Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/570 ESAS
KARAR NO : 2023/108
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2022
KARAR TARİHİ : 14/02/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkil ——(“Müvekkil” veya “——) — alüminyum sektörünün öncü üreticilerinden olarak, 1500’ü aşkın çalışanı ile rulo, levha, folyo ve boyalı alüminyum ürünleriyle ambalaj, distribütör, inşaat, dayanıklı tüketim, otomotiv ve ısıtma – soğutma gibi birçok sektöre hizmet vermektedir. Güvenilirlik, esneklik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temel değerleriyle birlikte iş ortaklarıyla güvene dayalı ve uzun süreli ilişkiler oluşturmakta ve onlara özel esnek çözümler geliştirmektedir. —— Alüminyum, gerçekleştirdiği ihracat miktarı ve istihdam sayısı ile Türkiye ekonomisine ciddi katkılarda bulunmaya devam etmektedir. Davalı ——(“Davalı”) ile Müvekkil arasında 24.07.2017 tarihinde Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi (“İş Sözleşmesi”) akdedilmiştir. İş Sözleşmesi’nin 9. Maddesinde: “Personel bu sözleşme herhangi bir nedenle sona erdikten sonra 24 ay süresince,——Alüminyum ile rekabet içinde bulunan, ——-Bölgesi sınırları içerisinde, yassı hadelenmiş alüminyum (rulo, levha, folyo ve boyalı) üretimi ve/veya satışı konusunda faaliyet gösteren, gerçek ve tüzel kişilerin personeli, sahibi, ya da ortağı olarak doğrudan ya da dolaylı olarak her ne sıfatla olursa olsun görev almayacağını, aynı konularda araştırma – geliştirme ver her türlü haksız rekabet ortamı yaratacak çalışmalarda bulunmayacağını kabul ve taahhüt eder. Personel, yukarıda iki maddede belirtilen sır saklama ve rekabet yasağı taahhütlerine aykırı hareket ederek şirketi ve/veya çalışanları maddi ve/veya manevi zarara uğratması halinde son aylık brüt ücretinin 24 katı tutarında bir cezai şartı herhangi bir itirazda bulunmaksızın derhal ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” hükmü yer almaktadır. EK-1: 24.07.2017 Tarihli İş Sözleşmesi, Davalı ile Müvekkil arasındaki iş ilişkisi Davalı’nın istifası nedeniyle 31.10.2021 tarihinde sona ermiştir. Hemen akabinde Davalı, Müvekkil ile aynı işkolunda faaliyet gösteren dava dışı ——- nezdinde çalışmaya başlamıştır. İşbu durum Davalı’nın ——nezdindeki kayıtlarıyla da sabittir. EK-2: Davalı’nın —- Nezdindeki Kayıtları —– müzekkere yazılarak celbini talep ederiz) EK-3: Mülakat aşaması dahil Davalı’nın—— Nezdindeki Kayıtları ——- müzekkere yazılarak celbini talep ederiz) l EK-4: Davalıya Ait Özlük Dosyası Müvekkil ve dava dışı ——alüminyum sanayii başta olmak üzere aynı işkolunda faaliyet gösteren ve rekabet halinde olan şirketlerdir. Davalı’nın İş Sözleşmesi’ni sona erdirmesi akabinde ——çalışmaya başlaması İş Sözleşmesi’nin 9. maddesindeki rekabet yasağı düzenlemesine de aykırıdır. :—– Alan Adlı İnternet Sitesinden —–Alanında Faaliyet Yaptığını Gösterir Görseller EK-6: —— Ticaret Sicil Dosyası —— Celbini Talep Ederiz) ve—— Firma Detay Belgesi EK-7: —– Alan Adlı İnternet Sitesinden—– Müvekkil Şirketin Alüminyum Sanayii Alanında Faaliyet Yaptığını Gösterir Görseller EK-8: Müvekkil’e ait —— Ticaret Odası Firma Detay Belgesi Alüminyum sektörünün öncü üreticilerinden olan Müvekkil, ulusal ve uluslararası birçok firmaya satış yapmaktadır. Davalı, Müvekkil bünyesinde son olarak Genel Muhasebe Kıdemli Uzmanı göreviyle çalıştığı için tüm Müşteri bilgilerine ve ürün detaylarına da erişimi bulunmakta ve rakip firmada çalışmaya başlaması Müvekkil’e ciddi ticari zarar verme riskini de beraberinde getirmektedir. Davalı’dan talep edilen cezat şartın temeli TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine dayanmaktadır. Yargıtay yerleşik içtihatları çerçevesinde de iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir. EK-9: ——-sayılı kararında; “tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu, rekabet yasağı sözleşmesinin sadece işçi aleyhine cezai şart hükmü içermesinin sözleşmeyi geçersiz kılmadığı, ..” yönünde karar vermiştir. EK 10: ——-sayılı kararı 9. Zaman, yer ve faaliyet alanı bakımından sınırlandırılmış rekabet yasağı sözleşmesinin bağlayıcı olduğu, işçinin iş akdinin sona ermesinden kısa bir süre sonra davacının faaliyet alanında ve davacı şirketle aynı bölgede faaliyet gösteren