Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/32 E. 2023/545 K. 23.06.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/32
KARAR NO : 2023/545

DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 19/04/2021
KARAR TARİHİ : 23/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı —- ait —-plakalı araç davalı … tarafından 14.04.2020 başlangıç tarihli —-poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında davalı … tarafından sigortalandığı, müvekkiline ait araç, 23.07.2020 tarihinde saat 22:30 sularında —— mevkiinde seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ekte yer verilen müvekkili tarafından atanan bağımsız eksper tarafından tanzim edilen uzman görüşü niteliğindeki ekspertiz raporu neticesinde somut olaya konu trafik kazası neticesinde müvekkile ait araçta KDV dahil 43.609,90 TL hasar meydana geldiğine kanaat getirildiğini, anılan hüküm uyarınca müvekkil şirkete ait araçta meydana gelen zararların davalı … tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait araçta meydana gelen zararın giderilmesi için tarafımıza Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvuru yapabilmek amacıyla ekte yer verilen ihtarname ile zorunlu evraklar beraberinde davalı … şirketine başvuru yapılmışsa da kanuni süre içerisinde herhangi bir cevap alınamadığından ötürü Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurumuza istinaden 13.11.2020 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından gönderilen cevabi yazı uyarınca davalı … şirketinin Tahkim Sistemine üye olmaması nedeniyle başvurunun iade edildiği, konu dosya kapsamında müvekkili şirkete ait araçta meydana gelen zararın giderilmesi için huzurdaki davayı açtıklarını, davanın kabulüne, bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra artırılmak üzere müvekkiline ait araç için şimdilik 100,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı … tarafından tazmin edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, 23.07.2020 tarihinde —–plakalı aracın hasara uğradığını ve hasar sebebiyle şimdilik 100,00-TL onarım bedeli bulunduğunu iddia etmekteyse de huzurda görülen dava haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, sigortalı tarafından yükümlülükleri yerine getirilmediğini,kötü niyetle hareket edildiğini, kaza ile hasar arasındaki illiyet bağının şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispat edilmesi gerekmekte olup; davacı tarafından bu husus ispatlanamadığı için davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 23/07/2020 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle oluşan hasarın davalı kasko sigortacısından kasko poliçesi kapsamında tahsili talebine ilişkindir.Davacı, tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle —–plakalı araçta hasarın oluştuğunu, davalının kasko poliçesi kapsamında oluşan hasardan sorumlu olduğunu, davalıya başvuru yapılmasına rağmen tazminat ödemesinin yapılmadığını, oluşan hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın safahatı incelendiğinde; —– Tüketici Mahkemesinin —- Esas, —- Karar sayılı görevsizlik kararı ile—- Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmiş olmakla mahkememizde —- Esas sayılı numarasına tevzi edilerek yeniden yargılamaya geçilmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, 07.11.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 07.11.2022 tarihli raporunda özetle, “…Davalı —– sayılı Genişletilmiş Kasko Sigorta
Poliçesi ile—-plakalı otomobilin 14.04.2020 – 14.04.2021 tarihleri arasında, kazanın meydana geldiği 23.07.2020 tarihini de kapsayacak şekilde rayiç değeri ile sigorta teminatı altında olduğu; Genel Şartların A.1/a maddesi gereğince—– plakalı otomobilin kasko sigortası teminatı altında olduğu;
ANCAK Dava konusu—–plakalı otomobilin 23.07.2020 tarihinde karıştığı beyan edilen tek taraflı maddi hasarlı kazadan sonra kolluk kuvvetlerine ihbar edilmeden ve kolluk kuvvetlerince kaza tespit tutanağı düzenlenmesi sağlanmadan kaza mahalli terk edildiği için sigortalı—-. tarafından —– plakalı aracın kaza anındaki sürücüsünün kim olduğu; sürücünün ehliyetinin yeterli ve alkolsüz olduğu ispatlanana kadar kasko
sigortası genel şartlarının A.5.10 – A.5.4 – A.5.5 maddeleri gereğince —– plakalı otomobildeki hasarların kasko teminatı dışında olduğu; İşbu raporun devamında, mahkemenin görevlendirmesine uygun olarak hasar
tutarı, faiz ve temerrüt tarihi yönünden değerlendirme yapıldığı;
Kasko teminatı yönünden sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmasının önemi olmadığı; sürücülerin kendi kusurları nedeniyle araçlarında meydana gelen hasarlara karşı kasko sigortası yaptırıldığı; sigortalı araç sürücüsü %100 kusurlu
olsa dahi teminat dışı hallerden biri olmadığı sürece kasko sigortasından yararlanılabileceği için kusur yönünden değerlendirme yapılmamıştır.
