Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/1220 Esas
KARAR NO : 2020/419
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2014
KARAR TARİHİ : 18/09/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren ve 5 farklı tüzel kişiliğin oluşturduğu grup şirketlerinden biri olduğunu, yerli ve yabancı birçok şirket ve şahısla ticari faaliyette bulunduklarını, Müvekkili şirketin davalının da gizli ortak olduğu … Ltd. Şti. yetkilisi … ile su ürünleri ticareti gerçekleşdiğini ve edimlerini yerine getirdiğini, … ve …’nın müvekkili şirket ile girdikleri ticari ilişkiye istinaden, …bank … Şubesine ait 20.000 TL bedelli, 17.04.2012 tarihli çeki keşide ettiklerini, fakat çekin karşılıksız çıktığını, ilgili çek incelendiğinde, keşideci … olmakla birlikte …’nın da çeke aval vermekle borçtan sorumlu olduğunu kabul edildiğini, çekin karşılıksız çıkması üzerine, … ve … aleyhine … İcra Müdürlüğü … esas sayılı takibini başlatıldığını, Borçlular takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkili şirketin borçlulardan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, Müvekkili şirketin gerek hukuki gerekse ticari itibar temelli tüm uğraşlarına rağmen alacağını tahsil edemediğini, avalı … ile … ve yetkilisi … arasında “gizli ortaklık” ilişkisi bulunduğunu, Davalının ilgili kişilerle gizli ortaklık yapısı içerisinde olduğu, gerek kendisinin gerekse 3. kişilerin savcılık ve mahkeme huzurunda vermiş oldukları ifadelerde açık olarak yer aldığını, “Gizli Ortaklık” bir şahsın (gizli ortak) aralarındaki sözleşmeye dayanarak bir başka şahsın (aktif odak) yürüttüğü biçyişletme faaliyetine, kara ve zarara katılmak suretiyle iştirak ettiği, gizli ortağın (iştirak eden şahsın) katılma payının aktif ortağın (işlemlerde bulunan şahsın) malvarlığına geçtiği ve gizli ortağın iç ilişkide belli ölçüde yönetime katılma ve denetleme haklarına sahip olduğu bir adi ortaklık olarak tanımlanabildiğim, Türk hukukunda “gizli ortaklık” için ayrı bir yasal düzenleme getirilmemekte, adi ortaklık kapsamında değerlendirildiğini, Bu nedenle, söz konusu ilişkiden kaynaklanan ihtilaflarda BK md. 620 ve devamında düzenlenen hükümler uygulandığını, “Gizli ortaklık” ilişkisinin kurulması için şekil şartı aranmadığını, müvekkil şirketin … şirketinden ve …’dan kesinleşmiş alacağı bulunduğu; davalı ile … şirketi ve … arasında gizli ortaklık ilişkisi kapsamında adi ortaklık bulunduğu, davalının bu ortaklık nedeniyle dava konusu kesin alacaktan sorumlu olduğunu, … İcra Müdürlüğü … esas sayılı takibine istinaden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davanın kabulü İle, dava konusu 19.000TL alacaklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı … farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirketin ortağı veya yetkilisi olduğunu, müvekkilinin dava dışı … ile arasındaki ilişkinin TBK kapsamında adi ortaklık hükümlerini karşılamadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık sebebiyle hukuki ve cezai ihtilaf doğduğunu, dosyanın da derdest olduğunu, dava dışı …’nın birçok çekten dolayı aval veren veya kefalet suretiyle yada şahsı borç taahhütleri kapsamında müvekkili ile çevresindekileri borca sürükleyebileceğini, olayın adi ortaklığa dayandığından çeki keşide eden dava dışı … Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.’de olduğunu, gizli ortaklığın sözkonusu olmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
Mahkememizce dava konusu … 6. İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları ile celp edilen delillerin dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi Öğretim Üyesi … ile Mali Müşavir …’a tevdii edilen dosyaya 12/11/2019 tarihinde tanzim olunan raporda özetle; davalı ile dava dışı … Şirketi ve … arasında gizli ortaklık ilişkisinin bulunduğu iddiası ile davaya konu çek sebebiyle davalının sorumlu olduğu iddiasının ispata muhtaç durumda bulunduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, Sayın Mahkeme’nİn maddi olguları aksi yönde yorumlaması halinde, davalının davacıya dava konusu 19.000 TL tutarında borçlu olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacı tarafın dava dışı … Gıda Ltd. Şti. ve …’ya karşı … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası ile yapmış oldukları kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapmış oldukları icra takiplerinin sonuçsuz kaldığı, takip borçlularından … ile davalı … arasında gizli ortaklık bulunduğu gerekçesiyle takibe konu borçtan gizli ortak …’nın sorumlu olduğu gerekçesine dayalı olarak açılmış olan alacak davasıdır.
