Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/742 Esas
KARAR NO : 2022/818
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/12/2015
KARAR TARİHİ : 06/12/2022
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların davalıdan her müvekkili için 50 TL toplam 150 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve yine her müvekkili için 50 TL toplamda 150 TL defin giderlerinin davalı sigorta şirketine başvuru tarihini müteakip 8 işgünü bitimi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsil talep ettiğini müvekkillerin eşi/babası olan … sevk ve iradesindeki …plakalı traktörün seyir halindeyken direksyon hakimiyetini kaybettiğini ve oluşan trafik kazasında kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini müvekkillerin istikbale dönük maddi destekten yoksun kaldığını ve eşi/babalarının defin ve taziye işlemleri sırasında yapılmış olan harcamaların bilirkişi tarafından tespit edilmesini kazaya sebebiyet veren tam kusurlu müteveffanın kullandığı traktörün ZMSS poliçesi olmadığını ve davalı güvence hesabının müvekkilerin mağduriyetini gidermekle mükellef olduğunu sonuç olarak tensiple birlikte delillerinin celbi ile dosyanın kusur ve hesap bilirkişine tevdi edilerek destekten yoksun kalma tazminatı konusunda rapor alınmasını davanın kabülüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu tazminat talebi zamanaşımına uğradığını davacı tarafından açılan huzurdaki davada zamanaşımı KTM Md. 109/2 gereği dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngördüğünü bulunursa bu ceza zamanaşımı süresinin geçerli olacağının belirtildiğini ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için fiilin suç oluşturmasın yeterli olup failin ayrıca ceza almasına gerek olmadığını, olayda herhangi bir suç unsurunun mevcut olmadığını olayda tek yanlı kazada sürücü vefat etmişse başkasına karşı işlenmiş bir suç unsurunun mevcut olmadığını ve cezalandıracak kimsenin bulunmadığını ve davacı tarafından 3 yıl sonra açılan bu davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu ve reddi gerektiğini, kazayla ilgili olarak dava dosyasında herhangi bir delil olmadığını kaza tespit tutanağının tebliğ edilmediğini ve kazanın oluş şekli hakkında bir fikir edinemediğini, yargılamaya konu tazminat talebinin hukuki dayanağının sözleşmeden olmadığını ve kanundan kaynaklandığını bu nedenle davacıların üçüncü kişi sıfatına haiz olmalarının mümkün olmadığını bahisle güvence hesabından tazminat talep etme haklarının bulunmadığını sonuç olarak açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ve red edilmesi gerektiğini cevaben beyan ve talep etmiştir.
İSTİNAF MAHKEMESİ KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YAPILAN YARGILAMADA;
“Mahkememizce seçilen bilirkişi kurulu raporlarında; müteveffa sürücü …’ın %100 oranında kusurlu olduğunu, dosyaya sunulan nüfus örneği belgesine göre Fahriye ve …7 ın … ve … adında sağ kızları bulunduğu ve hak sahipleri olarak bunların tespit edildiğive tazminat hesabında bu hak sahiplerinin dikkate alındığı, bilinen işlenmiş dönem için vadesi geldiği halde ödenmemiş bir alacaktan bahsedildiğini bu dönemde meydana gelen zararın iskontoya tabi tutulamayacağını yerleşik yargıtay kararına göre gerek ölümler nedeniyle destek kaybı zararı ve gerek beden gücü kaybı zararının hesaplanmasında rapor düzenleme tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler gözetilerek ve iskonto edilmeden somut olarak hesaplanacağını, bilinmeyen işleyecek döneme ilişkin zararın ise saptanması varsayımlara dayanacağını ve mümkün oldukça gerçeğe en yakın bir hesap yöntemi kullanılacağı yargıtay kararlarına göre bilinmeyecek işleyecek dönemdeki zararın hesaplanması rapor düzenleme tarihinden sonraki zararın bilinen son gelirin esas alınacağı %10 oranında arttırlacağı ve iskonto edileceği hesaplama tarihi itibariyle peşin sermaye değerinin hesaplanması gerektiğini, dava dosyasında murisin aylık kazancına ilişkin bir belge olmadığını dolayısıyla aktif dönemdeki desteği için zarara esas gelir olarak asgari geçim indirimi dahil asgari ücretin baz alınacağı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanırken destek payları belirlenirken paylaştırmada açıkça pay bırakılmaması eşlerin paylarının eşit olduğunu ve destekten çıkanların paylarının destek süreleri daha uzun olanlara eklenmesi yerleşik yargıtay kararlarında istiklarlı olarak gözlendiğini, sonuç olarak bu davada kusur olanı %100 olduğundan kusur indirimi yapılır ise Tazminat tutarı 0 TL olarak güncellenebileceğini davacıların mirasçı sıfatında olmadığını desteklerini kaybeden 3 kişi sıfatında bulunduğunu desteklerini kaybeden …’ın maddi zararının 43.334 TL, …’ın maddi zararının 50.394TL, davacı eş …’ın 167.445TL olarak hesap edildiğini, davalıların dava tarihinden itibaren temerrüde düşeceği ve yasal faiz ile sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Dava tek taraflı kazada ölen desteğin geri bıraktığı davacılar bakımından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilip edilemeyeceği ve istenebilecek tazminat miktarının belirlenmesi konusunda toplanmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/14573, Karar No: 2017/6035 Ve 29/05/2017 Tarihli Kararında “Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır.” Davamızda da kaza tarihi 16.02.2013 olduğundan eski genel şartların uygulanması gerekmektedir.
01.06.2015 tarihinden önce sigorta genel şartları bakımından Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/13432, Karar No: 2016/5072 ve 20.04.2016 tarihli eski şartlarla ilgili kararında “Şu hale göre; araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK’nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK’nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar, HGK.nun 16.1.2013 gün ve 2013/17-1491 Esas 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca.” Her ne kadar ölen destek kusurlu ise de eski sigorta genel şartları ve bahsi geçen yargı uygulaması uyarınca davacıların mirasçı değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla tazminata hak kazandıkları kanaatine varılarak …’ın maddi zararının (261.173,00 TL bakımından 43.334 TL iken 250.000 TL bakımından 41.480,16 TL’ye denk gelmesi) , …’ın maddi zararının ( 261.173,00 TL bakımından 50.394TL iken 250.000 TL bakımından 48.238,14 TL’ye denk gelmesi) , davacı eş …’ın (261.173,00 TL bakımından 167.445TL iken 250.000 TL bakımından160.281,69 TL’ ye denk gelmesi) nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerektiği”
Gerekçesiyle, Davanın KABULÜ İLE, Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre hesaplanan ve davalı sorumluluk limiti ile ikmal edilen harca göre 250.000,00 TL’nin bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu her davacı için çıkan sonuç ile talep edilen miktar oranlanmak suretiyle davacı Hülya için 41.480,16 TL, Melisa için 48.238,14 TL, Dilan için 160.281,69 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle beraber davalıdan alınıp davacılara verilmesine, karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Mahkememizce verilen 30/04/2018 tarihli 2015/1243 Esas 2018/347 Karar sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin 05/10/2021 tarihli 2019/3095 Esas 2021/1378 Karar sayılı kararı ile, “Dava ve uyuşmazlık; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. ve TBK’nın 53/3. maddeleri kapsamında, tek taraflı ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; “Davanın kabulü ile, dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre hesaplanan ve davalı sorumluluk limiti ile ikmal edilen harca göre 250.000,00 TL’nin bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu her davacı için çıkan sonuç ile talep edilen miktar oranlanmak suretiyle davacı Hülya için 41.480,16 TL, Melisa için 48.238,14 TL, Dilan için 160.281,69 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle beraber davalıdan alınıp davacılara verilmesine,” karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortasız olduğu iddia edilen aracın sürücüsü olan …’ın, tam kusurlu olarak gerçekleştirdiği kazada vefat etmesi nedeniyle, yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı talep etmeye haklarının bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1315 Esas ve 2017/1239 Karar sayılı kararının bu doğrultuda olduğunu, olayda alacaklı – borçlu sıfatlarının birleştiğini, 6704 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin teminat dışı olduğunu, tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığı araştırılmaksızın ve dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığını, anne ve babasının hayatta olması halinde bu kişilere pay ayrılması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacı …’ın yeniden evlenme ihtimali hesaplanırken hata yapıldığını, kaza tarihindeki yaşının dikkate alınarak bakiye tazminattan %42 oranında indirim yapılması gerektiğini; SGK tarafından, davacı tarafa ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek, müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi, ayrıca aleyhe karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden yasal faiz ile sorumlu tutulması gerektiğini, davacı …’ın yeniden evlenmesi nedeniyle, tazminat hesaplamasının evlendiği tarihe kadar yapılması gerektiğini, kararın bu yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dosya kapsamından; 16/02/2013 tarihinde, ZMSS poliçesi bulunmayan traktörün, davacıların desteği (davacı …’ın eşi ve diğer davacıların babaları) sürücü …’ın sevk ve idaresinde iken, tek taraflı kaza yapması neticesinde, davacıların desteği sürücü …’ın vefat ettiği; işbu davada davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulduğu ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacıların talebine dayanak olan kaza, 6704 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile değişik 2918 sayılı Kanun’un 92. maddesindeki değişiklik tarihinden önce, 16/02/2013 tarihinde meydana gelmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6267 (E)-2020/6402(K) sayılı 03/11/2020 tarihli kararında ve benzer nitelikteki kararlarında da ifade edildiği üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse, 6098 sayılı TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. TBK’nın 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.’nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E.-411 K. sayılı ilamı).
Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdiği zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Şu hale göre; sürücü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu talep edilen tazminatın miras hukukundan ayrı olduğu mahkemenin kabulünde olduğu gibi, sürücünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanun’da ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmaktadır.
Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.
Davacıların talebi, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların, ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak, sürücü desteğin tam kusurlu olması, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir (HGK’nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK’nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK’nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca).
Yukarıdaki tespitler, olgular ve açıklamalar çerçevesinde; davacıların, zarar gören üçüncü kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle desteğin kazadaki kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, davalı Güvence Hesabı’nın ödeme yapması halinde de davacılara rücu imkanının bulunmadığı gözetildiğinde, davalı tarafın tazminattan sorumluluğuna hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.
Ancak, nüfus kayıtlarının yapılan incelemesinde; müteveffa …’ın annesi …’ın sağ olduğu ve davacı …’ın 17/01/2020 tarihinde evlendiği tespit edilmiştir. Mahkemece karara dayanak yapılan 03/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda ise; müteveffanın annesi …’a pay ayrılmadan ve davacı …’ın varsayımsal yaşam süresi dikkate alınarak, bir başka deyişle yeniden evlendiği hususu dikkate alınmadan tazminat hesaplaması yapılmıştır. Yine SGK tarafından davacılara rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı da araştırılmamıştır. Dolayısıyla davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf iddia ve itirazları yerindedir.
O halde Mahkemece, SGK tarafından davacılara rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması, müteveffa …’ın annesi …’a pay ayrılarak ve davacı …’ın yeniden evlendiği 17/01/2020 tarihi dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatlarının yeniden hesaplanması yönünden bilirkişiden ek rapor alınması sonucunda, yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere mahkememize gönderilmiş, mahkememizin işbu esasına kaydı yapılmıştır.
İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda SGK tarafından davacılara rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılmış, gelen müzekkere cevaplarından davacılara rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiş, aktüer bilirkişi …’dan istinaf kaldırma kararına uygun rapor alınmıştır.
Aktüer bilirkişi …’nın 28/04/2022 tarihli raporunda özetle ve sonuç olarak; İddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde yapmış olduğu inceleme sonucunda, somut olayda,
a) Karayolları Trafik Kanunu ‘nun bazı maddelerinde değişiklik yapan, 09.06.2021 Tarihinde TBMM ‘de Kabul edilerek 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete ‘de yayınlanan kanunun yürütmesi ile ilgili “Sigortacılık ve Özel
Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” tarafından 04.12.2021 tarihinde Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe giren “KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL
ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR” yürürlüğe girdiği 04.12.2021 tarihinden sonra düzenlenen Poliçeleri kapsayacağından, Rapor/Hesap tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada en güncel yüksek yargı kararlarından olan T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ‘nin 27.09.2021 Tarihli 2021/4391 E. , 2021/5518K. Sayılı ve benzer kararları da dikkate alınarak; ilgili kurumlarca görüş değişikliği yapılıncaya kadar yaşam tablosu olarak TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak …Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, b) Davacı eş… ‘ın geçmiş dönem içerisinde 17.01.2020 ‘de evlendiği, davacı eşin yeniden
evlenme ihtimalinden kaynaklı tenzil hesaplanmadığı, Davacı eş … ‘ın destekten yoksunluk paydaşlığı yeniden evlendiği 17.01.2020 ‘de son bulduğu,
c)Davalı Güvence Hesabı tarafından davacılara yapılan herhangi bir ödemenin OLMADIĞI,
d) Dava dışı SGK tarafından müteveffanın hak sahiplerine davalı tarafın kusuru oranında rücuya tabi Peşin
Sermaye Değerli gelir bağlanmadığı, davacıların hesaplanan zararlarından bu yönde bir tenzil yapılmadığı,
e) Dava dışı anne … ‘ın hesaplanan Destekten Yoksunluk Tazminatının 68.326,39 TL olduğu,
