Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/579 E. 2020/46 K. 22.01.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/579
KARAR NO : 2020/46

DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/12/2018
KARAR TARİHİ : 22/01/2020

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çizer olarak faaliyet gösterdiğini, davalı …’un yazarı olduğu “… ile….” serisine ait 12 adet kitabın içeriğinin ve kapak tasarımının çizerliğini üstlendiğini, bu kitaplar ile ilgili olarak davalı ile müvekkili arasında 08.10.2012,20.08.2013 ve 14.08.2015 tarihli Çizer Sözleşmeleri akdedildiğini, ancak bu sözleşmeler kapsamında henüz tamamlanmamış eserlerin telif mali hakları peşinen devredildiği için tüm sözleşmelerin FSEK 48/3 hükmü uyarınca Batıl olduğunu, müvekkiline ait telif ve mali hakların, davalı yazara devri gerçekleşmediğinden “… İle…” serisine ait kitaplarla ilgili olarak müvekkilinin mali haklarının davalılar tarafından ihlal edildiğini, müvekkilinin eserlerini tamamladıktan sonra davalı yazar ile müvekkili arasında akdedilmiş herhangi bir mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, davalı yazar tarafından usulüne uygun olarak devralınmayan mali hakların davalı Yayınevi’ne devrinin mümkün olamayacağını, davalı Yayınevi’nin mali hakları devralmadan kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, aksi düşünülse dahi ortada FSEK 52 madde kapsamında geçerli bir devir de bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen çizer sözleşmelerinin geçerli olduğu düşünülse dahi , sözleşmenin kaç baskı ile ilgili olarak yapıldığının belirlenmediğini, müvekkiline ödenen ücretlerin olsa olsa ilk baskıyı kapsayacak tutarda olduğunu, TBK’nın düzenlemelerine aykırı olarak yapılan sözleşme kapsamında, davaya konu 12 adet kitabın çok sayıda baskı yapıldığını ve toplamda 100.000 adedin üzerinde basıldığını, bu hususun bizzat davalı Yayınevi’nin sosyal medya hesabından duyurulduğunu, müvekkili tarafından meydana getirilen eser niteliğindeki çizimlerin geçerli bir sözleşme ve mali hak devri olmaksızın ya da taraflar arasında akdedilen Yayım Sözleşmesinin kapsamını aşacak, müvekkilinin telif ücret haklarını çiğneyecek şekilde davalılar tarafından işlenmesi, çoğaltılması, yayılması, umuma iletilmesi vb. yollarla mali haklarının kullanılması suretiyle, müvekkilinin mali haklarının ihlal edildiğinden bahisle öncelikle müvekkili tarafından çizilen eserlerin yer aldığı kitapların bugüne kadar yapılan baskı miktarlarının ve bu kapsamda müvekkili tarafından hak edilen telif bedeline esas olmak üzere rayiç bedellerin tespitini, sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi halinde müvekkilinin FSEK hükümlerine uygun olarak devralınmış bir mali hak olmaksızın müvekkiline ait çizimleri/eserleri kullanılmış, işlemiş, çoğaltılmış, yaymış ve umuma iletmiş olduklarından FSEKm.68 uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin 3 katı cezalı telif bedelinden, şimdilik 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sözleşmelerin mali hak devrini tesis etiği yönünde karar verilmesi halinde, TBK hükümleri uyarınca sözleşmede baskı adedi belirlenmediğinden ilk baskıdan sonraki baskıların mali hak ihlali teşkil etmesi nedeniyle müvekkilinin ihlal edilen işleme, çoğaltma, yayma ve umuma iletme haklarına istinaden FSEK m.68 uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin 3 katı cezalı telif bedelinden şimdilik 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve ettiği 11.12.2019 tarihli dilekçesi ile de; bilirkişi raporu uyarınca ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi raporundaki tespitleri esas alarak, HMK madde 107/2 uyarınca taleplerini 31.000-TL miktarında artırdıklarını ve 36.000-TL alacak talep ettiklerini bildirdiği anlaşılmıştır.
