Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1122 E. 2018/636 K. 06.06.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/1122 Esas
KARAR NO : 2018/636

DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2017
KARAR TARİHİ : 06/06/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) avasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : müvekkili ile davalı şirket arasında 16/03/2016 tarihli asansör temin ve tesisi sözleşmesinin yapıldığını, bu sözleşmeye göre davalının … ili … Mahallesi … Caddesi 395 Ada, 145 parselde bulunan 21 numaralı binaya 1 adet 12 duraklı, 625 KG(8 kişilik) ve 1 adette 12 duraklı 400 KG( 5 kişilik) … 3300 makine dairesiz asansörün yapımı işini üstlendiğini, sözleşme bedelinin 46.700,00-EURO + KDV olarak kararlaştırıldığını, iş süresinin de sözleşmenin imzalandığı tarih olan 16/03/2016 tarihinini ardından peşinatın ödenmesi ve çeklerin teslim edilmesinden itibaren 6 ay olduğunu, müvekkilinin taahhüt ettiği ödemeleri süresinde yerine getirdiğini fakat davalının bir türlü dava konusu asansörleri süresinde ve halen yapıp teslim edemediğini, asansörlerde bir çok eksikliğin bulunduğunu, bu eksikliklerin … 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyası ve … 16. Noterliğinin … tarih ve … yevmiye numaralı dosya ve tutanaklarıyla tespit edildiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararlardan mütevellit fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00-TL tazminatın banka reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde iddia edilen 150.000,00-TL zararın hangi kalemlerden oluştuğu ve her bir kalemin miktarının ne olduğu hususu belli olmaması nedeniyle HMK 119/2. Maddesine göre davacı vekiline tensip 14. Maddesi ile muhtıra çıkartılmış, muhtıra üzerine davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 13/02/2018 tarihli dilekçenin 2. Sayfasının 7. Maddesinde açıkça zarar kalemleri “… Müvekkilinin adına olan bağımsız bölümleri pazarlayamamasından mütevellit uğrayabileceği zararların belirlenmesi “,
“…. Kat malikleri genel kurulu adına temsilci …’e ödediği kiraya mahsup tazminat bedeli” olarak tazminat kalemlerini belirtmiş ise de ara karar gereği bu kalemlerden yalnızca kira mahsup tazminatının toplam bedelini 125.000,00-TL olarak açıklamıştır.
CEVAP;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talep ettiği 150.000,00-TL tazminatı miktarının hangi kalemlerden oluştuğunun anlaşılamadığını, bu sebeple davanın dilekçenin gerekli unsurlarını taşımaması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesini, taraflar arasında davacının belirttiği gibi asansör yapım ve teslim sözleşmesi yapıldığını, daha sonra davacı tarafın kat artırımı istediğini, davacı tarafın sözleşmeye göre çizilen projeleri 1 hafta içerisinde onaylamadığını, asansörün yapımına başlanması için davacı tarafından yapılması gereken asansör kuyularının süresinde yapılmadığını, davacıların ödemeleri geç yaptığını, davacı tarafından yaptırılan tespitleri kabul etmediğini bu sebeple davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-… 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyası
2-… 16. Noterliğinin … tarih ve … yevmiye numaralı tutanak.
3-Asansör temin ve tesisi sözleşmesi.
4-Asansör projesi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerine göre yüklenicinin eser sözleşmesine aykırılığı iddiasıyla iş sahibinin tazminat talebidir.
Yargı erkini tekelinde bulunduran Türkiye Cumhuriyeti devletinin de taraf olduğu AİHS’in 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali sebebiyle AİHM nezdinde, Devletimiz aleyhine çokça ihlal kararları verildiği herkesçe malumdur. Bu kararların kahir ekseriyeti uzun yargılama süreçlerine dayanmaktadır. İşte uzayan yargılamaların önüne geçilmek amacıyla 2000’li yılların başından itibaren temel adli yasalarda köklü değişikliklere gidilmiş, TCK, CMK, TMK, TTK, TBK gibi hukuk yargılamalarındaki usulü düzenleyen HUMK’ta da değişikliğe gidilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe konmuştur. HMK’ta yargılamaların uzamasının önüne geçilmek için daha dava dilekçesi verilirken hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiği 119. maddesinde tek tek sayılmış, maddenin ikinci fıkrasında da eksikliklerin yaptırımı düzenlenmiştir. Buna göre;
-dayanılan vakıaların sıra numarası ile açık özeti (e),
