Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/190 E. 2021/23 K. 12.01.2021 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/190 Esas
KARAR NO: 2021/23
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 22/01/2020
KARAR TARİHİ : 12/01/2021
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı—– kardeş olduğunu, davalı aile şirketi ——hem kurucu ortağı hem de pay sahipleri olduğunu, —— tarafından davacılara şirket kayıtları hakkında hiçibir zaman bilgi verilmediğini, tüm yıllarda kâr payı dahil herhangi bir bedel ödenmediğini, gelinen aşamada; —- yılında —- vefatıyla birlikte pay oranının çoğunluğunu oluşturmaları nedeniyle şirket; —– murislerinin kontrolüne geçtiğini, tespit ile birlikte bugüne kadar hiç dağıtılmamış olan kira alacaklarının tahsili ile hisse sahiplerine payları oranında dağıtılması gerektiğini, davalı şirkete ticari defterler, şirket işleyişi, faaliyet raporunun ve tüm ticari kayıtların incelemeye açılması, davacılara ödenmeyen şirket alacaklarının derhal ödenmesi hakkında ———— tarihinde keşide edilmişse de davalı şirket yetkilileri tarafından dönüş sağlanmadığını, mahkemeden davacıların pay sahipliği oranında doğmuş/doğacak alacağının işbu dava sonuna kadar davalı şirket nezdinde karşılıksız kalmaması, ileride telafisi olmayan maddi-manevi zararların ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla, davacıların alacağını karşılayacak miktarda davalı şirkete ait malvarlığı ve kira bedellerinin yatırıldığı hesap bilgilerinin tespiti ile HMK’nun 389.Maddesi ve İİK 257. Maddesi uyarınca “TEDBİR MAHİYETİNDE İHTİYATİ HACİZ KARARI” tesis edilmesinin talep edildiğini, davalı hakkında arabuluculuk ilk toplantıya katılmaması nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 18/A’ nın 11. Bendinin de yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden uygulanmasını talep ettiklerini, ivedilikle ve öncelikle teminatsız aksi karar verilirse uygun bir teminat mukabilinde davacıların pay sahipliği oranında doğmuş/doğacak alacağının işbu dava sonuna kadar davalı şirket nezdinde karşılıksız kalmaması adına davalı şirkete ait malvarlığı ve kira bedellerinin yatırıldığı hesap bilgileri üzerinde HMK’nun 389. Maddesi ve İİK 257. Maddesi uyarınca “tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı ” verilmesini, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının dosyanın içerisine celbedilmesini, davalı şirket mülkünün kira gelirlerinin davacılar hisseleri oranında tespiti ile birikmiş kira gelirlerinin davacılara ödenmesini, davalı şirket demirbaşlarının satışından elde edilen gelirlerin davacılara hisseleri oranında verilmesini, yıllara dayalı şirket hissedarlığından doğan ödenmemiş tüm alacakların ; belirlenerek şimdilik —– davalı şirketten alınarak davacılara verilmesini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 18/A ‘nın 11. Bendinin ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin her halde tamamının davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı Şirkete usulüne uygun bir tebligat yapılmadığını, dava dilekçesi ve tensip zaptı ilk olarak normal tebligat usulü ile davalı şirketin dava dilekçesinde bildirilen adresine tebliğe çıkarıldığını, Tebligat zarfının üzerine kaşe basılmak suretiyle—– sözlü/ imzalı beyanı” dendikten sonra, davalı Şirket için adreste tanınmıyor klozu işaretlendiğini, adreste tanınmayan —– kendisinin olduğunu, altına da —- tarihi kaşesi ile tebliğ memurunun imzasının atıldığını, ancak davalı şirketin adreste tanınmadığını beyan eden —–sıfatı belirtilmediği gibi; imzasının da alınmadığını, mahkeme ise davalı şirketin adres kayıt sistemindeki adresi ile ilk tebligatın çıkarıldığı adres aynı olmasına rağmen davalı Şirkete bu kez hatalı olarak TK. md.35’e göre tebligat çıkarıldığını, TK. md.21/2’ye göre; böylelikle somut olayda usulüne aykırı düzenlenen ilk tebligatın merciine iadesi ile birlikte, öncelikle bu usulsüzlük giderilerek, davalı Şirkete yeniden tebligat çıkarılması gerekirken bunun yapılmaması açıkça yasaya aykırı olduğunu, arabuluculuk sürecinin hukuka aykırı olup, dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davaya karşı cevap süresinin, işbu davalı tarafın davaya muttali olunan —— tarihi itibariyle başladığı dikkate alındığında; işbu davada ileri sürülen talebin de dava zamanaşımı nedeniyle kısmen reddi gerekeceğini, çünkü, bilindiği üzere; TBK. md.147 uyarınca dava dilekçesi ile talep edilen alacaklar — yıllık zamanaşımı süresine tabii olup; 5 yıldan önceki döneme ait olanlar talebin edilemeyeceğini, — yıldan daha eski alacak taleplerine zamanaşımı yönünden de itiraz ettiklerini, —– vefatı üzerine, mirasçılarının katılımıyla (davacı ortakların her türlü engellemesine karşın) yapılan olağanüstü genel kurul ve ardından oluşturulan yeni yönetim kurulu tarafından; davalı