Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/315 E. 2023/25 K. 12.01.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2015/315 Esas
KARAR NO :2023/25

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/02/2015
KARAR TARİHİ : 12/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka —– Şubesi müşterisi—— hesabından bilgisi dışında internet bankacılığı aracılığıyla başka hesaba para aktarılması sonucu doğan 20.000,00 TL ‘lik banka zararının müvekkili bankadan tahsili için —–tarafından—– Asliye Hukuk Mahkemesi —— esas sayılı doyası üzerinden Banka ve——aleyhine açılan davada tesis edilen ——-Karar sayılı kararda davanın davacı banka bakımından kabulüne hükmedildiği ve Yargıtay kararı ile——yararına bozulduğunu, bozma üzerine——esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yeniden yargılama sonucunda davanın müvekkili banka yönünden kabulüne, ——- yönünden ise husumetten reddine hükmedildiğini, müvekkili aleyhine —— sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılması üzerine icra dosyasına 44.407,41 TL ödeme yapıldığını, diğer taraftan, konuya ilişkin olarak——- esas sayılı dosyası üzerinedn açılan davada tesis edilen—– karar sayılı kararda ——- karşı hırsızlık suçundan cezalandırılmasına hükmedildiği, işbu sebeplerle müvekkili banka tarafından müşteriye ödenen 44.407,41 TL’nin icra dosyasına ödendiği tarihten tahsil edileceği tarihe kadar geçecek süreye ilişkin 3095 sayılı kanunun 2/2 md uyarınca hesaplanacak faiz, —– ve diğer ferileriyle birlikte tahsilini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı —— vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu bankacılık işlemi ile ilgili olarak—— Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki yargılama da bankanın tam kusurlu olduğu yönünde verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm söz konusu olduğu, işbu davada yeni bir iddia da ileri sürülmüş olmadığı, bu nedenle davanın kesin hüküm itirazında bulunduklarını, işbu sebeple davanın reddini talep ettiklerini, söz konusu davada müvekkilinin davalı olma sıfatının olmadığını, zira müvekkilinin internet bankacılığı işlemlerinde güvenlik sağlama yükümlülüğü olmadığını, sebepsiz zenginleşen ve donadırıcılı, resmi evrakta sahtecilik eylemini gerçekleştiren kişi de tespit edilip diğer davalı olarak gösterildiğini, dava konusu, 44.407,41 TL lik ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebiyle işbu davanın davalılarından —– Şirketi aleyhine açılmış önceki dava nedeniyle derdestlik itirazlarını sunduklarını, davalılardan —— şirketi aleyhine mahkemeniz ——–Esas sayılı dosyası açıldığı bu sebeple aynı konuda açılmış işbu davanın reddinin gerektiğini, aynı zamanda zamanaşımı itirazlarının da bulunduğunu, bankacılık işlemlerinin güvenliğini sağlamak konusunda kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı bankanın bu konuda yasal ve sözleşmesel hiçbir yükümlülüğü ve zenginleşmesi de olmayan müvekkili şirketten talepte bulunmasının mümkün olmayacağını, açıklanan nedenlerden dolayı kesin hüküm itirazları nedeniyle, müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, zamanaşımı itirazlarının kabulü, derdestlik itirazların nedeniyle ve haksız ve mesnetsiz davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.Davalı——–vekili cevap dilekçesinde özetle; dava sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden açıldığını, müvekkili şirketin söz konusu olay nedeniyle zenginleşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, bu sebeple husumet itirazlarının bulunduğunu, bahse konu zenginleşme 2008 yılında gerçekleştiği işbu sebeple zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacı banka bankacılık kanunu gereği müşterisinin mevduatını saklamakla ve akdin sonunda ödünç verilen parayı iadeye mecbur olduğundan gerekli önlemleri bizzat almakla sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, söz konusu olayda müvekkili şirketin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının olduğu kabul edilmiş olsa dahi dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren 3. Şahsın fiili müvekkili şirketin eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağını kestiğini, meydana gelen dolandırıcılık olayının faili ceza yargılaması ile de sabit olduğu üzere diğer davalı——iken huzurdaki davanın müvekkili şirkete yöneltilmesi hakkaniyet ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını, simkart başvuru işlemine konu sözleşmenin——- celbi ile söz konusu sözleşme ekinde mevcut kimliğin incelenerek, aldatma kabiliyeti üzerinde durulması gerektiğini, davacı bankanın talep ettiği rakam son derece fahiş olduğu, müvekkili şirketin söz konusu zararın tamamından sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, iddia olunan zararın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmadığından ve zararla müvekkili şirketin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın müvekkili açısından reddinin gerektiğini, hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte müvekkili şirketin eyleminin zarara sebebiyet verdiğine kanaat getirilmesi durumunda dahi 3. Kişinin ağır kusuru zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını kestiğinden yine müvekkili şirketin herhangi bir kusurundan söz edilmeyeceğini, açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.Davalı ——- dava dilekçesi ile duruşma davetiyesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise;—–. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ——Sayılı dosyasından verilen karar sonucu davacı tarafından dava dışı ——- ödendiği iddia edilen 44.407,41-TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Taraflarca bildirilen deliller dosya içerisine alınmış, —–. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin —— Sayılı dosyası mahkememiz dosyasına celp edilmiş, dosya bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmıştır. 