Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/174 E. 2023/560 K. 08.06.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/174 Esas
KARAR NO:2023/560
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/03/2021
KARAR TARİHİ:07/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ağırlıklı olarak ——- satış ve pazarlaması işiyle iştigal eden bir —-olduğunu, —— direkt olarak ana imalatçılardan veya diğer tedarikçilerden tedarik ettiklerini, müvekkillerinin, —— orijinal——- tedarikçisi olarak tanıdığı olan ——- işbirliği içine girdiğini, müvekkillinin, mal bedellerini sevkiyat öncesi peşin olarak ödeyerek —– satın almaya başladığını, ——– tarafından tedarik edilen ——, orijinal turboşarjlara özdeş gözüktüğünü, belli bir süre sonra, müvekkilin müşterilerinin tedarik edilen —— performansı ve kalitesi konusunda şikayette bulunmaya başladığını, artan müşteri şikayetleri üzerine yapılan teknik analizler sonucunda ———- tarafından müvekkile tedarik edilmiş olan ——– orijinal parçalar olmadığını, kopya oldukları ortaya çıktığını, sahte olduğu tespit edilen —————— ilgili detayların şu şekilde olduğunu——– tarafından üretildiği iddia olunan —–tarafından tedarik edildiğini, —- tarihli —— fatura tahtında parça başı birim fiyatı —— tarafından üretildiği iddia olunan—– tarafından tedarik edilmiş —- tarihli fatura tahtında parça başı birim fiyatı —— tarafından üretildiği iddia olunan —– tarafından tedarik edildiğini, —- tarihli fatura tahtında parça başı birim fiyatının ——belirtilen turboşarjlara ek olarak, müvekkilin —– tahtında parça başı birim fiyatı ——adet turboşarj sipariş edildiğini ancak ——olan turboşarjları teslim ettiğini, müvekkilin bu sorunu çözmek için davalı —– irtibat halindeyken yanlış parça koduna sahip ——– orijinal olmadğını, sahte olduğunun ortaya çıktığını, —–tarafından müvekkile tedarik edilen sahte —– yanı sıra, müvekkilin bir kısım siparişi ise bedelleri ödenmesine rağmen müvekkile teslim edildiğini, müvekkil—–fatura tahtında parça kodu—— adet —– sipariş etmiş ve bu ——————– bedelinin tamamını —–ödemiştir.——– bahsi geçen parçaları tedarik edememiş ve müvekkile o parçalar yerine —–tedarik etmeyi teklif etmiştir. Ancak—–müvekkile tedarik etmediğini, yaşanan bu gecikme nedeniyle müvekkilin müşterisi siparişini iptal etmiş ve müvekkil ciddi bir zarara uğrattığını, bu nedenle, davalılara parça kodu —–müvekkile teslim etmeleri için —– yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarnamede davalılara verilen iki haftalık süre içinde bahsi geçen turboşarjların müvekkile teslim edilmemesi üzerine, parça kodu —– siparişinin iptal edildiğini beyan eden ve bu —– için—– tarihli fatura tahtında ödenmiş olan —– faizinin ve işbu dilekçenin —- numaralı bentlerinde belirtilen—- sahte —– ödenmiş olan —– faiziyle birlikte müvekkile ödenmesini talep eden ikinci ihtarname —— yevmiye numarası ile davalılara gönderildiğini, Sahte—— ödemesi müvekkilce önceden peşin olarak yapılıp teslim alınamayan —–ilişkin olarak ödenmesi talep edilen bedel davalı taraflardan tahsil edilemeyince——dosya kapsamında davalı taraflar aleyhine alacağın fer’ileriyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmış olup, icra takibi davalı tarafların haksız itirazları üzerine durduğunu, İşbu davanın açılabilmesi için dava şartı olarak taraflarla yapılan arabulucuğun görüşmeleri de sonuçsuz kaldığını, her ne kadar tüm yazışmalar ve ticari ilişki —-şirketi üzerinden yapılmış gibi gözükse de —–arasında organik bir bağ olduğunu, şöyle ki, —- hissedarı ve yöneticisi olan —–oğlu olup, —- ailesi tarafından yönetildiğini, ——yetkililerinin müvekkillerinin e-posta mesajlarına cevap vermemeye ve telefonlara çıkmamaya başlaması üzerine yapılan araştırmalardan aşağıdaki hususların tespit edildiğini, işbu dilekçenin ek——- numaralı eklerinde sunulan yazışmalardan görüleceği üzere ——müvekkilimiz ile irtibatta olan yetkilisi ——- isimli kişi olarak gözüktüğünü, bu şahıs —– Yöneticisi olarak tanıtarak, müvekkil ——- iletişime geçmiş ve kendisine —– etmeyi teklif ettiğini, akabinde taraflar arasında ticari bir ilişki başlamış olduğunu, bu ilişki dilekçemizin önceki bölümlerinde