-iddia edilen her bir vakıanın hangi delil ile ispat edileceği (f),
-açık bir şekilde talep sonucu (ğ)
dava dilekçesinde yer almalıdır.
Somut olayda dava dilekçesi HMK’nın 119/1-(f, ğ) bentlerine aykırı olarak tanzim edilmiştir. Zira davacı dava dilekçesinin netice kısmında sadece 150.000,00-TL zararın tazminini istemiş olup bu zararın somut olarak hangi kalemlerden oluştuğunu ve her bir kalemin tazminat miktarının ne olduğunu açıklamamıştır. Bunun üzerine oluşturulan tensibin 14. Maddesi ile HMK 119/2. Maddesine göre davacıya bu hususun açıklanması için 1 haftalık kesin süre verilmiş aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtar edilmiştir. Bu ihtarı içeren tensip zaptı davacı vekilinin daimi çalışanı Abdullah Güney’e 30/01/2018 tarihinden tebliğ edilmiş, bu tebligat üzerine davacı vekili kanun tarafından tayin edilen ve HMK 90. Maddesine göre mahkeme tarafından uzatılması mümkün olmayan bu bir haftalık süre geçtikten sonra 13/02/2018 tarihinde muhtıra gereği açıklama yapan bir dilekçeyi İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosuna sunmuştur. Davacı vekili sunduğu bu dilekçenin 2. Sayfasının 7. Maddesinde açıkça zarar kalemleri
“… Müvekkilinin adına olan bağımsız bölümleri pazarlayamamasından mütevellit uğrayabileceği zararların belirlenmesi “,
“…. Kat malikleri genel kurulu adına temsilci …’e ödediği kiraya mahsup tazminat bedeli” olarak tazminat kalemlerini belirtmiş ise de ara karar gereği bu kalemlerden yalnızca kira mahsup tazminatının toplam bedelini 125.000,00-TL olarak açıklamıştır.
Görüldüğü üzere davacı birinci kaleminde her ne kadar miktarı belirtmese de ikinci belirttiği kalemde 125.000,00-TL bedelden bahsetmekle, dava dilekçesindeki toplam 150.000,00-TL olduğundan birinci kalemde talep ettiği miktarında 25.000,00-TL olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu husus açıkça açıklama dilekçesinde belirtilmese de matematiksel olarak bu şekilde yorumlanabilir.
Öte yandan HMK 119/2. Maddesine göre çıkartılan muhtıraya istinaden süresinden sonra verilen açıklama dilekçesinde davacı vekili tam olmasa da muhtıra gereği tazminat talebini iki kaleme hasretmiş olmasına rağmen ön inceleme duruşmasında mahkememizce HMK 140/1. Maddesine göre uyuşmazlık belirlenirken sadece bu iki kaleme münhasır uyuşmazlık tespiti yapılmış, davacı vekili bu tespite itiraz ederek ayrıca ” asansörün gereği gibi çalışmamasından kaynaklanan zararı” ve ” geç teslim etmesinden kaynaklı zararı ” talep ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin ön inceleme duruşmasındaki bu beyanları dahi dava dilekçesinin HMK 119/1-(ğ) maddesine göre bulundurması gereken zorunlu unsur olan ” açık bir şekilde talep sonucu” unsurunu içermediğini, hatta muhtıraya rağmen bu belirsizliğin giderilmediğini ortaya koymaktadır. Bu belirsizliğin muhtıraya rağmen giderilmemesinin yaptırımı HMK 119/2. Maddesinde açıkça ” davanın açılmamış sayılması” şeklinde düzenlenmiştir. Yasada açıkça yer verilen bu hükümler mahkememizce görmezden gelinerek, davacıya her aşamada talebine yeni yeni şeyler eklenmesi yolunun açılması usulü benimsenir ise, kanun koyucunun iradesinin üzerine çıkıp eski HUMK döneminde alışıla gelmiş ” …” alışkanlığının terk edilmesinin mümkün hale gelmeyeceği izahtan varestedir. Yasa koyucu tarafından kanunlara dercedilen bu hükümlere uygulama iddia savunma ve yargı makamlarının eliyle mümkündür. Yargılama makamları bu hükümleri uygulamaktan imtina eder ise mevzuatın insan haklarına daha uyumlu hale getirilmesine yönelik yasa koyucunun 2000’li yılların başından itibaren ihdas ettiği iradeyi akim kılar ve uygulayıcıların açık kanun hükümlerini uygulamaktan imtina etmesi sebebiyle AHİM nezdinde Devletimizin tazminatlara mahkum olmaya devam etmesi sonucu doğurur.
Anılan sebeplerle HMK 119/1-(ğ) bendinde sayılan unsurları içermeyen dava dilekçesi sebebiyle 119/2. Maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın H.M.K.’nun 119/2. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.561,63-TL harçtan karar tarihi itibariyle alınması gereken 35,90-TL red harcının mahsubu ile bakiye 2.525,73-TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine.
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 2.180,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; Davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 06/06/2018

Katip …
E-İmza

Hakim …
E-İmza