Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/722 Esas
KARAR NO : 2023/54
DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ : 20.09.2022
KARAR TARİHİ : 27.01.2023
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil———- ile davalı şirket yönetim kurulu başkanı ——- anne, baba ve bir kardeş olduğunu, müvekkilin babası ———– vefat etmiş olduğunu, geride mirasçı olarak çocukları müvekkil ve ——– olduğunu—— dosyası ile babalık davasının ikame edildiğini, işbu davanın karara bağlanmış ve muris —— —- kurulmuş olduğunu ancak işbu davanın henüz kesinleşmediğini, istinaf aşamasında olduğunu, murisin vefatından sonra—– tarafından ———- nolu dosya ile mirasçılar müvekkil,—– terekenin tespiti istemli dava ikame edildiğini, taraflarca ise ———–karşı ——- kazandırma şeklinde muristen ——- devredilen ve işbu davada davalı pozisyonunda bulunan ——- hisselerine karşılık denkleştirme ve ——– ikame edildiğini,——-ortağı olduğunu, murisin sağlığında bu şirkette sahip olduğu %95 hissesini farklı zamanlarda kısım kısım —— devretmiş olduğunu, murisin ölüm tarihi itibariyle murisin şirkette sadece %5 oranda hissesi kalmış olduğunu, mevcut durumda bu hissenin terekede bulunduğunu, bu şirkete ilişkin hisseler —- yılında %98,8 oranda—– 2013 yılında % 5 i ancak muriste kaldığını, müvekkilin hem terekede bulunan %5 hisse nedeniyle şirket hissedarı olduğunu, hem de —— sağlararası devir niteliğinde bulunan —– dava ile denkleştirme/——- yaptığını şirket hisseleri nedeniyle şirket hisselerinden beklediği bir hak bulunduğunu, —- ise muris —-olduğunu, müvekkil ve— akrabalığının olmadığını ancak—– hitap etmekte olduğunu,— büyüdüğünden aralarında manevi bağ bulunduğunu, o kadar ki aralarında soybağı olmamasına ve birbirlerine yasal mirasçı olmamalarına rağmen –birbirlerini atanmış mirasçı olarak açıkladıklarını, — yapılan olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı seçildiğini, zira %95 hisse oranı ile tek başına her türlü kararı almaya yetkili olduğunu, mevcut durumda yönetim kurulu da tek üyeden oluşmakta olduğunu, başka üyesi olmadığını,— kurulunu tek başına temsil ettiğini, — mevcut durumda %95 hissedarı, yönetim kurulu üyesi ve başkanı olduğunu, şirkette—-başkaca görev yapan kimsenin olmadığını,—- şahsi kişiliği ile şirket yönetimi iç içe geçmiş olduğunu, şirketin —-ibaret hale geldiğini, —– kötü yönetimi, kendi menfaatleri için yönetimi, şirket gelirlerini kendisi için kullanması, şirket kasasına girmesi gereken kira gelirlerini kendi şahsi hesaplarına tahsil etmesi gibi nedenlerle ve son olarak da en önemlisi şirketin tek ———-kayıtlı taşınmazı satma hazırlığında olması nedeniyle —- yönetim kurulu başkanı sıfatıyla şirketi yönetmesinin şirket aleyhine sonuç doğurduğunu, şirketin aktif ticari faaliyetinin bulunmadığını, bir ürün üretmemekte ve ticaret yapmadıklarını, şirketin çalışanı da olmadığını, murisin zamanında çalışan şirketlerin şuan için hiçbir faaliyeti olmadığı gibi tek varlığının—-taşınmaz olduğunu, şirketin buradan kira geliri elde etmekte olduğunu, bu kira gelirinin de şirket hesaplarına değil—- şahsi hesaplarına ödendiğini, şirketin kar getiren tek faaliyetinin kiralama olduğunu ve bunun dışında başkaca malvarlığının da olmadığını, —bu durumu şirket aleyhine ve kendi lehine kullanması nedeniyle şirkete yönetim kayyumu atanması gerektiğini, —- neticesinde şirket hisselerinin müvekkile iadesi gündeme geleceğinden—– müvekkil arasında husumet bulunduğundan —– hisselerini değersizleştirerek, —- borçlandırarak şirket hisselerini iade etme niyetinde olduğunu, bu dosyadan alınan ——- müvekkile verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, ———–, denkleştirme talebi doğrultusunda —— hareketlerinin celbedilmiş olduğunu, bu hesap hareketlerinde görüldüğü —–alması gereken kira bedellerini kendi şahsi hesabına almış olduğunu, şirketin kar getiren tek faaliyetinin şirketin fabrika binasının kiralanması olduğunu, bunun gelirinin de——- hesabına ödendiğini, izah edildiği üzere, ——- muris zamanında —– gösteren şirketlerin aktif faaliyetlerine son vererek —- konuma getirmiş olduğunu, şirket gelirlerini şahsi olarak tahsil ediyor oluşu nedenleriyle davalı şirkete yönetim kayyumu atanması hem şirketin devamı açısından hem de müvekkilin şirket hissedarı olması nedeniyle şirketten beklediği menfaat açısından elzem bir hal aldığını, şirketin usulsüz yönetilmesi nedeniyle de atanacak yönetim kayyımının bu hükme göre atandığını, yönetim kayyımı atanmasına ilişkin talebin, müvekkilin şirketten olan menfaatinin korunması amacıyla olduğu kadar aynı zamanda tüzel kişiliğe haiz şirketin usulsüz borçlanması, aktifinin yok edilmesi ve şirketin iflasa sürüklenmesinin engellenmesi amacına da hizmet edildiğini, müvekkil açısından babası ——-miras kalan bu şirketin bir bakımdan manevi yönü de bulunmakta olduğunu, müvekkil babasının mirasının devam ettirilmesi ve korunmasını istediğini ancak —– müvekkile karşı olan husumeti ve müvekkile hisse vermemek için şirketi yok etme çabası nedeniyle şirketin mevcut haliyle devam ettirilmesi söz konusu olamayacağını belirterek izah edilen nedenlerle işbu dava açısından alınması gereken önlemler bulunduğunu, bunlardan ilkinin şirketin tek malvarlığı olan taşınmaz hakkında— tarafından bir satış işlemi yapılmadan önce taşınmazın 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, aksi halde şirketin tek varlığının da satılmış olacak ve şirketin pasif varlıktan başkaca bir anlam ifade etmediğini, ikinci husus ise şirkette mevcut durumda aktif pasif varlık durumu net olarak bilinmemekle birlikte şirket kasasına girmesi gereken kira bedelleri —- tarafından tahsil edildiğinden ve bu durumun banka hesap hareketleri ile net şekilde ortaya konulduğundan dava süresince şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep ettiklerini,—- davanın açılmasından sonra şirket hesaplarında borçlanmaya giderek pasifi yükselterek ve şirketi borçlu duruma getireceğinin kuşkusuz olduğunu, bu nedenle dava süresince de şirket kayıtlarının mahkemeniz eliyle takibi ve tetkiki gerektiğini, mahkemece bu taleplerinin kabul edilmez ise bu defa davalı şirketin borçlandırıcı işlem yapmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu kararın —-davalı şirkete tebliğini talep etmişlerdir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Yönetim kayyımı atanması için kanunun aradığı amir şartların hiçbirinin huzurda gerçekleşmediğini, davacı taleplerinin karşılar yasal bir dayanak ve kanun maddesi hukuk düzeninde bulunmadığını, davacının huzurdaki davada hukuki yararı bulunmadığından davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, bilindiği ——– kayyım atanmasına ilişkin düzenlemelerin 6102 sayılı TTK içeriğinde oldukça sınırlı tutulmuş olduğunu; —– makamı, atanma usulü, görevleri ve görevinin sona ermesine ilişkin hükümlerin daha çok 4721 sayılı TMK’da bulunmadığını, bu nedenle TTK 1. maddesi’nin, Türk Ticaret Kanunu,—- tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçası olduğu şeklindeki hükmü gereği; huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde TMK’nın ilgili hükümlerine de değinileceğini,—– şirketlerde yönetim