açıkladığımız şekilde devam ettiğini, yaşanan olaylar neticesinde müvekkilimiz kendisiyle iletişimi koparan şirket yetkilileri ve şirketleri hakkında internette araştırma yaparken tesadüfen kendisini —– olarak tanıtmış olan kişinin aslında—-şahıs olduğunu gösteren —— hesabına rastladığını, müvekkilin bu şahsın eşkâlini yazışmalar sırasında kendisine gönderdiği fotoğraflardan ve taraflar arasındaki iş ilişkisi sırasında —- yaptıkları toplantıda bir araya gelmelerinden dolayı bildiğini, müvekkilin kendisini ——–hesabında bulunan fotoğrafını gördüğünde bu kişinin aylardır iş ilişkisi içinde olduğu ve kendisini farklı bir kimlikle tanıtmış olan şahıs olduğunu anladığını, hesap içeriğinde bu kişinin ———- olduğu bilgisi yer aldığını, bunun üzerine müvekkile kendisini —- olarak tanıtan kişinin müvekkil ile iletişim kurduğu —-numarasını arayarak —- görüşmek istediğini söylediklerinde telefondaki kişi —olduğunu teyit ettiğini, keza ——numaralı telefonu ilgili operatörden soğulatıldığında, bu telefonun —— adına kayıtlı olduğu bilgisine ulaşıldığını, ayrıca taraflar arasındaki yazışmalar incelendiğinde bugüne kadar müvekkil ile ——- adresli elektronik posta hesabından iletişim kuran kişinin müvekkile göndermiş olduğu bazı ——adresinden gönderdiği—– adresinden gönderdiği fakat e-postanın altında — imzasının ve —–muhtemelen yanlışlıkla- yer aldığının görüldüğünü, tüm bunların gerçek adı —– kişinin, diğer ilgili kişilerle birlikte planlı olarak, müvekkilimize sahte ürünler sattıktan sonra kendilerine ve — ulaşılamaması için —- uydurma bir isim kullandığını ve —- rağmen kendisini —- çalışanı olarak tanıttığını, öte yandan, taraflar arasındaki iş ilişkisi sürerken müvekkilimiz davalı taraf yetkilileri ile iş toplantısı yapmak için —- tarihleri arasında —– tarihlerinde davalı şirkette ve dışarıda bir restoranda görüldüklerini, bu görüşmelerde kendisini —- şahsın yanı sıra, —– bulunduğunu, bu kapsamda —- müzekkere yazılarak kendini —— olarak tanıtan kişinin müvekkile ——numarasının kime ait olduğunun sorulmasını ve o numara ile müvekkilimize ait —– numarası arasında müvekkilimizin ———- tarihleri arasındaki telefon trafiğini gösterebilmek için bu iki numara arasındaki aramaların listesinin celp edilmesini talep ettiklerini, ————yılında kurulmuş olduğunu, uzun süredir —— faaliyet göstermektedir. Ancak ——–yılında kurulmuş olduğu, bu şirketin ilgili şahısların organize olarak yürüttükleri sahtecilik faaliyetlerini maskelemek amacıyla paravan bir şirket olarak kullanıldığı anlaşılmadığını, yapılan araştırmalar uyarınca, —–herhangi bir malvarlığı bulunmaması da bu durumu kanıtlar nitelikte olduğunu, ayrıca —– kayıtları uyarınca—– şirket yetkilisi olarak gözükmediği halde; ödemeler, siparişlerin teslimi ve diğer hususlarda karar verici bir konumda olduğu müvekkilin ile —– yazışmalarından anlaşılmadığını, müvekkilin beyanına göre —— olarak hitap etmekte olup, ——- yazışmalarında da kendisini yine —-olarak andığını, bu durumun da esasen bu şirketin aynı olduğunu ve davalılardan ——dava konusu alacaktan müteselsilen sorumlu olduğunu gösterdiğini, bahsi geçen şahısların müvekkil ile iletişimi kesince ve tedarik ettikleri malların sahte olduğu ortaya çıkınca müvekkilin kendisine gönderilen sahte —– marka —– bu turboşarjların asıl üreticileri olan yurtdışında —– temasa geçmiş ve sahte —— üzerinde teknik bir analiz yapılmasını talep ettiğini, uzman bilirkişilerce sahte turboşarjlar üzerinde yapılan teknik analiz sonucunda ilgili şahısların müvekkile tedarik—- %100 sahte olduğu tevsik edildiğini, özetle, hem sahteliğin uzmanlarca tespit edilmiş olması hem de yukarıda belirtmiş olduğumuz olaylar silsilesi çerçevesinde icra takibinin davalı tarafların itirazları üzerine durması ve arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamaması üzerine işbu davayı açmanın zorunlu hale geldiğini, açıklanan ve mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle davanın kabulü ile, ——-numaralı dosyasına yapılan kötü niyetli itirazların iptalini, İtiraza uğrayan alacaklar yönünden icra takibinin kaldığı yerden devamını, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı —– vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkil şirket —– huzurdaki dosyada husumet ehliyeti bulunmadığını, husumet ehliyeti bir yerde davanın görülebilirlik şartı olduğunu, taraf itirazı olmazsa dahi evvelemirde mahkemece tarafların husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının resen araştırması gerektiğini, davacı yanca iddia edilen hususların müvekkiline atfedilmesinin mümkün olmadığını, huzurda açılmış bulunan haksız ve hukuka aykırı dava ile müvekkil şirket arasında bağlantı bulunmadığını, bu yasal nedenlerle, —— bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davada husumet ehliyeti, dava şartı olduğunu; mahkemece, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetildiğini, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, davacın dava dilekçesindeki iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere; davacı yan yasal süreleri içinde de ayıp/eksik iş ihbarında bulunmadıkları için iddiaları zamanaaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre uyarınca red edilmesini talep ettiklerini, davalı müvekkil şirket —-şirketi ile bahsi geçen dönemde veya bugüne kadar herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, davalı müvekkil şirket —– cari hesap bilgisi olmadığı gibi, şirket hesaplarında her hangi bir şekilde —- şirketinden gelen banka havalesi veya — şirketine kesilmiş ihracat faturası kaydının bulunmadığını, bu hususların daha önce —– davacı şirkete bildirildiğini, diğer davalı şirket ——– olduğunu, ancak bu şirketlerin tamamen ayrı, birbirinden bağımsız, ——–olarak çalışan ve yasal olarak kurulmuş şirketler olduğunu, müvekkil şirketin —- hisse sahibi olmadığını, yani hiçbir şekilde ortaklıkları bulunmadıklarını, müvekkil şirketin ——— yedek parça ithalat ve ihracat işiyle iştigal etmekte olup alanında bilinen ve saygı duyulan bir şirket olduğunu, müvekkil şirket —— her hangi bir ticaret yapmadan yasal ticari hiçbir belge sunmadan ve banka ödemesi ve sair ödeme belgesi sunmadan veya mal faturası almadan yalnızca davalı şirketlerin akrabalık ilişkilerini ele alarak haksız ve mesnetsiz olarak müvekkil şirkete işbu davanın yöneltilmesi tarafımızca kabul edilemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunmakta olduğunu müvekkilinin şirketi zarara uğratacak iddialarını kabul etmediğini, müvekkil şirket ——- kayıtları incelendiğinde davalı şirkete ait herhangi bir cari hesap bilgisinin mevcut olmadığını, davacı şirketin alacağını müvekkil şirketten talep etmesi ve sorumluluk atfetmeye çalışmasının hukuken korunamayacağını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu malların tesliminden sonra davacı şirketin imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve bozukluğu varsa derhal bildirimde bulunmak zorunda olduğunu, davacı şirket tarafından makul süreler içinde muayane ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmemiş sonrasında hem yasal sürelere uymadan hemde haksız olarak işbu davanın ikame edildiğini, dava dilekçesindeki beyanlar doğrultusunda yapılan iddialar hukuki amaca hizmet etmemekte sadece davacının zorlama yorumlarla haksız davasını müvekkil şirketle ilişiklendirmeye çalışma gayesinden öteye gitmediğini, dava dosyasındaki yazışmalar ve deliller incelendiğinde müvekkil şirketin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir ispat vasıtası da bulunmadığını, davacı şirketin yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı için iddiaları zamanaaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, ayıp, bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre, bulunması gereken niteliklerin bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunması olarak tanımlanabileceğini, tacir olan davacının malları teslim aldıktan yaklaşık iki yıl sonra sahtelik iddasında bulunmaları iyiniyet ve yasal mevzuat karşısında korunamayacağını, ayrıca davacı vekilince müvekkili şirket hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup savcılık dosyasından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini,———numaralı dosyası. Savcılık dosyası kararı savunmalarımızı destekler nitelikte olup müşteki davacının basiretli