Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1315 E. 2018/73 K. 30.01.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İstanbul Anadolu
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/1315 Esas
KARAR NO : 2018/73

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/06/2014
KARAR TARİHİ : 30/01/2018

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı, halen tasfiyesi devam etmekte olan, takip ve dava dışı — Kurumu A.Ş. nezdinde “kar ve zarara katılım hesabı” sahibi iken, anılan kurumun tasfiyeye girmesinden sonra, davalı … ile arasında düzenlenen 22 Aralık 2010 tarihli “Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi” kapsamında davacının, Tasfiye Halinde—- Kurumu A.Ş. nezdindeki — numaralı Kar ve Zarara Katılım Hesabı bakiyesinin (11.711.-USD.) davalı şirkete temliki ve davalı şirketin de, temellük ettiği bu meblağı, anılan sözleşme kapsamında davacıya aylık 300.-USD.’lik taksitler halinde (son taksit 311,00-USD) geri ödemesi konusunda tarafların anlaştıklarını, nitekim, bu sözleşme doğrultusunda 2011 sonuna kadar davacıya 2.000.-USD. ödeyen davalının bir süre ödemelerini aksatması nedeniyle 2012 yılında davalı aleyhine yasal takip başlatıldığını, huzurdaki dava ile ilgisi bulunmayan o takibe karşı da şimdi olduğu gibi itiraz etse de, itirazından sonra haricen ödemelerine devam eden davalı taraf, 2013 Mart ayma kadar geçen sürede davacının banka hesabına taksitler halinde toplam 3.700.-USD. daha ödediğini, böylece bugüne kadar davacıya toplam 5.700.-USD. ödeyen ve geriye 11.711-5.700 = 6.011.- USD. borcu kalmış olan davalının, 2013 Mart ayından sonra herhangi bir ödeme yapmadığını, söz konusu 6.011.-USD. bakiye alacağın tahsili için İst. Anadolu— İcra Dairesi’nin — Esas dosyasından başlattığı, işbu davaya konu icra takibin, davalının yetkiye, takibe ve borca yönelik itirazı nedeniyle durduğunu, haksız durdurulan takip ile istenen miktardan 2013 Mart- 2013 Şubat ayları dahil olmak üzere 3.600,00 USD ile evvelki taksitlerden kalan 600,00 USD olan toplam 4.200,00 USD talep edilmesi gerekirken sehven 1.811,00 USD alacakla birlikte 6.011,00 USD talep edildiği, bu nedenle takipteki talebin daraltılarak 4.200,00 USD yönünden itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama ve vekalet ücretini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ödeme emrinin 01.04.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içersinde itirazda bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.1 maddesinde sözleşmeden doğacak uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığı, bu nedenle takibe yetki itirazı ile birlikte, takip dayanağı sözleşme uyarınca alacağın muaccel olmadığı, bu sebeple de takibin ve borcun tamamına da ayrıca itiraz ettiklerini, takip konusu edilen alacak takip tarihi itibariyle muaccel olmamasına karşın, takip alacaklısının müvekkili şirket aleyhine takip dayanağı sözleşmeye aykırı olarak icra takibinde bulunduğunu, takip alacaklısı ile müvekkili şirket arasında tanzim olunan ve iş bu takibin de dayanağı olan 22 Aralık 2010 tarihli alacağın temliki. sulh, ibra ve feragat sözleşmesi’nin 4.4. maddesinde taksitlerin zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak olan müeyyide de belirlenmiş olup, sözleşmenin 4.4. maddesine göre; her bir taksitin diğerinden bağımsız olduğu esası kabul edilerek ödemelerden birinin/taksitlerin gününde yapılmaması bakiye ödemeleri/taksitleri muaccel kılmayacağını, ancak ardışık altı adet taksitin gününde ödenmemesi halinde, takip eden altı aylık ödeme muacceliyet kesp edeceğini, hükmü yer aldığını ve ayrıca sözleşmeyle belirlenen vadeli borçların gününde ödenmemesi halinde henüz vadesi gelmemiş olan tüm borçların/ taksitlerin muaccel olacağına dair herhangi bir hüküm de sözleşmede bulunmadığını, taraflar arasında yapılmış bulunan sözleşmeye göre alacağın tamamı hakkında takip yapılması sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple de iş bu takibe, ödeme emrine, borcun tamamına ve tüm fer’ilerine itiraz ederek, takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, belirterek, öncelikle icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itiraz sebebiyle geçerli bir takip bulunmaması sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, bunun yanında görev yönünden huzurdaki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu nedenle görev yönünden dava şartı yokluğundan reddi ile haksız ve mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında imza edilen alacağın temliki sözleşmesine istinaden davalının ödeme borcunu yerine getirmediği iddiasıyla girişilen takibe itirazın İ.İ.K. 67 maddesi kapsamında iptali davasıdır.