kayyımı atanmasının temel dayanak maddesi TMK’nun 427/4. Maddesi olduğunu ve şirketin bir tüzel kişi olarak ticari hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olduğundan ancak bu organların yoksunluğu ve yönetimin başka bir yoldan da sağlanamaması halinde TMK 427/4 maddesi uyarınca yönetim kayyımı atanması yoluna gidilebileceğini, bir diğer ifade ile yönetim kayyımı, hak ve yetkiler ile yönetilen bir mal varlığı unsurunun yönetimden yoksun kalması halinde atandığını, malvarlığındaki yönetimsizlik, gerçek kişilerde malvarlığını yöneten kişinin ölümü, gaipliği, kötü yönetimi veya malvarlığını yönetmesine engel durumların (hastalık, akıl sağlığı yoksunluğu yahut fiil ehliyetine haiz olmamak) ortaya çıkmasından; tüzel kişilerde ise yönetim yetkisine haiz organın eksikliğinden kaynaklandığını, yönetim kayyımı atanmasındaki başlıca etmenin yönetimden yoksun kalmış bir mal varlığı olduğunu,—- mal varlığı, şirket aktif ve pasifleri diğer bir anlatımla sermayesinden ibaret olduğunu, sermayeyi yöneten ve sermaye üzerindeki hak ve yetkileri kullanan organ da—- olduğunu, —- açısından TTK 530. Maddesinde de organ eksikliği ve bunun sonuçları düzenlendiğini, şirketin organsız kalmasının yanında oluşan yönetim boşluğunun başka yollarla giderilmesinin mümkün olmadığını, kanunun lafzı ve ruhu yorum götürmez şekilde açık olduğunu, müvekkil davalı şirkete yönetim kayyımı atanması için müvekkil şirketin organsız kalması ve yönetim boşluğunun başka yollarla giderilmesinin mümkün olmaması gerektiğini, oysa ki müvekkil davalı şirkette bir yönetim boşluğu bulunmamakta olduğunu, davalı müvekkil şirketin —- olduğunu, bir diğer ifade ile müvekkil —–eksikliği bulunmadığını, müvekkil şirketin —- Toplantısına—-terekesi ———- değerinde ret oyuna karşılık 1.900 adet paya tekabül eden 47.500 TL paya karşılık kabul—-atanmasına karar verildiğini, davacı, kabul anlamına gelmemek kaydı şartıyla açık Kanun hükmünde yer almayan sebeplerle, müvekkil davalı şirketin kötü ve usulsüz yönetildiği iddiasıyla şirkete yönetim kayyımı atanmasını istediğini, davacının müvekkil şirketin kötü yönetildiği iddiası (hiçbir surette tarafımızdan kabul edilmemektedir) kayyım tayini için haklı neden oluşturmadığını ve müvekkil şirkete kayyım tayinini gerektirmediğini, açık kanun hükmünün kapsamı yorum ve iddia ile genişletilemediğini, Müvekkil davalı şirketin yönetim organı iş başında olup kayyım tayini istenemediğni, Müvekkil şirket tasfiye sürecine girmiş bir şirket de olmadığını, davacı yanca dava dilekçesi içeriğinde yer verilen—– kararı görev hususuna ilişkin olup kararda ticaret şirketlere kayyım atanmasına ilişkin davaların TTK’nun 4 ncü maddesinin ilk fıkrasının birinci bendinde belirtilen biçimde geniş anlamda ticari dava niteliğinde olduğunu, bu davaların, mutlak ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemelerinde incelenip sonuçlandırılması gerektiği ifade edildiğini, davacı tarafından mezkur karar haksız davaya emsalmiş gibi yansıtılmaya çalışılsa da mezkur kararın sadece görev hususuna ilişkin olduğunu, davacının sayın mahkeme nezdinde algı yaratmaya çalıştığını, Davacının, yargılaması devam eden bir kısım husumete ilişkin ve sadece iddiadan ibaret beyanlarını gerçek veya kesinleşmiş maddi vakıa gibi dava dilekçesine yansıttığını, müvekkil şirket yetkilisine atfedilen kötü niyetli ve hakikat hilafına beyan edilmiş iddiaların tamamı yargılamaya muhtaç olduğunu, yukarıda arz edilen açık kanun hükümleri karşısında kardeşler arasında bir kısım husumet yaşanması işbu davada husumetlerin tarafı olmayan