Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/384 E. 2019/514 K. 20.06.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2014/384 Esas
KARAR NO : 2019/514

DAVA : Paydaşlığın Ve Pay Oranlarının Tespiti
DAVA TARİHİ : 15/09/2014
KARAR TARİHİ : 20/06/2019

Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkillerinin davalı …’nin Ortaklar Pay Defterinde ve Ticaret Sicil Özetlerinde kayıtlı hissedarları olduklarını, şirketin adına kayıtlı … 18. Noterliği’nce… tarih ve … yevmiye no ile tasdik edilen ve yine aynı noterlikçe … tarihinde … numaralı kapanış tasdiği yapılmış olan tek bir Ortaklar Pay Defterinin mevcut olduğunu, Ortaklar Pay Defteri incelendiğinde, müvekkilleri …’ın, …’ün, …’ın ve …’in, pay devir sözleşmelerine dayalı olarak Yönetim Kurulu Kararı ile davalı …’nin ortağı olduklarını, buna ilişkin pay devir sözleşmelerinin ve yönetim kurulu kararlarının da mevcut olduğunu, hukuken ve fiilen tartışmasız olan bu hususların herkesçe bilindiğini ancak müvekkillerinden …’in Genel Kurul yapılmasına izin verilmesine ilişkin … 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nın … Esas sayılı dosyasından açılmış olan davada 19/02/2014 tarihli duruşmada verilen ara karar karşısında İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde … Esas sayılı dosyasının açıldığı tarih olan 17.06.2013 tarihine ve mahkememizde davanın açıldığı tarihe göre müvekkillerinin şirket ortağı olduklarının tespiti için işbu paydaşlığın ve pay oranlarının tespiti davasını açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek müvekkillerinin bahse konu şirketin ortağı olduğunu ve paydaşlığının ve pay oranlarının tespitine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacıların kötü niyetli olduklarını, davalı şirket yetkililerinin davalı adresinde olmadığı, bu adrese sokulmadıkları … 15. Sulh Ceza Mahkemesi … E sayılı dosyası ile açılan dava içeriğinde açıkça anlaşıldığı halde sadece kendilerinin bulunduğu bu adrese dava dilekçesini tebliğ ettirmelerinin kötü niyetin açık göstergesi olduğunu, … yetkilisi … hakkında, Sahte Yönetim Kurulu Kararı düzenlemekten … 32 Asliye Ceza Mahkemesinde 2013/155 esas numarası ile dava açıldığını, bu sebeple bu davacının söylemlerine ve davadaki beyanlarına itibar edilemeyeceğini, huzurdaki davanın, … 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı davasında 07.04.2014 tarihli ara kararına istinaden açılmış olduğunu ancak belirtilen davada bu yükümlülüğün davacılardan …’e yüklendiği halde diğer davacıların bu davayı açmaktaki ne tür bir hukuki yararları olduğunun dava dilekçesinde açıklanmadığını, bu sebeple diğer davacıların davalarının hukuki yarar bulunmaması sebebiyle reddinin gerektiğini, … ve …’ın halen şirket ortağı olup ortaklıklarının tespiti için dava açmalarında hukuki yararlarının bulunmadığını, … 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı davasının 07.04.2014 tarihli ara kararında bu isimlere dava açma yönünde bir karar da verilmediğinden bu davacıların dava açmakta hukuki yararlan olmayıp bu sebeple dava şartı oluşmadığından davalarının reddinin gerektiğini. …’in de bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, zira bu davanın açılmasına konu olan 42. Asliye Ticaret Mahkemesinin … E. davasının konusuz kaldığını, anılan davanın, genel kurula izin davası olup, dava tarihinden sonra genel kurulun yapılmış olduğunu, davacı …’in ancak ortak olduğu halde genel kurula çağrılmadığı iddiası ve gerekçesiyle genel kurul kararlarının iptali davası açabileceğini, davacı …’nin yurt dışında kurulu şirket olup HMK md 84/a gereği teminat göstermesi gerektiğini, davacıların