Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1220 E. 2023/609 K. 19.07.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2018/1220 Esas
KARAR NO:2023/609

DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:30/12/2018
KARAR TARİHİ:19/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 30/12/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ve … kurumsal bayisi olan davalı arasında davalının yetkili ve sorumlu temsilcisi … aracılığıyla 24/07/2018 tarihli protokol imzalandığını, protokol kapsamında davacının aboneliği olduğu …’e katılı 19 adat telefon hattının davalı aracılığıyla …’ye taşıdığını, sübvansiyon bedeli olarak 13.000,00 TL nakit, 1 adet … , … gb 3 adet … , 1 adet … ödemesini ve karşılanasını taahhüt ettiğini, davacının ilgili protokol gereği 19 adet hattını tanımlı … aboneliğini iptal ettikten sonra … tarafından düzenlenen 20/08/2018 tarihli ve 13.215,69 TL tutarındaki cayamaya ve dönem işi iletişim hizmetine ilişkin faturayı ödemesine rağmen davalının protokolden yer alan sübvansiyon bedeline ilişkin kalemleri ödemediğini, protokolde yer alan 13.000,00 TL’lik sübvansiyon ödemesi için davalıyı ve sözleşmeyi imzalamaya yetkili olan vekilinin kullanmakta olduğu hatlarını defalarca aradıklarını, olumlu geri dönüş alamayınca ilgili protokolü ve … aboneliğini haklı nedenler feshederek … taşımış oldukları 19 adet telefon hattının aboneliği tekrardan … çevirdiklerini, davacı tarafından … ödenen 12.738,24 TL cayma parasının ve davacının taahhüdünün haklı nedenle feshetmsine rağmen dava dışı 3. Kişi … tarafından düzenlenen 07/11/2018 tarihli 2.666,80 TL bedelli faturanın 863,97 TL’lik kısmını oluşturan indirim iptali borç kaleminin iadesi amacıyla davalı aleyhinde işbu davayı ikame etmek zorunda kaldıklarını, açıklanan bu nedenlerle; davanın kabulünü, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davacı tarafından ödenen 13.647,21 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekiline dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının tebliğ edildiği, davalı yanca cevap dilekçesi sunulmadığı, 06/07/2020 tarihli duruşmada; “bir kimse temsilci olarak işlem yaparsa ancak işlem onandığı takdir de temsil olanı bağlar, … yetkisiz bir şekilde protokol imzalamıştır, müvekkil ise sözlemeyi onaylamamıştır, dolayısıyla alacaklı veya borçlu sıfatı da kazanmamıştır her iki taraf, yetkisiz temsilcinin iş ve işlemlerinin temsil edilen tarafından ispatı davacıya aittir, davanın reddini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
DELİLLER: Bilirkişi kök ve ek raporları, Faturalar, Fatura ödeme bilgileri, tanık beyanları, yazı cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
17/07/2019 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı beyanında özetle; “Ben 2 senedir … cam dekorasyonda çalışmaktayım. Orada proje sorumlusuyum. …’den … a 2018 in 3. Ayında geçiş yaptık. Öncesinde … bize cazip tekliflerle geldi. Eğer hatlarımızı … … a taşırsak … deki cayma bedelini ödeyeceklerini, 2 adet … vereceklerini, 4 adet … cihaz vereceklerini söylemişlerdi. Biz 2 yıllık taahhüt imzaladık diye hatırlıyorum. Ancak 4 ay boyunca bu söylenenler yerine getirilmedi. Gerek bize atanan müşteri temsilcisi, gerekse bizle iletişime geçen şahıs telefonlarını açmadılar. Ayrıca sabit interneti ücretsiz olarak vereceklerdi. Ama daha sonra interneti ücretlendirdiler. Biz … 4 ay kaldık. Taahhütler yerine getirilmediği için tekrar …’e geri döndük. Bizim ofis hattımız vardır. Yanılmıyorsam 29’unu da geçirdik.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
