Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/233 E. 2023/586 K. 12.07.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/233 Esas
KARAR NO : 2023/586

DAVA : Alacak (Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 30/04/2020
KARAR TARİHİ : 12/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilinden kredinin erken kapatılması esnasında farklı isimlerde toplamda 130.156.79 TL masraf tahsil edildiğini, bu şekilde fahiş bir erken kapama maliyetinin müvekkili şirkete yansıtılması mevcut yasal düzenlemelere, bankacılık ve ticari teamüllere açıkça aykırı olduğunu, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri matbu nitelikte olup iki taraf arasında bireysel sözleşmenin kurulmasından önce gelecekte kurulacak belirsiz sayıda, ancak aynı şekil ve tipteki hukuki işlemlere uygulanmak üzere soyut ve tek yanlı olarak kaleme alınmış hükümlerden ibaret olduğunu, müvekkilinin sözleşme kurulduğu anda ne erken kapamanın sonuçlarını bilmediği gibi bilse dahi müzakere etme şansı bulunmadığını, şöyle ki, komisyon ücreti ve fon kur farkı gibi çeşitli isimler altında kesilen masraflarla ilgili müvekkili şirketin “Erken Kapamanın Sonuçları Hakkında” münhasıran, açıkça ve ayrıca bilgilendirilmesi söz konusu olmadığını, sözleşmenin kurulması aşamasında olduğu gibi tarafların 19.12.2018 tarihinde imzaladığı Kredi Borcunun Ödenmesine Dair Protokolde de kredinin erken ödenmesinin mali sonuçları hakkında hiç bir açıklık bulunmadığını, muhatap banka tarafından tahsil edilen masrafların hangi zorunlu masraflara karşılık kesildiği hususu taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hiçbir aşamasında ortaya konulamadığını, genel işlem koşullarını içeren sözleşmelerin; sözleşme metninde veya ekinde yer alması, benzer metinleri özdeş olmaması, bu koşuların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtların, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmadığını, bu nedenle; birçok tacirin ticari kredi müşterilerinde pazarlık gücüne sahip olmadıkları ve hatta kredi sözleşmesinin içeriğinden tam olarak haberdar olmadıkları, kredi işlem koşullarını tam olarak anlayıp, olası sonuçları ile birlikte değerlendirebilecek donanıma sahip olmamaları dikkate alındığında; genel kredi sözleşmesinin üzerinde veya eklerinde kredi müşterisinden alınan “İş bu taahhütnameyi tamamen okudum. Yukarıda belirtilen ücret, komisyon ve prim tutarları üzerinde Banka ile müzakere olarak anlaştığımı, bu tutarları ödemeyi kabul ettiğimi ve taahhütnamenin bir nüshasını elden teslim aldım kabul ve beyan ederim. ” gibi yazılı beyanların yok hükmünde olduğunu, ticari kredilerin de genel işlem şartları kapsamında denetlenmesi gereğinin Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin de kabulünde olduğunu ileri sürerek ticari nitelikteki kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun erken ifası nedeniyle davalı banka tarafından erken ifada bulunan müvekkili şirketten tahsil edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile birlikte iadesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 29/05/2023 tarihinde uyaptan sunduğu dilekçe ile dava dilekçesindeki 20.000,00 TL olan taleplerini ıslahen 89.813,00 TL artırarak 109.813,00 TL’ye yükseltmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan dava usul, yasa, sözleşme ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, müvekkili bankanın sözleşmenin 8.maddesine istinaden davacı firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi limiti yenilemesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil edildiğini, bankalar müşterilerine kredi tahsis işlemi yapmakla müşterilerine güven ve itibar kazandırdıklarını, Bankaların Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir olması nedeniyle şekilde ücret/komisyon alma hakkı bulunduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Faiz oranları ile diğer menfaatler” başlıklı 144üncü maddesinin; “Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azami faiz oranlarını, katılma hesaplarında kar ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dahil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Merkez Bankası’ na devredebilir.” hükmünü içerdiğini, … tarih ve ….Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Bankacılık Kanunu’nun sözü edilen 144’üncü maddesinden aldığı yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu tarafından … tarih ve …sayılı Kararının yayımlandığını, Resmi Gazetenin … tarih ve … sayılı nüshasında yayımlanan kararın “Diğer menfaatler” başlıklı 4’üncü maddesinde; bankaların kredi işlemlerinde sağlayacakları faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ile azami miktar ya da oranları ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılmasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanacak tebliğlerle düzenlenmesinin öngörüldüğünü, 2006/1 Sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği,Bakanlar Kurulunun …Sayılı Kararında öngörüldüğü üzere, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında” 2006/1 Sayılı Tebliğ yayımlandığını, Resmi Gazetenin …tarih ve …. sayılı nüshasında yayımlanan 2006/1 Sayılı Tebliğ’in, “Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler” başlıklı 4’üncü maddesinde; bankalar tarafından reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirlenmesi öngörüldüğünü, bu düzenlemeler paralelinde davacı ile müvekkili Banka arasında imza edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup; sözleşme serbestliği ilkesi ve ahde vefa kuralları kapsamında ele alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunun genel işlem koşulları denetimi açısından uygulanmasının mümkün olmadığını, her şeyden önce davacının senelerdir faaliyet gösteren müddebir bir tacir olup; imzaladığı sözleşmenin muhteviyatını bilen, şartlarını tartışabilen bir tacir olduğunu, dolayısıyla davacının salt GİŞ na dayanan taleplerinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacı yanın dilekçesinin bazı kısımlarında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 20 vd. maddelerinde hükmünü bulan “Genel İşlem Koşulları ”na değindiğini ve Genel Kredi Sözleşmesinin yeni TBK.nun da hükmünü bulan genel işlem koşullarına aykırı olması sebebiyle geçersizliği iddiasında bulunduğunu, söz konusu sözleşme hükmünün sözleşmenin esasına yabancı bir hüküm olmayıp; tüm Bankacılık piyasasında geçerli olan bir uygulamayı ihtiva eden düzenleme olduğunu, davacının tacir olup imzaladığı sözleşmenin içeriğine vakıf durumda olduğunu, nitekim Genel Kredi Sözleşmesinin imza tarihinden önce davacı yana “Sözleşme Öncesi Bilgi Formu” verildiğini ve kendisi tarafından okunarak, teslim alındığını, Periyodik hizmet komisyonu, risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edildiğini, periyodik hizmet komisyonu belirlenirken müşterilere verilen finansal olmayan hizmetlerin yanı sıra, ilgili dönem içerisinde yapılan istisnalar ve özel nitelikli diğer hizmetlerin dikkate alındığını, değişen hizmetler ve istisnalar dikkate alınarak farklılaştığını, davacı firmadan periyodik hizmet komisyonu tahsil edildiğini, periyodik hizmet komisyonunun, bankaları tarafından üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiğini, Türk Ticaret Kanun’unun “Ücret İsteme Hakkına” ilişkin 20. maddesi ile Borçlar Kanunu’nun “Sözleşme Özgürlüğü”ne ilişkin 26. maddesinin yasal dayanaklar olduğunu, müşteri ile banka arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin (BHS) 13. maddesinde yer alan “Ücret, Masraf, Komisyon, Sigorta Giderleri ve DiğerYükümlülükler” düzenlemesi ile Genel Kredi Sözleşmesinin (GKS) 8. maddesinde yer alan “Faiz, Komisyon,Vergi, Fon ve Masraflar” düzenlemesinin ilgili komisyona ilişkin sözleşme maddesi olduğunu, davacıdan tahsil edilen periyodik hizmet komisyonunun mevzuat ve sözleşmelere uygun olduğun beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ticari kayıtlar, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun erken ifası nedeniyle davacının ödediği komisyon tutarı, hazine maliyeti gibi masrafları davalı bankadan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarları hususlarındadır.
Deliller toplandıktan sonra mahkememizce tespit dilen uyuşmazlık konularında rapor düzenlemesi için dosya bankacı bilirkişi …’a tevdi edilmiş, bilirkişi raporu ve tamamlayıcı ek raporlar, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve açıklayıcı olup hükme esas alınmıştır.
