Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/838 E. 2023/328 K. 14.04.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/838
KARAR NO : 2023/328

DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN)
DAVA TARİHİ : 29/12/2021
KARAR TARİHİ : 14/04/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı davacıdan, muhtelif ticari emtia satın ve teslim aldığını, ancak aldığı malların bedelini ödemesi gereken tarihte bir türlü ödemediğini, davacının şirket alacağının ödenmesi için ticari hayatın gerektirdiği iyi niyetin fazlasını göstermesine rağmen davalının borcunu ödememekteki tutumunda ısrar etmesi üzerine icra takibine girişildiğini, davalının bu tutumundaki ısrarı karşısında bu kere davacının alacağının tahsili için —– İcra Müdürlüğü —— Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiş olup, borçlu borcun tamamına itiraz ettiğini, öncelikle davalı tarafın yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin davacıya 13.215,22 TL tutarında bakiye borç miktarı bulunduğunu, cari hesap özeti incelendiğinde görüleceği üzere davalıdan hakkından fazla alacak talep edilmediğini, davalının asıl gayesi kendisine yapılan icra takibine itiraz ederek zaman kazanmak olduğunu, davalıdan alacaktan fazla bir talebi olmadığını, davalı kötü niyetle borca itiraz ettiğini, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile 13.215,22 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini ve davalı borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatı hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini, itirazın iptali ile takibin devamına ve takip tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte tahsiline, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve masraf ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, davacı yan tarafından başlatılan icra takibi ve akabinde huzurda ikame edilen dava haksız ve mesnetsiz olup hukuka aykırı olduğunu, davacı yan dava dilekçesi ile gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak kendisine haksız menfaat sağlamak maksadı ile hareket ettiğini, davalının davacı yana hiçbir nam ve hesap altında herhangi bir borcu bulunmamakla —- İcra Müdürlüğü’nün —— Esas sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emrindeki borca davalı tarafından külliyen itiraz edildiğini, davacı yanın ileri sürmüş olduğu iddiaları gerçeğe aykırı olduğunu, davacı firma ile davalıya ait şirket arasında bir dönem ticari ilişki söz konusu olmuş ve her iki tarafın da ticari defterleri incelendiğinde görüleceği, davalı satın almalardan kaynaklanan borcunu davacı firmaya ödediğini, davalı söz konusu dönemlere ilişkin olan satın aldığı ürün bedellerinin karşılığını tamamen ödemekle davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı yana ait faturalar ve ticari defterleri incelenerek alacaklı
olduklarının ispatını yapacaklarını iddia eden davacı yanın tek taraflı olarak sunduğu fatura ile
kayıtları bir anlam ifade etmemekle birlikte davalının ticari defterleri incelenerek yapılan
araştırma neticesinde davalı firmanın ticari defterlerinde yer alan faturalara ilişkin hesabın davalı firma tarafından kapatıldığı ortaya çıkacağını,—- İcra Müdürlüğü’nün ——Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz metninden ayrıca faize, faiz oranına ve miktarına itirazda bulunulduğunu, icra takibindeki faize, faiz miktarı ve oranına haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi açtığını, davanın reddine itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere
tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.—–İcra Dairesinin —–Esas sayılı dosyası uyaptan celp edilmiştir.Taraflara ait 2020-2022 yılı ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişi tarafından inceleme yapılmıştır.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI – Madde 222 – (1):”Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.”
(2):”Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.”
(3):”İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.”
(4):”Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.”
(5):”Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.”
TÜRK TİCARET KANUNU madde 64- (1): “(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.”
(2):”Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.”
Madde 83- (1): “Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.”
Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Ticari defterlere anılan Kanun’larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu’nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1’de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re’sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re’sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf gerçek kişi tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.Mahkememizce işbu dosyada, davacının 2019-2020 yılına ait ticari defterleri üzerinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişisi marifeti ile talimat yolu ile inceleme yaptırılmış ve bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır. SMMM bilirkişi tarafından talimat yolu ile tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; 2019 yılı faturaları kağıt olarak irsaliyeli fatura şeklinde düzenlenmiş, faturalarda
teslim eden ve teslim alan kısımlarında isim ve imza olmadığı, 2020 yılı faturaları e-fatura şeklinde düzenlenmiş, ekinde teslim eden ve teslim alan
kısımları yazılmış şekilde haziran ayına kadar kağıt sevk irsaliyesi, temmuz ayından
sonra e-irsaliye bulunmadığı, ——
birbirlerine düzenlediği faturalar ile tahsilat ve ödemeler için ——hesap
kodlu—–isimli ana grup hesabı kullanılmış olup, örnekleri muhasebe kayıtlarında görüldüğü, yerinde inceleme esnasında —- formları incelenmekle beraber —-formları —— ticari ilişki ve cari hesap bakiyelerini tam olarak yansıtmayacağı, —- form ları ile ilgili özet bilgi vermek gerekirse; (“213 sayılı Vergi Usul Kanununun[1] 148, 149 ve Mükerrer 257 nci maddelerinin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, —–] Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğiyle, ….. Ocak 2010 Ayından İtibaren Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların
aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına
uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir” Yeni uygulama ile Temmuz
2021 döneminden itibaren elektronik belge (E- fatura-E-arşiv-) olarak
düzenlenen belgelerin, Ba-Bs formlarına dahil edilmemesi sağlandığı, Ba-Bs
formunu hazırlarken e-faturaları eklemeyecek, onun yerine GİB arka planda sanal Ba-Bs
formu oluşturacağı, alış ve satış faturaların tamamı elektronik belge (E-fatura-E-
arşiv— olarak düzenlenen veya 5.000 TL tutarındaki bildirim haddinin altında
kalan belgelerden oluşan mükelleflerin, Form Ba ve/veya Form Bs bildirimlerini “Ba/Bs
bildiriminde beyan edilecek bilgisi bulunmadığı” kutucuğunu işaretleyerek
vermeleri gerekeceği, boş da olsa Ba-Bs formu verileceği, —–formları KDV hariç rakamları içermekte ve o ay içinde yapılan satış 5.000,00 TL nin altında ise veya Temmuz 2021 ayından sonra e-belgeler (E-fatura-E-arşiv—–) formuna dahil edilmemekte sadece kağıt olarak düzenlenen belgeler dahil edilmektedir.) yapılan incelemede—– formlarının süresinde ve (Kdv hariç rakam üzerinden)onaylandığı tespit edildiği, bu nedenlerle, incelemede —–cari hesap ekstresi ibraz edilmiş ve ekstre üzerinde incelemeler yapıldığı, —–açılış fişi, kapanış fişi, Ba-Bs formları, KDV beyannameleri, aylık ve kesin mizanları, kurumlar vergisi beyannameleri, vergi levhaları da ibraz edilmiş ve incelendiği, ibraz edilen belgelerin şirket defterlerine kayıtlarının süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, defter ve beyannamelerin birbirine uyumlu olduğu görüldüğü,——- ticari defterleri 2019 yılında kağıt, 2020 yılında
(Yevmiye Defteri ve Defteri Kebir) e-defter olarak kullanıldığı görüldüğü, ibraz edilen—— cari hesap ekstresi aşağıda sunulmuştur.2019 yılı, 06/08/2019 tarihinde başlayıp 30/12/2019 tarihinde biten cari hesap ekstresinde 2019 yılı borç toplamının 138.118,95 TL. alacak toplamının 96.713,54 TL ve devir bakiyesinin (138.118,95 – 96.713,54 = 41.405,41) 41.405,41 TL olduğu, 01/01/2020 tarihinde başlayıp 01/12/2020 tarihinde biten cari hesap ekstresinde 2019
yılından devreden 41.405,41 TL ile birlikte toplam 2020 yılı borç toplamının 111.147,04 TL alacak toplamının 111.120,92 TL. ve devir bakiyesi olarak (111.147,04 – 111.120,92 = 26,12)
26,12 TL olduğu, iki şirket arasındaki 2020 yıl sonu hesap bakiyesi 26,12 (yirmialtı TL oniki KR.) olarak görüldüğü, ibraz edilen cari hesap ekstresinde 04/01/2021 tarihinde 17.500,00 TL lik çekin ——- iade edildiği için borcuna ilave edildiği ve 28/03/2021 tarihinde 4.310,90 TL lik ——–düzenlediği fatura nedeniyle borcundan düşüldüğü, (+) 26,12 (+) 17.500,00 (-) 4.310,90 = 13.215,22 TL bakiyeye ulaşıldığı ve dava dosyasındaki rakamın bu şeklide bulunduğu, görevlendirme ve inceleme yetkisi davacının 2019-2020 yıllarına ait defterleri
üzerinde ve dava konusu ile sınırlı olduğundan ve kurumlardan 2019-2020 yıllarına ait beyanname ve bilgi istenildiği için 2019-2020 yıllarının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış, 2021 yılı ile ilgili inceleme yapılmamış, yorum yapılmadan bilgi verildiği, dava konusu ile sınırlı olmak üzere ibraz edilen davalı defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede gerekçeleri açıklanan nedenlerle, iki şirket arasındaki 2020 yıl sonu hesap bakiyesi 26,12 (yirmialtı TL. oniki KR) veya 2021 yılı işlemleri sonunda (+) 26,12 (+) 17.500,00 (-) 4.310,90 = 13.215,22 TL(Onüçbinikiyüzonbeş TL yirmiiki KR.) olup hangi rakam üzerinden işlem yapılacağı takdirinin Mahkemeye ait olduğu, faturaların tamamında teslim eden ve teslim alan kısımlarında isim ve imza olmadığından, hesap ekstresindeki ticari malların tamamının teslim edilip edilmediği takdirinin Mahkemeye ait olduğu, dosyada ve yerinde incelemede tarafıma ibraz edilen taraflar arasında sözleşme olmadığından faiz hesaplaması yapılamayacağı kanaatine varılmıştır.Mahkememizce işbu dosyada, davalının 2019-2020 yılına ait ticari defterleri üzerinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişisi marifeti ile inceleme yaptırılmış ve bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır. SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından davalı şirketin, davacıya 13.215,22 TL tutarında bakiye borç miktarı kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talepli icra takibi başlatıldığını, Mahkeme tarafından verilen karar gereği davacı tarafın talimatla incelenen ve aldırılan 27.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ibraz edilen ticari defterlerinin delil vasfının olduğu, ve iki şirket arasında bir ticari ilişkisi olduğu 2021 yılı işlemleri sonundaki davacı şirketin kendi defter kayıtlarında davalıdan 13.215,22 TL cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğu tespit edildiği, (Talep:13.215,22-TL) Mahkeme tarafından uyuşmazlık kapsamında, davacı ticari defterlerinin yazılan talimat doğrultusunda incelenerek bilirkişi raporu oluşturulduğu, raporun taraflara tebliğ edilerek 18.11.2022 Tarihli —– nolu celsesinde, davalı tarafada 2019/2020 yılına ait ticari defterlerini sunması için 2 haftalık kesin süre verilerek açıklamalı ve ihtarlı olarak “kendisine verilen sürede ticari defterlerini ibraz etmezse, Mahkeme, duruma göre ticari defterlerinin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edilebileceği” şeklinde ihtara rağmen davalı 05.12.2022 inceleme günü ticari defterleri ibraz edilmemiş veya yerinde inceleme talebinde de bulunmadığını, dava konusu olayda taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının incelenen kayıtlarında ise satım ilişkisine istinaden davalı tarafından kısmi ödemelerde bulunulduğu, bu durumda taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğu anlaşıldığı, davalı icra takibine itiraz etmiş ise de, ödeme konusundaki itirazını noterlikçe tanzim ve imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge ile yahut bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecbur olup dosya kapsamından davalının dava konusu borçları ödediğine ilişkin herhangi bir ödemesine rastlanılmamış ve de takip dönemlerine ilişkin olarak ödemelerini gösterir herhangi bir delilide ibraz edilmiş bulunmadığı, bu duruma göre davacının, kendi defterlerinin yanında davalının defterlerini de delil olarak göstermiş olduğundan davalının ticari defterlerinin ibraz edilmemesi durumu davacı lehine değerlendirilebileceğinden incelenen ve usulüne uygun tutulan ve delil niteliğinde olan davacının ticari defter kayıtlarının taraflar arasındaki bir ticari ilişkiyi doğruladığı, ticari defterlerinde alacak kayıtlı bulunduğu ve davacının 16.09.2021 takip tarihi itibariyle davalıdan 13.215,22-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından icra takibinde alacağa takip sonrası dönem için, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiz talep edildiği, icra dosyasında ödeme emrinin tebliğinden önce bir alacağa takip tarihinden önce işlemiş faiz talep edilebilmesi için ödeneceği tarihin kesin olarak belirli olması yada borçlunun takip konusu alacağa ilişkin noter aracılığıyla bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmesi gerektiği, zira, TBK.Mad.17 gereği, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla veya borcun ifa edileceği gün sözleşmede açıkça muayyen bir vade ile belirlenmişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş sayıldığı, dava konusu olayda taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmede bulunmadığı, dosya muhteviyatı ile borçlunun takip konusu alacağa ilişkin temerrüde düşürüldüğünü gösterir mahiyette bir belge bulunmadığı, bu nedenle ilgili alacak için takip öncesi dönem için işlemiş faiz hesaplaması yapılmadığı, Mahkeme tarafından karar verilecek alacağa ödeme emrinin
tebliği tarihinden itibaren yıllık avans faiz talep edilebileceği, davalının inceleme günü ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davacının, kendi defterlerinin yanında davalının defterlerini de delil olarak göstermiş olduğundan davalının ticari defterlerinin ibraz edilmemesi durumu davacı lehine değerlendirilebileceğinden talimatla incelenen usulüne uygun tutulan ve delil niteliğinde olan davacı ticari defter kayıtlarında davalının yaptığı ödemelerin taraflar arasındaki bu ticari ilişkiyi doğruladığı, davacı şirketin kendi defter kayıtlarında davalıdan 13.215,22 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davalı icra takibinde bu tutara itiraz etmiş ise de, ödeme konusundaki itirazını noterlikçe tanzim ve imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge ile yahut…bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecbur olup dosya kapsamından davalının dava konusu borçları ödediğine ilişkin herhangi bir ödemesine rastlanılmamış ve de takip dönemlerine ilişkin olarak ödemelerini gösterir herhangi bir delili ve de ticari defterlerini ibraz edilmemiş olduğu duruma göre, incelenen ve usulüne uygun tutulan ve kendi lehine delil niteliğinde olan davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre iddialarını ispat etmiş sayılacağı kanaatine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.215,22 TL alacaklı olduğu, takip öncesi dönemde işlemiş faiz borcu bulunmadığı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren işleyecek avans faizden sorumlu olduğu bildirilmiştir.Mahkememizce dosyada alınan rapor, davacı tarafın ticari defter kayıtları ve tüm dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirilmiş olup; davanın itirazın iptali davası olduğu, icra takibine konu alacağın cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmiş olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin usulünce tutulmuş olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin sunulmamış olduğu, bu sebeple 6100 sayılı HMK’nun 222/3. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerin kendisi lehine delil niteliğinde olduğu ve tüm dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirilmiş olup; usul ve yasaya uygun bilirkişi raporları hükme esas alınarak davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 13.215,22 TL asıl alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
2—— İcra Dairesi’nin —— Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 13.215,22 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA,
3-Asıl alacak olan 13.215,22 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca —– bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar ve ilâm harcı olan 902,73-TL harçtan peşin alınan 159,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 743,12-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yapılan toplam 2.614,75 TL yargılama gideri ve 159,51 TL peşin harç toplamı 2.774,26 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.