hesaplanan zararın teminat limiti kapsamında garameten paylaştırılması sonucu, teminat limitine isabet eden zararının 37.002,38 TL, teminat limitini aşan zararının 31.324,01 TL olduğu,
f) Davacı eş … ‘ın hesaplanan Destekten Yoksunluk Tazminatının 31.962,72 TL olduğu, hesaplanan zararın teminat limiti kapsamında garameten paylaştırılması sonucu, teminat limitine isabet eden zararının 17.309,51 TL, teminat limitini aşan zararının 14.653,20 TL olduğu,
g) Davacı kız çocuk … ‘ın hesaplanan Destekten Yoksunluk Tazminatının 159.820,08 TL olduğu, hesaplanan zararın teminat limiti kapsamında garameten paylaştırılması sonucu, teminat limitine isabet eden zararının 86.551,09 TL, teminat limitini aşan zararının 73.268,99 TL olduğu,
h) Davacı kız çocuk … ‘ın hesaplanan Destekten Yoksunluk Tazminatının 201.525,89 TL olduğu, hesaplanan zararın teminat limiti kapsamında garameten paylaştırılması sonucu, teminat limitine isabet eden zararının 109.137,01 TL, teminat limitini aşan zararının 92.388,88 TL olduğu, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce aktüer bilirkişi … tarafından sunulan rapor incelenmiş, raporun istinaf kaldırma kararında belirtilen hususları kapsadığı ve bu nedenle dosya
Kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir.
İstinaf kaldırma kararı sonrası İstinaf kaldırma kararında belirtilen hususlarla sınırlı olarak yapılan yargılama sonundaki değerlendirmede; SGK tarafından davacılara rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı, dosya kapsamında karar vermeye uygun bulunan aktüer bilirkişi… tarafından sunulan rapora göre, 16.02.2013 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında …’ın ölümünden dolayı, 250.000,00 TL poliçe sorumluluk tutarının hak sahiplerine garameten paylaştırılması sonucunda, Davacı … (…)’ın 37.002,38 TL, Davacı …’ın 86.551,09 TL, Davacı …’ın 109.137,01 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Temerrüt tarihi ve temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak faize yönelik yönelik İstinaf Mahkemesince bir kaldırma yapılmadığından bu hususlarda yeniden bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu nedenler ile, Davacı … (…) tarafından açılan davanın 37.002,38 TL, üzerinden kısmen kabulüne, Davacı … tarafından açılan davanın 86.551,09 TL üzerinden kabulüne, Davacı … tarafından açılan davanın 109.137,01 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, bu kapsamda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- A)Davacı … (…) tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile; 37.002,38 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
B)Davacı … tarafından açılan davanın kabulü ile; 86.551,09 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
C)Davacı … tarafından açılan davanın kabulü ile; 109.137,01 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 15.895,09 TL nispi karar ve ilam harcının peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 877,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.017,39 TL harcın davalıdan alınıp Hazineye gelir yazılmasına,
3-Davacılar tarafından yatırılan 877,70 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacıların bozma öncesi yaptığı ilk masraf 38,80 TL, bilirkişi ücreti 2.100,00 TL, posta gideri 142,00 TL olmak üzere toplam 2.280,80 TL ve bozma sonrası yapılan 1000,00 Tl bilirkişi ücreti, 30,5 müzekkere masrafı olmak üzere toplam 3.311,3 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre yapılan hesaplamaya göre 3.082,03 TL’sinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 31,50 TL posta gideri, 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 129,60 TL yargılama giderinin davanın red kabul oranına göre yapılan hesaplamaya göre 8,97 TL’sinin davacı …’tan alınıp davalıya verilmesine, fazlasının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı … davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
7-Davacı … davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 13.848,17 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
8-Davacı … davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.370,55 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp, bu davacıya verilmesine,
9-Davalı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesine göre taktir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı …’tan alınıp, davalıya verilmesine,
10-HMK 120. maddesi gereğince; taraflarca yatırılan gider avansı ile varsa delil avansının arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
11-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe çıkartılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 06.12.2022
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır