Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/378 Esas
KARAR NO : 2019/1314
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/07/2019
KARAR TARİHİ : 23/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili …-… SİGORTA olarak 04/11/2014 tarihinde davalı şirket ile acentesi olarak faaliyete başlandığını, başlangıçta müvekkili acenteye…acente kodu verildiğini, daha sonra şahıs şirkketinden limited şirkete geçen ve … Ltd. Şti. Ünvanını alan acente ile 2016 yılının haziran ayında ek sözleşme imzalandığını, acentelik davalı tarafından fesih edildiği anda müvekkilinin ünvanın …Ltd. Şti. Olduğunu, müvekkili acenteliğin tesisinden itibaren davalı şirket nam ve heasbına poliçelerin tanziminde aracılık yaptığını ve acente komisyonları almaya hak kazandığını, sözleşmenin feshi tarihi olan 09/07/2018 tarihine kadar müvekkili üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, davalı şirket Kadıköy… Noterliği 10/07/2018 tarih ve…yevmiye nolu fesihname ile sözleşmeyi ihtarnamede keşide tarihinden bir gün öncesi olan 09/07/2018 tarihi itibari ile fesih edildiğini bildirdiğini, müvekkile bu fesihname öncesi herhangi bir ihtar ya da ihbarda bulunulmadığını, fesih iyiniyet kurallarına uymadığını, fesih üreim yetersizliği gibi şablon bir gerekçeyle tek yanlı ve ani yapıldığını, bu sebeple fesih haksız bir fesih olduğunu, davalı şirketin fesih gerekçeli olarak üretim yetersizliğini ileri sürmekte olduğunu, acenteliğin tek taraflı ani olarak fesih yapıldığı, müvekkili ticari açıdan zor bir duruma sokmauş olduğunu, müvekkili yenilemesi gelen poliçeleri yenileşememiş olduğunu ve zarara uğradığını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, davalarının belirsiz alacak davası olduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla, şimdilik 10.000,00-TL’si acenteliğin an ve haksız feshinden dolayı denkleştirme tazminatının acenteliğin feshi tarihinden itibaren reeskont faizi masarf ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket davacı ile olan acentelik ilişkisi sürecinde önemli bir menfaat elde etmediği gibi bi ilişki nedeniyle zarara uğradığını, davacı, müvekkili şirket ile olan acentelik ilişkisi sürecinde müvekkili şirketin sektörde hakim durumda olduğu sigorta branşları dışında başka bir branşta kayda değer bir üretim yapmamış olduğunu, kendi emeği ile iktisadi değer taşıyan bir müşteri grubu meydana getirmemiş olduğunu, davacı acente acentelik sözleşmesinde yer alan münhasırlık kaydı ihlal etmek ve yine bu sözleşmeden doğan sadakat, özen gibi yükümlülüklerine aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmemiş olduklarını, müvekkile menfaat sağlamak bir yana hasar oranı yüksekliği nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, bu bağlamda davacı acente kendi kusuru ile acentelik sözleşmesinin feshini ve acentelik ilişkisinin sona ermesine sebebiyet verdiğini, gerek TTK hükümleri gerekse taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmelerde yer alan denkleştirme istemine ilişkin hükümler çerçevesinde hakkaniyet gereği davacının denkleştirme talebinin haksız ve mesnetsiz olduğu açıkça ortada olduğunu, yukarıda yer alan açıklamaları ve Sayın Mahkeme tarafından resen nazara alınacak nedenler çerçevesinde, davacı tarafın ve mesnetsiz davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE
1)09/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5’inci maddesinden, sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;
Madde 5/A-(1) Bu Kanunun 4. maddesinde verdiğinde kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şarttır.
Yine 7155 sayılı kanunun 22. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3’ncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen “Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.” cümlesi ile arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur.
Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Kanunun Dördüncü bölümünden sonra gelmek üzere; “Dava şartı olarak Arabuluculuk” başlığıyla eklenen Beşinci Bölüm ve maddeye göre;
“Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 18/A-(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
2)Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Somut olayda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesinde yer almadığından, davacıya, son tutanağın 1 haftalık kesin süre içinde mahkememize sunulması aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarına karşın, verilen kesin süre içinde son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin sunulmadığı tespit edilmiştir.
Dava dilekçesinde, davacı yanın son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin sunulmadığı anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-7155 sayılı Kanunun 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı kanunun 23.maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-2.maddesi uyarınca , davanın TTK’nun 5/A., 6325 sayılı Kanunun 18/A-2., HMK’nun 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 44,40 TL harcın peşin alınan 170,78-TL harçtan fazla alınan 126,38-TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Mahkememize hitaben yazılmış, Mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/10/2019
Katip …
¸e-imzalıdır
Hakim …
¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.