bir tacir gibi davranması hususunun vurgulandığını, tüm bu nedenlerle dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediğimizi cevaben sunar, itirazlarını bildirdiklerini, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı davasının öncelikle usule yönelik itirazlarımız doğrultunda reddini, işin esasına girecek ise, davacının talepleri zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğramış olduğundan davanın reddini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, kötü niyetli davacının tazminata mahkûm edilmesini, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı —– cevap dilekçesinde özetle; Davacın dava dilekçesindeki iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere; davacı yan yasal süreleri içinde de ayıp/eksik iş ihbarında bulunmadıkları için iddiaları zamanaaşımına ve hak düşürücü süreye uğramıştır. Davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre uyarınca red edilmesini talep ettiklerini, davalı müvekkil şirket —— yetkilisi —–; diğer davalı ——–oğludur. Ancak bu şirketler; tamamen ayrı, birbirinden bağımsız, profesyonel olarak çalışan ve yasal olarak kurulmuş şirketler olduğunu, diğer davalı ——- sahipi değildir yani hiçbir şekilde ortaklıkları bulunmadığını, müvekkil şirket çevresinde sayılan, sevilen, saygınlığı ile bilinen yıllardır otomobil yedek parça sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, dolayısı ile, dava dilekçesinde iddia edilen hususların gerçek olma ihtimali bulunmadığını, hele ki davalı müvekkil şirketin sahte malları tedarik ettiği yönündeki iddiası gerçekleri yansıtmadığını, Hukuk sistemimizin temel ilkelerinden olan iyi niyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan haksız bir dava müvekkil aleyhine ikame edildiğini, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulmalıdır. Bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, dilekçemiz elinde sunacağımız fatura tarihleri incelendiğinde davacı şirketin ödemeleri gerçekleştirdiği, malları teslim aldığı tarihten dava tarihine kadar geçen süre yaklaşık 2 yıldır. Bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, davacı şirket kanunun aradığı hiçbir şekil şartına uymadığını, ayıp iddiasını derhal bildirmediğini, her hangi bir usulüne uygun bildirimde bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun madde 18/3 düzenlemesi önem arz etmektedir. İlgili hüküm “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” şeklinde düzenlendiğini, görüldüğü üzere ilgili hükümde ayıp bildirimine yer verilmemiştir ancak ayıbın bildirilmesiyle birlikte dönme hakkının kullanılmasını içeren bir bildirim, TTK 18/3’te sayılan ispat şekillerinden şekillerden birisi ile yapılması gerektiğinin aşikar olduğunu, davacı şirketin —– numaralı ihtarnamesinden ve aynı ihtarnamede bahsi geçen ——— ihtarnamesinde malların geç teslim edilmesinden bahsedilmekte ve malların sahtelik iddiasında bulunulduğunu, bahsedilen mallar davacı şirketin talep etmiş olduğu şekilde teslim edildiğini, davacının talep etmiş olduğu mal ve ürünler tedarik edilmiş olup, sahtelik iddiasını kabul etmediklerini, aynı şekilde davacının sunmuş olduğu mail yazışmalarında da gecikme ile alakalı yazışmalar olduğu görülmekte olup; işbu yazışmalarda ayıp ihbarını içermediğini, Malların davacı şirket tarafından parça parça teslim alınması nedeniyle ve gümrük işlemlerinden dolayı bazı gecikmelerin yaşanabilmesi normal olup; bu yazışmalar davacının davasını ispatlayacak nitelikte olmadığını, Malların davacı şirketin tarafından parça parça teslim alınması, ödemelerin parça parça yapılması dilekçemiz ekindeki delillerde görüldüğünü, davacı ise toplam ödemelerini sipariş ettiği mallar karşılığında yapmamışçasına geri talep ettiklerini, Bu durum hukuken korunamadığını, davaya konu malların tesliminden sonra davacı şirket imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve bozukluğu varsa derhal bildirimde bulunmak zorunda oylduklarını, Davacı şirket tarafından makul süreler içinde muayane ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmemiş sonrasında hem yasal sürelere uymadan hemde haksız olarak işbu dava ikame edildiğini, Kanun