Bankalar, Türk Ticaret Kanunu amir hükümlerine göre ticari işletme olup, amaçları ticari faaliyetlerde bulunmak suretiyle gelir elde etmektir. 6102 sayılı TTK’nın 20. maddesinde, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin uygun bir ücret isteyebileceği hükmüne yer verilmiş; Rekabet Kurulunun … tarih ve … sayılı gerekçeli kararında da ” .. her bankanın bankacılık hizmet bedellerini serbest piyasa koşullarında kendilerinin serbestçe tayin edebilecekleri” ifadelerine yer verilmiştir.
Bankacılık uygulamasında krediler; bireysel müşteriler ve ticari müşterilere kullandırılan krediler olmak üzere iki temel ayrıma tabidir. Kredilendirme süreçlerine ilişkin Bankacılık Kanunu uygulaması açısından her iki arasında bir fark bulunmamakla birlikte sözleşmenin kurulması ve içeriği açısından farklar bulunmaktadır. Bireysel Müşterilere kullandırılacak kredilerde imzalanacak sözleşmeler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine uygun olarak hazırlanmak zorundadır. Ticari müşterilere kullandırılacak kredilerde ise böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. Uygulamada banka ile müşterileri arasında “Genel Kredi Sözleşmesi” olarak anılan temel çerçeve sözleşmesi imzalanmaktadır. Dolayısıyla genel kredi sözleşmesi imzalanarak kullanılan krediler, ticari nitelikteki kredi niteliğinde olduğundan, işbu krediler bakımından Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri ve buna bağlı olarak oluşturuşan içtihatlar kapsamında bir değerlendirme yapılmaması, bu krediler yönünden Bankacılık Kanunu, TTK ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davaya konu olayda da kullanılan krediler genel kredi sözleşmesi kurularak kullanıldığından, anılan kredilerin nitelik olarak ticari kredi olduğu kabul edilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 144 üncü maddesi ile bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulayacakları azami faiz oranları, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranları ve bu işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya Bakanlar Kurulu yetkilendirilmiş ve Bakanlar Kurulu’nun bu yetkilerini TCMB’na devredebileceği hüküm altına alınmıştır.
5.11.2014 tarih ve 29176 sayılı RG.’de yayınlanan TCMB’nin 2014/6 sayılı Tebliği ile; 9/12/2006 tarih ve 26371 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/l)”in 1 inci maddesinin birinci fıkrası; ‘Bu Tebliğin amacı: bankaların kredi verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulayacakları faiz oranları ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranları ile tüketici kredileri dışındaki kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlere ilişkin esas ve şartları belirlemektir.” şeklinde değiştirilmiştir. 2006/1 sayılı Tebliğ’in “Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler” başlıklı 4 ‘üncü maddesinde ise: bankalar tarafından reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirlenmesi öngörülmüştür.
Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile özel Cari Hesaplar Dahil Bu işlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında” 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın “Diğer Menfaatler” başlıklı 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında, Bankaların kredi işlemlerinde sağlayacakları faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ile azami miktar ya da oranlan ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılmasının TCMB’ınca yayımlanacak tebliğlerle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
…sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmesi TCMB’na bırakılan hususlara ilişkin olarak TCMB, 9.12.2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesaplan Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1sayılı Tebliği” nin “Kredi Faiz Oranları ve Sağlanacak Diğer Menfaatler” başlıklı 4 üncü maddesinde bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak âzami faiz oranlan ile faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve azami sınırlarının serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası İdare Merkezi’nin … tarih ve… sayılı talimatında ise, Bankalarca kredi işlemlerinde sağlanacak faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların azami miktar ya da oranlarında değişiklik yapılması halinde değişiklik bilgilerinin, ekte verilen bildirim formatına uygun olarak TCMB’na bildirileceği belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası İdare Merkezi’nin … tarih ve … sayılı, …ve … sayılı Tebliğ Uygulaması hakkında konu başlıklı talimatında da, bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredi işlemlerinde faiz ve kar payı dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları ile bankacılık komisyonlarının bildirilmesine devam olunacağı belirtilmiştir.