Davanın geçirdiği safahat incelendiğinde dosyanın öncelikle mahkememize açıldığı ve davalı yanın göreve ilişkin itirazları kapsamında taraflar arasındaki ilişkin T.T.K 4 kapsamında mutlak ticari davalardan olmadığı, alacağın temlikinin Borçlar Kanunu 183 maddesinde düzenlendiği, dolayısıyla ticari nitelikte olmadığı, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, verilen kararın tarafların temyiz etmemesi sebebiyle kesinleştiği, dosyanın tevzi edildiği, İstanbul Anadolu — Asliye Hukuk Mahkemesince işin esasına gelerek bilirkişi raporu alındığı, ancak daha sonra anılan mahkemece somut uyuşmazlıktaki dava konusunu oluşturan temel ilişkinin davacının dava dışı tasfiye halindeki — Kurumundan olan alacağın temlikine ilişkin finansal sözleşme koşullarının yerine getirilmediği iddiasından kaynaklandığı, bu sebeple uyuşmazlığa Ticaret Mahkemesince görülmesi gerektiği değerlendirilerek görevsizlik kararı verildiği ve merci tayini için dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesine karar verildiği, söz konusu kararın taraflarca temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleştiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21/11/2016 tarih 2016/11430 esas ve 2016/11004 karar sayılı ilamıyla uyuşmazlığın bankacılık işlerinden kaynaklanması sebebiyle mutlak ticari nitelikte olduğu değerlendirilerek yargı yeri olarak mahkememizin belirlendiği ve dosyanın mahkememizce yeni bir esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Dava yazılı yargılama usulüne tabi olup dilekçelerin teatisi tamamlandıktan sonra HMK.140.maddesi uyarınca ön inceleme duruşmalı olarak yapılıp uyuşmazlık noktaları tespit edilmiştir. Tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmış, icra dosyası celp edilmiş,davacıya ait banka kayıtları celp edilmiş taraflar arasındaki alacağın temlikine ilişkin sözleşme dosya içerisine alınmış ve taraf iddia ve savunmaları kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
İstanbul Anadolu —.İcra Müdürlüğü’nün — E. sayılı icra takip dosyasının yapılan incelemesinde; davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu aleyhine 6.011,00 USD asıl alacağın ferileri ile birlikte tahsili için taraflar arasındaki 22/12/2010 tarihli sözleşmeye dayanılarak 07/04/2014 tarihinde ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin 01/04/2014 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun vekili aracılığı ile 07/04/2014 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve faiz ile birlikte yetkiye itiraz ettiği ve takibin icra müdürlüğünün 16//04/2014 tarihli kararı ile durduğu, davacı alacaklı vekiline itiraza dair dosyadan herhangi bir tebligatın yapılmadığı, davanın 27/06/2014 tarihinde açıldığı dolayısı ile davanın İİK.67.maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı belirlenmiştir.
Davalı tarafından yapılan icra müdürlüğünün yetkisine ve mahkememizin yetkisine itiraz yine yargılamanın safahatında belirtilen görevsizlik kararı Yargıtay denetiminden kesinleşerek geçen İstanbul Anadolu —. Asliye Hukuk Mahkemesince davalının yerleşim yerinin Kadıköy olması ve davacının HMK 17. maddesinde sözü edilen kişilerden olmadığı gerekçesiyle yerinde görülmediğinden reddedilmiştir.