başka bir şirkette işe girmesi durumunda, rekabet yasağı sözleşmesinin batıl olduğunun ileri sürülmesi dahi MK. M.2’de düzenlemesine aykırılık teşkil eder ve hukuk düzeni bunu korumaz. EK-11: ——- 26.01.2021 Tarihli Kararı, Davalı ile Müvekkil arasında zaman, yer ve faaliyet alanı bakımından sınırlandırılmış bağlayıcı bir rekabet yasağı sözleşmesi vardır. Davalı rekabet etmeme taahhütlerine aykırı davranarak Müvekkil şirketten ayrılarak kısa bir süre sonra aynı sektörde faaliyet gösteren rakip firmada çalışmaya başlamıştır. Yasal düzenleme, Yargıtay kararları ve İş Sözleşmesi’nin 9. maddesi çerçevesinde Davalı tarafından ceza-i şart olarak 206.400,00-TL’nin (Davalı’nın son brüt ücretinin 24 katı tutarı) temerrüt —— sayılı ve 03.12.2021 tarihli “Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik Karar”ı çerçevesinde; TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğu kesin ve bağlayıcı olarak hükme bağlanmıştır. EK-13:——Sayılı ve 03.12.2021 tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik Kararı Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, Müvekkil alacağı olan 206.400,00-TL’nin tahsili gayesiyle ——- Esas sayılı dosyası tahtında ilamsız icra takibi başlatılmış olup, icra takibi borçlu——- haksız ve mesnetsiz itirazı neticesinde durdurulmuştur. Haksız ve mesnetsiz itiraz nedeniyle, itirazın iptali ile icra takibine devam edilebilmesi için huzurdaki davanın ikame edilmesi zarureti hasıl olmuştur. “…İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, davacının Davalıdan talep ettiği takip konusu bedel belirli olduğundan likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulüyle icra-inkar tazminatına ” EK-15:——-Sayılı 19.9.2019 Tarihli Kararı, Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere, eğer borçlu taraf borçlu olduğunu bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda ise, alacak likit olarak kabul edilmekte ve alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Alacaklı konumundaki Müvekkil’in, borçlu——- talep ettiği takip konusu alacak belirli olduğundan likit ve muayyen niteliktedir ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Arz ve izah edilen nedenler, İİK. m. 67/2’de yer alan düzenleme, doktrinde ortak olarak kabul edilen görüş ve yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde, borçlu ——- tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz itiraz nedeniyle ilamsız icra takibi durmuş olduğundan işbu davanın ikame edilmesi zarureti hâsıl olmuştur. Yasal düzenleme çerçevesinde arabuluculuğa başvurulmuş olup, 21.07.2022 tarihli——– arabuluculuk dosya nou arabuluculuk anlaşmama tutanağı da ekte arz edilmektedir. Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla, “Davalı borçlu——- Esas sayılı dosyasına vaki haksız ve mesnetsiz İtirazının İptali ile İcra Takibinin Devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen Faiziyle Ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere İcra İnkâr Tazminatına Mahkum Edilmesine, Yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini” şeklinde talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde; “Davacı tarafça açılan işbu dava ; ———Sayılı dosyasında vaki itirazımızın iptali istemiyle ikame edilmiştir. Davacının müvekkil davalıdan icra takibi ile talep ettiği cezai şart istemli alacak iddiası haksız ve mesnetsizdir, kabul etmiyoruz. Sayın Mahkemenizce davacının davasının reddine karar verilmesini arz ederiz. Şöyle ki; Davalı, davacının iş yerinde 24/07/2017 tarihinde işe başlamış olup , hizmet süresince muhasebe uzmanı olarak çalışmıştır. İş akdi davacının iddiasında yer verdiği şekilde istifa ile değil, müvekkilce haklı nedenlerle fesh edilmiştir. Müvekkil, iş akdini haklı nedenlerle fesh ettiğini 31/10/2021 tarihinde davacıya bildirmiş ve iş akdi bu bildirimle sona ermiştir. Müvekkil iş akdini haklı nedenlerle fesh etmesi nedeni ile kıdem tazminatının ve fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil çalışması, hafta tatili çalışması alacaklarının da ödenmesini davacıdan talep etmiş, ancak ödeme yapılmamıştır. Bu sebeple müvekkilce, davacı aleyhine sayılan alacakların hüküm altına alınması istemi ile ——- Esas Sayılı dosyası ile alacak davası açılmıştır. Söz konusu dava