10/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “——.davacı banka bir güven kurumu olup, müşterilerince kendilerine tevdii edilen mevduatı koruma ile yükümlü olup, bunu sağlamak için gerekli güvenlik önlemlerini almak durumunda olduğu, yine davacı banka simkart değişikliklerinde de, bu değişikliklerin üçüncü şahıslarca hesap sahibinin kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi yolu ile yeni bir hat alınması işlemlerinde de gerekli güvenlik önlemini almak durumunda olduğu, davacı tarafça her ne kadar zarar gören mudinin hesaplarında simkart değişikliği sebebiyle söz konusu işlemlerin yapıldığını ileri sürmüş ise de, davalının söz konusu sim kart değişikliğine davacıya zarar verme ya da davacının mudisinin hesaplarına girilme amacıyla bu değişikliği yaptığı ispat olunamadığı gibi, davacı banka tarafından sim kart değişikliklerinde alınması gereken ek güvenlik önlemlerinin alınmaması sebebiyle söz konusu zararın meydana geldiği, dava dışı müşterinin oluşan zararından davacı ve davalıların TBK m. 61 gereği müteselsilen sorumlu olduğu, yine TBK m. 62 gereği iç ilişkide zararın müteselsil borçlular arasında paylaştırılması bakımından takdirin Sayın Mahkemede olduğu, davacı tarafından icra dosyasına, dava dışı mevduat sahibi ——-, 11.06.2013 ödeme tarihinde, (Ana para, işlemiş faiz, yargılama gideri, vekalet ücreti ve ödeme tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam) 44.407,41 TL tutar ödenmiş olduğu, rücu ilişkisi bakımından davacının ödeme tarihinden itibaren avans faiz talep edebileceği.” şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflarca bilirkişi raporuna itirazda bulunulduğu anlaşıldığından dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdine karar verilerek ek rapor alınması hususunda dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 13/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, davacı bankanın %60, davalı——-%20, davalı bayiin %20 kusurlu olduğu şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflarca bilirkişi ek raporunda itiraz ve beyanda bulunduğu anlaşıldığından, rapor sunan bilirkişi heyetine bir telekomünikasyon konusunda uzman bilirkişi eklenerek bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, 30/06/2021 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda da özetle; davacı bankanın %60, davalı——-%20, davalı bayiin %20 kusurlu olduğu şeklinde rapor sunulmuştur.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı bankanın—— numaralı dava dışı ——- vadesiz hesabında bulunan 20.000,00 TL.’nın, 09.09.2008 tarihinde, 3.ncü kişilerce —–Şubesine virman edilmek suretiyle, iradesi dışında çekildiği, para çekme işleminin, —- numaralı cep telefonunun —– bulunan ——- Bayisi tarafından iptal edilmek ve 3.ncü bir kişiye bu hatta bağlı yeni bir SİM kartının verilmesi suretiyle gerçekleştiğinin tespit edildiği, dava dışı ——söz konusu paranın iadesi amacıyla, —–Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ——esas sayılı dosyası ile davacı banka aleyhinde alacak davası açıldığı, (Yargıtay Bozma ilamı sonrası)——-esas sayısı ile yeniden yapılan yargılama sonucunda, Sayın Mahkemenin verdiği kararla 20.000,00 TL.nin davacı bankadan tahsiline karar verildiği ve Mahkeme kararının temyiz incelemesi neticesinde kesinleşmesinin ardından, davacı bankanın, dava dışı —— icra Müdürlüğü’nün——– Esas Sayılı ilamlı takibinde 44.407,11 TL. ödeme yapıldığı dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere; davacı bankanın kimlik doğrulama yöntemi olarak uygulamış olduğu tek kullanımlık SMS’le onay şifresi uygulamasının risklerini bilerek uygulamaya devam ettiği, daha güvenli olan e-imza veya mobil imza gibi güvenli yöntemlerin
uygulanmamış olması sebebiyle gerekli tedbirlerin alınmasında özen yükümlülüğünü yerine
getirmemiş olması sebebiyle ağır kusurlu olduğu, davalı bayinin kimlik doğrulama hususunda gerekli özeni göstermediğine dair bir tespitte bulunulmamış ise de, söz konusu hattın sim kart değişikliği esnasında çalışır vaziyette olduğu görülmekte olup bayi tarafından bu kontrolün sağlanmadığı, sim
kartı ile ilgili işlemler açısından gereken özeni göstermediği ve ——-bayisini yeterince eğitmemek, bayisini iyi seçmemek ve olası kimlik sahteciliğine karşı ikincil doğrulama yöntemleri gibi gerekli teknolojik önlemleri almamakla abonesinin zarara uğramasına sebep olduğu, bu davalıların tali kusurlu olduğu, sonuç olarak davacı bankanın %60, davalı ——- %20, davalı bayiin %20 kusurlu olduğu kanaatine varılmış, davalı——- haksız fiili gerçekleştiren kişi olması ve hakkında verilen cezanın kesinleşmesi nedeniyle bu davalı yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden ise kusur oranları dikkate alınarak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın davalı —— yönünden KABULÜ ile; 44.407,44 TL’nin 11.06.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince işleyecek avans faizi ile birlikte davalı—— alınarak davacıya verilmesine,
2-Davanın ——yönünden KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, 8.881,48 TL’nin 11.06.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince işleyecek avans faizi ile birlikte davalı—— alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davanın ——-yönünden KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, 8.881,48 TL’nin 11.06.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince işleyecek avans faizi ile birlikte davalı —— alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Alınması gerekli 3.033,47 TL harcın (davalılar ——- ayrı ayrı 606,69 TL’den sorumlu olmaları kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından harç dışında harcanan 4.280,00 TL yargılama giderinin (davalılar——- ayrı ayrı 856,00 TL ‘den sorumlu olmaları kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin (davalılar ——- 8.881,48 TL ‘den sorumlu olmaları kaydıyla) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar ——kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre bu davalı vekilleri için takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
8-Tarafların artan gider avansı var ise, karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.