17/07/2019 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı beyanında özetle; “Ben 2003’ten beri bu şirkette çalışmaktayım. Şu anda şirket müdürüyüm. Şirket müdürü olmamın üzerinden 1 yıl geçmedi. Bu şirket 4 ortaklı limited şirkettir. Babam şirket hissedarlarındandır. … faturaları yüksek gelmeye başlamıştı. O sırada … kurumsaldan da teklifler alıyorduk. … temsilcisiyle bu durumu konuştuğumuzda indirim talep ettik. Ancak faturalar konusunda birşey yapamayacaklarını söylediler. Biz de … geçmeye karar verdik. Bir protokol imzalandı. Bize 15-20 gün içerisinde …’e dair cayma bedelini ödeyeceklerini söylemişlerdi. Ama ödemediklerinden … cayma bedelini bize fatura etti. Yanlış hatırlamıyorsam 5 … 1 … vereceklerdi. Bunlar elektronik postalarda da vardır. Müşteri temsilcisi atayacaklardı bunu atayamadılar. … araçlarda sıkıntılar yaşamaya başladık. … bize atadığı müşteri temsilcisi ile samimi olduk ve bizden süre istedi ancak 6 ay boyunca vodafonda kaldıktan sonra … geçtik.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
17/07/2019 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı beyanında özetle; “Ben 3 yıldan beri muhasebede çalışıyorum. … bizimle protokol yapmıştır. Biz … geçtiğimiz için cezai şartı ödeyerek telefon vereceklerini söylediler. Ancak bu … tarafından ödenmedi. … e cezai şart olarak 13.000,00 TL gibi bir tutar ödedik. 30a yakın hat var. Tüm hatlarda aylık 500-600 arası fatura gelirken iptal ettirmeden önce son faturalardan birinde 2.600,00 TL gibi bir rakam ödemiştik. … zaten uzun bir süre hattı iptal etmedi.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
06/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “Davacı ile davalı arasında düzenlenen 24.07,2018 tarihli protokolün var olduğu, dava dosyasında mevcut olan 21.10.2018 tarih … nolu … … A.Ş. ait son ödeme tarihi 07.11.2018 olan 2.666,80 TL tutarlı faturada diğer Hizmetler İndirimlerin İptali olarak 863,97 TL olarak gözüktüğü, bu faturanın 07.11.2018 tarihinde 2.666,80 TL olarak ödendiğine dair dekontun var olduğu, dava dosyasında mevcut olan 20.08.2018 tarih … nolu … … … A.Ş. ait son ödeme tarihi 04,09.2018 olan 13.215,69 TL tutarlı faturada Diğer Ücretler Cayma Bedeli ve İptal Ücreti olarak 12.859,86 TL olarak gözüktüğü, bu faturanın ödenmesiyle ilgili herhangi bir belgenin dava dosyasına sunulmadığı, dava dosyasına sunulan ödeme dekontlarının bu faturayla ilgisinin var olmadığı, dava dosyasındaki eksiklikler ile ilgili olarak davacı vekiline (ki dava dosyasında herhangi bir irtibat numarası ve mail adresi yok) 29.12.2020 tarih Saat 14:22 de mail gönderildiği ve … uygulaması üzerinden mail gönderildiği bilgisi verildiği, davacı vekili tarafından saat 21:45 de verilen cevapta;, “Bilirkişinin yetkileri 278.madde ayrıntılarıyla yazıldıktan sonra KANUN KAPSAMINDA ÖNCELİKLE MAHKEMEYE TALEPTE BULUNMANIZI RİCA EDERİM” yazısı var olduğundan mail olarak davacı vekilinden istenen bilgi ve belgelerin Sayın Mahkeme’ den istenmek zorunda kalındığının değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Firmanız “… …” adına oluşturulan teklif dokümanı ektedir. … Kurumsal Satış Danışmanı …” yazılı olduğu, 24.06.2018 tarihli e postada gönderen … (Kurumsal Satiş Danışmanı) ve Ce (yani bilgi) tekrar … olduğunun görüldüğü, e postada davalı firma ile ilgili bir ibarenin var olmadığı, davacı vekilinden dava dosyasındaki eksikliklerle ilgili 29.12.2020 tarihinde ekte sunulan e posta ile belgelerin istendiği,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
