Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/608 ESAS
KARAR NO : 2023/106
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/08/2022
KARAR TARİHİ : 14/02/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkil aleyhine ile —–. İcra Dairesi——- sayılı dosyası ile Genel Haciz Yolu ile İlamsız Takip yapılmıştır. Takibe dayanak olarak 97.002,24TL tutarlı 07.10.2021 tarih ve ——- numaralı fatura gösterilmiştir. Ancak müvekkilin kendi şahsına bu faturaya konu olacak ne bir siparişi ne bir işi olmuş ne de alacaklı ile müvekkil arasında bir sözleşme kurulmuştur. Müvekkilin kendi şahsı adına işlettiği bir ticari işletmesi mevcut değildir. Müvekkil ———- (Vergi No: ——- yöneticisidir. Kendi şahsı adına herhangi bir ticari falliyeti yoktur. Dolayısıyla müvekkilin şahsının 97.002,24TL tutarlı 07.10.2021 tarih ve ——numaralı faturaya muhatap olması ve bu fatura nedeniyle borçlu olması mümkün değildir. Üstelik fatura içeriğinde belirtilen hiç birşey müvekkile teslim edilmiş değildir. Davalı alacaklının, müvekkile teslim etmediği şeyler için müvekkilin şahsına fatura keserek müvekkili borçlandırması mümkün değildir. Davalı alacaklı ile ——-arasında bir iş yapılmıştır. Ancak davalı alacaklıya fazlasıyla ödemeler yapılmış olmasına rağmen bu işi olması gerektiği gibi tam ve eksiksiz yapmamış, teslim etmemiştir. Bu ödemelerin bir kısmı ——-çekleri ile yapılmıştır. Hatta davalı alacaklı taraf, verilen çeklerden bir tanesine dayanarak ——-sayılı dosyasında ——aleyhine takip yapmıştır. Dolayısıyla söz konusu iş için müvekkilin şahsının muhatap alınması ve borçlandırılabilmesi mümkün değildir. Öte yandan söz konusu iş —–tarafından başka bir firmaya tamamlattırılmıştır. Müvekkilin şahsının bir ilgisi olmamasına rağmen tamamen kötü niyetli bir şekilde müvekkilin şahsına bir fatura düzenlenmiştir. Fatura müvekkile usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğinden müvekkilin faturadan haberi olmamıştır. Daha sonra da bu faturaya dayanılarak eldeki davaya konu icra takibi yapılmıştır. Bu icra takibinden gönderilen ödeme emri usule aykırı olmasına rağmen, müvekkile tebliğ edilmiş göründüğünden takip kesinleşmiş ve davalı alacaklı tarafından haciz yollarına başvurulmuştur. Açıklandığı gibi takibe dayanak fatura yönünden müvekkilin muaccel olmuş bir borcu olmadığından alacağa faiz işletilmesi ve yasal faiz uygulanmaması da hukuka aykırıdır. Yukarıda açıklanan, resen gözetilecek ve diğer tüm nedenlerle, haklılığımız ve mağduriyetimiz göz önünde bulundurularak öncelikle——sayılı dosyası ve dayanağı fatura ile ilgili olarak müvekkil yönünden takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini; yapılacak yargılama sonunda ise——-sayılı dosyası ve dayanağı fatura yönünden müvekkilin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitini talep etmekteyiz. Yukarıda açıklanan, resen gözetilecek ve diğer tüm nedenlerle; Öncelikle gerekirse uygun bir teminat karşılığında ——sayılı icra takibinin müvekkil yönünden ihtiyati tedbiren durdurulmasına Yapılacak yargılama sonunda ise——– sayılı dosyası ve takibe dayanak fatura yönünden müvekkilin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine Müvekkilden tahsilat yapılması halinde ödenen tutarlar yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilmesi ile alacakların ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine Davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere müvekkile kötü niyet tazminatı ödemesine, Yargı giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesine” şeklinde talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde; “Davacı yan tarafımızca başlatılan——— Sayılı dosyada başlatılan icra takibinin haksız olduğunu savunmuş ve borcu olmadığının tespitini istemiş ise de söz konusu icra takibi haklı nedenle başlatılmış olup, davanın reddi gerekmektedir. Söz konusu icra