Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/393 E. 2023/351 K. 03.05.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/393 Esas
KARAR NO: 2023/351
DAVA: İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
DAVA TARİHİ: 02/03/2020
KARAR TARİHİ: 03/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına kayıtlı olan ——— arsa paylı, çatı aralı daire” üzerinde davalı lehine tesis edilmiş olunan ipotek bulunduğunu, dava dışı —- isimli şahsın, davalı kurumun —- kredi müşterisi olduğunu, —— kendisi adına kayıtlı işletmenin imza yetkilisi ve sahibi olarak görünmekle birlikte, gerçekte kendisinin ev hanımı olduğunu ve işletmenin yönetimini eşi —- gerçekleştirdiğini, —– işletmesinin tüm müşterileriyle olan ilişkisi, ticari faaliyetleri ve işyerinin idaresinin tamamının —– tarafından yapıldığını, ancak muvazaalı bir şekilde işyeri yetkilisi olarak ev hanımı olan —- gösterildiğini, davalı tarafın bu muvazaayı bilmesine ve bilebilecek durumda olmasına rağmen—– işletmesine bir dizi krediler kullandırdığını, bu kredilerden 07.10.2013 kullandırma tarihli 325.000,00 TL tutarlı kredinin teminatı olarak davalı tarafça kredi müşterisinden ipotek talep edildiğini, bu durum karşısında ——- şahsi ricası üzerine müvekkilinin dava konusu gayrimenkulünü davalı kuruma kredi teminatı olarak ipotek vermeye rıza gösterdiğini, müvekkilinin söz konusu ipoteği tesis etmekteki amacının gerçekte —- kullandığı ancak davalının da bilgisi dahilinde muvazaalı olarak —- adına tesis edilen 07.10.2013 tarihli kredinin teminat altına alınması olduğunu, bu amaçla 04.10.2013 tarihinde dava dışı —— imzalatıldığını ve aynı gün ilgili —-yevmiye numarası ile müvekkilinin dairesi üzerine söz konusu kredi limitinin 2 katı olacak şekilde—-üst sınır ipoteğinin tesis edildiğini, söz konusu ipoteğin tesisi öncesinde ipotek resmi senedinin müvekkiline gösterilmediğini, akit tablosunun içeriğinin müvekkiline açıklanmadığını, verdiği ipoteğin konusu, kapsamı, sorumlulukları konusunda kendisine herhangi bir bilgilendirmenin yapılmadığını, sadece söz konusu ipoteğin ilgili tapu müdürlüğünde imzalanması esnasında müvekkilinin ilgili resmi senedi gördüğünü ve okumasına fırsat verilmeksizin, ilgili senet üzerine “Okudum” yazması istenerek imzalarının alındığını, bu hususta ipoteğin tesis ediliş saatinin ilgili resmi senet üzerinde 15:39 olarak gösterildiğini, müvekkilinin ilgili ——– giriş saati, işlemlerin başlangıç saati ve tamamlanma saatinin ilgili——–kayıtlarında mevcut olduğunu, kayıtların celp edilmesi ile işlemlerin tamamlanma süresi göz önüne alındığında müvekkilinin ilgili resmi senedi okumadığını, okumasına fırsat verilmeden imzalarının alındığının tespit edilebileceğini, ayrıca bu konuda tanıklarının da dinlenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin, ——– limitli krediye kefil olduğu şeklinde bir yanılgıya kapıldığını, davalının dürüstlük kurallarına, ticaret kurallarına ve bankacılık kurallarına uygun hareket etmemesi yoluyla müvekkilinin iradesini sakatlaması neticesinde kredi borçlusunun doğmuş ya da doğacak her türlü borcuna teminat olarak müvekkilinin evi üzerine, müvekkilinin iradesi dışında ipotek tesis edilmesinin sağlandığını, daha sonra müvekkilinin kredi kullandırılan kişinin/eşinin mali durumlarının bozulduğunu, piyasada moraliteleri yönünden önemli risklerin ortaya çıktığını öğrendiğini ve bunun üzerine bizzat banka şube müdürüne başvurarak bu durumu ona ilettiğini ve kredi borçlusunun yeni bir kredi başvurusunda bulunması halinde bu başvuruyu kabul etmemeleri konusunda uyardığını, ancak şube müdürünün bu uyarıya kayıtsız kaldığını, bu durum üzerine müvekkilinin davalı bankaya noter kanalıyla ihtarname gönderdiğini ve lehine ipotek verilen ——— başkaca kredi kullandırılmaması konusunda ihtarda bulunduğunu, başkaca bir kredi kullandırılması halinde krediden dolayı sorumlu olmayacaklarını bildirdiklerini, bankanın cevabi ihtarnamesinde ise kefillikten vazgeçme iradesinin bankaca kabul edilmediğini bildirdiklerini, bankaya gönderdikleri ihtarnameye ve müşterinin eksi —– rağmen kredi lehdarı hakkında istihbarat yapılmadığını ve ipotek hakkını kötüye kullanılarak yeni bir kredi kullandırıldığını, sonrasında da kredi borçlusunun kredi borçlarını ödemediğini, müvekkilinin tüm ikazlarına rağmen batık bir krediyi kötü niyetli olarak ve basiretsizce onaylayan davalı bankanın, ödenmeyen kredi sebebiyle de müvekkilinin gayrimenkulünü ———dosyası üzerinden satışa çıkardığını, satış sürecini başlattığını ve müvekkilinin aile yaşantısını baltaladığını, açıklanan nedenlerle; öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve işbu dava sonuçlanıncaya kadar———- dosyasındaki ipoteğin paraya çevrilmesi takibinin teminatsız olarak durdurulmasını, bu talepleri kabul görmez ise gayrimenkul satış sürecinin işbu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasını ve davanın nihayetinde müvekkilinin gayrimenkulü üzerine konulmuş olan ipoteğin tüm sonuçlarıyla beraber fekkine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle kaldırılmasının gerektiğini, işbu davanın, ipoteğin fekki talebine ilişkin olup, dava konusu uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden esasa girilmeden önce davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, davanın harç ödenmeksizin açıldığını, ipotek bedeli üzerinden nispi harç hesaplaması yapılarak davacıdan harç tahsilatının yapılmasının gerektiğini, söz konusu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu, davacının asaleten veya kefaleten doğmuş doğacak tüm borçlarına teminat teşkil etmek ve fekki müvekkili banka tarafından bildirilinceye kadar geçerli bulunmak üzere süresiz olarak alındığını, konu ile ilgili yüksek yargı içtihatları incelendiğinde ipoteğin limit ipoteği şeklinde kurulması halinde ipotek verenin ipotek limiti kadar sorumluluğunun olduğunun zikredildiğini, müvekkili bankanın kurumsal yapısı gereği kendisine sunulan evrakların doğruluğunu araştırma dışında özel ilişkilerin içeriğini bilmek yükümlülüğünde olmadığını, müvekkili bankanın 6762 sayılı TTK’nın 20/2 (6102 sayılı TTK 18/2) maddesi gereğince bütün işlemlerde basiretli davranma yükümlülüğüne uygun olarak hareket ettiğini, müvekkili bankanın davacıya gerekli bilgilendirmeleri yaptığını, ipotek resmi senedinde belirtilen faiz oranlarının gerek müvekkili bankanın, gerekse resmi kurum ve kuruluşlar tarafından yayımlanan resmi ticari faiz oranları olduğunu, ipotek tesis edilirken bu faiz oranları üzerinden işlem yapıldığını, davacının eşi ———- dava konusu edilen ipoteğin tesisi hususunda müvekkili bankanın———– Şubesine yazılı muvafakatname verdiğini, bu nedenle, dava dilekçesinde yer alan ipotek tesisine ilişkin açık rızası bulunmadığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; öncelikle davanın usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde eksik harcın tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesini, harcın kesin süre içerisinde tamamlanması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; Davacı adına kayıtlı olan——–arsa paylı taşınmazın davalı adına tesis edilmiş olan ipoteğin fekkine yöneliktir.—– dosyasının incelenmesinde; alacaklının —- ortaklığı, borçlunun ——– olduğu görülmüştür.Dava konusu —- göre,——— kredi limitli sözleşmesinde davacı tarafından tapuda aynı tarihte —– doğmuş ve doğacak 900.000,00 TL borçları için ipotek verildiği, daha sonra —– kredi limitli sözleşme imzalandığı, kefil olarak ——– tarihinde sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, dava konusu taşınmaz üzerine davalı banka tarafından konulan ipoteğin incelenmesinde, tapu resmi senedinin Sözleşme şartları bölümünde, özetle; “..Borçlu ————yapmış olduğu ya da ileride yapacağı kambiyo senetlerinin ıskonto veya iştirasından namına açılmış ve açılacak bilcümle borçlu ve alacaklı cari hesaplardan veya lehine verilmiş ve verilecek teminat ve kefalet mektuplarından ve —— şubelerinin borçlu, keşideci, muhatap, ciranta, aval, kefil, müşterek borçlu, yeddi emin ve sair sıfatlarla imzasını havi olarak işleme kabul ettiği kambiyo senedi, mukavele, sözleşme, taahhütname ve sair ile ithalat ihracat ve bilumum kambiyo ve kısa, orta ve uzun vadeli kredi işlemlerinden ve sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, kanun gibi diğer her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçların a-Anapara olan 900.000 TL ve buna ek olarak b-Yıllık 626,04 oranında (değişkendir) akdi faiz uygulanacağı, ayrıca temerrüt halinde akdi faiz oranına bu oranın 50’sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanacağını ve komisyonların uygulanmasını kabul ettiği…” hususlarına yer verildiği, ipoteğin süresinin “fekki bildirilinceye kadar” şeklinde belirlendiği, davacı tarafça, anılan belgenin okunmadan (okudum) ibaresi ile imzalandığı, okunmasına fırsat verilmediği ileri sürülmüşsede, resmi senedin, davacı ——–tarafından “Okudum” açıklamasıyla imzalandığı, tescil işleminin 04.10.2013 tarihinde saat 15:39’da gerçekleştirildiği görülmektedir. Davacının eşi————-dava konusu ipoteğin tesisi hususunda Bankanın —–Şubesine, “Eşim —- adına tapuda——- numarasında kayıtlı konut vasfındaki taşınmazın bankanıza devrine/veya ———-karşı doğmuş ve doğacak borçlarına teminat olmak üzere Bankanın dilediği şartlarla ve bedelle ipotek edilmesine muvafakat ettiğimi gayri kabili rücu kabul ve beyan ederim” şeklinde yazılı muvafakat vermiştir.Mahkememizce, 25.08.2022 tarihli asıl ve 02.01.2023 tarihli ek rapor alınmış, raporlar dosya kapsamına ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur.Her ne kadar davacı vekili tarafından davacının kefaletinin rötatif kredileri kapsamadığı ve kefili olduğu kredi sözleşmesindeki kredi borcunun ödenmiş olduğu, diğer kredilerden kefalet sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmüşse de, ek bilirkişi raporunda da açıklanığı üzere, davacı tarafından davalı banka lehine 900.000 TL bedel ile ———– dava konusu taşınmaz üzerine üst sınır ipoteği tesis edildiği, ipoteğin davacının asaleten veya kefaleten doğmuş, doğacak tüm borçlarına teminat teşkil etmek ve fekki davalı banka tarafından bildirilinceye kadar geçerli olmak üzere süresiz olarak alındığı, buna göre, dava dışı borçlu —-muhtelif nitelikle krediler kullandırıldığı, ———-şubeleri ile yapmış olduğu ya da ileride yapacağı, kambiyo senetlerinin iskonto veya iştirasından, namına açılmış ve açılacak bilcümle borçlu ve alacaklı cari hesaplardan veya lehine verilmiş ve verilecek teminat ve kefalet mektuplarından ve —— borçlu, keşideci, muhatap, ciranta, aval, kefil, müşterek borçlu yediemin ve sair sıfatlarla imzasını havi olarak işleme kabul ettiği kambiyo senedi mukavele, sözleşme, taahhütname ve sair ile ithalat, ihracat ve bilimum kambiyo ve kısa, orta ve uzun vadeli kredi işlemlerinden ve sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, kanun gibi diğer her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçlarını…karşılamak üzere maliki bulunduğu yukarıda yazılı gayrimenkulünü banka lehine ve fekki bankaca bildirilinceye kadar hüküm ifade etmek üzere süresi olarak ipotek vermeyi kabul ettiği, bankanın her taşınmazla ilgili olarak serbest dereceden yararlanma hakkı olduğu ve arada serbest dereceden istifade hakkı olmayan ipoteklerin mevcudiyeti halinde bankanın bu dereceleri atlayarak boşalan derecedeki ipoteğe geçme hakkının da olduğunu kabul ettiği, talebine gerek kalmaksızın, tapu sicil müdürlüğü tarafından ilerleme ve atlamanın re’sen göz önünde bulundurulması ve serbest dereceden yararlanma hakkının kütüğe tescil edilmesini kabul ve talep ettiği…” şeklinde hükmün bulunduğu, bu hükümden de anlaşılacağı üzere, dava konusu ipoteğin, belirli bir borç için değil, herhangi bir sınırlama yapılmaksızın banka lehine her ne nedenle olursa olsun asaleten ve kefaleten doğmuş, doğacak tüm borçlarına teminat teşkil etmek ve fekki davalı banka tarafından bildirilinceye kadar geçerli olmak üzere süresiz olarak alındığı, sonuç olarak, dava dışı —- kullandığı kredilerin tamamının İpotek Sözleşmesinde belirtilen krediler kapsamı içerisinde bulunduğu ve dava dışı —— dava tarihi itbarıyla kredi borcunun 570.345,37 TL olduğu, bu nedenle de, davalı banka yönünden ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 179,90 TL harcın peşin alınan 15.369,75 TL harçtan mahsubu ile artan 15.189,85‬ TL’nin kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ye göre takdir olunan 117.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Teminatın iadesi hususunda HMK m.392/2 uyarınca işlem yapılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
Dair; tarafa vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ———– Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03.05.2023