Dava konusu—– plakalı, —–marka tipi,12.04.2018 tarihinde trafiğe çıkmış—– model, 23.07.2020 tarihinde, yaklaşık 2
yıl ve 19.873 km kullanıldıktan sonra kazaya karışmış, —–. adına tescilli otomobilin hasar tutarının KDV dahil 37.550,81 TL olduğu;Uyuşmazlığın temelinde bir mal sigortası türü olan kasko sigortası ve poliçesi olduğu için davacının tazminat talep etme hakkı olsa temerrüt tarihi 21.09.2020 itibariyle avans faizi talep edilebileceği ancak davacının tazminat talep
edemeyeceği…” yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet veya muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Kasko Genel Şartları A.5.4.maddesinde aracın gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar; A.5.5.Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar; A.5.10.Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması teminat dışı hal olarak sayılmıştır.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK’nın 1409/1 ve 1410. maddeleri uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1409/2. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5. maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminatı içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. Sigortacı, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde oluştuğunu ve bu oluş şeklinin sigorta teminatı dışında kaldığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamak zorundadır.Yargıtay —-Hukuk Dairesinin —– Karar sayılı kararında “Kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri ve bilhassa davacıya ait aracın sürücüsü olduğu savunulan —– can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmak zorunda kalmış olsa dahi en kısa sürede ilgili kolluk birimine başvurması gerekirken bunu yapmadığı, kazadan 4 gün sonra kolluk birimlerine başvurduğu, kazanın oluş biçimi ve meydana geldiği saat gözetildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve sürücünün kaza anında alkollü olmadığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiğini kabulün zorunlu olduğu açıktır.Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla da, somut olayın özellikleri gereği, davacıya ait araç sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiği dikkate alınarak; davacının bu konudaki delillerini sunmasının sağlanması, bu husustaki davacı delillerinin toplanmasından sonra, ispat yükümlülüğünün yerine getirilmiş olup olmamasına göre, zararın teminat kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir” belirlemesinde bulunmaktadır.Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında, kural olarak kaza sebebiyle oluşan zararın teminat kapsamı dışında olduğunu ispat yükü davalı-sigortalıya aittir. Ancak dava konusu kazaya ilişkin deliller, alınan bilirkişi raporu ve davacı beyanları dikkate alındığında davacının kaza gerçekleştikten sonraki ihbar yükümlülüğünü usulüne uygun yerine getirmediği, davacı tarafından ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi olarak herhangi bir hususun ileri sürülmemesi sebebiyle davacının iyiniyetli sayılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiş, ispat yükünün davacı üzerine geçtiği kanaatine varılmıştır. Başka bir deyişle, rizikoya konu zararın teminat kapsamında olduğunun ispat yükü davacı-sigortalıdadır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; ispat yükünü üzerine alan davacı tarafından işleteni olduğu otomobilin sürücüsü KSGŞ’nin A.5.10’uncu maddesine aykırı davranan davacının, aracın uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılmadığını ve aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılmadığını yöntemince ispatlayamadığı, bu yönde davacı tarafından sunulmuş herhangi bir delilin olmadığı nazara alınarak sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. —-BAM —-HD. —– Esas—–Karar sayılı ilamı)

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 179,90-TL ‘den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 120,6‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 680,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2-3 maddesindeki esaslara göre belirlenen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.