Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/67 Esas
KARAR NO: 2023/585
DAVA: Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 24/01/2023
KARAR TARİHİ: 11/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından üretilerek alıcısına teslim edilmek istenilen 98 kg ağırlığındaki 18 Ekim 2022 tarihli ve 46.941,06 TL tutarlı fatura eki mal 18 Ekim 2022 tarihinde davalı taşıma şirketine teslim edildiğini, ancak devam eden süreçte mal alıcıya teslim edilmemiş ve Şirket tarafından kaybolduğu tarafımıza bildirildiğini, zararın tam tazmini için yaptığımız başvuru sonuçsuz kalmış ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, malın kaybedilmesinde doğrudan kusurlu olan ve ihmali ve pervasız hareketleri ile zarara sebep olan davalı oluşan tüm zararları ödemesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 876. maddesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile davalı tarafından ödenmesine karar verilmesi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Belirsiz alacak davası açılamayacağını, uyuşmazlık konusu —– numaralı gönderinin varış adresinin ————- olması nedeniyle bu ilişkinin uluslararası bir taşıma ilişkisi olduğunu, Müvekkil Şirket’in söz konusu ilişkide uluslararası taşıyıcı olduğunu, gönderinin geliş-varış yeri devletlerinin uluslararası sözleşmelere tabi olması ile uyuşmazlığın çözümünde uyuşmazlığın çözümünde CMR Konvansiyonu (“CMR”) uygulanacağını önemle belirtmek isteriz. Kara yoluyla taşımacılığa ilişkin sorumlulukları düzenleyen CMR Konvansiyonu uyarınca, Müvekkil Şirket’in ancak sınırlı sorumluluğu söz konusu olabilecektir. Kesinlikle Müvekkil Şirket’in Davacı’nın iddia ettiği zarardan sorumluluğu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Müvekkil Şirket’in sorumluluğu CMR Konvansiyonu uyarınca karayolu taşımacılığında aksaklığa konu malzeme ağırlığının 8.33 SDR ile çarpılması suretiyle bulunacak olan rakam ile sınırlıdır. Davacı, dava dilekçesinde gönderinin alıcıya teslim edilememesi sebebiyle zarara uğradığını ve taşıyıcı olarak bu zarardan Müvekkil Şirket’in sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Müvekkil Şirket’in ——— uyarınca müşteriler gönderilerini teslim ettiklerinde, konşimentoda ve internet sitesinde yer alan işbu koşulları kabul etmiş sayılırlar. Ne var ki, Davacı tarafından Taşıma Kural ve Koşulları’na ve mevzuata aykırı olarak Müvekkil Şirket’ten, kaybolduğu iddia olunan gönderisine ilişkin olarak zararı hakkında talepte bulunması tamamen haksızdır. Davacı tarafından TTK madde 886 uyarınca zarara, kasten ve pervasızca bir davranışla sebebiyet verme hükmünden bahsedilmiştir. Davacı’nın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için TTK hükümlerinin uygulanacağı düşünülse dahi kast ve pervasızca hareketin lafzi yorumu somut olaylara göre değişmektedir. Müvekkil Şirket’in kastı ve pervasızca davranışı olduğu kabulü mümkün değildir. Müvekkil Şirket ve/veya çalışanları her daim teslim aldığı gönderiler için gerekli özeni en üst seviyede göstermekte ve alıcısına hiçbir sorun yaşanmadan teslim etme gayesi ile çalışmaktadır. Müvekkil Şirket’in tüm operasyonu; gönderinin, göndericiden teslim alınması ile hasarsız şekilde alıcıya teslim edilmesi üzerine kurulmuş ve bu doğrultuda hiçbir güvenlik, kontrol ve izleme tedbirleri atlanmadan çalışıldığını da ayrıca belirtmek isteriz. Müvekkil Şirket her daim Müşteri memnuniyetine önem vermekte olup Müvekkil Şirket, Davacı’nın mağdur olmaması için gereken çabayı da göstermiştir. Somut olayda, Müvekkil Şirket’in ve/veya çalışanlarının kastı ya da kasta yakın kusurlu eylemi bulunmadığı açıkça görülebilecektir. Kaldı ki, Müvekkil Şirket’in Davacı’nın gönderisinin kaybolması ile sağladığı/sağlayacağı, kazanç olmayıp Müvekkil Şirket için de zarar doğurmakta olup Müvekkil Şirket’in gönderiyi kasıtlı kaybetmesi durumu söz konusu olamayacaktır. Davacı’nın iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dosyada Müvekkil Şirket’in kastı ya da kasta yakın kusurlu eyleminin olduğunu ortaya koyan hiçbir delil ve bilimsel, objektif bir tespit de bulunmamaktadır. Açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan 27/03/2023 tarihli beyan dilekçesinde: davanın konusuz kalması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Hukuki niteliği itibariyle tazminat isteminden ibarettir.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar davacı vekilince dava konusu 98 kg ağırlığındaki 18 Ekim 2022 tarihli ve 46.941,06 TL tutarlı Fatura eki mal 18 Ekim 2022 tarihinde davalı taşıma şirketine teslim edildiği, ancak devam eden süreçte mal alıcıya teslim edilmemiş ve davalı şirket tarafından kaybolduğunun bildirilmesi nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminat talepli dava açılmış ise de, davacı vekili tarafından sunulan 27/03/2023 tarihli beyan dilekçesinde malın alıcısı şirket tarafından gönderilen e-mail ile malın geçen hafta kendilerine teslim edildiği bildirildiği, teslimatın gerçekleşmesi sonucunda davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yargılama giderlerinin açıkça sayıldığı 6100 sayılı HMK’nun 323/1-ğ madde hükmünde “…vekille takip edilen davalarda kanun gereği takdir olunacak vekalet ücreti..” denmekle kanun gereği takdir olunan vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hususunun açık olduğu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 29. madde hükmünde “…bu kanunun gerektirdiği tüm giderler kamulaştırmayı yapan idarece ödenir” denmekle kamulaştırma bedel tespiti ve tescil talepli davalarda yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı idare tarafından karşılanacağı hususunun açıkça düzenlendiği, HMK 323 madde hükmü gereği vekalet ücretinin yargılama gideri sayıldığı ve yargılama giderinin de Kamulaştırma Kanunu gereği davacı idare üzerinde bırakılması gerekliliği karşısında davacı idare lehine vekalet ücreti takdirinin yasanın açık hükmüne ve dahi hakkaniyete aykırı olacağından, ayrıca davalı tarafın dava açılmasına sebebiyet vermemesi HMK’nun açık hükümleri ve ——— gereği kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet vermeyen taraf aleyhine yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmeyeceği hususu da göz önünde bulundurulduğunda vekalet ücreti de yargılama giderlerinden olduğundan davanın mahiyeti ve yasanın açık hükmü gereği yargılama giderleri davalı taraf üzerinde bırakıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmekle aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2- Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 417,75 TL karar kesinleştiğinde yatıran davacıya iadesine,
3- Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ile yargılama nedeniyle yapılan 99,25 TL tebligat, posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere 459,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4- Kararın kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde arta kalan gider avansının yatıranlara iadesine,
5- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul olunan dava değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- 6325 sayılı Kanun’un 18-A/13. bendi uyarınca ——— tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan, alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair; karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/07/2023