Davalı … vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye’nin en bilinen çocuk kitabı yazarlarından biri olduğunu, 2012 yılında çocuklar için eğitici hikayeler içeren “… ile” adlı dava konusu kitap serisine başladığını, bu serinin ilk defa 2013 yılında yayımlandığını, 12 kitaptan oluşan, fikri ve içeriği kendisine ait olan bu serinin yazarı ve tek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin serinin kapak ve 12 adet kitabın içerik resimleri ve kapak tasarımı için tüm mali hakların devri kaydıyla davacı çizer … ile anlaştıklarını, 2012,2013 ve 2015 yıllarında imzalanmış eser sözleşmeleri uyarınca, tarafların üzerlerine düşen edimleri yerine getirdiklerini, çizimlere ilişkin hakların davacı tarafından müvekkiline devredildiğini ve kitapların sorunsuz bir şekilde 100.000 üzerinde satış rakamına ulaştığını, müvekkilinin dava konusu “… ile ” seri kitapları için çalışmalarına başlayıp, serinin 6.kitabının yazı taslağının tamamlanmasını takiben, bu serinin kapak ve içerik resimleriyle ilgili davacı çizere teklifte bulunduğunu, davacının teklifi kabul etmesini takiben, serinin ilk 6 kitabında çalışmak üzere, müvekkili ile 04.10.2012 tarihli sözleşmeyi akdettiğini ve tereddütsüz şekilde çalışmalarına devam ettiğini, 6 kitabın tamamlanmasını takiben Yayınevi’nin 3 kitap daha istemesi üzerine müvekkilinin davacıya birlikte çalışma isteğini bildirdiğini ve taraflar arasında 04.10.2012 tarihli sözleşmenin içerik olarak ayınsından ibaret 20.08.2013 tarihli ikinci bir sözleşme akdedildiğini, davacının serinin son 3 kitap çizimini de üstlendiğini, daha önceki sözleşmelerinin birebir aynısından ibaret 14.08.2015 tarihli sözleşmeyi akdettiklerini, davacının çizimlerinin tüm sözleşmeler süresi boyunca müvekkilinin ve hatta Yayınevinin taleplerine ve yorumlarına göre düzenlendiğini, öyle ki müvekkilinin karakterlerin saç modellerinden kıyafetlerine kadar e-postalarla davacıya tasvir ettiğini ve çizimlerin müvekkilinin yorumlarıyla sona erdiğini, öte yandan kitaplar içerisinde yer alan görsellerin bir bölümünün başka şahıslardan satın alındığını, davacının dava konusu kitap serisine ilişkin, hak devri iradesini 3 farklı tarihli ama aynı içerikli sözleşme ile açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin dava konusu kitapların hazırlık süreçlerinde tüm samimiyetiyle davacıya destek olduğunu, davacının taleplerini azami şekilde yerine getirmeye özen gösterdiğini, davacının sektörde çalışması ve tanınması için kendisine yardımcı olduğunu, davacının tanıtım faaliyetlerinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, davacının sözleşmeler uyarınca devir iradesini ortaya koymasına rağmen kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini, davacı gibi birçok çizerin piyasada maktu ücret karşılığı tüm mali haklarını devretmesinin sektörde yaygın bir uygulama olduğunu, yani müvekkilinin davacı üzerinde bir istismarının söz konusu olmadığını, davacının iddialarının aksine taraflar arasındaki sözleşmeler ve mali hak devirlerinin geçerli olduğunu, sözleşmelerde mali hakların tek tek sayıldığını, davacının birden çok defa aynı sözleşmeyi akdetmek ve bu süreç içerisinde yeni basılara rağmen işbu sözleşmeleri akdetmeye devam etmekle maktu ücret karşılığı devir iradesini açıkça ortaya koyduğunu, davacının yer ve sayı sınırlaması olmadan haklarını devrettiğini, taraflar arasındaki sözleşmeleren, eser sözleşmeleri olduğunu, ödeme şartına bağlı devir işleminin bası adedine dayanmadığını, dolayısıyla davacının iddialarının aksine sözleşmede bası adedinin de belirtilmesine gerek olmadığını, taraflar arasındaki devir sözleşmesi geçerli olduğundan davacının FSEK m.68’e göre tazminat taleplerinin geçersiz olduğunu ve davacının talebinin MK 2’ye aykırı olması nedeni ile kabul edilemeyeceğin beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı … San. Ltd. Şti. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu eserlerin 2013 yılından yayınlanmış olduğundan zaman aşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, Müvekkili Şirket ile diğer davalı yazar … arasında 03.12.2013 ve 12.10.2015 tarihli olmak üzere iki adet “Eser Sahibi Telif Sözleşmesi” akdedildiğini, tüm eserlerin her iki sözleşmeye uygun olarak yayınlandığını, müvekkili şirketin yüzlerce yazar ile çalıştığını ve bir yıl içerisinde yüzbinlerce baskı gerçekleştirdiğini, davacı tarafın diğer davalı ile aralarında sözleşme olduğunu açıkça belirttiğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
