Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/275 Esas
KARAR NO : 2018/457
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/03/2016
KARAR TARİHİ : 02/05/2018
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 05/06/2012 ve 05/06/2013 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin … abone numarası ile özel lisans sahibi elektrik satış/dağıtıcısı davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davalı tarafından Aktif Elektrik Enerjisi satış bedeli dışında haksız ve hukuka aykırı tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, iletim sistemi kullanma bedeli, dağıtım sistemi kullanma bedeli, enerji fonu ile yasal olan ancak haksız ve hukuka aykırı şekilde fazla tahsil edilen TRT payı ve Belediye Tüketim Vergisi tutarını tam ve kesin olarak belirleyebilme imkanlarının mümkün olmadığını, davalının müvekkili adına 2012 yılı Haziran ile 2014 Temmuz ayı dönemi aralığında düzenlenen toplam 25 adet faturada elektrik enerjisi ücretine ilavetenkayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, iletim sistemi kullanma bedeli, dağıtım sistemi kullanma bedeli, enerji fonu ile yasal olan ancak haksız ve hukuka aykırı şekilde fazla tahsil edilen TRT payı ve Belediye Tüketim Vergisi adı altında haksız ve hukuka aykırı para tahsil ettiğini, elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsil yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarında da bu hususun yer aldığını, davalının yasal %2 TRT payını ve %5 Belediye Tüketim Vergisini aktif elektrik enerjisi bedeli üzerinden hesaplayarak alması gerektiğini, Kayıp/kaçak bedeli-Dağıtım bedeli- Sayaç okuma bedeli-Hizmet bedeli-iletim bedeli ve enerji fonu bedeli gibi tahsili yasal olarak mümkün olmayan kalemlerden %2 TRT payı ve %5 Belediye Tüketim Vergisi tahsil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ancak davalı tarafın %2 TRT payını ve %5 Belediye Tüketim Vergisini nasıl hesapladığını, hesaplamaya elektrik enerjisi satış bedeli-kayıp/kaçak bedeli-dağıtım bedeli-sayaç okuma bedeli-hizmet bedeli-iletim bedeli ve enerji fonu bedeli kalemlerinden hangisini dahil ettiğini ve neye göre tahsilat yaptığını tespit etmenin taraflarınca mümkün olmadığını, tahkikat aşamasında gerek davalı tarafça dosyaya sunulacak cevap dilekçesiyle deliller ve gerekse bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme neticesinde tanzim edilecek rapor sonrasında talep edilebilir alacaklarının kesin tutarı tespit edildikten sonra HMK madde 107 gereğince dava harcını ikmal etmek suretiyle alacak taleplerinin artırmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına ve müvekkiline iadesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın idari yargıda açılması gerektiğini, bu nedenle davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, açılan dava ile müvekkil şirket davalı olarak gösterilmişse de davacının taleplerinin muhatabı olmadığını, müvekkilinin tüketicilere EPDK’nın belirlediği ulusal tarifelerde (bir başka deyimle TEDAŞ tarifeleri ) belirlenen fiyatlarla elektrik tedarik etmek ve faturalandırmakla yükümlü olduğunu, dava konusu bedellerin müvekkili şirket bünyesinde kalmamakta olup kayıp-kaçak bedellerinin muhatabı olmadığını, bu sebeple davanın müvekkili yönünden öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin de bu kapsamda toptan elektrik tedarik eden, bu sektörde hizmet veren ve devletin üzerinden bu yükü kaldırmaya katkıda bulunan bir şirket olduğunu, bu kapsamda sorumluluğunun yalnızca elektrik üreticilerinden toptan elektrik satın alımı ve serbest tüketiciye satımı, faturalandırılması ile sınırlı olduğunu, alınan bedellerin Adana ilinde elektrik dağıtımını gerçekleştiren … Dağıtım A.Ş.’ye aktarıldığını, tahsil edilen kayıp-kaçak ücretlerinin müvekkili şirket bünyesinde kalmadığını, söz konusu bedellerden dağıtıcı firma … Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin sorumlu olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket bünyesinde kalmayan kayıp-kaçak bedellerinin müvekkil şirketten istenilmesi son derece haksız olup müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, alınan bedellere ilişkin tarifelerin EPDK tarafından oluşturulduğunu ve müvekkilinin bu bedellerin alınmasında insiyatifinin olmadığını beyanla davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; elektrik abonesi olan davacıdan tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, enerji fonu ve sayaç okuma bedeli ile bunlar üzerinden alınan TRT payı ile vergiden kaynaklanan alacak davasıdır.