dava dilekçelerinde ne kadar hisseleri bulunduğunu açıklamadıklarını, davacıların ne kadar hissedar olduklarını bilmedikleri düşünülemeyeceğinden dava dilekçesinin bu yönüyle tamamlattırılması gerektiğini, davacılar vekilinin açıklamasında, müvekkillerinin toplam % 98 hisseye sahip olduğunu beyan ettiğini, dilekçe ekinde belirtilen 27.05.2011 tarihli Yönetim Kurulu Kararında % 50 hissenin … devredileceğinin açıkça belli olduğunu, ekte sundukları RTÜK yazısından …’ın … yetkilisi ortak sıfatı taşıdığını, yine aynı yazıda … ve …’ın birlikte imzaları gerektiği de açıkça yazıldığından … yetkilisi … vekilinin toplam %98 hisseye sahip oldukları açıklamasının dayanağının ne olduğunun açıklanması gerektiğini, davacıların dosyaya sundukları gibi, … yetkilisi …’ın … 17. Noterliği’nin … tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek 27.05.2011 tarihli Yönetim Kurulu Kararını açıkça teyit ettiğini, …’ın verdiği cevabın doğru olduğunu, … ortak olmadığını, kendisine bir hisse devri yapılmadığını, hisse sahibinin yani ortak olanın …değil … Olduğunu, sunulan Ortaklar Pay Defterinin, dava dışı …’ın tek taraflı tuttuğu defter olduğunu, davacıların ortak olduğuna tek başına delil teşkil etmeyeceğini, defteri teyit eden pay devir senetlerinin delil olarak sunulmamış olduğunu, bu sebeple tek başına Ortaklık Pay Defterine itibar edilemeyeceğini belirterek dava şartlarının olmaması sebebiyle davanın reddine, neticede davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, paydaşlığın ve pay oranlarının tespiti talebine ilişkin olup, davanın niteliği gereği davacıların hukuki yararının mevcut olduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce davalı şirketin sicil dosyası ve taraflarca delil olarak bildirilen soruşturma ve dava dosyaları getirtilmiş, taraflarca dosyaya delil olarak sunulan pay defteri, hisse satış, devir ve işletim sözleşmesi, ihtarnameler, genel kurul, yönetim kurulu kararları vs. tüm deliller incelenmiştir. Dosya kapsamına göre davacıların pay durumlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 13/04/2017 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında “…Ayrıntıları yukarıdaki bölümlerde arz edilen davalı tarafından ibraz edilen ticari deflerler ve tüm dosya muhteviyatı belgeler üzerinde yapılan incelemelerde; davacıların davalı şirket ortağı olarak sahip bulundukları payların …’nin 115200 payına karşılık 57.600,00-TL sermaye payı, …’ın 124800 payına karşılık 62.400,00-TL sermaye payı, …’ün 2 payına karşılık 1,00-TL sermaye payı, …’in 239000 payına karşılık 119.500,00-TL sermaye payı olduğu…” yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda davacıların tespit edilen pay durumunun hangi tarihe göre tespit edildiğinin anlaşılmadığı, tespitten diğer ortakların durumunun etkilenip etkilenmediğinin anlaşılmadığı, raporda pay durumunun pay defterine ilk işlenme tarihine, dayanak belge veya açıklamaya yer verilmemiş olduğu, davalı şirkette pay devri ile ilgili ana sözleşmede hüküm olup olmadığı hususunda değerlendirmeye yer verilmemiş olduğu görülmüş olup bu konularda ve ayrıca davalı tarafın itirazlarının incelenerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 18/03/2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında özetle “…1-Pay Defteri, Yönetim Kurulu Kararlan, karar sahiplerinin yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin ticaret sicili belgeleri ve ilmühaber verileri ile 01.01.2011 tarihli Yevmiye Defteri “açılış” kaydında yer alan tutarlar arasında gözlenen farklılık ile ilgili olarak, taraftarca sunulu belge ve kayıtların delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, a) öncelikle davalı şirket ile ilgili olarak sunulan yevmiye defteri maddelerinde “500 Sermaye” ve “501 Ödenmemiş Sermaye” hesaplarının ortaklar ile ilgili yardımcı-muavin hesaplar düzeyindeki kayıtların İzleyen tarihlerde de çelişkili verileri yansıttığı; b) Davacı tarafça sunulu ve 01.06.1997 tarihli noter açılış onayını taşıyan davalı şirket Pay Defteri kayıtlarına göre, davacıların ortak konumunda bulundukları ile ilgili ayrıntılı tespitlerin raporumuz içerisinde mahkemenin takdirlerine sunulduğu; c) 01.01.2011 tarihi öncesindeki tarihlere ilişkin durumda görünen pay devirlerinin salt davacılar arasındaki pay durumunun değişimine etkisi olduğu, 01.01.2011 tarihi ile sınırlı olarak diğer ortakların durumuna ise bir etkisinin bulunmadığı; Dava konusu uyuşmazlık çerçevesinde davalı şirketin 20.06.2011 tarihli genel kurul toplantısı ve dava tarihine kadarki süreçte ortaklık payları ile ilgili seyrinin önemli göründüğü bu çerçevedeki ayrıntılı tespit ve analizlerimize de raporumuz içerisinde yer verildiği; Davalı şirkette pay devri ile ilgili ana sözleşmede yer alan düzenlemenin de 20.06.2011 tarihli Genel Kurul toplantısında değiştirilmesine karar verilen davalı şirket ana sözleşmesinin “Sermaye ve Hisseler” başlıklı (6.) maddesinin yeni şeklinde yer aldığı; Raporumuz İçerisinde Mahkemenin takdirlerine sunulan tespit ve analizlerimiz bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın temelde, müdahale talep edenlerin 20.06.2011 tarihli genel kurul toplantısından önce ve 09.06.2011 tarihli sözleşme çerçevesinde olmak üzere davalı şirket paylarının bir bölümünü …’dan devir aldıklarının ve hukuken ortak konumunda bulunduklarının kabul edilip edilmeyeceği noktasında düğümlendiği; Tamamen Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere ulaşılabilecek seçeneklerin, 20.06.2011 tarihli genel kurul toplantısında artırılan fakat ortaklarca taahhüt yükümlülüklerinin yerine getirilmediği sermaye artırımı ile ilgili hesapların davalı şirket kayıtlarında mahsuben kapatıldığı 01.09.2013 tarihi İtibarıyla sunulduğu; a) Birinci seçenekte; huzurdaki davada müdahale talebinde bulunanların 09.06.2011 tarihli “Hisse Satış. Devir ve İşletim Sözleşmesi” hükümlerine davalı olarak ve 20.06.2011 tarihli Genel Kurul Toplantısı öncesinde davalı şirketin paylarını fiilen ve hukuken iktisap ettiklerinin kabul edilemeyeceğinin Sayın Mahkemece benimsenmesi halinde, davalı şirketin sermaye durumu ve ortaklar arasındaki dağılımının aşağıdaki gibi olacağı; …’nin 115.200 pay miktarına karşılık toplam 57.600,00-TL pay üzerinden %14,40, …’ın 124.800 pay miktarına karşılık toplam 62.400,00-TL pay üzerinden %15,60, …’ün 1 pay miktarına karşılık toplam 0,50-TL pay üzerinden %0,00, …’in 239.000 pay miktarına karşılık toplam 119.500,00-TL pay üzerinden %29,90, İkinci seçenekte ise; huzurdaki davada müdahale talebinde bulunanların 09.06.2011 tarihli “Hisse Satış, Devir ve İşletim Sözleşmesi” hükümlerine davalı olarak ve 20.06.2011 tarihli Genel Kurul Toplantısı öncesinde davalı şirketin paylarını fiilen ve hukuken iktisap ettiklerinin kabulü gerektiğinin mahkemece benimsenmesi halinde, davalı şirketin sermaye durumu ve ortaklar arasındaki dağılımının aşağıdaki gibi olacağı; …’nin 115.200 pay miktarına karşılık toplam 57.600,00-TL pay üzerinden %14,40 payı olduğu, …’ın 124.800 pay miktarına karşılık toplam 62.400,00-TL pay üzerinden %15,60 payı olduğu, …’ün 0 pay miktarına karşılık toplam 0,00-TL pay üzerinden %0,00 payı olduğu, …’in 0 pay miktarına karşılık toplam 0,00-TL pay üzerinden %0,00 payı olduğu…” yönünde görüş bildirilmiştir.
Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı …’nin … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün … sicil numarasında kayıtlı olduğu, 1991 yılında kurulduğu, şirket hisselerinin nama yazılı olduğu ve ilmuhaberlerin basılı olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK madde 490’da nama yazılı pay senetlerinin devir edilebilme koşulları düzenlenmiştir. Bu maddeye göre nama yazılı pay senetleri esas sözleşmede aksine hüküm olmadıkça devir edilebilir. Devir, ciro edilmiş pay senedinin devir alana teslimi ile olur. Yani nama yazılı pay senedinin devri “ciro” ve “zilyetliğinin” devralana geçirilmesi ile mümkündür. Nama yazılı pay senedi senedin devralana teslimi olmaksızın sadece ayrı bir kağıda yazılan temlikname ile devredilemez. Ayrıca anonim şirketlerde henüz çıkarılmamış pay senetlerini temsil etmek üzere ilmuhaberler de çıkarılabilir. İlmuhaberler hak sahibine tüm pay sahipliği haklarını sağlar. 6102 sayılı TTK’nun 486/2 maddesi gereğince ilmuhaberlere kıyas yolu ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır. Hisse senedine veya ilmuhabere bağlanmamış nama yazılı payların devri, alacağın temliki hükümlerine tâbi olup Türk Borçlar Kanunu 184 maddesi çerçevesinde yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşuludur. Başkaca şekil şartı yoktur. Anonim şirket hisse devir sözleşmeleri akdin nispiliği ilkesi gereği ancak tarafları hakkında hüküm ve sonuç doğurur. Diğer yandan nama yazılı pay devri şirkete karşı ancak pay defterine kayıt ile hüküm ifade eder. Bu nedenle devrin şirket pay defterine yazılması gerekir. Devir alan pay sahibi adayı, devir işleminin şirket pay defterine kaydını bizzat veya vekil aracılığı ile şirket yönetim kurulundan isteyebilir. Şirket yönetim kurulu bu istem hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır. Eğer bir takım belgelerde eksiklik varsa bu eksik belgelerin tamamlanması istenebilir. Yönetim kurulu istemi reddederse yönetim kurulunun bu kararı hakkında mahkemede iptal davası veya şirketin muarazasının önlenmesi davası açılabilir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya döndüğümüzde; davalı şirket, davacı … yetkilisi …, dava dışı …, …, … Tic. A.Ş. İmzasını içeren 09/06/2011 tarihli “Hisse Satış Devir Ve İşletim Sözleşmesi”nin konusunun düzenlendiği 2. maddesinde sözleşmenin konusunu …’ın … Hizmetleri.. A.Ş.’nin yayında bulunan … ve … logolu radyo kanalının hisselerinin %50-%50 paylaştırılması ile …’ın projesi olan … içinde yer alan işletmelerinin kurulması, çalıştırılması ve organizasyonunun oluşturduğunun düzenlendiği, sözleşmenin 3. maddesinde … ve …’ın hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, anılan maddede …’ın şirket hisselerinin %50’sini …’a devredeceğinin, …’ın da %50’lik hisse karşılığında …’a 5.000.000,00-USD ödeyeceğinin düzenlendiği, … tarafından …’a keşide edilen …. 17. Noterliği’nin … tarih … yevmiye numaralı ihtarnamede 09/06/2011 tarihli sözleşme ile üstlenilen edimlerin yerine getirildiği ancak sözleşme gereği yapılması gereken ödemenin yapılmadığı, bu nedenle anılan sözleşmeden dönüldüğünün bildirilerek verilen hisselerin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde aynen iadesinin talep edildiği, … tarafından …’a keşide edilen … 25. Noterliği’nin … tarih … yevmiye numaralı cevabî ihtarnamede 09/06/2011 tarihli sözleşme gereği hiçbir hisse devri yapılmadığının ve bu nedenle hiçbir nam ve hesap altında borçlu bulunulmadığının bildirildiği görülmüştür.
Davalı şirketin 20/06/2011 tarihli genel kurul toplantısı ile ilgili hazirun cetvelinde şirket ortağı sütununda …, …, …, … imzasının bulunduğu hazirun cetveli verilerilerine göre davalı şirketin toplantı nisabının %60 olarak göründüğü, genel kurulun 9 nolu gündem maddesi ile davalı şirketin ana sözleşmesinin “Sermaye Ve Hisseler” başlıklı 6. maddesinin tadil edilerek sermayenin artırıldığı, tadil metni altında …, …, …, davalı şirket imzasının bulunduğu ve 20/06/2011 tarihli genel kurul kararının Ticaret sicil gazetesinin 05/07/2011 tarih 7851 sayısında ilan edildiği, dava dışı … ile …’nin yönetim kurulu üyesi olarak katıldıkları yönetim kurulu toplantısında …’ın şirketi temsil ve ilzamına oy çokluğu ile karar verildiği, kararın … Ticaret Sicil Memurluğu’nca 16/07/2013 tarihinde tescil edilerek 22/07/2013 tarih ve 8368 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği görülmüştür. Davacı … yetkilisi … tarafından 09/01/1997 açılış onaylı pay defteri, davalı şirket tarafından 15/08/2011 açılış onaylı pay defteri sunulmuş olup, 2 ayrı pay defterinde yer alan kayıtların farklı olduğu görülmüş olup, 20/06/2011 tarihli genel kurul toplantısında ortak konumunda görülen … ile …’nin ortaklık durumları ile ilgili olarak 09/01/1997 açılış onaylı pay defterinde herhangi bir kaydın olmadığı görülmüştür. Diğer yandan 20/06/2011 tarihli genel kurul tutanağı uyarınca artırımı yapılan sermaye ile ilgili taahhütlerin yerine getirildiğine ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. İddianın ileri sürülüş biçimi, somut olayın özellikleri ve TMK 2 maddesi dikkate alındığında iş bu davanın dinlenebilmesi için öncelikle 09/06/2011 tarihli sözleşmenin geçerli olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, davacı … yetkilisi …’ın anılan sözleşmenin geçersiz olduğuna dair iddiasının sözleşmenin taraflarına husumet yöneltilerek açılmış bir davada maddi hukuk kurallarına göre ispatlanmış olması gerekir. Bu yönde açılmış bir davanın varlığı öne sürülmemiştir. Anılan hisse devir sözleşmesinin ve buna bağlı olarak yukarıda yazılı genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının geçerli olup olmadığı tespit edilmeden mahkememizde açılan iş bu davanın dinlenilmesi genel hükümlere aykırıdır. Tüm bu sebeplerden dolayı usul ve yasaya aykırı görülen iş bu davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 19,20-TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 2.725,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
Dair; Davacı vekili Av. … ile Fer’i müdahale talebinde bulunan … (Eski Ünvanı:…) yetkilisi …’ın yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/06/2019

Başkan …
e-imza
Üye …
e-imza
Üye …
e-imza
Katip …
e-imza