YAPILAN YARGILAMA VE TOPLANAN DELİLLER
Dava terditli olarak açılmış, eser üzerindeki hak sahipliğine dayalı, mali hak devrine ilişkin sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve tazminat ile bunun kabul görmemesi halinde sözleşme hükümleri ve TBK hükümleri dikkate alınarak sonradan yapılan baskılardan kaynaklı telif ücreti alacağının tespiti ve Fsek 68 kapsamında tazminatın varlığı ve miktarına ilişkindir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun tespiti yönünden özellikle davacının eser sahipliği değerlendirilmek suretiyle mali hak devrine ilişkin sözleşmelerin geçerli ve geçersiz olma ihtimalleri terditli olarak değerlendirilerek takdir mahkemeye bırakılmak suretiyle davacının talep edebileceği rayiç ücretin (sözleşme hükümleri de göz önünde bulundurularak) ne olabileceği hususlarında düzenlenen27.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;”…Dava konusu uyuşmazlıktaki davacının dayandığı ve dosyaya ibraz edilen ve üzerinde çizer olarak davacının adının yer aldığı … , …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …. isimli tüm kitaplar incelendiğinde bu kitapların çocuklara yazılmış resimli öykü mahiyetinde set kitapları dizisi olarak her bir öykü belli uslup ve hususiyeti içeren FSEK 2/1 anlamında dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu, yine bu kitaplar içerisinde yer alan davaya konu çizimlerin onu yaratan kişinin kendi zihinsel fikrini çalışmaya aktarması, yapılan bu çalışmanın estetik niteliği, illüstrasyon niteliği, nedeniyle FSEK 4/6 hükmü gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri olduğu, davacının davaya konu kitaplar üzerinde çizer olarak isminin yer alması nedeniyle bu kitapların kapağındaki ve içeriğindeki çizimlerin eser sahibinin davacı olduğu, Taraftar arasındaki sözleşmelerin FSEK 48/3, 50/1 ve 52 inci maddeler çerçevesinde geçerli olduğu, sözleşme hükümleri çerçevesinde davaya konu kitaplar üzerindeki mali hakların devri nedeniyle davacının telif bedeli talebinin yerinde olmadığı ancak Mahkemece davaya konu sözleşmenin davacının iddia ettiği şekliyle batıl olduğu, ödenen telif bedelinin sadece ilk basılar için olduğu müteakip basılar için davacının telif bedeline hak kazandığı kanaatine ulaşılması ihtimalinde davacının talep edebileceği telif bedelinin 36.000 TL olabileceği sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlıktaki davacının dayandığı, üzerinde çizer olarak davacının adının yer aldığı …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … isimli tüm kitaplar incelendiğinde bu kitapların çocuklara yazılmış resimli öykü mahiyetinde, her bir öykü belli üslup ve hususiyeti içeren FSEK 2/1 anlamında dil ve yazı İle ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu, yine bu kitaplar içerisinde yer alan davaya konu çizimlerin onu yaratan kişinin kendi zihinsel fikrini çalışmaya aktarması, yapılan bu çalışmanın estetik niteliği, illüstrasyon niteliği, nedeniyle FSEK 4/6 hükmü gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile davalı yazar arasında imzalanan davaya konu kitapların kapağı ve içerisindeki çizimlere ilişkin sözleşmelerin FSEK 43/3 ve FSEK 52 gereğince geçerli olup olmadığı, bu çizimlerle ilgili mali hak devirlerinin gerçekleşmiş olup olmadığı, davacının ihlale uğrayan bir mali hakkının bulunup bulunmadığı ve tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı öncelikle Dosyada mübrez taraflar arasında imzalan 08.10.2012, 20.08.2013 ve 14.08.2015 tarihli sözleşmenin henüz çizimler yapılmadan imzalanmış olduğundan FSEK 48/3 gereğince hükümsüz olduğunu iddia etmektedir. FSEK 48 hükmüne göre;
“Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler.