27/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; “Davacı vekilinden kök raporda 6 madde halinde yazılı olan bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının istendiği, 1.madde yasal defterlerin açılış ve kapanış noter onaylarının sunulduğu, 2.maddede sadece ilgili faturanın yevmiye kaydının sunulduğu, 4.madde yevmiye kaydının sunulduğu, davacı vekilinden kök raporda 6 madde halinde yazılı olan bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının istendiği, 2.madde de yazılı olan 20.08.2018 tarih 91882 nolu 13.215,69 TL tutarlı … … A.Ş. ye ait faturanın ödeme belgesi yada dekontunun sunulmadığı ödeme belgesinin şayet ödenmişse davacı vekili tarafından da hem yevmiye kaydının hem de ödeme belgesinin dava dosyasına sunulabileceği, 3.madde’ de yazılı olan 76,63 TL eksik talebin nereden kaynaklandığının davacı vekili tarafından cevaplanmadığı, 5.madde ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, 6.madde ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, … … A.Ş. nin cevabının dava dosyasında mevcut olmadığı,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
05/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; “Kök rapordaki görüş ve kanaate “20.08.2018 tarihli 04.09.2018 son ödeme tarihli faturanın ödenmiş olduğu” ilave edilmesi gerektiği, Mahkeme tarafından cep telefonu uygulamaları ve sözleşmeleri konusunda uzman bir bilirkişi ile Borçlar Kanunu konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilmesinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
20/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; “Kök rapordaki görüş ve kanaate 20.08.2018 tarihli 04.09.2018 son ödeme tarihli faturanın ödenmiş olduğu” ilave edilmesi gerektiği, Mahkeme taralından cep telefonu uygulamaları ve sözleşmeleri konusunda uzman bir Yeminli Mali Müşavir bilirkişi ile Borçlar Kanunu konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilmesinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
22/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “davacı şirket ve … Kurumsal Portföy Yöneticisi … arasında GSM hatlarının …’den … taşınması hususunda protokol imzalandığı, dosya kapsamında abonelik sözleşmeleri yer almamakla birlikte davacı adına düzenlenen faturalardan abonelik işlemlerinin tamamlanarak hat aktivasyonlarının sağlandığı, aktivasyon işlemlerinin yapılmasının bayi tarafından gönderilmesi gereken abonelik sözleşmesi ve diğer evrakın gönderilmesi sonucunda gerçekleşeceği, Temsil yoluyla yapılan işlemlerde işlemin, temsil olunan adına temsilci tarafından yapıldığı ancak bu işlemin bizzat temsil olunan adına sonuç doğurduğunun kabul edildiği; somut ihtilaf açısından dosyaya mübrez belgelerden protokole imza atan …’ın davalı şirket adına imzaya yetkili olmadığı; bu noktada …’ın davalı şirket adına yetkisiz temsil ile sözleşme akdettiği sonucunu doğurduğu, her ne kadar davalı şirket tarafından …’ın, davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı ve dolayısıyla davalı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığı ileri sürülmüşse de davacı şirketin sözleşmede üstlendiği edim yükümlülüğünü yerine getirdiği, Herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, dürüstlük kuralının ihlal edilmesi halinde bu durumun, hakların dürüstlük kuralına uygun bir şekilde kullanılmasını öngören TMK m. 2 uyarınca hukuken korunmayacağı; dolayısıyla davalı şirketin, davacı tarafından üstlenilen edimin yerine getirildikten ve kendi edim yükümlülüğü doğduktan sonra sözleşmenin tarafı olunmadığı yönünde iddiada bulunmasının TMK m. 2 uyarınca himaye edilecek bir davranış niteliğini haiz olmadığı, Mahkemece sözleşmenin usulüne uygun kurulduğunun kabulü halinde dava dışı … tarafından düzenlenmiş olan son dönem faturasının davacı şirket tarafından ödendiği, son dönem faturasına yansıtılan cayma bedeli toplamı olan 12.783,24 TL’nin davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği, Davalı şirketin protokole aykırı davranması sebebi ile aboneliğin feshinin haklı gerekçeye dayandığının kabulü halinde … tarafından düzenlenen son dönem faturasına yansıtılan cayma bedeli tutarı olan 863,79 TL’lik tutarın davacı şirket tarafından talep edileceği,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, protokol ve üyelik taahhüdü sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.
