Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/145 E. 2020/919 K. 30.12.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
9.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2018/145 Esas
KARAR NO:2020/919

DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/02/2018
KARAR TARİHİ:30/12/2020

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP : Davacı vekili mahkememize verdiği 14/02/2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında … Mah., … Cad. … Sok. No:… …/… adresinde bulunan … İŞLETMESİ’nin devri hususunda 14.12.2017 tarihli işletme devir sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre adresi ve adı yazılı cafe işletmesinin müvekkiline devredilmesi, işbu devir karşılığında müvekkili tarafından devredene toplam 150.000,00-TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, devir bedelinin 30.000,00-TL’sının sözleşmenin 2.maddesinde yazılı olduğu üzere imza tarihinde müvekkili tarafından devredene peşin olarak ödendiğini, kalan 120.000,00-TL’nin ise her biri 10.000,00-TL değerinde toplam 12 adet senet karşılığında, her ayın birinde banka kanalı ile devir alan tarafından tahsil edilmesi yoluyla ödenmesinin kararlaştırıldığını, buna istinaden 10.000,00-TL bedelli 12 adet senedin müvekkili ve dava dışı devralan kefili tarafından imzalanarak davalıya teslim edilldiğini, müvekkilinin şubat ayına ait senedi hakkında icra takibi başlatılma ihtimaline binaen 13.02.2018 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiğini, muaccel hale gelmeyen 11 adet senet kaldığını, müvekkilinin işletme devir sözleşmesi imzalandıktan ve 30.000,00-TL ile 12 adet senet devredene verildikten sonra ruhsatlı olduğu söylenerek devredilen işletmenin aslında baştan beri ruhsatı bulunmadığını öğrendiğini, … Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nce yapılan denetim ile de bu durumun netleştiğini, bunun üzerine derhal devreden davalı ile irtibat kurularak, ruhsatlı olduğunu söyleyerek devrettiği işletmenin ruhsatsız olduğunun anlaşıldığını, davalının müvekkilini hile ile aldattığını, sözleşmenin esaslı bir unsurunu kötü niyetle gizlediğini ve bu nedenle eksiklik giderilmediği takdirde sözleşmenin iptalinin söz konusu olacağının iletildiğini, davalı tarafından eksikliğin giderileceği söylenmesine rağmen aradan bir buçuk ay geçtiği halde giderilmeyince, bu kez müvekkili tarafından davalıya gönderilen ….Noterliği’nin 01.02.2018 tarih … yevmiye numaralı ihtarnamesi ile devralınan işletmenin ruhsatı bulunmadığından kullanılamadığı, birçok harcama yapılarak devralınan işletmenin kullanılamaması sebebiyle kar kaybına uğranıldığı gibi Belediye nezdinde cezai sorumluluğun doğduğu belirtilerek sözleşme tarihinde peşin ödenen 30.000,00-TL ile her biri 10.000,00-TL bedelli 12 adet senedin iadesini aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı tarafından gönderilen …. Noterliği 08.02.2018 tarih … yevmiye numaralı cevabi ihtarnamede müvekkilinin işletmenin ruhsatının olmadığını ilk günden beri bildiği ve bunun sorun olmadığını söylediği, sırf iki taraf da zarara uğramasın diye davalının sözleşme imzalandıktan sonra derhal ruhsat başvurusunda bulunduğu, işletmenin anahtarı müvekkile teslim edildikten sonra da davalının ruhsat işleri ile uğraşmaya devam ettiği, müvekkilin sözleşmenin imzalanmasından 45 gün sonra ruhsatın halen alınmamış olması sebebiyle sözleşmenin ve devir işleminin iptali için aradığı, bunların kayıt ve tanıklarla ispat edileceği belirtilerek devir işlemini iptal etmeye çalışmaktan vazgeçilmesinin söylendiğini, davalı yanın cevabi ihtarnamesinde yer alan haksız ve hukuka aykırı iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ve davalının işletmenin devir sözleşmesi imzalandıktan sonra devir için notere gittiklerinde işletmenin ruhsatı bulunmadığından noter tarafından devir işleminin gerçekleştirilemediğini ve müvekkilinin böylece işletmenin ruhsatı bulunmadığını öğrendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.maddesinde işletmenin halen mevcut bir ruhsatının bulunduğunun açıkça yer aldığını ve müvekkilinin işletmenin ruhsatı bulunduğu düşüncesiyle hareket ettiğini ve sözleşmeyi imzaladığını, Borçlar Kanunununda sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşme ile bağlı olmayacağının düzenlendiğini, aldatılan tarafın sözleşme ile bağlı olmadığının hüküm altına alındığını, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasının da bu yöne olup, sözleşmede hata ve hileye düşürülen tarafın sözleşme ile bağlı olmadığının kabul edildiğini, taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılmayacağını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili ile davalı arasında imzalanan 14.12.2017 tarihli işletme devir sözleşmesinin iptali ve davalıya borçlu bulunmadıklarının tespiti ile sözleşme uyarınca 14.12.2017’de peşin olarak ödenen 30.000,00-TL ile ihtirazi kayıtla ödenen şubat vadeli 10.000,00 TL bedelli, toplamda 40.000,00 TL’nin ve konusuz hale gelen 11 adet senedin iadesine, senetlerin iadesi mümkün olmaz ise iptaline karar verilmesine, söz konusu senetler için icra takibi başlatılması kuvvetle muhtemel olduğundan 11 adet senet hakkında icra takibinin önlenmesi ve durdurulması için teminatsız olarak eğer mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili mahkememize verdiği 03/05/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının, sözleşme tarihinden çok daha önce işletmeye konu kafenin kendine devredilmesine talip olduğu anda dahi kafenin işletme ruhsatı olmadığını bildiğini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere davaya konu kafenin işletme ruhsatının olmadığını ancak sözleşmenin imzalanmasından sonra noter huzurunda öğrendiğini, daha öncesinde böyle bir şeyden haberdar olmadığını iddia ettiğini, öncelikle davacı davaya konu kafeden başka kafelerin de işletmecisi olup bu sektöre yabancı yada ilk kez ticarete atılmış bir kişi olmadığını, bu itibarla basiretli bir tacir olarak devir sözleşmesi yapılana kadar geçen sözleşme görüşmeleri sürecinde kafenin ruhsatı olup olmadığını araştırabilir ve çok kolay bir şekilde öğrenebilir durumda olduğunu, buna karşın kendisi tarafından yapılması gereken araştırmaları yapmaksızın sözleşme imzalayan davacının sırf ticari kaybını gidermek amacıyla müvekkile karşı dava ikame etmesinin mümkün olmadığını, davacının bu tür bir araştırma yapmamış olmasının sebebinin ise müvekkilin, davacının kafenin devrine talip olduğu ilk gün işletme ruhsatının olmadığını beyan etmesi ve davacının da ruhsatı olsa dahi zaten kendilerince yeniden ruhsat başvurusunda bulunulmasının zorunlu olduğunu bilmesinden kaynaklanmakta olduğunu, sözleşme görüşmelerinin yapıldığı döneme tanık olanlarca bilindiği gibi ayrıca bir kısım yazışma ile de açıkça ortaya çıkabilecek durumda olduğunu, davacının işletme ruhsatı olmadığını bilmeksizin sözleşme imzaladığına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığı gibi hukuken de geçerliliği olmayan beyanlar olduğunu, davacının davaya konu kafenin işletme ruhsatı olmadığını noterde öğrendiğini beyan etmesine karşın sözleşmenin feshi için derhal işlem yapmak yerine işletmeyi kendisi işletmeye devam ettiğini ve hatta müvekkilinin kendi müşterilerinin işletmeye gelmemesi adına bildirimler yapmasını rica ettiğini, bu hususun dahi bu davanın açılmasındaki asıl amacın ticari kaybın müvekkili üzerinden giderilmesi amacını gösterdiğini, kafenin müvekkili adına işletme ruhsatı olsa dahi davacının işletmeyi devralması ile birlikte yeniden ruhsat başvurusu yapmak zorunda olduğunu, davacının sözleşme tarihinden itibaren ruhsatı olmaması sebebiyle işletmeyi kullanamadığını beyan etmesine karşın bu hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasının akabinde hemen eşyalarını toplayarak kafeyi terk ettiğini ve işletmeyi davacıya bıraktığını, davacının bu tarihten itibaren kafeyi işletmeye başladığını hatta sürekli olan yoğunluğa istinaden müvekkilinden yardım istediğini, işletmeyi yeni devralan kişinin elektrik, su doğalgaz gibi abonelikleri başlatmaya mecbur olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve kötüniyetli açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava şartlarının tam olduğu, davanın davalı taraf ile imzalanan 14/12/2017 tarihli işletme devir sözleşmesinin iptali ile 14/12/2017’de ödenen 30.000,00 TL ve ihtirazi kayıt ile 14/02/2018’de ödenen 10.000,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 40.000,00 TL’nin ve konusuz hale gelen toplam 110.000,00 TL bedelli 11 adet senedin iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkememiz 26/02/2020 tarihli duruşmada tanıklar dinlenmiştir.
DAVALI TANIĞI … BEYANINDA: “Davaya konu devredilen kafe benim evimin altındadır. Davalıyı tanıyorum iki yıl kadar kafeyi davalı işletti. 1,5 ay süreyle de yeni devir alan kişi olan … kafeyi işletti. Kafeyi sabahları kendisi açıp akşam kendisi kapattı başka bir bilgim yoktur. Kafenin ruhsatı olup, olmadığını hile ile devredilip, devredilmediğini bilmiyorum.” dediği görülmüştür.
DAVALI TANIĞI … BEYANINDA: “Davalı eşimdir. Kafeyi devretmek için ilan vermiştik. Davacı bir gün kafeye geldi. Kafeye talip olduğunu söyledi. Oturduk devir sözleşmesi yapıldı ve imzalandı. 150.000 TL.ye kafenin devri için eşim ile davacı anlaştı. 30.000 TL. nakit olarak eşime verdi. Kalan 120.000 TL. için aylık 10.000 TL. olmak üzere 12 adet senet düzenlendi. Sözleşme yapılırken davacı kafenin ruhsatının olmadığını biliyordu. Sözleşmeyi tasdik ettirmek için eşim ile davacı notere gittiklerinde kafenin ruhsatı olmadığı için işlem yapılamadı. Eşim daha önceden ruhsat almak için başvurmuştu. Davacı ise eşimden ruhsatı devir alacağını söyledi. Yani başından itibaren davacı kafenin ruhsatsız olduğunu biliyordu. Sözleşmeyi bu şekilde yaptı ve senetleri bunu bilerek imzaladı. Yaklaşık 1.5 ay sonra davacı kafeyi işletemeyeceğini kendisinin hasımları olduğunu daha önce de böyle bir işe girdiğini ama hasımlarından dolayı yapamadığını söyledi. Eşim devir işleminden vazgeçmeyince bizi dava açmakla tehdit etti. Bildiklerim bundan ibarettir.” davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında “ruhsat belediyeden çıktı ancak davacı o esnada kafeyi mülk sahibine devir edip gittiği için ruhsatı para verip almadık. Ancak işlemler tamamlanmıştı bir pürüz yoktu. ” dediği görülmüştür.
DAVALI TANIĞI … BEYANINDA: “Ben davalının arkadaşıyım aynı zamanda işlerine yardım ediyordum. Davacı ile sözleşme ve senetler imzalanırken bende söz konusu kafedeydim. Davacı kafenin ruhsatı olmadığını biliyordu. Bilerek kafeyi devir aldı. Davalı ruhsat işini halledecekti. Davacı da ondan ruhsatı devir alacaktı. Davacı bir süre kafeyi çalıştırmış ancak ben görmedim. Daha sonra neden vazgeçtiğini de bilmiyorum” dediği görülmüştür.
Mahkememiz 30/09/2020 tarihli duruşmada diğer tanık dinlenmiştir.
DAVALI TANIĞI … BEYANINDA:2017 yılının hatırlamadığım bir günü taraflar ile iş yerinin devri sözleşmesi nedeniyle senet düzenlenmesi ve akabinde alacağı garanti altına almak için rehin sözleşmesi yapmak üzere taraflar ile buluştum 12 adet senet düzenlendi. İş yeri devri bedeli 150.000 TL. idi. 30.000 TL. Nakit olarak davalıya ödendi. Kalan bedel için 12 adet senet düzenlendi. Senetlerin üzerini ben yazdım. Davacı imzaladı. Ben yanlarına gittiğimde zaten taraflar her konuda anlaşmışlardı. Hatta post cihazının devri konusunda da konuşuyorlardı. Senet üzerine kefil olarak … (soy ismini hatırlamıyorum) imzasını almak üzere … bir kargo firmasına gittik. … hanım bize boşanma aşamasında olduğu için araçların üzerine olmadığını bu nedenle rehin veremeyeceğini ancak kendisinin ve davacının çok güvenilir esnaflar olduklarını, rehin vermeye gerek olmadığını söyledi. Senetleri kefil olarak imzaladı. Ancak rehin sözleşmesi yapılmadı. Daha sonra aynı gün sözleşmeyi noterde onaylatmak üzere … 1 yada … gittik. Noterde harç fazla çıktı ayrıca noter işletmenin ruhsatı olmadığı için devir işlemini yapamayacağını söyledi. Davacı işletmenin ruhsatsız olduğunu başından itibaren biliyordu. Bu konuda bir tereddütü yoktu. Daha sonra ben işim bittiği için yanlarından ayrıldım. Bir kaç kez kafenin önünden geçtiğimde kafenin açık olduğunu gördüm. Ancak tarafları görmedim. Davalı vekilinin sorusu üzerine beyanında “taraflar aşağıda beklediler, notere ben girdim. Ruhsatı olmadığı için işlem yapılamayacağını ve noterde talep ettikleri harcı iki tarafa ben söyledim. Yani aynı gün davacı işletmenin ruhsatı olduğuna bilmiyor ise bile benim söylemem ile öğrenmiş oldu. Zaten önceden biliyordu.” dediği görüldü.