Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2022/761 Esas
KARAR NO:2023/210
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:09/11/2022
KARAR TARİHİ:22/03/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı firma tarafından …. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası ile 34.152,59 TL cari hesap alacak talebinde bulunulduğunu, bu alacak talebinde müvekkili firmanın borçlu olmadığını, müvekkilinin, davalı ile borçlandırmayı gerektirir bir ticari ilişkiye girmediğini, davalı tarafça ticari kayıt ve defterleri ile müvekkilinin borçlu olmadığını ispat edebileceğini, dava konusu yapılan cari hesap gereği alacağın, davalının tutması gereken zorunlu defterlerinde borç olarak kayıtlı olmadığını, bu kayıtlara göre müvekkinin de davalı tarafa borçlu olmadığını, müvekkilinin mersis adresi ve icra takibinin yapıldığı yer itibarı ile mahkememizin yetkili olduğunu, Yargıtay ve İstinaf kararları gereği menfii tespit davalarının arabuluculuğa tabi olmadığını, takip devam ettiği süre boyunca müvekkilinin dava açmakta hak sahibi olduğunu belirterek, müvekkili adına borç takibi açılan …. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davalı tarafın yan lehtar olarak usulüne uygun düzenlenmesi gereken ticari defter ve kayıtlarında müvekkilinin borcunun olup olmadığını bilmekle yükümlü olmasından dolayı davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuğun dava şartı olduğunu, davacı tarafın dava şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerekeceğini, dava dilekçesinin ekinde tüm delillerin sunulmadığını ve tanıkların bildirilmediğini, basit usule tabi olan bu davada bundan sonra delil ve tanık bildirilmesine muvafakatlarının olmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde, taraf vekillerinin tebliğe elverişli adreslerini belirtmediklerini, davacı firma ile müvekkili şirket arasında ticari bir ilişki olmadığı hakkındaki beyanların gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı firma arasında 3 defa hurma alışverişi yapılmış olduğunu ve tüm ürünlerin eksiksiz şekilde irsaliye ile davacı firmaya teslim edildiğini, işbu ticari alım-satıma ilişkin faturalar düzenlendiğini ve düzenlenen faturalara karşı davacı firma tarafından herhangi bir şekilde itirazda bulunulmadığını, davacı firmaya karşı ticari alım-satım faaliyetinden kaynaklanan alacakları bulunduğunun delili olan düzenlenmiş fatura ve irsaliye belgelerini mahkememize sunduklarını, menfi tespit talebine konu alacağın varlığı usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde açıkça görüleceğini, ekte sunulan whatsapp yazışmalarında davacının babası dava dışı Kahraman Talan’ın borcunu ikrar ettiğini belirterek, davacının davasının reddini, davacının menfi tespit talebine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline verilmesini, huzurdaki davanın kötüniyetle olarak açılması sebebiyle müvekkilinin uğrayacağı herhangi bir zararda dava açma hakkının ve özellikle itirazın iptali davası açma hakkımızın saklı kaldığını belirterek, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, menfi tespit davasıdır.
Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK’nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: “MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.”
6100 Sayılı HMK’nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde;” Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmünü haizdir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Tuna Vergi Dairesi’nin 15/03/2023 tarihli cevabi yazısı ile davacının işletme usulüne göre vergilendirildiğinin ve VUK 177/1 sınırlarını aşmadığının anlaşıldığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 16/03/2023 tarihli cevabi yazısı ile davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığının bildirildiği gözetilerek davacının tacir olmadığı tespit edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın, cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığına ilişkin olduğu, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir. HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK’nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK’ nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde gider avansının ilgili mahkeme veznesine aktarılmasına
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/03/2023
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır