Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/949 E. 2020/538 K. 27.10.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/949 Esas
KARAR NO : 2020/538

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2019
KARAR TARİHİ : 27/10/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ——- —– ile uğraştığını, davalı tarafın hem şahsi işlerinde hem de kendisine ait şirketinin—–işlerine ilişkin olarak müvekkiline birden çok birbirinin devamı niteliğinde olan sözleşme imzaladıklarını bu sözleşmenin devam hükmünde farklı işler için de işler yapıldığını, sözleşme de kararlaştırılan söz konusu işe ilişkin olan 11.000,00 TL’yi davalının ödemediğini, bu durum üzerine müvekkilinin icra takibi başlattığını, icra takibine davalının tamamen kötü niyetli davranarak itiraz ettiğini, arabulucuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını tüm bu nedenlerle davanın kabulüne İstanbul Anadolu —. İcra dairesinin —sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesi ekinde bulunan —- tarihinde imzalandığı söylenen tadilat ve dekorasyon işi sözleşmesinin öncelikle müvekkil şirket tarafından imzalanmış bir sözleşme olmadığını, sözleşmede müvekkil şirketin imzasının bulunmadığını, davacı tarafından belirtilen adreste sözleşmede belirtilen işlerin yapılmadığını, yapılmamış bir iş için davacı tarafından müvekkilden para talep edilmesinin haksız olduğunu, davacı tarafından müvekkil şirketin yetkilisinin şahsi işlerinin yapıldığını tüm bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK’nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde,——sabit bir mekânda bulunsun, —– Kurulunca belirlenen —– dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
——– sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde — sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK’nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Mahkememiz dosyası içinde bulunan —– tarih ve– sayılı yazı cevabı ve ekindeki belgeler kapsamına göre davacı …– yıllık gelir vergisi beyannamesinde işletme hesabına göre defter tuttuğu ve mal alış satış toplamının 213 sayılı vergi usul kanunun 177. Maddesi ve diğer ilgili maddelerinde ilgili bakanlar kurulu kararında belirtilen tutarın altında kaldığı belirtilmiştir.
———— sicil numarası ile ——- kayıtlı olduğu ve kaydının halen devam ettiği bildirilmiştir.
————— kayıtları incelendiğinde davacı …’nin gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Olayımızda davacı ve davalı tacir olmadığından nispi ticari dava söz konusu değildir.
Davanın mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davacının tacir olmaması nedeniyle nispi ticari dava niteliği de taşımadığı; davacının gerçek kişi olduğu ve tacir sıfatına sahip olmadığı, mahkememiz dosyası içerisinde bulunan—– kayıtlarına göre davacının gerçek kişi ticari işletmesi olmadığı sabit olup; uyuşmazlığın genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın HMK 114. ve 115. Maddesine göre usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK’nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul —- Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne ve davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye —- Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.