Davacı ve … kurumsal bayisi olan davalı arasında davalının yetkili ve sorumlu temsilcisi … aracılığıyla 24/07/2018 tarihli protokol imzalandığını, protokol kapsamında davacının aboneliği olduğu …’e kayıtlı 19 adat telefon hattının davalı aracılığıyla …’ye taşıdığını, sübvansiyon bedeli olarak 13.000,00 TL nakit, 1 adet … gb 3 adet … 8, 1 adet … ödemesini ve karşılanasını taahhüt ettiğini, davacının ilgili protokol gereği 19 adet hattını tanımlı … aboneliğini iptal ettikten sonra … tarafından düzenlenen 20/08/2018 tarihli ve 13.215,69 TL tutarındaki cayma ve dönem işi iletişim hizmetine ilişkin faturayı ödemesine rağmen davalının protokolden yer alan sübvansiyon bedeline ilişkin kalemleri ödemediğini, bu nedenle yeniden … aboneliğine döndüklerinden ödenen bedelin davalıdan tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı, davalının cevap dilekçesi sunmadığı ancak duruşmalarda vekil aracılığı ile temsil edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık kapsamında … … A.Ş. ‘den dava konusu fatura içeriğinde yer alan hat bedellerinin sözleşme kapsamında, iptal nedeniyle cayma bedeli(taahhüt nedeniyle) kapsamında yapılıp yapılmadığı, cayma bedelinin davacı yanca ödenip ödenmediği, bu hususta davacı şirket tarafından iptal başvuruna ait dilekçe/onay ile bu iptal nedeniyle yapılan işlem, iptal ve cayma bedelinin ödenmesi sonrası yeniden yapılan sözleşme ve buna ilişkin başvuru sözleşme ile tüm ekleri dosyamız arasına alınmıştır.
Bu kapsamda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve tarafları bağlayıp bağlayamayacağı, yetkisiz temsil (şirket çalışanı olduğu da bilinerek) hususunun bulunup bulunmadığı, var ise işlemin geçerli olup olmadığı, sözleşme kap-samında taraflarca edimlerinin yerine getirilip getirilmediği, edimlerin yerine getirilmemesinde tarafların kusuru bulunup bulunmadığı ile varsa davacının talep edebileceği alacağın hesaplanması için dosyanın sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişi ve GSM aboneliği alanında uzman bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiştir.
Hükme esas alınan 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında imzalanan protokol gereği …’a taşınacak 19 adet hattın 24 ay boyunca iptal edilmemesi şartıyla sübvansiyon bedelinin nakden ödeneceği, protokolün aboneliğin tesisinden itibaren 22 ay boyunca geçerli olduğu, sübvansiyon olarak 13.000 TL, | adet …, 3adet … 8 adet … belirlendiği tespit edilmiştir. Protokolde …’a ait imza ve davacı şirket imza ve kaşesinin yer aldığı, GSM hatlarının …’a taşınması hususunda Protokol imzalandığı birlikte, bahse konu hatlarla ilgili olarak Abonelik Sözleşmesine dosya kapsamında rastlanılmadığı, ancak davacı şirketin …’dan hizmet aldığı, Davacı şirket adına … tarafından düzenlenmiş olan faturalardan anlaşıldığı, dolayısıyla davacı şirketin abonelik işlemlerinin … adına işlem yapma yetkisi bulunan bir bayi tarafından yapılarak hatların abone adına tahsisinin gerçekleştiği, zira hatların aktivasyonu ancak Bayi tarafından … gönderilen sözleşme ve diğer evrakın gönderilmesi sonucu sağlanabileceği, dosya kapsamında davacı şirket ve … Kurumsal Portföy Yöneticisi … arasında yapılan e-posta yazışmalarının da yer aldığı, bahse konu e-posta erikleri incelendiğinde; e-posta gönderilen adresin gokhan.aydın(… adresi olduğu görülmüş olup, bu alan adının … adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Mailde … isminin altında Kurumsal Portföy Yöneticisi, … Kurumsal Satış Kamalı ibaresinin ve davalı şirketin adresinin yer aldığı görülmüştür. E-posta yazışmalarının Mart ve Ağustos ayları arasında yapıldığı, yazışmaların konusunun teklifler ve revize tekliflere ilişkin olduğu, 15 Ağustos 2018 tarihli e-posta ekinde taahhütname olduğu görülmekle birlikte taahhütname içeriği tespit edilemediği, davalı şirket ise Davacı şirket ile yetkisiz temsilci … arasında yapılmış olan sözleşme müvekkili şirket tarafından onaylanmamış olduğundan yok hükmünde olduğunu beyan ettiği, dava dışı … … tarafından davacı adına düzenlenmiş olan 04 Eylül 2018 son ödeme tarihli 13.215,69 TL tutarlı faturanın dava dilekçesi ekinde yer aldığı görülmekte olup, faturada iletişim ücretlerinin 356,02 TL olduğu, kalan tutarın cayma bedeline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Ayrıntılı faturada hat bazlı fatura tutarlarına yer verildiği, her ne kadar davalı şirket tarafından …’ın, davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı ileri sürülmüş ve dolayısıyla davalı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığı ileri sürülmüşse de, davacı adına düzenlenen faturalardan abonelik işlemlerinin tamamlanarak hat aktivasyonlarının sağlandığı, bu husus davacı şirketin sözleşmede üstlendiği edim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ortaya koymaktadır. Venire contra factum proprium’un en teknik olan görünüş biçimi olarak kabul edildiği bu durum öğretide …tarafından aynen şu ifadelerle ortaya konulmuştur: mevcut bir sözleşme batıl olduğu halde, ona dayanarak çıkar elde eden, sözleşmenin ifası sanılarak yerine getirilen edimlerden yararlanan taraf, bu çıkarları bitince ve özelliklesırakendiedimin i yerine getirmeğe gelince özleşmenin geçersizliğini hatırlayan, butlanını ileri süren tarafın bu davranışı önceki davranışı ile çelişkilidir.” bu nedenle davacının dava dışı … tarafından düzenlenmiş olan son dönem faturasının davacı şirket tarafından ödendiği, son dönem faturasına yansıtılan cayma bedeli toplamı olan 12.783,24 TL’nin davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği, davalı şirketin protokole aykırı davranması sebebi ile aboneliğin feshinin haklı gerekçeye dayandığının kabulü halinde … tarafından düzenlenen son dönem faturasına yansıtılan cayma bedeli tutarı olan 863,79 TL’lik tutarın davacı şirket tarafından talep edileceği,” belirtilmiştir.
