Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/566 Esas
KARAR NO : 2023/483
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/09/2021
KARAR TARİHİ : 23/05/2023
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 11.01.2021 tarihinde yürürlüğe girip 11.02.2022 yürürlükte kalacak 12 ay süreli sözleşme imzalanmış olup, Davacı tarafından verilen iletişim faaliyetleri için (madde 4.1.) aylık 28.000.- TL + KDV ödeme yapacağı, ödeme hizmet verilen ayı takip eden ayın 3’üne kadar ödeneceği, (madde 4.4) Sözleşmeye konu hizmetler Ek1 de detaylı şekilde belirtilmiş olduğu, (madde 4.5) Marka tarafından seçilen pakette anılan ücretin tamamı her ayın ilk 3 iş günü içerisinde peşin olarak şirketin banka hesabına ödeneceği ve ödemenin gecikmesi halinde günlük 200.- TL cezai bedel ödenmesi zorunlu olduğu, Sözleşmenin ekinde davalıya verilecek hizmetin içeriği detaylı bir şekilde açıklanmış olup—— kanal yönetimi, e-ticaret sitesi adaptasyon ve —- ve —-çalışmaları, — çalışmaları,—–çalışmaları, —- çalışmaları,—- —hesaplarının yönetimi ve içerik hazırlanması, —-entegrasyonu, sosyal medya satın alma yöntemi, Aylık & 3 aylık sosyal medya raporlaması hizmetlerinin tamamı sözleşme fesih tarihine kadar tamamlanmış olduğu paylaşılmıştır. Ek olarak Davacının verdiği hizmetlerin ve mail yazışmalarının flash bellekte sunulduğu paylaşılmıştır.) 15.2.2021 tarihli 18.172.- TL, 5.3.2021 tarihli 29.500.- TL ve 18.03.2021 tarihli 29.500.TL tutarında fatura düzenlenmiştir. Faturalar e fatura sistemi üzerinden gönderilmiştir. Davalı tarafından —- Noterliğinden 25.03.2021 tarih —— yevmiye nolu ihtarname ile (tebligat 30.03.2021) sözleşmenin 11.04.2021 tarihinde sözleşme şartlarına göre biteceği, eksik ve ayıplı ifaların tamamlanması ihtar edilmiştir. Davalı tarafa —-. Noterliği 08.04.2021 tarih —– nolu ihtarnamesi ile ödemelerin yapılması, ceza bedeli olduğu, yükümlülük altına girdikleri edimleri ifaya hazır oldukları, ödemelerini —- İcra Dairesinin —–. Sayılı dosyasına defaten ödemeleri (takip tarihi 02.04.2021 / tutar: 91.975,56 TL) bildirildiği, davalı taraf icra dosyasına itiraz etmiş olduğu, bu nedenlerle itirazın iptalini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülüklerini hiç yahut gereği gibi ifa etmemiştir. Müvekkili ile davacı arasında 11.01.2021 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca davacı yan, müvekkili şirkete sosyal medya hesaplarının yönetimi dahil olmak üzere iletişim danışmanlığı ve yönetim hizmeti vermeyi üstlenmiştir. Davacı yan işbu sözleşme ile “—– ürünlerinin —— üzerinden satışının gerçekleştirilmesi için yapılacak entegrasyon, aylık olarak sosyal medya hesaplarındaki etkileşim trafiğinin ayrıntılı şekilde raporlanması, 3 ayda bir genel raporların incelenmesi, rakip markalarla ilişkilendirilmiş detaylı sezon raporu hazırlanması, —— için aylık minimum 5 video, stüdyo çekimi 3 video, harici çekilecek videoların yüklenmesinin takibi, kanal raporlarının paylaşımı, e-ticaret üzerinde hedef kitlenin markayı tanıyabilmesi, ürünleri kategorilendirebilmesi ve sitede kalma oranlarının arttırılması için yapılacak tasarım, renk ve genel kategorinin site ile uyumlandırılması, Mart ayı için site ve sosyal medya hesaplarının öne çıkması için yazılacak iş alanı ve markalara özel bloglar ve diğer yazılar, Markanın ve CEO iletişimi ve basın bülten servisleri, —– Para gibi ekonomik dergiler ve internet siteleri için özel haberlerin üretilmesi, servisi, organizasyonu, —– gibi kanallarda ——veya direktör iletişimi, Marka faaliyetleri çerçevesinde ünlü bir isim ile anlaşılırsa ulusal basında yer alacak haberlerin hazırlanması” edimlerini üstlenmiştir. Ancak davalı bu yükümlülüklerini hiç yahut gereği gibi ifa etmemiştir. Bu kapsamda müvekkile hiçbir çalışma ibrazı ve faaliyeti gerçekleştirilmediğini beyan ederek, haksız davanın reddi ile haksız icra takibi yapan davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
