Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/431 E. 2019/1004 K. 17.12.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/431 Esas
KARAR NO : 2019/1004

DAVA : ALACAK
DAVA TARİHİ : 20/04/2016
KARAR TARİHİ : 17/12/2019

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin … tesisat nolu abonelik üzerinden Ağustos 2006- Eylül 2009 döneminde … A.Ş. (…)’tan elektrik enerjisi kullandığını, dönemsel olarak tahakkuk ettirilen faturaların zamanında ödendiğini, ödenen bu faturaların içinde fiili elektrik tüketimi ve kanunen tahsili mümkün kalemler dışında kayıp-kaçak bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli, iletim bedeli, ETV, Enerji Fonu, TRT payı ve KDV adı altında tutarların da bulunduğunu, bu bedellerin haksız olarak faturalara yansıtılıp tahsil edildiğini, EPDK’nın kayıp-kaçak bedeline ilişkin duyurusunda bu bedelin geçmişte de faturalara yansıtıldığını, ancak şeffaf bir piyasanın kurulması için 2011 yılı Ocak ayından itibaren ayrı kalemde belirtilmeye başlandığını, bu uygulamadan sonra müvekkilinin aktif tüketim üzerinden Enerji Fonu, TRT Payı, Belediye Tüketim Vergisini gereğinden fazla ödemek zorunda kaldığını beyanla, açmış olduğu belirsiz alacak davasında faturalara haksız olarak yansıtılan ve tahsil edilen bedellerin tespit edildiğinde artırmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.

S A V U N M A /
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; faturalara konu bedellerin EPDK mevzuatına uygun olarak tahsil edildiğini, 4628 sayılı EPK’nın 4/2 maddesinde bu kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten EPDK’nın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin perakende satış tarifeleri ile dağıtım ve iletim tarifelerinin EPTY’nin 5. Maddesi uyarınca düzenlemeye tabi tarife türlerinden olduğunu, bunlann EPDK onayı ile yapıldığını, EPDK’nın “Tarifeler ve Tüketicilerin Desteklenmesi” başlıklı 17. maddesinin 1. bendi uyarınca ilgili tüzel kişilerin Kurul tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlü olduklarını, davacı şirket ile aralarında anlaşma bulunduğunu, anlaşmanın tarafların serbest iradesi ile imzalandığını, davacı şirketin Dağıtım Bedeli, PSH (Sayaç Okuma), Kayıp-Kaçak Bedeli, İletim Bedeli” adı altındaki alacak kalemlerinin usulsüz ve yasaya aykırı olarak tahsil edildiği iddiasının taraflar arşındaki sözleşme ve ek protokol hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin “…Faturalama” başlıklı 5. Maddesinde “… Ayrıca 6446 sayılı “Elektrik Piyasası Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre yayınlanacak yönetmeliklerde yapılacak değişikliklerle getirilen yeni uygulamalarla zorunlu olan elektrik enerjisi tarifesinde bağlayıcı hükümler aynen uygulanacaktır”, “Elektrik Piyasası Kanunu, ilgili mevzuat çerçevesinde ve EPDK tarafından uygulanması kararlaştırılan her türlü vergi, resim, harç, vb. kalemleri aylık olarak faturalara ilave edecektir, “…Sistem Kullanım Bedeli ve diğer mevzuat hükümlerine göre ortaya çıkan vergi, harç, fon, pay ve benzeri bedellerde olacak değişiklikleri, değişikliklerin geçerli olduğu tarihten itibaren faturaya yansıtılır” denildiğini TRT payı ve BTV’sinin alınmasının kanunla düzenlendiğini beyanla davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

G E R E K Ç E /
Dava, Ağustos 2006- Eylül 2009 dönemlerine ilişkin faturalarda tahakkuk ettirilip tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, perakende satış hizmet bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, sayaç okuma bedeli ve bu bedeller üzerinden hesaplanan TRT payı, KDV, Enerji Fonu, BTV’nin tahsili talebine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihten kısa bir süre sonra somut olaydaki uyuşmazlık konusunu da kapsar şekilde bir kısım yasal düzenlemeler getirilmiştir. 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun’ un 21. Maddesi ile 6446 sayılı Kanun’ un 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altında fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri karşısında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; “Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır” hükmü getirilmiştir. Ayrıca 6719 sayılı Kanun’ un 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’ na eklenen Geçici 19. maddede de; “Bu maddeye ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanun’ a aykırı olmayan hükümlerin uygulanmasına devam olunur.” ve Geçici 20. madde de, “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp – kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır” hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre, Tüketici Hakem Heyetleri’ nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanun’un 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp – kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yasal düzenlemeler kapsamında davacı vekiline dava konusu bedellerin EPDK verilerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusunda itirazı olup olmadığını bildirmesi bakımından süre verilmiş, davacı vekilince sunulan dilekçede fatura kesintilerinin fatura dönemindeki EPDK tarife ve kurallarına aykırı olarak yapıldığı iddiasında bulunulmuştur.
Dava konusu edilen döneme ilişkin fatura detayları ve abonelik bilgileri celbedilmiş, tarafların usulüne uygun bildirdikleri tüm deliller toplanarak yukarıdaki yasal düzenlemeler ile davacı yanın iddiası da değerlendirilmek suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında özetle ve netice olarak; davacının tüketmiş olduğu elektrik enerjisinin aktif enerji grubu üzerinden sözleşme hükümlerine göre faturalandırıldığı, EPDK’nın 21 Dağıtım Bölgesi için açıklama yazısında maksimum kayıp-kaçak beklenti oranlarının belirlendiği ve kamuoyuna açıklandığı, 2011- 2015 yılları arasında açıklanan kayıp- kaçak oranlarına göre dava konusu dönem aralığına en yakın 2011 yılına ait kayıp kaçak tahmini değeri dikkate alınarak hesaplanan bedeller ile EPDK’nın belirlediği kayıp kaçak birim fiyatları üzerinden tahakkuk ettirilen bedeller arasında yaklaşık %20 oranında fazla tahakkuk yönünden fiyat farkı oluştuğu, kayıp-kaçak bedeli uygulaması dağıtım şirketlerine göre farklılık gösterse de ağırlıklı olarak faturalarda açıktan uygulamaya 01/01/2011 tarihinden itibaren başlandığı, EPDK açıklamasına göre kayıp kaçak bedeli uygulamasının 2006 yılı dahil olmak üzere ve perakende satış hizmet bedeli, dağıtım bedeli ve iletim bedeli uygulamasının ise 2007 yılı dahil olmak üzere başlatıldığı, dava konusu fatura dönemlerine ilişkin yapılan hesaplamada tahakkuk ettirilen toplam kayıp kaçak bedeli 148.049,07 TL , olması gereken kayıp kaçak bedeli 104.682,85 TL, fark kayıp kaçak bedeli 43.366,22 TL, perakende satış hizmet bedeli 16.010,29 TL, dağıtım bedeli 97.757,91 TL ve iletim bedeli 41.698,68 TL olduğu belirtilmiştir.
Davacı vekili 19/07/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi raporundaki fark kayıp kaçak bedeli hesaplamasına göre 27/07/2009 tarihli fatura nedeniyle 3.304,52 TL, 28/08/2009 fatura nedeniyle 3.254,34 TL ve 11/09/2009 tarihli fatura nedeniyle 1.256,06 TL olmak üzere toplam 7.814,92 TL fazla ödeme yaptıklarını 1.000 TL üzerinden açtıkları davayı 7.814,92 TL’ye ıslah ettiklerini ve 6.814,92 TL üzerinden harç ikmali yaptıklarını bildirmiştir. Davalı vekili ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunmuşsa da davanın belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında zamanaşımı def’inin reddine karar verilmiştir.
İddia, savunma, toplanan tüm deliller ile alınan bilirkişi kök ve ek raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 16/11/2006 tarihli Elektrik satş Anlaşması akdolunduğu, davacının tüketmiş olduğu elektrik enerjisinin, aktif enerji tarifesi grubu üzerinden sözleşme hükümlerine göre faturalandırıldığı, dava konusu uyuşmazlığın daval… tarafından davacı şirkete elektrik faturaları ile tüketim bedeline ek olarak tahakkuk ettirilen ve davacıdan tahsil edilen kayıp/kaçak bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli ve iletim bedeli gibi bedellerin yasal olup olmadığı ve geri ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı, dava tarihi itibariyle davacının dava konusu edilen bedellere ilişkin talebinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere haklı kabul edilebilecekse de yukarıda ayrıntısında yer verildiği şekilde dava tarihinden sonra yapılan yasal değişiklikler nedeniyle tahsil edilen bedellerin ancak EPDK’nın belirlediği kayıp kaçak birim fiyatlarının üzerinde tahakkuk ettirilmesi halinde iadesinin mümkün olacağı, bu kapsamda teknik bilirkişi marifetiyle yapılan hesaplamada tahakkuk ettirilen kayıp kaçak bedelleri ile olması gereken kayıp kaçak bedelleri arasında ilgili dönem faturaları kapsamında tablo halinde gösterilmek suretiyle yaklaşık %20 oranında fark oluştuğunun tespit edilmiş olması karşısında davacının ödediği kayıp kaçak bedellerinin bir kısmını talep etmekte haklı olduğukabul edilmiş, dava dilekçesinde kayıp kaçak bedeline ilişkin dava değeri 250,00 TL olarak göstterilip dava değeri 6.814,92 TL artırılmak suretiyle diğer alacak kalemlerini kapsar şekilde ıslah talebinde bulunulması sebebiyle davacının kayıp kaçak bedeline ilişkin 7.064,92 TL’ lik talebinde haklı olduğuna, sair alacak istemlerinin yerinde olmadığına kanaat getirilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Öte yandan kısmen reddedilen alacak taleplerinin dava tarihinden sonra yapılan yasal değişiklik nedeniyle reddolunması, davacının dava tarihinde bu bedelleri talep etmekte haklı olması nedeniyle kısmen reddedilen bedeller yönüyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş, davacı lehine bu kapsamda vekalet ücreti takdir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 7.064,92 TL kayıp kaçak bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının yerinde görülmeyen sair istemlerinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 482,60-TL nisbi ilam harcından peşin ve ıslah harcı olarak alınan 145,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 336,90-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacının peşin ve ıslah harcı olarak yatırdığı 145,70-TL ‘nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacının yaptığı ilk masraf 41,05-TL, 800,00-TL bilirkişi ücreti, 214,80-TL posta gideri ücreti olmak üzere toplam 1.055,85- TL’nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.725,00- TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Tarafların yatırdıkları gider ve delil avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip …

Hakim …