TCMB’nın ilgili düzenlemeleri ile kredilerden tahsil edilecek faiz ve ücretlerin, bankalarca serbest olarak belirlenebileceği ve TC. Merkez Bankasına bildirilmesi esası getirilmiştir. Bu düzenleme gereğince davalı bankanın TCMB’na yapmış olduğu bildirimlerin dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2014/4867 E. 2014/1176 K. sayılı kararında bu hususa vurgu yapılmaktadır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun ticari nitelikteki kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun erken ifası nedeniyle davalı banka tarafından erken ifada bulunan davacı şirketten kapama sırasında fazladan tahsil edilen masrafların iadesine ilişkin olduğu, davalı bankanın davacıdan erken ödeme komisyon alabilmesi için taraflar arasında imzalanan sözleşmede erken ödeme komisyonu alınacağının kararlaştırılmış olması gerektiği, sözleşmenin tamamı sunulamadığından sözleşmede erken ödeme komisyonu alınacağına ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığının tespitinin yapılamadığı ve bu durumun davacı lehine değerlendirilmesi gerektiği, … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmesi TCMB’na bırakılan hususlara ilişkin olarak … tarih, … sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesaplan Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında … sayılı Tebliği” nin “Kredi Faiz Oranları ve Sağlanacak Diğer Menfaatler” başlıklı 4 üncü maddesinde bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak âzami faiz oranlan ile faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve azami sınırlarının serbestçe belirleneceği düzenlenmiş olup düzenleme kapsamında davalı kurum tarafından kredi işlemlerinde sağlanacak faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların, 2019 yılı için azami miktar ya da oranlarını TCMB’na bildirdiğine ilişkin bildirim tablosu sunulamadığı, davalı banka tarafından davacıya kullandırılılan kredinin 18.10.2019 tarihi itibarı ile kapama tutarı CD den dökümü yapılan hesap ekstresine göre 1.020.392.04 TL olduğu, davacının hesabından 1.020.392.04 TL’lik kredinin kapanması sırasında 130.882.64 TL tahsil edildiği, yapılan kesintilerden 6.300.00 TL lık kredi tahsisi komisyonu kredi tahsis edilirken alınan bir komisyon olup kapama esnasında alınan bir komisyon olamayacağı, yapılan kesintilerden 5.250.00 TL lık periyodik hizmet bedeli ile ilgili sözleşmenin ve TCMB yapılan bildirimin sunulamadığı, erken kapama nedeniyle davalı banka davacıdan 1.020.392.04 TL kredi anaparası %11.63= 118.671.59 TL yani %11.63 oranında erken kapama komisyonu aldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2014/438 K. 2014/289 T. 19.2.2014 tarihli kararı doğrultusunda davalı bankanın 1.020.392.04 %2= 20.407.84 TL erken kapama komisyonu alabileceği, dava tarihinden itibnaren avans faizi uygulanması gerektiği ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2016/14746 K. 2017/8051 T. 18.12.2017), ayrıca genel işlem koşulu yönünden, Yargıtay kararlarında 6098 Sayılı TBK’nın yürürlükte olduğu dönemde akdedilen ticari kredi sözleşmelerinde; davacıdan tahsil edilen kredi tahsis ücreti diğer komisyon ve dekont masrafı adı altında yapılan kesintiler hususunda TBK’nın genel işlem koşullarına dair 20-25. madde hükümleri kapsamında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğinin ifade edildiği dikkate alınarak, davalı banka tarafından fazla alınmış olan 6.300 TL kredi komisyonu, 5.250 TL periyodik hizmet bedeli ve 98.263 TL erken kapama komisyonu toplamı 109.813 TL’nin davacıya iadesi gerektiğinden 109.813 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal, gerektirici nedenlere göre;
Dava ve ıslah dilekçelerine davanın KABULÜ ile 109.813 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Harçlar Kanununca alınması gerekli 7.501,32 TL ilam harcından peşin yatırılan 341,55 TL ile 1.550,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 5.609,77 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 17.471,95 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 341,55 TL peşin harç, 1.550,00 TL ıslah harcı, 900,00 TL bilirkişi ücreti, 154,00 TL tebligat ve müzekkere giderlerinden oluşan toplam 2.999,95 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/07/2023

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır