olarak doğan koşullar, markanın kullanılmaması için geçerli nedenler olarak kabul edilecektir” şeklinde markanın iptali için yapılacak değerlendirmenin ve incelemenin sınırları ve şekli belirtilmiş, sürenin asgarisi ifade edilmiş olup, bu halde de belirtilen madde mahkemelerce doğrudan uygulanması gereken hüküm niteliğinde olmayıp, iptalle ilgili oluşturulacak ulusal yasalarda yapılması gereken uygulamaya ilişkin belirlemeyi yapar, sonuç olarak da tavsiye niteliğinde olduğundan, TRİP 19. maddenin de uygulanma koşulları mevcut değildir.
Tüm dosya kapsamı toplanan deliller Yargıtay bozma ilamındaki gerekçe ışığında anayasa mahkemesinin iptal kararı uyarınca davanın dayanağı kalmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş mahkememizce bozma öncesi yapılan bilirkişi incelemesinde alınan rapor ile davalının markasını kullanmadığı bu nedenle davacının davayı açmakta haklı sebebinin bulunması nedeniyle yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasının uygun olacağı kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacı … Tarafından davalı … AŞ aleyhine açılan davada; Anayasa Mahkemesinin 2016/148 esas 2016/189 karar sayılı kararı ile 14.maddenin iptal edilmesi nedeniyle davanın dayanağı kalmadığından davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 35,90 TL karar harcından peşin yatırılan 25,20 TL’nin mahsubu ile kalan 10,70 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 3.145,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan: 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 340,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.540,00 TL ve 50,40 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 2.590,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar, hazır bulunan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay kanun yolu açık olmak üzere açıkça okundu, usülen anlatıldı. 22/05/2018
Katip …
¸
Hakim …
¸
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.