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında yapılan … işletmesinin devrine ilişkin 14/12/2017 İşletme Devir Sözleşmesinin davalının davacıyı hile ile aldatarak, cafenin ruhsatsız olduğunu söylemeyerek, aldatma yolu ile sözleşmeyi imzalamaya ikna ettiğine ilişkin iddiaları kanıtlayan yeterli delillerin sunulup sunulmadığı, varılacak sonuca göre davacının işletme devir sözleşmesinden dolayı sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Böyle bir uyuşmazlığın çözümünde öncelikle hile kavramı üzerinde durulmalıdır. Kelime anlamı ile hile, aldatma, yanıltma anlamlarına gelmektedir. Borçlar Hukuku anlamında hile belli bazı unsurları barındırması gereken ve ancak bu halde sözleşmenin geçerliliğini etkileyen bir kavramdır. Hileden söz edebilmek için; öncelikle karşı tarafı hataya düşürmeye yönelmiş bir davranış bulunmalıdır. Hataya düşürmeye yönelik davranış aktif yahut pasif olabilir. Fakat her susma hali bizi hile sonucuna götürmemelidir. Kişinin özellikle dürüstlük kuralı, kanundaki başka bir hüküm veya yüklendiği bir yükümlülük gibi nedenlerle bilgi vermesinin gerekli olmadığı hallerde susmanın hile anlamında bir sonucu olmayacaktır. Hileden söz edebilmek için ayrıca hile kastı olmalı ve hilenin sözleşmenin kuruluşu aşamasında ve onun geçerliliği ile ilgili bir kavram olması gerekir. Son olarak da sözleşmenin geçerliliğini etkileyebilmesi için sözleşmenin kuruluşunu etkilemesi gerekir, yani hile ile sözleşmenin kuruluşu arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
Hileye ilişkin bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; taraflar arasında cafe işletmesi devir işleminin yapıldığı, bir kısım nakit paranın sözleşmenin imzalanması sırasında davacı tarafından davalıya ödendiği, kalan bedel için 12 adet bono düzenlendiği, imzaların atılmasının akabinde davalının cafeden eşyalarını alarak ayrıldığı, davacının hemen cafeyi işletmeye başladığı, bu tarihten yaklaşık 1,5 ay sonra cafenin işletme ruhsatı olmaması nedeniyle ödenen bedelin ve senetlerin davalıdan iadesinin davacı tarafından istendiği ve sözleşme yapılırken davacının hileye düşürüldüğünün iddia edildiği anlaşılmaktadır. Cafenin işletme ruhsatının olup olmadığının davacı tarafından basiretli bir tacir olarak araştırılması gerekir. Somut olayda davalının davacıyı hataya düşürmeye yönelmiş bir davranışının varlığı ispatlanamamıştır. Bu itibarla davalının işletmenin ruhsatının varlığı konusunda davacıyı hile ile aldatarak sözleşmeyi yaptırdığı hususunun tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Devir sözleşmesinin imzalanmasının akabinde taraflarca notere gidilmiş, noterde ruhsatın olmadığı davacı tarafından öğrenilmesine karşın davacı cafeyi fiilen işletmeye başlamış ve ihtarname gönderene dek 1,5 ay işletmiştir. Bu nedenle davacının hile ile sözleşmenin imzalatıldığı iddiası dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilmiştir. Kaldı ki sözleşmenin geçerliliği ile işletme ruhsatı konusunda iddia edilen hile arasında nedensellik bağı yoktur. Bu suretle davacının hile iddiasının tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları ile ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın reddine,
2-)Davacı tarafça yatırılan peşin harç alınması gereken 54,40-TL. karar harcının alınarak fazla alınan 2.507,23 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine,
3-)Davacı tarafça yargılama sırasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-) Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre belirlenen vekalet ücreti olan 18.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-) Taraflarca yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının yatıran ilgili tarafa resen iadesine,
Taraf vekillerinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2020

Katip …
e-imza*

Hakim ….
e-imza*