gereği alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacağını, Dava dosyasındaki yazışmalar ve deliller incelendiğinde müvekkil şirketin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir ispat vasıtası da bulunulmadığını, Müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu durum açıklığa kavuşacağını, davacı şirket yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı için iddiaları zamanaaşımına ve hak düşürücü süreye uğradğını, ayıp, bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre, bulunması gereken niteliklerin bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunması olarak tanımlanabileceğini, Tacir olan davacının malları teslim aldıktan yaklaşık iki yıl sonra sahtelik iddasında bulunmaları iyiniyet ve yasal mevzuat karşısında korunamayacağını, ayrıca davacı vekilince müvekkil şirket hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup savcılık dosyasından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ——–numaralı dosyası. Savcılık dosyası kararı savunmalarımızı destekler nitelikte olup müşteki davacının basiretli bir tacir gibi davranması hususu vurgulandığını, öncelikle davacının iddialarını kabul manasına gelmemek kaydıyla; dosya kapsamında ayıp ihbarının süresi içinde ve belirtilen şekillere uygun yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. tüm bu nedenlerle dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini, kötü niyetli davacının tazminata mahkûm edilmesini, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı —— husumet eksikliğine ilişkin itirazları kabul edilebilir mahiyette olmadığını, iki davalı şirket arasında organik bağın ötesinde bir bağ mevcut olduğunu, bu şirketler gerek yönetimsel gerekse malvarlığı açısından birbirinin devamı niteliğinde bir şirket olduğunu, bu durum sadece iki şirket arasındaki akrabalık ilişkisinden kaynaklanmadığını, aşağıda belirttiğimiz hususlar iki şirketin “aynı” şirket olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, —–hissedarı ve tek yetkilisi —— kurulduğunu, ——bireyin uluslararası boyutta yüksek montanlı işlemler yapan bir şirketi tek başına idare edemeyeceğinin açık olduğunu,——-yöneticisidir ve uzun yıllardır sektörde olduğunu, Her iki şirketin de unvanlarının asıl unsuru olan —— ibaresinden anlaşılabileceği üzere bu şirketler aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı ——-yetkilisi olarak gözükmemesine rağmen ödemelerin, siparişlerin teslimi ve diğer konularda karar verici bir konumda olduğunu, nitekim kendisi müvekkilin ——- yazışmalarında da bilgi (cc) kısmında olduğunu, ayrıca—–müvekkile gönderilen e-postalarda da kendisinden sıklıkla bahsedildiğini, müvekkillerine kendisini —— çalışanı —–olup, bu şahsın gerçek ismi —— olduğunu, —– ulaşılmasını engellemek için gerçekte —— çalışanları olan şahısların uydurma isimler kullandıklarını ve kendilerini müvekkile ——olarak tanıttıklarını, Keza, —— şahsın ve kendisini müvekkile —— müvekkil ile iletişim kurdukları cep telefonu numaralarının, —– adına kayıtlı olduklarını,—–hissedarı ve yetkilisi —– annesi, —– olduğunu, —— ikamet adresi, hiçbir bağının bulunmadığını ileri sürdüğü ——— sicile kayıtlı adresi ile aynı olduğunu, ayrıca birbirinden tamamen bağımsız olduğu iddia olunan davalı şirketlerin———- adres değişikliğinin yapıldığını, İlgili adres değişikliğinin aynı zamanda yapılması bir tesadüf olmadığını, yönetimsel bir kararın varlığına işaret ettiğini, ayrıca, ——– üzerine kayıtlı hiçbir malvarlığı bulunmaması da üzerinde önemle durulması gereken bir husus olduğunu, Davalı şirketlerin farklı tüzel kişilik savunmalarını ileri sürmeleri —— kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, bu durumun hukuk düzenince korunamayacağını, somut olayda —– tüzel kişiliği bir araç olarak kullanıldığını ve ——-kötü niyetli işlemler yapıldığını, Zira belirtilen bu şirketlerin gerek yönetimsel gerek malvarlığı açısından iktisadi bütünlük oluşturan ve birbirinin devamın niteliğindeki şirketler olduğuhu, bu durumda artık hukuki değil, fiili durumun dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle davalılar tarafından ileri sürülen husumet eksikliği itirazının