Yine İstanbul Anadolu — Asliye Hukuk Mahkemesi’nin — esas sayılı dosyasında alınan ara karar uyarınca dosyanın rapor tanzimi için tevdi edildiği Mali Müşavir bilirkişi — tarafından sunulan 23/05/2016 tarihli rapor HMK 282 maddesi uyarınca mahkememizce denetlenmiş ve benimsenmiş, HMK 30. Maddesindeki usulde dikkate alınarak yeniden rapor alınmamış ve anılan rapor hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında 22/12/2010 tarihli alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat başlıklı sözleşme kapsamında davacının dava dışı — Kurumu A.Ş.’deki alacağının davalıya temlik edilmesine ilişkin olarak davalı tarafından geri ödemelerin yapılıp yapılmadığı, yapılmadıysa miktarı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarı ile icra inkar tazminatı hüküm koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki 22/10/2012 tarihli Temlik Sözleşmesinden, —- Kurumunun tasfiye halinde olduğu, her bir taksitin ödeme gününün açıkça belli olduğu, ödemelerin dava dışı — Kurumunun tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda taraflar arasında, davacının dava dışı Tasfiye Halindeki— Kurumu A.Ş. nezdindeki hesabındaki 11.711,00 USD alacağını davalı şirkete devir ve temlik ettiğine dair, 22.12.2010 tarihinde Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davalının 28.06.2011 tarihinden 28.08.2014 tarihine kadar her ayın 28’inde aylık 300,00 USD, son taksit 311,00 USD olmak üzere, toplam 11.711,00 USD’nin her ayın 28’inde davacı tarafa ait —Bankası hesabına ödemeyi taahhüt ettiği, temlik sözleşmesinde her bir taksitin hangi tarihte ödeneceğinin açıkça belirlendiği ve her hangi bir temerrüt ihtarına ilişkin hüküm bulunmadığı, ödeme tablosu ve davacı tarafa ait banka ekstresi üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, sözleşmenin 4.5 maddesi uyarınca kararlaştırılan ödemelerden birinin gününde yapılmaması bakiye ödemelerin muaccel kılmayacağı ancak ardışık 6 taksitin gününde ödenmemesi halinde takip eden 6 aylık ödemenin muaccelliyet kespedeceği yönündeki hükme göre 2013/ 3-4-5-6-7-8. aylara ilişkin 6 aylık ardışık ay ödemesinin yapılmadığı, bu ödemeler yapılmadığından 2013/ 9-10-11-12, 2014/1-2 aylarının muaccel hale geldiği, bu aylardan toplam 3.600,00 USD ile geçmiş aylardan (2013/1 ve 2. aylar) 600,00 USD toplamı 4.200,00 USD’nin 07/03/2014 takip tarihi itibariyle muaccel alacak olduğu, alacağın likit olduğu, temlik sözleşmesinde borçlunun dava dışı finans kuruluşunun tasfiye işlemleri sonucunda borcunu ödeyeceğine yönelik bir ibare bulunmadığı, böylece itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından itirazın iptali ile davalının takdiren talep edilen asıl alacak miktarı üzerinden inkar tazminatına mahkum edilmesine, her ne kadar kısa kararda belirtilmemiş ise de icra inkar tazminatı miktarının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının itirazın iptali talebinin İ.İ.K. 67 maddesi kapsamında değerlendirilerek,
1-Davanın kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu —. İcra Müdürlüğünün — esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın dava edilen 4.200,00-USD yönünden iptaline, takibin bu miktar üstünden devamına,
2-Davalının itirazı haksız bulunduğundan dava konusu edilen 4.200,00-USD asıl alacak miktarı üzerinden takdiren %20 oranında belirlenen (840,00-USD) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Karar harcı 631,18-TL ‘den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 91,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 539,68-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 120,05-TL ilk masraf, 122,75-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 242,80-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 2.180,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak davalı vekilinin yokluğunda davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/01/2018