derdesttir. Sözü edilen bu dosyada davalı müvekkilin iş akdini feshe götüren haklı fesih sebepleri ayrıntılarıyla izah edilmiştir. Bu sebeple müvekkilin davacısı olduğu dava dosyasında yapılacak yargılama ve nihayetinde verilecek hüküm önem arz etmektedir. Zira İş Mahkemesinde yapılacak yargılama neticesinde müvekkilin iş akdini istifa ile değil, haklı nedenle fesh ettiği hususu da ispat edilecektir. Sayın Mahkemenizde görülmekte olan işbu dava açısından——– Esas Sayılı dosyanda verilecek hüküm aşağıda arz edilen nedenlerle önem arz etmektedir. Bu sebeple Sayın Mahkemenizce——–Esas dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini sayın Mahkemenizden öncelikle arz ederiz. Davacı taraf dilekçelerinde özetle, “Davalı’nın İş Sözleşmesi’ni sona erdirmesi sonrasında—— çalışmaya başladığını ve bu durumun İş Sözleşmesi’nin 9. Maddesinde yer alan rekabet yasağı düzenlemesine aykırı olduğunu bu sebeple davalının iş sözleşmesinde yer alan cezai şart miktarını ödemesinin gerektiğini , davalının icra takibine yaptığı itirazının haksız olduğunu” ifade etmişlerdir. Ancak bu taleplerinin haksızlığı açıkça ortadadır. Zira öncelikle belirtmek gerekir ki dava konusu cezai şart talebine dayanak edilen rekabet yasağına ilişkin düzenleme geçersizdir. Kaldı ki davalı müvekkilin davacı şirket ile rekabet eder şekilde bir davranış ve eylem içinde olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu sebeple doğaldır ki davacı nezdinde herhangi bir zarar da doğmamıştır. Davacı tarafın dava konusu icra takibine vaki talebi yasal mevzuata aykırı olup açıkça haksız ve hakkaniyete aykırıdır. Davacı işverenin talebine mesnet ettiği rekabet yasağı ve buna bağlı olarak ceza şarta ilişkin düzenlemesine, hizmet sözleşmesi içerisinde bir maddede yer verdiğinden söz etmektedir. Davacının dosyaya ibraz ettiği belirsiz süreli iş sözleşmesi incelendiğinde, matbu surette hazırlandığı , kişiye özel aydınlatılmış, bağlayıcı kabul ve taahhütler içermediği, genele yönelik ifadelerin yer aldığı, tarih de içermediği anlaşılmaktadır. Söz konusu davalı müvekkile imzalatılan iş sözleşmesi, esasen işverence tek taraflı olarak matbu şekilde hazırlanmış olup , sözleşmede işçi tarafı olarak yer alan davalı müvekkile okuma fırsatı verilmeden yalnızca tamamlayıcı mahiyette imzası alınmak suretiyle tanzim edildiği açıktır. İş sözleşmesi içerisinde matbu, genele yönelik ifadelerle davacı işverence yer verilen rekabet yasağı düzenlemesinin ve buna bağlı olarak tek taraflı davalı müvekkil aleyhine düzenlenen cezai şart koşulunun bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Öyle ki yasal mevzuat ve yargı kararlarında da yer aldığı haliyle işçi ile işveren arasında düzenlenen hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine tek taraflı konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu vurgulanmaktadır. Davacı işveren ile davalı müvekkil arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı taraf dilekçeleri içeriğinde davaya konu cezai şart talebinin dayanağının işçi ile işveren arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi olduğunu da açıkça ifade etmişlerdir. Bu sebeplerle davacı tarafça hizmet sözleşmesine dayandırılan , işçi aleyhine tek taraflı cezai şart koşulu içeren rekabet yasağı düzenlemesi geçersiz olup davalı müvekkil yönünden bir bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı durumunda dahi , rekabet yasağının işçinin hayatını kazanmasını engelleyecek derecede ekonomik geleceğini haksız bir şekilde kısıtlamaması ve Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetlerine aykırı olmaması gerekmektedir. Davalı müvekkil istifa etmemiştir, iş akdini keyfi nedenle değil, davacının yasal mevzuata , dürüstlük kuralına ve hakkaniyete aykırı uygulamaları nedeniyle haklı nedenlerle fesh etmek durumunda kalmıştır. Zira işverenin işçiyi koruma gözetme gibi yükümlülüklerine uygun davranılmayan bir iş ortamında davalı müvekkilin çalışmaya devamı kendisi için katlanılması mümkün olmayan bir hal almıştır. Davalı müvekkil her ne kadar iş akdini haklı nedenle sonlandırmışsa da sonrasında yaşı ve sorumlulukları itibariyle çalışma hayatının devamı gerekmiştir. Tek taraflı olarak üstelik işçi aleyhine hazırlanan hizmet sözleşmesi