hiçbir temeli bulunmadığını,——— olmaları nedeniyle dava konusu alacaktan müteselsilen sorumlu olmaları gerektiğini, bu çerçevede tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını, ayrıca davalılar vekilinin cevap dilekçesinde —– uydurma ismini kullanan ve gerçekte ——-iddialarımızla ilgili herhangi bir beyanda bulunmamış olması, karşı tarafın bu iddiaları inkar etmediğini gösterdiğini, Öncelikle vurgulamak isteriz ki,——– tarihinde davalı şirketlere keşide edilen ihtarnamede de belirtilmiş olduğu üzere, davalılar tarafından müvekkile tedarik edilen sahte——– gözüktüğünü, davalılar vekili konuyla ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 23. Maddesine atıfta bulunarak, ayıp ihbar sürelerine riayet edilmediği savunmasında bulunduğunu, İlgili hükmün 3. Fıkrası şu şekilde olduğunu,“Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” bu hükmün içeriğinden de görülebileceği üzere alıcının açıkça belli olan ayıpların varlığı halinde 2 gün, açıkça belli olmayan adi ayıpların varlığı halinde 8 gün içinde ayıplı malı satıcıya ihbar etme yükümlülüğü bulunduğunu, bu maddede açıkça belli olan ayıplardan kasıt, satılanın teslimi sırasında muayenesine gerek olmadan belli olan ayıplar olduğunu, açıkça belli olmayan ayıplar ise satılanın teslimi sırasında açıkça belli olmayan yani olağan bir muayene ile ortaya çıkacak olan ayıplar olduğunu, TTK m.23/3’te yer verilmemiş olan gizli ayıp ise olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak olan, başka bir ifadeyle olağan bir muayene ile ortaya çıkmayacak olan ayıplar olduğunu, gizli ayıp bu madde içerisinde düzenlenmediği için gizli ayıplar açısından 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 223. Maddesi uygulama alanı bulacağını, belirtildiği şekilde ——— tedarik edilen sahte————- özdeş gözükmesi nedeniyle ürünlerdeki gizli ayıp ancak müvekkilin müşterilerinin —— tedarik edilen sahte turboşarjların performansı ve kalitesi konusunda şikayette bulunmaya başlamaları ile anlaşıldığını ve bu durum TBK m.223/2’ye uygun olarak hemen ——–bildirildiğini, ayrıca müvekkilin bu esnada turboşarjların sahte olduğundan emin olmak için orijinal ———- asıl üreticisi olan yurtdışında mukim şirketlerle iletişime geçmiş ve akabinde —— tarafından tedarik edilen —– asıl üreticiler tarafından yapılan inceleme sonunda %100 sahte olduğu ortaya çıkmış ve bu husus da —— hemen bildirildiğini, açıklanan nedenlerle ticari satışa konu satılanda gizli ayıp çıkması durumunda TBK uygulama alanı bulunacağını, bu doğrultuda satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenleyen TBK madde 219 ve alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK madde 227 çerçevesinde müvekkil şirket sahte ürünleri iade etmeye hazır olduğunu ——- bildirmiş ve bedel iadesi talebinde bulunduğunu, her ne kadar davalılar vekili cevap dilekçesinde ayıp ihbarının şekil şartına tabi olmasa da buna rağmen söz konusu ihbarın sözleşmeden dönme bildirimi de içermesi nedeniyle bu bildirimin TTK madde 18/3 uyarınca yapılmış olması gerektiğini belirtmişse de bu husus ilgili maddenin gerekçesinde de açıklandığı ve ayrıca doktrinde de hakim olan görüş uyarınca bir geçerlilik şartı olmadığını, Dava dilekçemizde detaylı olarak açıklamış olduğumuz üzere; taraflar arasındaki uyuşmazlık sadece sahte turboşarjların tedarikine ilişkin olmadığını, aynı zamanda müvekkilden ödemesi alınıp hiç gönderilmeyen ——– ve de müvekkile yanlış parça numarasıyla gönderilip, sonradan değiştirileceği konusunda müvekkile pek çok söz verilen ve değiştirilmeyen turboşarjlara da ilişkin olduğunu, Nitekim sonradan müvekkile yanlış parça numarasıyla gönderilen turboşarjların da sahte olduğu ortaya çıktığını, Hiç tedarik edilmeyen ve yanlış parça numarasıyla gönderilen turboşarjlara ilişkin ——– tarafından müvekkilin zararının telafi edileceğine ilişkin yazışmalar dosyaya sunduğumuz e-posta yazışmalardan görülebileceği gibi, —— konulara ilişkin olarak da müvekkili önce oyalamış ve sonra da yavaş yavaş iletişimini kestiğini, Dolayısıyla davalılar vekilinin cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere bahsedilen malların davacı şirketin talep etmiş olduğu şekilde teslim edilmiş olduğu iddiası tamamen gerçek dışı olduğunu, kaldı ki, davalılar malların parça parça teslim alınmasını ve gümrük işlemlerinden dolayı yaşanabilecek normal gecikmeleri gerekçe göstererek, somut olayı önemsizleştirmeye ve malları geç tedarik etmiş olmalarını bu işin olağan bir parçası gibi göstermeye çalıştığını, oysa, davalılara tarafımızca keşide edilen ———- muhataplara tebliğinden itibaren iki hafta içinde müvekkile teslim edilmesi talep edilmiş, davalılar tarafından bu talebin yerine getirilmemesi üzerine 12.11.2019 tarihli ihtarname ile bu sipariş iptal edilmiş ve —— numaralı faturaya istinaden müvekkil tarafından bu sipariş için davalılara ödenmiş olan ——- faizi ile talep edildiğini, yani, davalıların savunmalarının aksine ödemesi alındığı halde davalılar tarafından müvekkile tedarik edilmeyen malların mevcut olduğunu, aynı ihtarname ile müvekkile tedarik edilmiş olan————-sahte turboşarj için müvekkilin davalılara ödemiş olduğu —— talep edildiğini, davalıların müvekkile toplamda ——-tedarik etmiş olmasına ve bu hususun bu ——————— gerçek üreticileri tarafından kayıt altına alınmış olmasına rağmen davalıların sahtelik iddiasını inkar etmesinin kabul edemeyeceğini, davalıların zamanaşımı itirazlarının herhangi hukuki bir mesnedi bulunmamaktadır, zira müvekkil alıcı sıfatıyla kendisine yüklenen külfetleri zamanında yerine getirmiş olup; TBK madde 223 uyarınca davalılara gerekli bildirimlerinin yapıldığını, hangi seçimlik hakkını kullanmak istediğini beyan ettiğini, ayrıca davalılara bu hususlara ilişkin olarak dosyada mübrez ihtarnameler keşide edildiğini, bunlara ek olarak, davalılar aleyhine ——– nezdinde icra takibi başlatıldığını, nitekim huzurdaki dava da bu icra takibine davalılarca yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğunu, bunların yanı sıra, TBK madde ——– uyarınca davalıların 2 yıllık zamanaşımı süresinden faydalanamayacağı açık olduğunu, zira davalılar müvekkile sahte ürünleri bilerek ve isteyerek tedarik ettiklerini, bu nedenle davalıların zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarına itibar edilmediğini, açıklanan ve mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlere istinaden davamızın kabulünü talep etmiştir.Davalılar vekili 2.cevap dilekçesinde özetle; Davacının davaya cevap dilekçelerine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesini kabul etmediklerini, dilekçenin ilk iki sayfasında davalı şirketler arasındaki akrabalık ilişkilerine dayanarak iddialar bulunduğunu, bu durumun taraflarınca anlaşılmadığını, hali hazırda davaya cevap dilekçemizde davalı müvekkil şirket ———— diğer davalı —– oğlu olduğunu belirttiklerini, ancak bu şirketlerin; tamamen ayrı, birbirinden bağımsız, profesyonel olarak çalışan ve yasal olarak kurulmuş şirketler olduğunu, diğer davalı —— hisse sahipi değildir yani hiçbir şekilde ortaklıklarının bulunmadığını, müvekkil şirketler çevresinde sayılan, sevilen, saygınlığı ile bilinen yıllardır otomobil yedek parça sektöründe faaliyet gösteren şirketler olduğunu, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulmalıdır. Bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenlemelerin bulunduğunu, daha önce cevap dilekçelerinin elinde sunduğumuz fatura tarihleri incelendiğinde davacı şirketin ödemeleri gerçekleştirdiğini, malları teslim aldığı tarihten dava tarihine kadar geçen süre yaklaşık 2 yıl olduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı şirketin kanunun aradığı hiçbir şekil şartına uymadıklarını, ayıp iddiasını derhal bildirmemiş, her hangi bir usulüne uygun bildirimde bulunmadıklarını, Türk Ticaret Kanunu’nun madde 18/3 düzenlemesi önem arz etmektedir. İlgili hüküm “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” şeklinde düzenlendiğini, görüldüğü üzere ilgili hükümde ayıp bildirimine yer verilmemiştir ancak ayıbın bildirilmesiyle birlikte dönme hakkının kullanılmasını içeren bir bildirim, TTK 18/3’te sayılan ispat şekillerinden şekillerden birisi ile yapılması gerektiğinin aşikar olduğunu, davacı şirketin —- yevmiye numaralı ihtarnamesinden ve aynı ihtarnamede bahsi geçen —— numaralı ihtarnamesinde malların geç teslim edilmesinden bahsedilmekte ve malların sahtelik iddiasında bulunulduğunu, bahsedilen mallar davacı şirketin talep etmiş olduğu şekilde teslim edildiğini, davacının talep etmiş olduğu mal ve ürünler tedarik edilmiş olup, sahtelik iddiasını kabul etmediklerini, malların davacı şirket tarafından parça parça teslim alınması nedeniyle ve gümrük işlemlerinden dolayı bazı gecikmelerin yaşanabilmesi normal olup; bu yazışmalar davacının davasını ispatlayacak nitelikte olmadığını, malların davacı şirketin tarafından parça parça teslim alınması, ödemelerin parça parça yapılması cevap dilekçemizin ekindeki delillerde görülmediğini, davacı ise toplam ödemelerini sipariş ettiği mallar karşılığında yapmamışçasına geri talep ettiğini, davaya konu malların tesliminden sonra davacı şirket imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve bozukluğu varsa derhal bildirimde bulunmak zorunda olduğunu, davacı şirket tarafından makul süreler içinde muayane ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmemiş sonrasında hem yasal sürelere uymadan hemde haksız olarak işbu dava ikame edildiğini, kanun gereği alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacağını, dava dosyasındaki yazışmalar ve deliller incelendiğinde müvekkil şirketlerin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir ispat vasıtası da bulunmadığını, müvekkil şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu durum açıklığa kavuşturacağını, davacı şirket yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı için iddiaları zamanaaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, taktirinizde olduğu üzere; ayıp, bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre, bulunması gereken niteliklerin bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunması olarak tanımlanabileceğini, tacir olan davacının malları teslim aldıktan yaklaşık iki yıl sonra sahtelik iddasında bulunmaları iyiniyet ve yasal mevzuat karşısında korunamayacağını, ayrıca davacı vekilince müvekkil şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup savcılık dosyasından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, —– numaralı dosyası savcılık dosyası kararı savunmalarımızı destekler nitelikte olup müşteki davacının basiretli bir tacir gibi davranması hususunun vurgulanacağını, tüm bu nedenlerle davacının cevap dilekçesini kabul etmediklerini, açıklanan sebeplerde dikkate alınacak sebepler doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile masraf ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava hukuki niteliği itibariyle İtirazın İptali davasıdır. Mahkememizde görülmekte olan davada dosyanın 22/02/2023 tarihinde işlemden kaldırıldığı görülmüştür. Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yenilenmemesi halinde HMK. 150/5. maddesi uyarınca mahkemece re’sen açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içinde yenilenmediği anlaşılmakla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın HMK’nın 150/5. Maddesi uyarınca 22/05/2023 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gereken 179,90 TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 24.411,21 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 24.231,31‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 59,30 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 252,20‬ TL posta gideri olmak üzere toplam 491,40 TL yargılama giderinin 6325 sayılı Kanun’un 18/A, (11) maddesi uyarınca davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı——- tarafından sarf edilen 15,00 TL yargılama giderinin 6325 sayılı Kanun’un 18/A, (11) maddesi uyarınca davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş ise de, 6325 sayılı Kanun’un 18/A, (11) maddesi uyarınca lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26 (2) maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca —– bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanun’un 18/A, (11), (13) maddesi uyarınca davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-HMK’nin 333. Maddesi gereğice bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 08/06/2023