Davalı yan bilirkişi raporuna itiraz etmiş ise de davalı yanın bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlar ile yeniden rapor alınması talebinin; bir kısım itirazların hazırlanan raporda değerlendirildiği, bir kısım itirazların ise hukuki niteleme kapsamında Mahkememizde olduğu ve yeniden rapor alınmasını gerektirir husus bulunmadığından reddine, karar verilmiştir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına bakıldığında yetkisiz temsil hususu şu şekilde ele alınmaktadır; “Yetkisiz temsil durumunun varlığı halinde, işlemin geçerli olabilmesi temsil olunanın işleme icazet vermesine bağlıdır. Bu nedenle icazet kurucu yenilik doğuran bir işlem olarak kabul edilmelidir. İcazet temsil olunan tarafından tek taraflı ve varması gereken bir beyanla verilir ve temsilcinin veya üçüncü kişinin hakimiyet alanına girdiği andan itibaren sonuçlarını meydana getirir.
İcazetin verilmesi kural olarak şekle tabi değildir. Açıkca verilebileceği gibi, zımni davranışlarla verilmesi mümkündür. İcazetin verilmesine ilişkin bir diğer sorun susmanın icazet olarak yorumlanmasının mümkün olup olmadığıdır. Susmanın kural olarak bir irade beyanı ve buna bağlı olarak da bir icazet olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Özellikle temsil olunanın yapılan hukuki işlem hakkında bilgisinin olmadığı hallerde durum böyledir. Ancak istisnai olarak temsil olunan kimseden dürüstlük kuralı uyarınca hukuki işleme itiraz etmesinin, diğer bir ifade ile söz konusu hukuki işlemi onaylamadığını bildirmesinin beklenebildiği hallerde susmanın icazet sayılabileceği kabul edilmelidir. Böylece, Borçlar Kanunu’nun 6. maddesindeki istisna burada da kıyasen uygulama alanı bulmalı ve özellikle bağışlama gibi temsil olunanın yararına yapılan sözleşmeler ile vekalet sözleşmesine ilişkin Borçlar Kanunu’nun 387. maddesinde olduğu gibi icabı reddetmemenin kabul sayılacağı durumlarda susmak yetkisiz olarak yapılmış olan hukuki işleme icazet vermek sayılmalıdır. Ancak susmanın icazet sayılabilmesi için gereken ön şart temsil olunanın yetkisiz olarak yapılmış olan işlemden haberdar olmasıdır. Zira aksi takdirde temsil olunandan söz konusu hukuki işleme itiraz etmesinin beklenilmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca, bir hukuki işlemin yetkisiz olarak yapılması durumunda, icazetin verilmiş olduğunu iddia eden kimse bu hususu kendisinin ispat etmesi gerekecektir… Davacının yetkisiz olarak yapılmış olan işlemden haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kalması, itiraz etmemesi karşısında, olayın özelliği ve dürüstlük kuralı gözönüne alındığında, davacının dava konusu işlemlere icazet verdiğini ortaya koymaktadır.” (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 19/09/2016 Tarih, 2015/7624 Esas ve 2016/7345 Karar sayılı kararı)
Yargıtay uygulaması ve bilirkişi raporunda yer alan açıklamalar birlikte ele alındığında yetkisiz temsilci dava dışı … tarafından yapılan bir çok işlem değerlendirildiğinde, davalı şirketin, dava dışı … tarafından yapılan işlem ve protokollerden haberdar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum karşısında, davalının yetkisiz olarak yapılmış olan işlemden haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kalması, itiraz etmemesi karşısında, olayın özelliği ve dürüstlük kuralı gözönüne alındığında, davalının dava konusu işlemlere icazet verdiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle bilirkişi raporunda toplam belirtilen 13.647,03 TL cayma bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
13.647,03 TL alacağın dava tarihi olan 30.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 932,23 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 233,07 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 699,16TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 233,07 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 197,50 TL posta giderinden ibaret toplam 4.471,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan, kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı. 19/07/2023

Katip …
e-imzalıdır

Hakim …
e-imzalıdır