işverene , işçinin çalışma koşullarını ağırlaştırıcı bir yetki vermediği gibi iş akdinin işçi tarafından haklı nedenlerle sonlandırılması akabinde çalışma hayatını etkileyecek , ekonomik geleceğini haksız olarak kısıtlayıcı geniş bir özgürlük alanı da vermemektedir. Davacı tarafça iddia edilen rekabet yasağı düzenlemesini kabul etmemekle birlikte , kaldı ki davalı müvekkilin rekabet halinde olduğunu gösterir bir davranış ve eylemi de olmamıştır. Davacı iş yerinde davalının iş akdinin sonlanması ve /veya yeni işe başlaması sebebiyle oluşan bir zararı da bulunmamaktadır. Davalının bu husustaki tüm iddiaları da muğlak ve asılsızdır. Davacı iş yerinde farklı pozisyonlarda çalışıp iş akdi sonlanan personeller de benzer şekilde yeni bir işe girmişseler de kendilerinden söz konusu istemlerde bulunulmamıştır. Davacı keyfi uygulamalarla ve bu türden haksız ve hakkaniyetsiz kayıtlarla haksız menfaat elde etmeye çalışmaktadır. Yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın talep ettiği tutarın hangi kıstaslara ve/veya ücrete göre talep edildiği de açıklanmamıştır. Davacı tarafın talebi tüm ferileri, faiz oranları ile birlikte , muğlak, fahiş, haksız ve hakkaniyetsizdir. Bu sebeple tarafımızca kabulü mümkün değildir. Davacının dava dilekçesinde yer verdiği sair tüm iddiaları da haksız ve asılsızdır. Yukarıda izah edilen nedenlerle davacının başlattığı icra takibi haksız olup yasal mevzuata , yerleşik içtihatlara aykırı talebe dayanmaktadır. Söz konusu bu durum sayın Mahkemenizce yapılacak yargılama ve toplanacak deliller sonrasında açıkça anlaşılacaktır. Sayın Mahkemenizce öncelikle —— İş Mahkemesinin ——- Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini ve nihayetinde davacının haksız davasının reddine karar verilmesi istemiyle işbu davaya cevap verilmesi luzümu hasıl olmuştur. Yukarıda yer verdiğimiz haklı sebepler ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önüne alınacak nedenlerle; davacının haksız davasının küllen reddine karar verilmesini, davalı müvekkilce yapılacak yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini” şeklinde talep ve iddia etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava, iş sözleşmesine konan rekabet yasağı hükmünün ihlali iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli davadır. Taraflar arasında 24.07.2017 tarihinde Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi akdedilmiştir. Davalı 31/10/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere işten ayrılmıştır.Davacı taraf, işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle, davalı aleyhine başlattığı takibe, davalı tarafından yapılan itirazın iptali için eldeki davayı açmıştır.Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir.25/10/2017 tarihli —— yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (——-) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere iş mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. Madde de bu bölümde düzenlenmiştir. İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarına Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK’nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiş vaziyettedir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK’nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK’nın 444/2. Maddesinde açıkça rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının konusunu işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır. TBK’nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir.İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu’ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir.——- sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı açıktır. Yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp, iş mahkemesi görevlidir.Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Görevli mahkemenin İş Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114 (1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115 (2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK’nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli ——İŞ MAHKEMESİ’ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK’nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ——- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.