Mali haklan sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir.
Yukarıdaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taallûk etmekte ise batıldır”.
FSEK m.48/3 fıkra hükmüne göre; yukarıdaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taalluk etmekte ise batıldır. Bu hükme göre, ileride meydana getirilecek veya henüz tamamlanmamış eserler üzerinde taahhüt işlemi niteliğinde sözleşme yapılabilir. Ancak bu eserler üzerinde tasarruf işlemi yapılamaz. Aksi takdirde batıl olur. Bu halde, meydana getirilecek eser üzerindeki taahhüt işleminin konusu, eser üzerindeki mali hakların veya kullanma ruhsatının, mali haklar doğduğu anda karşı tarafa devredilmesidir. Davaya konu uyuşmazlık dikkate alındığında davacı ile davalı yazar arasındaki sözleşme FSEK 50/1 anlamında tasarruf işlemine dair olmayıp taahhüt işlemine dair olmakla geçerli olduğu, davacının sözleşmeler gereğince taahhütlerini yerine getirip çizimleri teslim etmekle tasarruf işleminin de yerine geldiği sonucuna varılmıştır.
Ancak davacının yapmış olduğu çizimlerin bir çocuk kitabına ait olduğu, çocuk kitaplarında çizim ve resimlerin metni destekleyen en önemli unsur olduğu, bu çizim ve resimler olmadan bir çocuğun kitaptan etkilenmesi, kitaba merak duyması ve kitapla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerinden her ne kadar ortada bir eser için sipariş sözleşmesi olduğu, eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülebilirse de bir çocuk kitabını resimleyen bir kişinin bu kitabın yayımlanacağını ön planda tuttuğu ve sözleşmedeki gerçek amaç ve niyetinin yayım olduğu bunun aksinin ise sözleşmedeki diğer edimler ve özellikle ücret ediminin tüm yayınları kapsayacak nitelik ve miktarda olmasını gerektirir. Sözleşmedeki ücret edimi tüm çizimleri kapsayacak miktar olarak düşük kalmaktadır. O halde bu ücretin yayım sözleşmesine ilişkin Türk Borçlar Kanunun m.491/1, m.496/3 hükümlerinin kıyasen uygulanması sonucu ilk baskı için olduğu kabul edilmelidir. Bu sebeplerle davacının ilk baskıdaki gibi aldığı telif ücreti ve oranının sonraki baskılarda da geçerli olduğu ve bilir kişilerce yapılan telif ücreti alacağı hesabının doğru olduğu sonucuna varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
Dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin REDDİNE,
Davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun KABULÜNE,
İlk baskıdan sonraki baskılar için davacının 36.000,00 TL telif bedeli hak kazandığının tespitine, ancak sözlü yargılamaya geçildikten sonra bedel artırılmasının mümkün olmadığından dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya dair taleplerin reddine,
2-Alınması gereken 341,55 TL karar harcının, peşin yatırılan (peşin harç+tamamlama harcı) 614,78 TL’den mahsubu ile kalan 273,24 TL’nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 421,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.671,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.780,80 TL ile 113,09 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.893,89 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen alacak miktarı yönünden AAÜT’sine göre tespit olunan 4.910,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen talepleri yönünden AAÜT’sine göre tespit olunan 4.910,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22/01/2020

Katip …
¸

Hakim …
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır