Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/899 Esas
KARAR NO : 2023/350
DAVA : Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ : 22/11/2022
KARAR TARİHİ : 03/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 01.03.2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmeye istinaden müvekkilinin—–Mahkemesi’nde dava açtığını ve 20/05/2020 tarihinde verilen kararla davayı kazandığını, kesinleşen mahkeme kararında özetle davacı lehine 750.000,00 ABD doları tutarında ana para borcu, 150.000,00 ABD doları tutarında para cezası ve 92.424,71 ABD doları tutarıyla birlikte toplam 992.424,71 ABD doları tutarında alacağa müvekkili lehine hükmedildiğini ve 20/05/2020 tarihinde verilen 1 ay itiraz süresi geçtiğinden söz konusu kararın 20/06/2020 tarihinde kesinleştiğini ve icra edilebilir hale geldiğini, davalının söz konusu karara istinaden borcunu ödemediğini, davalının Türkiyede’ki malları üzerinde icra takibi yapılacağından huzurdaki davayı açtıklarını, tenfizin MÖHUK 50 vd. maddelerince düzenlendiğini, tenfiz şartlarını düzenleyen MÖHUK 54. maddenin;
“Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:
a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması.
b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması
c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.” şeklinde olduğunu, görüldüğü üzere yabancı ülke kararlarının tenfizi için kanun koyucunun 4 şart koştuğunu, somut olayda kararı veren—– Ülkesi ile Türkiye arasında 23 Haziran 1994 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile —– Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi Anlaşması bulunduğundan ilk şartın sağlandığını, olayda ki taraflardan birinin —– ülkesi tüzel kişisi olduğu için ve işin gerçekleştiği yerin —— olduğu ayrıca taraflar arasında yapılan 01.03.2018 tarihli sözleşme ile de ——mahkemeleri taraflarca yetkili kılındığı açık olduğundan ikinci şartın, söz konusu davanın bir alacağa istinaden olduğu ve ilgili alacağa istinaden kanunlara dayanarak karar verildiğinden ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı açık olduğundan üçüncü şart ve 20/05/2020 tarihli —-Cumhuriyeti —–ili Ekonomik Mahkemesi ilamında görüldüğü üzere davalı yanın usule uygun olarak mahkemeye çağrılmasına rağmen cevap vermediği anlaşıldığından, dördüncü şartın da sağlandığını, daha basit bir ifade ile MÖHUK 54. maddede sayılan tüm tenfiz şartlarının somut olayda sağlandığını, bu nedenlerle müvekkilinin daha fazla hak kaybına uğramaması ve —- Cumhuriyeti —– ili Ekonomik Mahkemesince verilen kesin hükmün Türkiyede’de icra edilebilmesi adına huzurdaki davayı açtıklarını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi davaya cevap vermemiş olup mahkememizin 03.05.2023 tarihli karar duruşmasına katılarak; Yurt dışındaki mahkemeden haberleri olmadan karar verildiğini, daha doğrusu kendilerine bir tebligat geldiğini, fakat o mahkemeye gidemediklerini, can güvenliklerinin olmadığını, davacı şirketle iş yaptıklarını ve işi de teslim ettiklerini, hatta yaptıkları iş olan gaz beton fabrikasını kurarak teslim ettiklerini, alacaklarının bile kaldığını, oradaki davayı takip edemediklerini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava—–Cumhuriyeti —– ili Ekonomik Mahkemesi’nin —— nolu 20 Mayıs 2020 tarihli 22 Haziran 2020 kesinleşme şerhli kararının tenfizine yöneliktir.Davacı ile davalı arasında 01.03.2018 tarihinde sözleşme imzalandığı, davalıyla uyuşmazlık çıkması üzerine sözleşmeye istinaden davacının —- Cumhuriyeti —–ili Ekonomik Mahkemesi’nde dava açtığı ve 20/05/2020 tarihinde verilen kararla davayı kazandığını, kesinleşen mahkeme kararında özetle davacı lehine 750.000,00 ABD doları tutarında ana para borcu, 150.000,00 ABD doları tutarında para cezası ve 92.424,71 ABD doları tutarıyla birlikte toplam 992.424,71 ABD doları tutarında alacağa davacı lehine hükmedildiği, —– yasaları uyarınca 20/05/2020 tarihinde verilen 1 ay itiraz süresinin geçtiği, davalı tarafça karara itiraz edilmeyerek, söz konusu kararın 20/06/2020 tarihinde kesinleştiği ve icra edilebilir hale geldiği, davalının söz konusu karara istinaden halen borcu ödediğine dair dosyaya delil sunulmadığı görülüştür.
Tenfiz kararı başlıklı, MÖHUK 50 maddes;
(1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
(2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.
Tenfiz şartlarını düzenleyen MÖHUK 54. Madde ise;
“Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:
a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması.
b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması
c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.” şeklindedir.
Görüldüğü üzere, Türk hukukunda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu’na göre yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmesi ön koşullarından birisi de m. 50’ye göre yabancı mahkemece verilen özel hukuka dair kararın kesinleşmiş olmasıdır.
Türk Hukuku’nda HMK m. 302/f.4 gereği “hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir”. Denilmekte olup, dava dosyasına da —–Cumhuriyeti —–ili Ekonomik Mahkemesi kesinleşme şerhi tercümesi ve Apostille belgesi sunulmuştur.
Yine, MÖHUK 54.maddesi, yukarıda belirtildiği üzere, yabancı ülke kararlarının tenfizi için 4 şart koşmuştur.
Somut olayda kararı veren —–Ülkesi ile Türkiye arasında 23 Haziran 1994 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile —— Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi Anlaşması bulunduğu, davacının—–ülkesi tüzel kişisi, işin gerçekleştiği yerin —– olduğu, ayrıca taraflar arasında yapılan 01.03.2018 tarihli sözleşme ile de —— mahkemelerinin taraflarca yetkili kılındığı, söz konusu davanın bir alacağa istinaden olduğu ve ilgili alacağa istinaden —– kanunlarına dayanılarak karar verildiği, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, 20/05/2020 tarihli —– Cumhuriyeti —— ili Ekonomik Mahkemesi ilamına göre, davalı yanın usule uygun olarak mahkemeye çağrıldığı, fakat davaya katılmadığı ve cevap vermediği, bu durumda, MÖHUK 54. maddede sayılan tüm tenfiz şartlarının somut olayda sağlanmış olduğu, dava konusu olayla ilgili Türkiye’de münhasır yetkili bir mahkeme bulunmadığı, anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile,
—– Cumhuriyeti ——ili EKONOMİK MAHKEMESİ’nin—– nolu 20 Mayıs 2020 tarihli 22 Haziran 2020 kesinleşme şerhli kararının MÖHUK 34. maddesi uyarınca tenfizine,
2-Alınması gereken 179,90 TL harcın peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile kalan 99,20 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ye göre takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı ve 109,00 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 269,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı şirket yetkilisinin yüzlerine gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde —– Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.