takibinde takip dayanağı belge olarak sunulan fatura (Fatura No: ——— … ile müvekkil arasında yapılan iş neticesinde düzenlenmiştir. Buna göre ———müvekkilden faturada yazanları satın almıştır. Ancak ücretini ödememiştir. İcra takibi faturadaki alacak kalemlerinin istemi için başlatılmıştır. Ayrıca fatura ——-07/10/2021 tarihinde gönderilmiş ancak teslim edilememiştir. Bunun üzerine tarafımızca ekinde faturanın da yer aldığı ve fatura bedeli istemini içeren —— Noterliği ——– seri numaralı ihtarname (EK 1) ——- 25/10/2021 tarihinde gönderilmiş olup, 09/11/2021 tarihinde muhtara teslim edilmiştir. Davacı tarafın iddia ettiğinin aksine usulüne uygun tebligat yapılmış ve süresi içerisinde faturaya itiraz edilmemiştir. Buna ilişkin tebliğ mazbatası ektedir. Kişiler—– adreslerinden sorumludur ve kontrol etmekle yükümlüdürler. TMK 21/2 md. gereği resmi adres niteliğinde olan adreslerde muhtara tebliğ olması da tebligatın yapıldığını gösterir. Şehir dışı veya yurt dışında olmaları işbu husustaki sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Türk Ticaret Kanunu Madde 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (——— “Faturaların alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi için muhataba tebliğinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraza uğramamış olması gerekir.”TTK m.21 uyarınca Yargıtay kararından anlaşıldığı üzere ihtarname ile fatura tebliğ edildikten sonra sekiz gün içerisinde itiraz gelmemişse faturada belirtilenlerin doğruluğu bir karine olarak kabul edilir. Dolayısıyla davalı yan tarafından sekiz gün içerisinde itiraz gelmediğinden faturanın içerisindeki alacak kalemlerinin ve faturanın borçlusunun——–olduğunun kabulü gerekmektedir. Yargıtay kararında görüldüğü üzere faturaya itiraz edilmemiş olması halinde iş bu fatura içeriğini doğrular ve fatura delil mahiyetinde kullanılır. Huzurdaki dava menfi tespite ilişkindir. Fatura bedelinin ödendiğini veya faturanın geçersiz olduğunun ispatı davacı tarafa aittir. Ne var ki davacı taraf ispat yükünü tarafımıza yüklemeye çalışmakta ve ispata yarar delil sunmamaktadır. İşbu sebeple davasını ispatlayamayan davacının davasının reddedilerek kötü niyetle açılmış davanın reddi gerekmektedir. Davacı yan ——– kendi şahsı adına işlettiği bir ticari işletmesinin bulunmadığını savunmuştur. Ancak dava dilekçesinde bahsedilen şirket —– Şirketi 28/06/2016 tarihinde ——-tarafından kurulmuş olup,——- tarafından işletilmektedir. 10/04/2017 yılında hisselerin bir kısmı —— devredilmiştir. Sonuç olarak da 09/11/2020 tarihinde hisselerin tamamı——devredilmiştir. Görüldüğü üzere ——- şirketin yalnız yetkilisi olmayıp, tek ortaktır ve yalnız şirket adına değil, kendi adına da borç ilişkisi kurmaktadır. ——- adına şirket olmaması ——- kendi adına borç ilişkisi kuramayacağı anlamına gelmemektedir. ——– mesaj kayıtlarında görüldüğü üzere 18/08/2021 tarihinde müvekkil —— ve bakiye borcu iletmiştir. 26/08/2021 tarihinde——– elinin sıkışık olduğunu, ödeme yapması için biraz zaman istediğini söylemiştir——-müvekkile ——-Şirketine fatura kesileceğini belirtmemiştir. Kaldı ki faturaya itiraz edilmemesi faturanın içerisinde yazanları doğrulamış olduğundan fatura borçlusunun ——- olduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı yan——— tarafından müvekkile ödemeler yapıldığını savunmuşsa da iş bu iddia doğru değildir. Müvekkile faturadaki alacak kalemleri ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmamıştır, davalı yan dosyaya iddiasını ispatlar nitelikte belge ibraz etmemiştir. Kaldı ki davalı yan iddiasını ——–Tarafından keşide edilen çeke dayandırmıştır. Ancak iş bu çek ——— seri numaralı 17.500,00 TL bedelli çektir. Bu çekin 14.825,00 TL’si karşılıksız olup, şirket yetkilisi ——hakkında——- sayılı 15/03/2022 tarihli karar ile cezaya hükmolunmuştur. İş bu çekin bedeli tarafımızca——- Sayılı dosyada başlatılan icra takibi ile tahsil edilmiştir. Ancak çekin düzenlenme sebebi dava konusu fatura içerisindeki alacak kalemlerinden ayrı olup, dava konusu faturanın kesiminden öncedir. 02/06/2021 tarihli faturanın (ek 2) karşılığı olarak çek verilmiştir. yani takip dayanağı fatura ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Ekte sunulan (EK 3)——-mesaj kayıtlarında görüldüğü üzere ——-müvekkile “Bayram 1 gün öncesi zaten perdeleri taktınız.” demiştir.——-borcu kabul etmiştir ve müvekkilin perdeleri taktığını söylemiştir, malzemelerin tesliminde eksiklik bulunduğuna dair herhangi beyanda bulunmamıştır. Ayrıca——— tarafından işin eksik, ayıplı olduğuyla ilgili ihtarneme gönderilmemiş ve bir bildirimde bulunmamıştır. Tarafımızca gönderilen ihtarnameye cevap vermemiş, kendisi buna ilişkin ihtarname göndermemiş ve hatta mail yoluyla dahi ulaşmamıştır. Alacak miktarını müvekkil ——— mesajıyla da istemiş olup, ödeme yapılmadığından son çare icra takibi başlatılmıştır. Ayrıca davacı taraf faturalandırılan işlemin yapılmadığını iddia etmiş ise de ekte sunacağımız video ve fotoğraflardan da görüleceği üzere müvekkilimiz kendisine atfedilen işi yapmış ve iş bitiminden sonra bunu videoya kaydetmiştir. Hem söz konusu perdeler takılmadan önce hem de takıldıktan sonraki video ve görüntüler müvekkilim tarafından çekilmiştir. İşbu videolar çekilirken davacı ———oradadır ve camdaki yansımadan da belli olmaktadır. (ön bürodan cd şeklinde sunulacaktır) Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. HMK m.199’dan da anlaşıldığı üzere elektronik ortamdan elde edilen deliller belge niteliğindedir. Günümüzde elektronik ortamda sıklıkla ——-uygulamasından iletişim kurmakta olup, —— uygulamasındaki mesaj kayıtlarının belge niteliğini haiz olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde ——-mesajlaşmalarıyla iletilen öneri ve kabul ile kurulan sözleşmeler geçersiz olacak, tarafların haklarına halel gelecektir. Bu nedenle—— mesaj kayıtları dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır. Somut uyuşmazlıkta müvekkil ile ——- arasında geçen mesajlaşmalardan açıkça anlaşıldığı üzere ——- şirket adına değil kendi adına hareket etmektedir. Her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde “Ancak müvekkilin kendi şahsına bu faturaya konu olacak ne bir siparişi ne bir işi olmuş ne de alacaklı ile müvekkil arasında bir sözleşme kurulmuştur.” şeklinde beyanda bulunsa da işbu beyanlar gerçeği yansıtmamaktadır. Açıkça kanuna aykırı bir şekilde beyanlarda bulunarak mahkemeyi yanıltma amacıyla hareket edilmektedir. Müvekkilim kendi aracının plakasını belirten görüntüyü ——atmış (——-) hem de davaya konu faturaların sebebi olan perdelerin ölçülerini davacı—— kendisi kağıda yazmıştır. İşbu —— plakalı araç Mart 2022 tarihinde müvekkilim tarafından satılmıştır. (EK 4) Yapılacak olan bilirkişi incelemesinde işbu husus ortaya çıkacaktır ve —— el yazısı olduğu ispatlanacaktır. Müvekkilimiz işlemi bitirdikten sonra davacı —— ödeme yapmasını istemiş ancak olumlu yanıt almamış “hastayım” cevabıyla karşılaşmış ve——- tarafından adeta acıtasyon yapmak amaçlı kendisine hastanede serum takılırken video atılmıştır. (ön bürodan cd şeklinde sunulacaktır.) Davacı yan müvekkilin fatura içerisindeki malzemelerin ilgili adrese teslim edilmediğini iddia etmiştir ve delil olarak bir başkasıyla yapılan sözleşmeyi göstermiştir. Ancak davacı yanın sunmuş olduğu sözleşme örneği müvekkil ile ——- arasındaki borç ilişkisinin olmadığını göstermemektedir ve malzemelerin teslim edilmemesi açısından delil niteliğine haiz değildir. Sözleşmenin içeriğinde sözleşmenin konusu ve edimler açık ve net bir şekilde belirtilmemiştir. salt bu sözleşmeye dayanılarak müvekkilin faturaya konu malların teslim edilmediğinin kabulü mümkün değildir. iş bu malzemelerin teslim edilmediğine dair ihtarname çekilmemiş olmakla, tarafımızca çekilen ihtarnameye de cevap verilmemiştir, bununla ilgili mail dahi atılmamıştır. Davacı tarafa gönderilen ihtarnamede malzemelerin teslim edildiği ve ücretlerinin ödenmediği beyan edilmiştir, iş bu ihtarnameye davacı yan tarafından cevap verilmemiştir. Davacı yan gerek borç ilişkisini gerek faturayı kabul etmiş olup, malzemelerin teslim edilmediğine dair beyan iletmemiştir. Huzurdaki dava haksız yere olup reddi gerekmektedir. Davacı yanın iddialarının gerçeği yansıtmadığı izahtan varestedir. Davacı yanın sunduğu hiçbir delil müvekkil ile ——- arasındaki borç ilişkisini çürütür nitelikte olmadığından davanın reddini ve kötü niyetle açılan iş bu davadan dolayı müvekkile dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. Davalı yanın haksız davasının reddini,——. Sayılı dosyada tahsilat yapılacak olursa iş bu tahsilatlardan ötürü huzurdaki davanın istirdat davası olarak devam edilmesinin reddine, Dava değerinin %20sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı yana yükletilmesine, Yargı giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” şeklinde talep ve iddia etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava, faturaya dayalı alacak nedeniyle başlatılan icra takibinde, borçlu olunmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır.—– esas sayılı icra dosyasının dosyamız arasına celp edilmiş olduğu görülmüştür.Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK’ nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye ticaret mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir. Somut olayda davalı taraf tacir ve uyuşmazlık ticari işletmesini ilgilendirmekle birlikte davacı tarafın gerçek kişi olduğu görülmektedir.—– Esas,——-Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere yalnızca ticarethane ibaresi mutlak ticari dava için yeterli olmayıp, davacının 6102 sayılı yasa kapsamında tacir olup olmadığının ve davacı tarafça çalıştırılan işyerinin ticari işletme kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği esas olduğundan, mahkememizce de bu görüş benimsenmiş olup, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı tartışmasız olmakla birlikte nispi ticari dava kapsamında kalıp kalmadığı hususunda sağlıklı değerlendirmelerin yapılması için ve davacının bağlı bulunduğu Ticaret Odası, Vergi Dairesi ve esnaf olup olmadığının anlaşılması bakımından Esnaf Odasına ayrı ayrı müzekkereler yazılmış ve müzekkere cevapları dosya içine alınmıştır.—–Esnaf Odasından alınan 19/08/2022 tarihli müzekkere cevabında davacının ve davalının esnaf odasına kaydının olmadığı belirtilmiştir.
——- Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden alınan 17/08/2022 tarihli müzekkere cevabında davacı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı belirtilmiştir.——- Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden alınan 16/08/2022 tarihli müzekkere cevabında davacının 24/06/2016’da terk kaydı bulunduğu, en son 2016 defterlerini işletme usulüne göre tuttuğu; davalının bilanço usulüne göre defter tuttuğu görülmüştür.Gelen müzekkere cevapları incelendiğinde, davacının gerek ticaret sicilde kaydının bulunmaması, gerekse vergi dairesi kayıtlarından esnaf sınırında kaldığının anlaşılması durumunda artık davacının tacir olmadığı ve dava tarihi itibariyle herhangi bir şirkette ortaklık ve yöneticiliğininde bulunmadığı anlaşılmış olmakla mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir:
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114 (1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115 (2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK’nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli ——- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK’nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde——Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.