Adi ortaklık Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenmemiş, Türk Borçlar Kanunu m. 620 vd. maddelerinde düzenlenmiş bir ortaklık türüdür. Türk Borçlar Kanunu m. 620/1 e göre adi ortaklık; ‘‘…iki ya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.’’ Türk Borçlar Kanunu m. 621/1-2 fıkrası uyarınca ‘‘Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmalıdır.’’
Adli yargıda açılan bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olduğuna ilişkin düzenleme HMK’nın 190. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; ‘‘İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.’’
Somut olay değerlendirildiğinde; Davacı …tarafından … İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı dosyası kapsamında 30.11.2012 tarihinde … Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti ve … aleyhine 19.000 TL çek, 1.900 TL karşılıksız çek tazminatı, 120,12 TL işlemiş faiz olmak üzere 21.020,12 TL üzerinden takibe girişilmiş ancak 17.11.2012 tanzim tarihli 1008092 seri no.lu çekin karşılıksız çıkmasına ilişkin bankanın sorumluluğunu oluşturan miktarın ödenmesi üzerine kalan 20.000 TL lik alacak bakiye gösterilmiştir.
Davacı …dava dışı … Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti ile aralarında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde … Gıda San. ve Tic. Ltd Şti’nin 20.000 bedelli, 17.04.2012 tarihli çek keşide ettiğini ve davalı şirket …’nın düzenlenen çeke aval verdiğini, Davalı … ile dava dışı … Gıda San ve Tic. Ltd. Şti ve … arasında gizli ortaklığın bulunduğu, gizli ortaklığa ilişkin hususların 3. Kişilerin savcılık ve mahkeme huzurunda verdikleri ifadelerle sabit olduğu , bu kapsamda gizli ortaklığa ilişkin Adi ortaklık hükümleri kapsamında kesinleşen 20.000 TL alacak için davalının sorumluğunun bulunduğunu iddia etmiştir.
Dava dosyası içerisinde yer alan 21. Ağır Ceza Mahkemesi … E. sayılı dosyasında 26.09.2013 tarihli duruşma tutanağında …’nın sahibi olduğu … isimli firmanın muhasebecisi tanık … : ‘‘….Kendisine çek kırdırıyorduk. Biz çekleri kendisine veriyorduk. Kendisi çekin karşılığında bize para veriyordu. Çek tutarının bir kısmını kendisine alıyordu. Bunun karşılığında çekleri kırıyordu. Ben kendisini 4 yıldır tanıyorum. 4 yıldır bu şekilde hareket etik…’’ beyanında bulunmuştur. 21. Ağır Ceza Mahkemesi … E. sayılı dosyasında 26.09.2013 tarihli duruşma tutanağında …’nın sahibi olduğu Makbaş şirketinde çalışan tanık Metin Uçar : ‘‘…müşteki …’in sanıktan para aldığı, vadeli çekleri nakite çevirdiği, yine müştekinin sanıktan borç para aldığını, karşılığında da teminat olarak saatleri verdiğini, ayrıca …’da bir arsa verdiğini biliyorum…’’ beyanında bulunmuştur. 21. Ağır Ceza Mahkemesi … E. sayılı dosyasında 26.06.2013 tarihli duruşma tutanağında tanık Tevrat İncives ‘‘Ancak çevremde … tefeci olarak bilinir. Kendisi bana … ile ortak iş yaptıklarını söylemişti. Tefeci olmadığını iddia etmiştir. Ancak ben çevreden kendisinin tefeci olduğunu biliyordum…’’ beyanında bulunmuştur.
