Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/373 E. 2023/82 K. 02.02.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/373 Esas
KARAR NO : 2023/82

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 13/04/2015
KARAR TARİHİ : 02/02/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından verilen 13/04/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %50 ortağı olduğunu ve yönetim kurulu başkanı yardımcısı olduğunu, yönetim kurulu başkanı olan …’ın kötü niyetle müvekkilini zarara uğratmak için elinden geleni yaptığını ve uzunca bir süredir şirketin ticari defterlerini müvekkiline göstermeyerek suç işlediğini, Amme Alacakları Tahsil Kanunu’nun ilgili maddeleri gereği yönetim kurulu üyeleri şirketin amme alacaklarından sorumlu olduğunu, ancak müvekkilinin hiçbir bilgiye ulaşamadığını ve büyük risk altında olduğunu, … 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin… E.sayılı dosyasında …Tic A.Ş’nin iflas erteleme davası bulunduğunu, bu şirketin büyük ortağının …olduğunu, müvekkilinin iflası ertelemesi talep eden …’in dolaylı olarak en büyük pay sahibi olan …’a iyilik yapmak amacı ile …’in en büyük meblağdaki 3.000.000 TL nin üzerindeki borcu için hiçbir karşılık gözetmeden ve iyi niyetle davalı şirket olan …Tic A.Ş’nin gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, aynı zamanda iflas ertelemesi talep eden şirketin birçok borcu için de şahsi kefil olduğunu, alacaklıların iflas ertelemesi alan …’e karşı alacak takibi yapamamakta müvekkiline karşı icra takibi yapmakta olduklarını, müvekkili şirketin alacaklı şirketlerle borç yapılandırma görüşmeleri yapmakta olduğunu ve borçlarını yapılandırmak suretiyle ödediğini, müvekkilinin karşı karşıya kaldığı riskler sebebiyle davalı şirkete yönetim kuruluna istifa dilekçesi gönderdiğini, böylece şirketin yönetim kurulunda iki üye bulunması sebebi ile şirketin organsız kaldığını, ve TTK.nun. 530.maddesi gereği feshi gerektiğini bildirerek; öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkilin çok büyük risklere maruz kalması ihtimali olduğundan acilen davalı şirkete kayyum atanmasına, davalı şirket ticari defterlerinin tamamının ve her türlü diğer sözleşme ve belgelerin mahkemeye sunularak müvekkili tarafından incelenmesine, terditli olarak şirketin organsız kalması sebebiyle TTK.nun m.530 gereği derhal feshine ve tasfiyeye sokulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalı vekili vermişolduğu 23/06/2015 cevap dilekçesinde; davacı …’nın müvekkili şirketin %49 ortağı olduğunu, …’nın ise %1 ortaklığının bulunduğunu, davacının 13/04/2015 tarihinde görevinden istifa ettiğini, davacının yönetim kurulunu toplantıya davet etmeye tevessül etmediğini, TTK 392.madde hükmüne göre toplantıda bilgi almı girişiminde bulunmadığını, davacının yönetim kurulu toplantısına katılmak yerine şirketi tasfiyeye sokmak için yönetim kurulundan istifa ettiğini ve genel kurulun toplanması için yasal yolları denemek yerine şirketin feshini isteyerek hakkını kötüye kullandığını, vergi amme alacaklı, personel maaş, tazminat ödemeleri ile ilgili …nın şirketin %49 hissedarı olması sebebiyle payına düşen ödemelerin hiçbirini 2012 yılından bu yana yapmadığını, ödemelerin tamamını şirketin diğer ortağı … tarafından karşılandığını,…’ın ve …nın ortağı bulunduğu … Tic A.Ş şirketlerinin düştüğü zor durumdan kurtulması için maddi manevi her türlü çabayı göstermekte ve şirketlerin borçlarını ödeyerek yaşatmaya çalıştığını, davacının şirketteki müşterek sorumluluğunun gereklerini yerine getirmek ve icraalara katılmak yerine şirketin ödeme güçlüğü içine düştüğü ortamda mağduriyet görüntüsü içinde sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, davacının davalı şirket hakkında hiçbir bilgiye sahip olamadığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, TTK 531.maddesi hükmünü göre uyuşmazlığın çözülebilmesi için davacıya ait payları temsil etmek üzere acilen şirkete kayyum atanması gerektiğini bildirerek; davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın reddine, TTK.531.madde gereği inceleme yapılacak ise 531/son cümlesi gereği davacının payının tespiti ile kenisine ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 2015/384 Esas, 2017/871 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; TTK nun 531. Mad uyarınca haklı nedenler ile şirketin feshinin isteme yetkisi sermayenin en az onda birini ve halka açık şirkettlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerine verilmiştir. TTK 530 mad uyarınca organ eksikliği sebebi ile şirketin feshini ancak pay sahipleri,şirket alacaklarının isteyebileceği düzenleme konusu yapılmıştır. … ın 850.000 adet hissesi icraen … ya satılmış olup, … şirketinin şirkette pay sahibi olup olmadığı, bu aşamada belirli olmadığı gibi asli müdahale talebinde bulunan … şirketinin iddiaları açmış olduğu, Genel kurul kararının mutlak butlan ile iptali davasında değerlendirilecek olup bu aşamada davalı şirkette pay sahibi olduğu belirli olmayan … şirketinin