—-.İcra Dairesinin —–esas sayılı dosya sureti, —–5/10/2021 tarihli yazı cevabı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.08/12/2022 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 20/02/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle; MALİ İNCELEME VE DEĞERLENDİRME; Davacı/ Davalı taraf kanuni defterlerinde Faturalarla ilgili Mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, Açılış ve kapanış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yapıldığı, Davacı/Davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, Tarafların Cari Hesaptan Kaynaklı olarak MUTABIK oldukları. Davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 77.172. TL Alacaklı olduğu,
Teknik Değerlendirme Sonuçları: Yapılan mail yazışmalarında aylık sosyal medya içerik planlarının oluşturulduğu, video çekimleri / görsel tasarımların / metinler / röportaj soruları oluşturulduğu, tanıtım videolarının çekildiği, —– çalışmasına yönelik fotoğraf çekimlerinin yapıldığı, Davalı firma ve 3. firma —- ile —–çalışmaları yapıldığı, kategori ve alt başlıkların belirlenerek metin çalışmalarının yapıldığı, —– kullanılmak üzere—— çalışmaları yapıldığı, hedef kitlelere yönelik strateji – sosyal medya dili- tasarımla ilgili öneriler sunulduğu, hata raporu sunulduğu,—–hesabının kullanımıyla ilgili eski hesaptan kaynaklanan sorunların paylaşıldığı, dijital ürün kataloğu tasarımları yapıldığı, yapılan tasarımlar, videolar, görseller ve metinlerle ilgili Davalı tarafın onayına başvurulduğu, bütçe bilgilerinin iletilerek onaya sunulduğu, Aylık raporlama çalışması, iş alanı ve markalara özel bloglar ve diğer yazıların oluşturulması, —– entegrasyonu ile ilgili çalışma yapıldığına dair bilgi ve belge olmadığı, Davalı —— firmasının Dijital İş Geliştirme ve Yönetim Sistemleri hizmeti için üçüncü bir şirketle iş ilişkisinin olduğu, e-ticaret üzerinden yapılan satışları arttırmak web sitesini ön plana çıkarmak amacıyla Davacı, Davalı ve 3. şirket olarak ortaklaşa çalışmalar yapıldığı, —– sayfalarının ve reklam hesaplarının tek bir yerden yönetimini sağlayan —— hesabının kullanımında eski hesaptan yeni hesaba geçilmesiyle ilgili sorun yaşandığı, sorunun Davacı Ajanstan kaynaklanmadığı, Ajansın sorunu çözmek için çalışma yaptığı ve bu sebeple hazırlanan tanıtımların yapılmasında gecikme meydana geldiği, Davalı tarafın, Ajansın hangi yükümlülüklerini yerine getirmediği ile ilgili herhangi bir teknik açıklama ve delil sunmadığı, Davacı tarafından yapılan çalışmaların Davalı ile paylaşıldığı ve taraflar arasında sözleşme kapsamı işlerde görüş alışverişinde bulunulduğu, yapılan görüşmelerde Davalı şirketin işin yapılmadığı konusunda herhangi bir beyanının bulunmadığı, 11.01.2021 ile 25.03.2021 fesih tarihine kadar yaklaşık 2 ay 15 günlük sürenin, sözleşme kapsamında istenen hizmetlerin tümünün gerçekleştirilmesi için yeterli olmadığı, hedefleri gerçekleştirmede kısa bir süre olduğu, Davacının aylık sosyal medya ve—–paylaşım sayılarının sözleşme ekinde belirtilen miktarlardan eksik olduğu, hiç yapılmadığı ya da ayıplı yapıldığına dair delil olmadığı, Davacının sözleşme maddelerine aykırı hareket ettiğini gösteren bir delilin olmadığı, Davalının Sözleşmenin Fesih ve Cezai Şartları içeren 7.maddesine istinaden, ücret ödemeden sözleşmenin feshedilmesine imkân veren teknik açıklama ve delilleri sunmak/ kanıtlamak zorunda olduğu, tespit edilmiştir.
GENEL DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. Maddesi uyarınca müşterinin (davalının) ücreti ödememesi için bir kanıta dayanan sebep göstermesi gerektiğinden yapılan teknik incelemeler çerçevesinde yeterli/gerekli kanıt sunamadığı, yapılan hizmetler için fatura düzenlendiği için tacirin süresinde faturaya itiraz etmemesi üzerine doğan karinenin adi karine olup her iki tarafın da tacir olması ve aralarında geçerli bir sözleşmenin bulunmasından ötürü karinenin uygulama alanı bulabileceği, faturayı gönderen tacirin sözleşmeye uygun olarak fatura düzenlediğinin kabul edilerek sekiz gün içinde faturayı alan kişinin bu faturada yazan hususların aksini ispatlama hakkı olduğu; ancak davalı yanın buna ilişkin yazılı belge sunamadığı şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.16/03/2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişi ve borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 24/03/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi ek raporunda özetle; Cezai Şart bedeli iki türlü hesaplanmış olup Sayın Mahkeme hangi kanaatte ise bu yönü ile kararında dikkate alabilecek olup, Fatura tarihinden sonraki + 3 iş gününe göre oluşacak Toplam cezai Şartın 15.200.TL olacağı, Sözleşme şartlarına göre Her ayın başından itibaren + 3 iş gününe göre oluşacak Toplam cezai Şartın 17.200.- TL olacağı, Tespit, değerlendirme ve Kanaatine varılmış olmakla birlikte, Yapılan değerlendirmeler sadece usul ekonomisine hizmet etme amacı taşımaktadır, herhangi bir şekilde hukuki yönlendirme beyanı içermemektedir şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, fatura ve cezai şarta dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra dosyası celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.
Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf ,bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ”Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır”. TTK’nın 21/2.(6762 sayılı TTK’nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Somut olayda; davacı davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla—- İcra Dairesinin —–sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın asıl alacağına yönelik itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiştir.Taraflar arasında 11/01/2021 tarihli sosyal medya hesapları yönetimi dahil olmak üzere iletişim danışmanlığı ve yönetimine ilişkin sözleşme bulunduğu, iletişim faaliyetleri için aylık 28.000 TL + KDV olarak yapılacağı ve ödemenin hizmet verilen ayı takiben ayın 3’ne kadar ödeneceği düzenlendiği, sözleşme ekinde ilk üç için aylık 25.000 TL + KDV olarak belirlendiği, ödemenin her ayın ilk 3 iş günü içerisinde yapılmaması halinde günlük 200,00 TL cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği, tarafların ilk 3.ayın sonunda tek taraflı olarak sözleşmeyi iptal etme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, davalı yanca ——.Noterliği’nin 25/03/2021 tarihli ve ——yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında taraf tanıklarının dinlenildiği, akabinde dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde tarafların ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı ve delil niteliğine haiz olduğu, davacı kayıtlarında 77.172,00 TL alacaklı göründüğü, davalı kayıtlarında 77.172,00 TL borçlu göründüğü, tarafların açık hesaplarının mutabık olduğu, davacı tarafından düzenlenen e-faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalı yanca tebliğ edilen faturaların süresinde iade edilmediği, tarafların mal veya hizmet satışı yaptığı bağlı bulundukları vergi dairelerine beyan ettikleri 2021 yılı 4 adet belge KDV hariç 74.566,00 TL olarak BA-BS formların birbiri ile örtüştüğü, tarafların ticari defterlerine göre davacının 77.172,00 TL alacaklı olduğu sonucuna varılarak, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürmediği anlaşılmıştır.
Yargıtay ——. Hukuk Dairesi’nin 01/06/2015 tarih —– Esas—– Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ” YİBBGK’nın 27.06.2003 tarih ve ——sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK’nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu’nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu’nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: ——-) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK’nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK’nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK’nın 222. maddesi (TTK’nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur. Buna göre takibe dayanak yapılan faturanın sözleşmeye istinaden düzenlendiği, davacının sözleşmedeki edimini ifa ettiği gözetildiğinde emsal yargıtay kararında belirtildiği üzere, sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olacaktır.
Yine form BA-BS beyannamelerinden davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu anlaşılmıştır.
Nitekim Y.—–HD’nin 19.02.2018 gün ——-sayılı ilamında “…Dava, TBK 470 ve devamı maddelerde düzenlenen ve konusu kilit parke taşı imali ve teslimi işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK 67. maddeye göre açılmış itirazın iptâli davasıdır. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan içide edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini ka nıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur. Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edilmediğini savunmaktadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kismen kabul kararı verilmesi doğru olmadığının ” belirtmiştir.( Aynı yöndeki içtihat için Bkz. Yargıtay—–. HD. —–Sayılı ilamı, —–BAM —–. HD. —– BAM —–. HD—–Esas —–Karar sayılı ilamları )
Türk Borçlar Kanunun 179/2.maddesi “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” şeklinde düzenlendiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.5 maddesinde ceza koşulunun aynen ifaya ek olarak talep edilebilmesinin düzenlendiği, bilirkişi ek raporunda alternatifli hesaplamalardan fatura tarihi sonraki 3 iş gününe göne yapılan 15.200,00 TL ‘lik hesaplamanın uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 77.172,00 TL alacaklı olduğu, aksinin ispat yükünün davalı tarafta geçmiş olduğu ve yazılı delille ispat aranacağı, davalı yan sözleşmesel yükümlülüklerin hiç veyahut gereği gibi ifa edilmediğini savunduğu, davalı yanca cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı, davalı tarafça aksi ispata yönelik somut bir yazılı delil sunulmadığı, aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle davacının ayrıca icra inkar tazminatına yasal şartları bulunduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.İcra takibindeki cezai şart talebi toplam 14.400,00 TL olmakla taleple bağlılık ilkesi gereğince 14.400,00 TL’den fazlasına karar verilemeyeceği ve taleple bağlılık ilkesi gereğince hareket edilmesi gerekirken sehven 15.200,00 TL üzerinden karar verildiği, kısa karar ve gerekçeli karar arasında kabul edilen miktar, icra inkar tazminatı ve karar ilam harcı bakımından değişiklik yapılamayacağı anlaşılmıştır.
Davacı yanın işlemiş faiz talebi bakımından icra takip tarihi öncesinde davalı temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmediğinden işlemiş faiz bakımından istemin reddi ile bu miktar üzerinden kabul (%93,5) ve red(%6,5) oranına (cezai şart bedeli bakımından fazla verilen miktar gözetilmeksizin) göre yargılama gideri ve vekalet ücretine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından —-İcra Dairesinin —— sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 77.172,00 TL asıl alacak, 15.200,00 TL cezai şart bedeli olmak üzere toplam 92.372,00 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz İŞLETİLMESİNE,
3-Asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 15.434,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
5-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 6.309,93 TL harçtan, peşin yatırılan 1.110,84 TL harcın düşümü ile geri kalan 5.199,09 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
6-Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 1.110,84 TL peşin harç ve 59,30 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 395,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.395,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 5.044,32 TL yargılama giderinin yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
8-Davalı tarafından yapılan 79,55 TL posta gideri olmak üzere yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 5,17 TL yargılama giderinin yargılama giderinin davacıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 14.651,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 403,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
11-Kabul red oranına göre belirlenen 1.234,20 TL Arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 85,80 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.