Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/471 E. 2023/105 K. 14.02.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/471 ESAS
KARAR NO: 2023/105
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/07/2019
KARAR TARİHİ: 14/02/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “davalı ile davacı müvekkili arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu, davalı tarafın araçlarına davalının isteği üzerine müvekkili davacı tarafından sigorta yaptırıldığını, müvekkilinin davalının araçlarına sigorta yapmasına rağmen araçlara ait poliçe bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine davacı müvekkilinin yapılan poliçelerin bedellerinin öder sebebiyle davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının —–dosyası ile aleyhine başlatılmış olan icra takibinde borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasını talep ettiğini, davacı müvekkilinin TTK 5/A maddesi gereği zorunlu olan arabuluculuk yoluna —- tarihinde—– dosya numarası ile başvurduğunu, tarafların — tarihinde görüşme yapmış olduğunu, anlaşmaya varamadıklarını, bu hususun —- tarihinde son tutanakta izah edildiğini, müvekkili şirketin ve davalı borçlunun ticari kayıtları incelendiğinde, davalının müvekkiline araçlarını sigortalatıp poliçe bedellerini ödemediğinin açıkça ortaya çıkacağını, bu itibarla davalı borçlunun işbu icra takibine kötü niyetli olarak yaptığı itirazın iptali için Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğu hâsıl olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile —— Esas sayılı takibin devamına, davalı borçluya İİK 67/2 maddesi gereğince %20’den az olmamak koşuluyla icra inkar tazminatının yükletilmesine, tüm mahkeme harç ve masrafları ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine” karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkili şirkete sadece işbu dilekçe ile cevap verdikleri dava dilekçesinin tebliğ edilmiş olduğunu, ekinde dava dilekçesinde belirtilen belgelerin bulunmadığını, bu nedenle dava dilekçesi ekinde müvekkili şirkete gönderilmeyen belgelere ilişkin beyanda bulunma ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, HMK. m.121 uyarıca dava dilekçesinde delil olarak sunulan belgelerin davalı sayısından bir fazla düzenlenmemiş olmasından kaynaklanan bu aykırılığın giderilmesini talep ettiklerini, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 22. maddesi kapsamında davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmemiş olması durumunda davacıya bir haftalık kesin süre verilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirket ile aralarında ticari ilişki söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin araçlarına müvekkili şirketin isteği üzerine sigorta yaptırdığını ancak sigorta poliçe bedellerinin Müvekkili şirket tarafından ödenmediğini iddia ettiğini, davacının iddialarının aksine müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından davacı tarafından başlatılan ——-sayılı dosyasına —— tarihinde borca, işlemiş ve işleyecek faiz miktarına, faiz oranına ve ferilerine itiraz edildiğini, işbu itirazın iptali davasında alacağını ispat etme yükümlül ün davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın alacağını, miktarını, alacağın kaynağını oluşturduğunu iddia ettiği poliçeleri müvekkili şirketin talimatı ile düzenleyip düzenlemediğini ve müvekkili şirkete teslim edip etmediğini ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafından icra takibi ekinde sunulmuş olan poliçelere ilişkin olarak taraflar arasında yapılan herhangi bir mutabakat bulunmadığını, poliçelere ilişkin müvekkili şirket yetkilisinin davacıya herhangi bir talebi bulunmadığını, öncelikle usule İlişkin itirazlarında belirttikleri üzere dava dilekçesi ekinde davacı tarafından sunulan belgeler var ise taraflarına tebliğ edilmediğinden bu belgelere ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, işbu davaya konu icra takibi dosyası ekinde bir kısım——- poliçeleri ve—— bulunduğunu, anılan poliçeler incelendiğinde müvekkili şirketin imzasının bulunmadığı, ayrıca müvekkili şirket tarafından poliçelerin düzenlenmesine ilişkin bir talep olduğuna dair belgenin de bulunmadığının anlaşıldığını, bu kapsamda davacının aksi yöndeki İddialarını ispat edecek bir delil dosya kapsamında bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, TTK’nın 1434. maddesinin 2. Fıkrasının “İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması halinde, sözleşmeden cayılmış olunur.” hükmünde olduğunu, müvekkili şirketin poliçeleri kabul ettiği veya poliçelerin düzenlenmesine ilişkin talepte bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu varsayılsa dahi anılan hüküm uyarınca sigortacı davacının cayma hakkı bulunduğu gibi, bunun yanında muacceliyetten sonra 3 ay içinde poliçe bedeli talep edilmemişse sigortadan cayılmış sayılacağının karine olduğunu, bu açıdan da davacının haksız davasının reddinin gerektiğini, davacı aleyhine 96 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, davacının haksız ve Mesnetsiz davasının reddine, davacı aleyhine % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine” karar verilmesini talep ve iddia etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava, —— dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67. vd. maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.
Davacı, davalının araçlarına, davalının isteği ile —– düzenlediğini, ancak davalının poliçe bedellerini ödemediğini, poliçe bedellerinin tahsili için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini beyan etmiş, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacıdan —– düzenlemesi ile ilgili bir talebi olmadığını, davacının sunduğu poliçelerde davalının imzasının bulunmadığını, poliçenin kabul edildiğine dair bir delil sunulmadığını beyan etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,—– İcra Dosyası celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, taraf delilleri toplanmış, bilirkişi heyet raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
Mali Müşavir ve Sigorta Hukuku uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen —- tarihli raporda özetle; “… Davacının incelenen —– yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, defteri kebire sehven yevmiye defteri kayıtlarının yazdırılmış olduğu, bu nedenle defteri kebirin yazdırılmamış olduğu, yevmiye defteri ve envanter defteri kayıtlarının birbirini doğruladığı; davacının incelenen —– yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı; davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davalının ticari defterlerinin incelenemediği, davacının ticari defter kayıtları ile davalının ticari defter kayıtlarının karşılaştırılamadığı, davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılıp yaptırılmadığı, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, davalının ticari defterlerindeki kayıtların davacının ticari defter kayıtlarına aykırı olup olmadığı ile ilgili bir tespit yapılamadığı, ayrıca icra takibine konu alacağın dayanağı olan poliçelerin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ile ilgili de bir tespit yapılamadığı; davalının ticari defterleri hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 83. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 219 ve 220. maddelerinin tatbik edilip edilmeyeceği ile ilgili hukuki değerlendirmenin Mahkemenizin takdirinde olduğu; davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş icra takibine konu alacağın dayanağı olan—- yıllarına ait ——– adet sigorta poliçesinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının hesapların tutuluş şekli nedeniyle tespit edilemediği, davacının ticari defterlerinde sigortalı davalı adına hesap açılmadığı ve kayıt
bulunmadığı için icra takibine konu alacağın dayanağı olan—— adet sigorta poliçesinden dolayı davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa tutarının ne kadar olduğunun ticari defterlerden tespit edilmesinin mümkün olmadığı; davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden — yılının —–ilişkin aylık bazda —- (icra takibine konu alacağın dayanağı olan —–adet sigorta poliçesinden —-poliçesi ile ilgili) istenmesi hususundaki takdir hakkının Mahkemenize ait olduğu; davacı tarafın 16.192,75 TL asıl alacak ve 3.826,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.019,13 TL takip tutarı üzerinden başlatmış olduğu icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine açmış olduğu itirazın iptali davasında davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini istediği, harca esas dava değerini 16.192,75 TL olarak gösterdiği; Teknik incelemede ise; davacı ——- iptali davasına konu İcra takibi ile Davalının Sigortalı sıfatı ile yer aldığı kaydı bulunan muhtelif sayıdaki sigorta poliçe bedellerine ilişkin alacak talebinde bulunulduğu; davalının itirazı icra dosyası içeriğinde fiziken bulunmamaktadır. İşbu nedenle davalının itiraz tarihi de tespit edilemediği; davalının bir savunması davacıya poliçelerin düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığına, bir diğer savunması ise TTK 1434 /2 ye göre 3 ay içinde işlem yapılmamasına ilişkin olduğu; acenta sıfatını haiz davacıyla ilgili