Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/92 Esas
KARAR NO : 2018/544
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 02/06/2006
KARAR TARİHİ : 10/05/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalının borç aldığı bedeli ödemeyince senet verdiğini, bu senetlerde ödenmeyince senetler iade edilerek kesin olarak ödeyeceğini belirterek yeni bir senet verdiğini, senet metni ve adres kısımlarının müvekkili tarafından doldurulduğunu ve davalının senedi imzaladığını, müvekkilinin senedi tahsil amacıyla bankaya verdiğini, ödenmemesi üzerine icra takibine geçtiğini, senedin protesto olması davalının hem ilgili bankaya başvurduğunu hem de Tuzla C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, icra aşamasında ise süresi içinde İcra Tetkik Mahkemesinde imzaya itiraz ederek takibin iptalini istediğini, Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığından takipsizlik kararı çıktığını iş bu kararında kesinleştiğini müvekkilinin de davalı hakkında evrakta sahtekarlık, dolandırıcılık suçları ile Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, buradan da takipsizlik kararı çıktığını, ancak karar itiraz edildiğini, tüm bu ihtilafların sebebinin bilirkişi raporlarındaki çelişkiler olduğunu, müvekkilinin davalıdan 27.05.2005 tarihi itibari ile 118.000USD alacağı bulunduğunu, fazlaya ilişkin dava hakkı sakı kalmak kaydıyla 40.000 USD üzerinden bu davanın açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000 USD’nin 27.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya belirtilen senetten kaynaklı hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının belirttiği senetle ilgili olarak Tuzla İcra Müdürlüğünün 2005-350 esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, takibe konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığı için Tuzla İcra Hukuk Mahkemesinin 2005-58 esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açıldığını, yapılan incelemede senetteki imzaların müvekkiline ait olmadığının kesin olarak tespit edildiğini, bunun da müvekkilinin davalıya 118.000 USD bedelli senet vermediğini ve davacıya hiç bir borcunun olmadığını kanıtladığını, davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini ispat külfetinin davacıda olduğunu, davaya konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığının açıkça kanıtlandığından davacının müvekkilinin borçlu olduğunu kanıtlaması yani akdi ilişkiyi ispatlaması gerekirken müvekkilinin eli mahsulü olmadığı kanıtlanmış senede dayandırmış olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK KARAR :
Mahkememizin ……. Esas – ……Karar sayılı ……..Tarihli kararı ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
YARGITAY BOZAM İLAMI :
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/1299 Esas – 2016/8698 Karar sayılı 03/11/2016 Tarihli kararı ile ;
İkrar bir tarafın, diğer tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu bildirmesidir, yani ikrardan söz edilebilmesi için bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrar, ya mahkeme dışında veya mahkeme önünde yapılır. Taraf mahkeme dışında, mesela bir mektupta ya da başka kişiler önünde karşı tarafın iddia ettiği bir vakıayı ikrar edebilir. Mahkeme dışı ikrar, kesin delil olmadığından hakim mahkeme dışı ikrarı doğrulayacak delil ve emare varsa buna dayanarak hüküm verebilir. Yine mahkeme dışı ikrar, takdiri delil olduğundan bununla ancak takdiri delillerle ispat edilebilen hususlar ispat edilir. Ancak, mahkeme dışı ikrar, bir belge mesela ikrarı içeren bir mektupla ispat edilirse, kesin delil hükmünde olur. ………………. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2013, s. 366, 367.)
Bu durumda mahkemece, davacının dayandığı belgelerdeki beyanların işbu dava konusu alacak açısından mahkeme dışı ikrar niteliğinde olup olmadığı konusunda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirmede bulunulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gibi, davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayandığından işbu davanın konusu alacak yönünden yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yemin delili dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmediğinden mahkememiz kararı bozulmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Usulüne uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve davalının Tuzla İcra Hukuk Mahkemesinin ……… Esas sayılı dosyasının 25.04.2005 tarihli celsesindeki beyanı, …………….Noterliğinin ……… tarihli ihtarının içeriği, Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığının …… sayılı soruşturma dosyası şikayet dilekçesi içeriğinde davalının davacıya 20.000 USD borçlu olduğunu kabul ettiği, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000 USD’nin tahsili talep ettiği görülmekle davacıya yazılı belge ile kanıtlayamadığı 20.000 USD alacağına ilişkin olarak yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hatırlatılmış ve davacının yemin deliline dayanması üzerine duruşmaya katılan davalı usulüne uygun olarak teklif edilen yemini eda etmiştir.
Davalının da kısmi olarak ödeme iddiası olduğu görülmekle iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamayan davalıya yemin deliline dayanıp dayanmadığı hatırlatılmış ve davalı tarafından teklif edilen yemin davacı tarafından usulüne uygun olarak eda edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 20.000 USD davalıdan alacaklı olduğu aşan istemini davacının kanıtlayamadığı görülmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile ;
20.000 USD’nin 02/06/2006 dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereği belirlenen faiz oranları uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline,
Aşan istemin reddine,
KARAR HARCI
2-Alınması gerekli 2.142,47 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 846,72 TL harçtan mahsubu ile eksik bakiye 1,295,75 TL nin davalıdan tahsiline,
AVUKATLIK ÜCRETLERİ
3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davanın kabul edilen kısmı olan 20.000 USD’nin dava tarihi itibariyle Türk Lirasına tekamül eden 31.364,00 TL miktar üzerinden davacı vekili için takdir olunan 3.763,68 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davanın red edilen kısmı olan 20.000 USD’nin dava tarihi itibariyle Türk Lirasına tekamül eden 31.364,00 TL miktar üzerinden davalı vekili için takdir olunan 3.763,68 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
DİĞER YARGILAMA GİDERLERİ
4-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 861,02 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarfedilen 1.950 TL bilirkişi ücreti ve posta ücreti olarak kullanılan 161,50 TL’nin toplamda 2.111,50 TL’nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 1.055,75 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 1.055,75 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve temyiz harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile Yargıtay yolunun açık olmak üzere karar verildi. 10/05/2018