asli müdahele talebinin aktif husumetten reddine, Davacı tarafından davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda ortağı olan … ile aralarındaki yaşadıkları sorunlar nedeni ile ticari faaliyetlerine devamın çekilmez hale geldiği iddiası ile şirketin fesih ve tasfiyesi istenmiş olup, yargılama sırasında … ın hisselerinin davacı … tarafından icraen satış süreti ile alındığı …’ın şirket ortaklığından ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı şirket ile her hangi bir ilgisinin kalmadığı şirketin 18/05/2017 tarihli genel kurul toplantısı ile organ boşluğunun doldurulduğu,şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirecek davanın açıldığı tarihteki koşulların ortadan kalktığı anlaşıldığından konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar asli müdahale talep eden vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 12.Hukuk Dairesinin 2022/185 Esas, 2022/695 Karar sayılı 12/05/2022 tarihli ilamında; “…Somut olayda; davalı şirket ortağı …ile davacı şirket arasında, …ın davalı şirketteki 850.000 adet payının … şirketine satışı konusunda 10.09.2015 tarihli hisse devri protokolü imzalandığı, aynı tarihli temlikname ile de …ın davalı şirketten olan alacağının … şirketine temlik edildiği, hisse devrinin davalı şirket yönetim kurulunun 10.09.2015 tarih ve 2015/6 sayılı kararıyla şirket pay defterine kaydedilmesine karar verilerek pay defterine işlendiği; ancak yönetim kurulu kararında imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemiyle İstanbul 7. ATM’nin 2015/941 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece verilen ret kararının istinafı üzerine Dairemizin 2017/108 esas 2017/174 karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan davalı şirket ortağı olan davacı … tarafından şirketin eski ortağı … aleyhine … 19. İcra Dairesinin … esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleştiği, …a ait davalı şirket hisselerinin 20.11.2015 tarihinde haczedilerek şirket pay defterine haczin işlendiği, hisselerin icra dairesince yapılan ihalesinde 1.227.000-TL bedel üzerinden şirket ortağı alacaklı …’ya ihale edildiği, … tarafından, haczedilen hisselere ilişkin olarak istihkak iddiasıyla açılan … esas sayılı davada, … 6. İcra Hukuk Mahkemesince hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 2020/620-3137 sayılı ilamıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ilgili dosyanın UYAP üzerinden incelenmesinde ise kararın temyiz edildiği ve halen kesinleşmemiş olduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında, davalı şirketin eski ortağı …a ait 850.000 adet payın mülkiyeti ihtilaflı olup, söz konusu hisselerin mülkiyetinin asli müdahil … şirketine ait olup olmadığı, … 6. İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan …esas sayılı davada tespit edilecektir. Bu dosyada kesinleşecek karar sonucunda, söz konusu hisselerin mülkiyetinin asli müdahile ait olup olmadığı, buna bağlı olarak da asli müdahilin davalı şirkette ortak sıfatının bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı tespit edilecektir. Bu nedenle mahkemece … 6. İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan … esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle asli müdahilin talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı asil istinaf aşamasında davasından feragat ettiği anlaşılmakta ise de,asli müdahilin istinaf başvurusu kabul edilmekle hüküm kaldırıldığından feragat beyanının ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine..” şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 12.Hukuk Dairesinin 2022/185 Esas, 2022/695 Karar sayılı 12/05/2022 tarihli ilamına uyularak yargılamaya Mahkememizin 2022/373 E.sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Davacı Mahkememiz dosyası istinaf aşamasında iken sunmuş olduğu 15/02/2023 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiş, feragat yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Davadan feragat HMK. nun 307 ve 309. maddelerin hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde, davadan feragate yetkili olduğu saptanmaktadır. Feragat bildirimi de HMK. nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davacı … davadan feragat etmiş olduğundan …’nın davasının feragat nedeniyle reddine,
2-Asli Müdahil …vekili tarafından dava takip edilmediğinden HMK 150 maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, asli müdahil açısından davanın bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, yargılamanın bu esas üzerinden devamına yasal süresi içinde davanın yenilenmemesi durumunda bu esas üzerinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli olan 179,90 TL karar harcının, peşin yatırılan 27,70 TL harçtan mahsubu ile 152,20 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341.maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi 02/02/2023

Başkan …
E-İMZALI
Üye …
E-İMZALI
Üye …
E-İMZALI
Katip …
E-İMZALI

Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.