olmayıp Sigorta şirketi olan sigortacıya ilişkin olduğundan TTK 1434/2’ nin uygulama alanı bulamayacağı; davacı, davalının kendisine poliçe düzenlenmesi yönünde bir talimatının olduğu ya da düzenlenen poliçeler ile ilgili onayının olduğunu gösterir her hangi bir yazı, bilgilendirme formu mail yazışması vs. Sunmadığı; uyuşmazlık konusunun yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekeceği; saygıdeğer Mahkeme tarafından Sigorta Şirketlerine yazılan müzekkerelere sadece —- Tarafından cevap verildiği, —– bildirilen poliçelerin kendileri tarafından oluşturulmadığını bildirildiği, tüm poliçeler için dosyaya müzekkere cevaplarının celbi gerekeceği; davalının zımni onayını araştırmak amacıyla Sigorta şirketlerine, davaya konu poliçelere dayanarak davalıya veya davalının sigortalı araçlarının 3. Kişilere verdiği zararlar için 3. Kişilere her hangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasının —– takdirinde olduğu; davacı tarafından davaya konu poliçelere poliçe düzenlenmesinden önce veyahut sonra davalının onay verdiğine dair başkaca hiçbir belge de sunulmadığından bu aşamada davacının talebinin yerinde olamayacağı…” yönünde görüşlerini bildirmiştir.Bilirkişilerin raporundaki eksik belgeler getirtilerek dosya ek rapor tanzimi için aynı bilirkişi heyetine verilmiştir.Bilirkişiler 30/11/2022 tarihli ek raporlarında özetle; “…icra takibine konu alacağın dayanağı olan —— sigorta poliçesinden bildirim sınırının üzerinde olan —— tutarlı —- poliçesinin davalı tarafından ilgili ayda bağlı olduğu—– formu ile bildirilmediği tespit edilmiştir…. Dosyada mübrez evrakların incelenmesi sonucunda davacının davalının poliçe düzenlenmesi konusunda kendisine talimat verdiğini ispatlayamadığı işbu sebeple de nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere davacının talebinin yerinde olamayacağı…” şeklinde kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ——-İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ispat kulfeti davacı taraftadır. Davacının, davalı ile arasında takibe konu poliçelere esas sözleşmenin bulduğunu ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında sözleşme iliskisi yoksa imzasız poliçe ispat külfeti açısından sonuç dogurmaz. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları,—-ve sigorta şirketlerinden gelen yazı cevapları üzerinde yapılan bilirkişi incelmesi sonucunda, —–düzenlenmesi hususunda taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı, yine bu poliçelerden kaynaklı olarak davalı lehine yapılan bir ödeme olmadığı, bu nedenle poliçeye zımni onay verildiğine dair bir kabul de yapılamayacağı, davacının iddiaları yönünden başkaca sunulmuş herhangi bir elverişli ve yeterli delilin olmadığı anlaşılmış, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.İtirazın iptali davalarında davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacı/alacaklının takip yapmakta haksız ve alacaklının kötüniyetli olması şarttır. —– Eldeki dava yönünden davacı/alacaklının imzasız poliçeye dayalı olarak davalı aleyhine takip başlatarak kötüniyetli olduğunun ispat edildiği anlaşıldığından, davalı/borçlunun şartları oluşan tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Asıl alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 179,90TL harcın, davacı tarafından yatırılan 176,44TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 3,46‬TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 1.698,75 TL yargılama giderinin DAVACININ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
5-Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 9.200,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
6-Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ——- bütçesinden ödenen 680,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ——Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.14/02/2023