Davalı … … 21. Ağır Ceza Mahkemesinin … E…. K. no lu kesinleşen ilamının gerekçeli kararı; “Katılan …’nın sanık … dan yaklaşık 1 milyon dolar borç aldığı, bunun karşılığında katılanın sanık …’a teminat olarak senetler verdiği, ayrıca katılanın sanık …’a 199 adet değerli saati de kendisine yöneltilen tehditler sonucu teminat olarak verdiği, sanık tarafından borç karşılığında verilen çeklerin tahsil edilmesine ve ayrıca kendisine yine borcu karşılayacak kadar nakit para verilmesine rağmen katılandan yine de para istediği ayrıca yine kendisine yöneltilen tehditler sonucunda … daki değerli gayrimenkulünün tapuda 25.000 TL göstermek suretiyle katılanın sanık …’a devrettiği, bu şekilde sanığın katılandan vermiş olduğu paranın çok üstünde para tahsil ettiği; Sanık …’nın tefecilik yapma suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından sanık …’nın tefecilik yapmak suçundan eylemine uyan TCK 241/1, 62, 53 Maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın sabıkasının olmaması, kişilik özellikleri ile dosyaya yansıyan ve eylemden sonraki tutum ve davranışları dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılmış olması nedeniyle CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yönünde görüşe varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindedir. Sonuç olarak sanık tefecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası almış ve bu sonuç ceza şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasın geri bırakılması kararına çevrilmiştir.
Y. 11. HD. 27/02/2015 T. 2015/1053 E. 2015/2687 K. Sayılı ilamı; “Dava, davalı gerçek kişilerin davalı şirketin gizli ortağı olduklarının tespiti istemine ilişkindir. Mevzuatımızda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir. Şirket işlemleri ve bu arada VUK ve 6183 sayılı yasalar çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır. Somut dava bakımından, davalı gerçek kişilerin davacı şirketin ortağı olmadıkları açıktır.” şeklindedir. Dosya kapsamında alınan ticaret sicil kaydına göre dava dışı … Ltd. Şti.’nin yetkilisinin Hayim Ovadio olduğu görülmiştür.
Davacı taraf, davalı ile dava dışı … ve … Şirketi arasında gizli ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bunun adi ortaklık niteliğini taşıdığınu iddia etmiştir. Ancak, iddia konusu adi ortaklık bakımından davacı taraf iç ilişkideki “belli ölçüde yönetime katılma ve denetleme” olgusunun bulunduğunu ispat edememiştir.
Davalının ilgili Başsavcılıktaki ifadesinde ve … 21. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında dava dışı … ile ortaklık ilişkisi içinde oldukları anlamını taşıyan beyanları yer alıyorsa da sadece saat işi için başta 700.000 TL verdiği ve daha sonrasında kendisinin kar payı olarak bono ve çekleri aldığı, dava dışı … ise şikayet beyanında … ile ortaklığının söz konusu olmadığını beyan ettiği, ceza dosyasında dinlenen tanık beyanlarında da katılanın çeklerini rızasıyla …’a kırdırarak ticari ilişki içerisinde olduğu beyan edilmekle sürekli bir ortaklık ilişkisi dosya kapsamında ispat edilememiştir. Yine davaya konu çekin keşidesi ve dava dışı … tarafından … niteliğinde güvence verilmesi çek keşidesi ve … işlemi gizli ortaklık ilişkisi kabul edilse dahi çekin ortaklık adına verildiği hususu da ispatlanamamıştır.
İki gerçek veya tüzel kişi arasında gizli ortaklığın yapıldığı bu kapsamda adi ortaklığa ilişkin sorumluluğun mevcut olabilmesi için adi ortaklığı gösterir kesin bir iç ilişkin varlığı gerekir. Davalının 21. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sürecinde ortak iş yaptıklarına ilişkin beyanları mevcut olsa da davacının ceza yargılamasındaki bu beyanları dayanak göstererek gizli ortak olduklarını ifade etmesi adi ortaklık ilişkisinin mevcudiyeti için yeterli değildir. Ceza davası kapsamında dinlenilen tanık ifadeleri incelendiğinde davalı ile … veren … arasında çek ilişkisi kapsamında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu ve akabinde yine ticari ilişki kapsamında dava dışı … in borç para karşılığı arsasını teminat gösterdiği şeklinde bir ticari ilişki mevcuttur. Davalı ve dava dışı şirket ve gerçek kişi arasında gizli ortaklık olduğuna ilişkin iddia borca karşılık 20.000 TL olarak verilen çekin keşide ve aval işleminin ortaklık adına yapıldığını gösterir bir husus tespit edilememiştir. Bu kapsamda davacı …davasında davalı ile dava dışı şirket ve gerçek kişi arasında gizli bir ortaklığın bulunduğunu HMK 190 kendi lehine hak çıkaran taraf olması hasebiyle ispat yükü altında olduğundan ve bu ispat yükünü somut bir delil çerçevesinde ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 324,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 270,10 TL harcın karar kesinleştiğinden talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan; posta ve tebligat masrafından oluşan toplam 29,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.18/09/2020
Katip …
¸e-imzalıdır
Hakim …
¸e-imzalıdır
“Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır.”