şirketin yararına olacak şekilde; bir yandan belediyece haksız yere el konulan şirkete ait taşınmaz hissesinin geri alınması amacıyla dava yoluna gidildiğini, aynı taşınmazın tapu kaydı üzerinde var olan çok eski tarihli yasal kısıtların kaldırılması için de, tapu nezdinde hukuki girişim başlatıldığını, davacı ortaklar da (dava dilekçelerinde açıkça ikrar ettikleri üzere; mütevefa kardeşlerine olan husumetleri nedeniyle, onun mirasçılarına da husumet besleyerek) davalı şirket lehine yapılan her girişimi baltalamaya; yönetici ortaklara sorun çıkarmaya; yönetim kurulunun her olumlu girişime itiraz edip, bir takım haksız ve mesnetsiz talepler ileri sürmeye ve davalar açmaya başladıklarını, tüm bu nedenlerle; işbu davanın öncelikle usul yönünden, aksi halde esas yönünden reddi ile; yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Bilirkişi raporu, Ticari defterler, Dosya kapsamında ki bilgi ve belgeler.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) istemine ilişkindir.
T.T.K.’nun 616 (1/e) maddesinde yıl sonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında kazanç verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesinin genel kurula ait görevler ve devredilemez yetkiler arasında olduğu düzenlenmiştir.
Davacıların ortaklık sıfatına bağlı olarak davalı şirketten kar payı ödenmesi taleplerinde bulunmuştur. T.T.K.’nun 616 (1/e) maddesi hükmü uyarınca dava konusu edilen kâr payı talebi şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında olup şirket genel kurul tarafından ortaklara kâr payı yönünde olumlu veya olumsuz bir karar alınmamıştır. Pay nedeniyle ortaklara ödenecek kâr payı ve diğer ödemeler ortaklık payından kaynaklanmaktadır. Davacı tarafça kâr payı ve maaş ödenmesi konusunda genel kurul tarafından alınmış olumlu ya da olumsuz bir karar olduğu iddia edilmemiştir. Davalı taraf da bu konularda alınmış bir karar bulunmadığını bildirmiştir. Kâr payı ve ortaklara maaş ödenmesi gibi konularda karar alındığına dair ticaret sicil kayıtlarında bir belge görülmemiştir. Yine yapılan bilirkişi incelemesinde de dava konusu kar paylarının dağıtılmasına yönelik şirket genel kurulu tarafından alınmış olumlu veya olumsuz bir kararın olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre davacı tarafça kâr payı konusunda davalı şirket tarafından alınmış bir karar dava konusu edilmeyip bu alacaklar için doğrudan mahkememizce hükmedilmesinin talep edildiği gözönünde tutularak mahkememizin genel kurul yerine geçerek doğrudan ortaklara kâr payı konusunda karar vermesinin mümkün bulunmadığı gibi davacının bu alacak talepleri yönünden doğrudan dava açma hakkının bulunmadığı, ancak genel kurul tarafından alınmış bir kararın dava konusu edilebileceği, bu konuda yetkili kurul tarafından alınmış kararın dava şartı olup davacı tarafça bu nitelikte bir kararın bulunduğunun iddia edilmediği gibi dosyada bu yönde bir delil toplanmadığı, böylece bu alacak kalemi yönünden dava şartının oluşmadığı dikkate alınarak davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine her ne kadar dava reddedilmiş olsa da, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak yapılan arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığı, mazeret de göndermediği anlaşıldığından Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 25 ve 26/2. Maddeleri gözetilerek yargılama giderlerinden davalı taraf sorumlu tutulmuş, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve dava öncesi —- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilerek 6100 Sayılı HMK’nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın ortaklık sıfatına bağlı olarak kâr payı talebi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-) Karar tarihi itibariyle alınması gereken 59,30 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubuyla arta kalan 1.648,45 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-) Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca — bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-) Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 25 ve 26/2. Maddeleri gereğince davacı tarafından yapılan başvurma harcı 54,40 TL, peşin harç 59,30 TL, posta masrafı 98,50 TL ve bilirkişi ücreti 1.500 TL olmak üzere toplam 1.712,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-) Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 25 ve 26/2. Maddeleri gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-) Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-) HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansınin yatırana iadesine ve bu konuda Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürü tarafından resen işlem yapılmasına,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize verilecek dilekçe ile ——Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/01/2021