Davaya konu olan kayıp kaçak bedeli 4628 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un geçici 9. maddesinde (mülga 14/03/2013-6446 S.K. madde 30) düzenlenen “Ulusal Tarife” adı altındaki tarife 01/04/2011 tarihinden geçerli olmak üzere EPDK’nın 28/12/2010 tarih ve 2999 sayılı kararı ile belirlenmiştir. Tarifelerin uygulanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Ayrıca 11/08/2002 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği 15/2 fıkrasında “perakende satış fiyatlarına ilişkin parametreler, enerji alımına ilişkin tavan fiyat, hedef kayıp/kaçak oranı ve brüt kar marjı ve verimlilik hedefine ulaşması ölçüsünde elektrik piyasası hedef planı düzenlemesine tabi unsurlar ve raporlamaya ilişkin tebliğ ile ilgili mevzuattaki diğer hükümlere uygun olarak hesaplanmış perakende satış hizmeti maliyetlerini içerecek şekilde belirlenir.” hükmüne yer verildiği, yani bu yönetmelik ile satış fiyatlarına kayıp kaçak bedelinin eklenebileceğinin belirtildiği, bu yönetmeliğe dayanılarak 11/08/2002 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “perakende satış hizmetleri geliri ile perakende enerji satış fiyatlarının düzenlenmesi hakkındaki tebliğ”e göre abonelerden kayıp kaçak bedeli adı altında bedelin tahsil edildiği, sayaç okuma bedelinin 4193 sayılı EPDK kurul kararının 8. maddesine dayanılarak 2011 tarihinden itibaren tüketicilerden tahsil edildiği, yine diğer bedellerin 11/08/2002 tarihinde resmi gazetede yayımlanan tebliğler doğrultusunda tüketicilerden tahsil edildiği anlaşılmıştır.
Kayıp kaçak bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21/05/2014 tarihli 2013/7-2454 Esas 2014/679 karar sayılı kararı ile “Anayasanın Vergi Ödevi” başlıklı 73. maddesinde “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere mâli gücüne göre vergi ödemek ile yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mâli yükümlülükler kanun ile konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi resim, harç ve benzeri mâli yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleri ile oranlarına ilişkin hükümlerin de kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar ile değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre kayıp kaçak bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlarca ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından; bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK’na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kayıp kaçak bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşısında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı dayanak yapılarak iş bu dava 17/03/2016 tarihinde mahkememizde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 17/06/2016 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 6719 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler kapsamında; 6719 sayılı Kanunun 15. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun ‘Tanımlar ve Kısaltmalar’ başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasına (şş) bendi eklenmiş ve anılan bendde; (şş) Teknik ve teknik olmayan kayıp: Dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı oluşturan ve maliyeti etkileyen; teknik kayıp ve/veya kaçak kullanım gibi sebeplerden kaynaklanan ve teknik bir sebebe dayanmayan kaybı, ifade edeceği hükme bağlanmıştır. Yine 6446 sayılı Kanunun 17. maddesinde değişiklik yapan 6719 sayılı Kanunun 21.maddesi ile, 17.maddenin 4.Fıkrasında; ((4) İlgili faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içeren Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartları, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar..,) hükmüne yer verilmiş, 17. maddeye eklenen 10 fıkra hükmünde de; (“(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Keza 6719 sayılı Kanunla 6446 sayılı Kanuna eklenen geçici 20.madde de; ((1) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır.”) hükmü getirilmiştir. 6446 sayılı Kanunda yapılan ve yukarda yer verilen 6719 sayılı Kanun değişikliği ile Kurul tarafından belirlenen esaslara göre hazırlanıp Kurul tarafından onaylanan tarifelere uygun şekilde tahakkuk ettirilen faturalarda yer alan kayıp-kaçak, perakende satış hizmet maliyeti vb gibi Kanunda sayılan kalemler bakımından 17. maddeye eklenen 10 fıkra hükmü ile mahkemece yapılacak incelemenin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluk ile sınırlı olduğu ifade edilmiş ve yine eklenen geçici 20. maddede de; bu hükmün (17/10.madde hükmünün) mevcut davalara da uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 15/02/2018 tarih 2016/150-2017/179 E.K. Sayılı 28.12.2017 tarihli, R.G. Tarih – Sayı : 15.2.2018 – 30333’lı kararı ile 17. maddeye eklenen 10. fıkra hükmü iptal edilmiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı davacının, dava konusu bedellerin haksız ve hukuka aykırı olarak alındığı iddiası ile mahkememizde açmış olduğu iş bu davanın açılış tarihinden sonra yapılan yasal düzenlemeler nedeni ile konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı HMK’nun 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması halinde dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 tarih 2009/18-421 esas-2009-526 karar sayılı ilamında benzer bir olayda “dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının davadan sonra yürürlüğe giren yasa nedeni ile haksız duruma düşmesi söz konusu olamayacağından dava, davadan sonra yürürlüğe giren yasal değişiklik nedeni ile konusuz kalmış ise davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekir.” şeklinde karar vermiştir. Dava devam ederken yürürlüğe giren 6719 sayılı yasa nedeni ile davanın konusuz kaldığı, davacının dava tarihi itibari ile talebinde haklı olduğu kabul edilerek davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın esası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına
2-Karar ve ilam harcı 35,90 TL’nin peşin alınan 1.707,75 TL’den mahsubu ile kalan 1.671,85 TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan 173,50 TL tebligat gideri ile 69,40 TL ilk harç ücreti olmak üzere toplam 242,90 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/05/2018
Katip …
Hakim …
E-imza