müvekkil şirkete kayyım atanmasına haklı bir gerekçe olamadığını, Davacı—- davalı şirket yetkilisi——— arasındaki davanın devam etmekte olup, davalı—— husumete ilişkin cevap ve deliller dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, tanıklarında dinlenildiğini, Davacı dava dilekçesinde hukuka aykırı olarak; müvekkil şirkete dava süresince tedbiren yönetim kayyumu atanmasını, şirket malvarlığının 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için —-hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkil davalı şirkette borçlandırıcı işlem yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, davada davacı, davasının ve gerekçelerinin haklılığını yaklaşık olarak dahi ispatlayamadığını, davacının, organ eksikliği bulunmayan müvekkil şirkete kayyım atanmasını talep ettiği gibi karar verilinceye kadar tedbiren de yönetim kayyımı talep ettiğni, adeta kanunu dolanarak müvekkil şirketin ekonomik varlığını ve geleceğini sekteye uğratma gayretine giriştiğini, müsnet davada, davacının esasa ilişkin asıl talebi davalı ——- kötü yönetilmesi nedeniyle davalı şirkete yönetim kayyımı atanması olup TTK’de —-bu şekilde sadece — yönetmesi için yönetim kayyımı atanmasına ilişkin bir hükmün mevcut olmadığını, sonuç olarak davanın esasına yönelik istem davalı— kötü ve usulsüz yönetilmesi nedeniyle yönetim kayyımı atanması istemine ilişkin olarak bu istemle dava açmakta davacının hukuki yararının olup olmadığı bu aşamada anlaşılamadığından ve ön inceleme duruşmasında değerlendirileceğinden; davacının işbu ara kararın nedeni olan dava süresince tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin ve yine diğer şirket malvarlığının 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için şirket adına kayıtlı —- ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirkette borçlandırıcı işlem yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinin bu aşamada reddini, yasal dayanağı bulunmayan davacının kötü niyetli, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının usul ve esastan ayrı ayrı reddine karar verilmesini, her ad altında haklarımız ile fazlaya dair haklarımızı saklı tutarak yasal süresi içerisinde talep etmişlerdir.
Taraf delillerin toplandığı ve gerekli incelemelerin yapıldığı anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, şirketin kötü yönetildiğinden bahisle — yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı —- ve tek üyesi—–şirketin aktifini azaltmak suretiyle şirketin içini boşaltması,—- hesaplarına tahsil etmesi, şirketin kötü ve usulsüz yönetiliyor oluşu ve şirketin aktif ticari hayatının bulunmamasına rağmen şirketin tek varlığı olan gayrimenkulün satılmak üzere olması nedeniyle davalı şirkete yönetim kayyumu atanması, gecikmesinde sakınca bulunan hal olması nedeniyle dava süresince şirket malvarlığının 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması talep etmiştir.
Davacı taraf, şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nda,— münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira —– seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)’nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.
Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK’nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur.—- kararı)
Somut olayda, davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığından kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 179,90 TL harcın davacılar tarafından peşin yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan —vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.