Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/156
KARAR NO : 2023/606
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 02.03.2023
KARAR TARİHİ : 11.07.2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde —-no’lu—–Paket Sigorta Poliçesi” ile sigortalı dava dışı —- ait konutta, 10.11.2018 tarihinde davalı şirketin güvenliği yeterince sağlayamaması neticesinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, bu olaydan kaynaklı olarak sigortalı zarara uğradığını, meydana gelen hırsızlık olayında, davalıların yeterli ve gerekli tedbirleri almaması dolayısıyla güvenlik zaafiyeti oluştuğu, bu sebeple de yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olacağını, dava dışı sigortalısının zararı Poliçe Genel Şartlarına uygun olarak ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, ekspertiz raporuna istinaden sigortalısına 26.12.2018 tarihinde 9.075,00- TL tazminat ödendiğini, sigortalı ile müvekkili arasında akdedilen Poliçe Genel Şartları ve TTK 1472. Maddesi uyarınca müvekkili şirketin, sigortalısının zararına neden olanlar aleyhine mevcut her türlü hak bakımından halefi olduğunu, yaşanan hırsızlık olayı sonucu dava dışı sigortalının konutunda meydana gelen zararın giderilmesi adına ödediği tutarın tahsili için müvekkili şirketçe, davalılar aleyhine—- İcra Müdürlüğünün—-Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalıların borca ve yetkiye itiraz ettiğini, dosya —-. İcra Müdürlüğüne gönderildiği, —— Esasa kaydolduğunu, Yetkili icra dairesince gönderilen ödeme emrine de süresi içinde davalı taraflarca itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davalılar tarafından her ne kadar ödeme emrine itiraz edilmişse de gerek ödeme emri gerekse takip taleplerinin incelenmesinde borcun sebebinin açık ve net şekilde belirtildiğinin görüldüğünün, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla; davalı borçluların —-. İcra Müdürlüğünün —— Esas Sayılı takip dosyasına vaki borca itirazının iptaline ve takibin devamına, haksız ve zaman kazanma amacına yönelik itirazda bulunan davalı borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle AAÜT Madde 16/2c Uyarınca davalılar aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı —–vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde bahsettiği hırsızlık olayına dair, sigortalısı olan — tarafından —-Tüketici Mahkemesinin —— Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığı, bu açılan davada davalı müvekkili şirket olduğu, davacıları açtığı davasında —- Tüketici Mahkemesinin —-Esas, —– Karar sayılı ve 21/06/2021 tarihli kararı ile davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiği, mahkemenin bu kararının taraflarınca istinaf edildiği, ilk derece mahkemesi kararı halihazırda istinaf incelemesinde olduğu, davacının eldeki davasının konusunu doğrudan etkileyecek olan —-. Tüketici Mahkemesinin — Esas, —–Karar sayılı ve 21.06.2021 tarihli kararın kesinleşmesinin beklenmesini, nihayetinde davacının davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle; davacının eldeki davasının konusunu doğrudan etkileyecek olan —-. Tüketici Mahkemesinin—-Esas,—–Karar sayılı ve 21/06/2021 tarihli kararının kesinleşmesinin beklenmesine, nihayetinde davacının davasının tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.Davalı —–vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, usulden reddi gerektiğini, 2. davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı —– yapılan ödeme tarihinin 26.12.2018 olduğu, davacı tarafça aleyhlerine başlatılan icra dosyasında takip tarihinin 30.03.2021 olduğunun, davacı tarafça tahsili talep edilen ‘rücu alacağı’nın zaman aşımına uğradığının,
müvekkilinin meydana gelen hırsızlık olayında sorumluluğu bulunmadığının, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının da saklı kalması kaydıyla yargılama yapılarak; öncelikle haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak açılmış bulunan davanın süresinde açılmamış olması nedeniyle usuden reddine; mahkeme aksi kanaatte ise talep edilen alacağın zaman aşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine, müvekkiline kusur izafe edilemeyecğinden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen hırsızlık olayı nedeni ile davacı sigorta şirketinin zarara uğrayan sigortalısı dava dışı kişiye yapmış oduğu ödemenin, hırsızlık olayından sorumlu olduğu olduğu iddia edilen davalı site güvenlik şirketininden rücuen tahsil istemi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmıştır.—-.İcra Müdürlüğünün —-esas sayılı icra dosyası fiziken dosyaya celp edilmiş, davacı tarafça dosyaya sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir.TTK.’nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.03.1944 Tarih —–sayılı kararında bu husus “Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.Davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı —– Dava dışı sigortalı davalıya karşı bu davayı hangi mahkemede açacaksa davacı sigorta şirketinin de o mahkemede davayı açması gerekmektedir.
28.11.2013 tarihli —— yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun’un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun’un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Somut olaya bakıldığında; davacının sigortalısı ile davalı güvenlik şirketi arasında kurulan sözleşme karşısında dava dışı sigortalı tüketici kapsamında olup davalı ile arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işleminden kaynaklandığı ve davanın açıldığı 05/07/2019 tarihi itibari ile davanın 28.11.2013 tarihli —–yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, Tüketici Mahkemesi’nin görevli olması nedeniyle mahkememiz tarafından bu davaya bakmakla görevli olmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Nitekim —- Bölge Adliye Mahkemesi —–.Hukuk Dairesi’nin —–Esas,—- Karar—-Esas,—– Karar, —- Esas, —-Karar sayılı bir çok kararında da site yönetimi güvenlik şirketi ile imzaladığı güvenlik sözleşmesi bireysel tüketici mahiyetinde olan her bir kat malikine vekaleten imzalanmış bir sözleşme olduğu buna göre her kat malikinin güvenlik şirketi karşısında 6502 sayılı tüketiciyi koruma kanununun 3. Maddesi bağlamında tüketici konumunda olduğu, güvenlik hizmet sözleşmesinin de tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK’nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli—– TÜKETİCİ MAHKEMESİ’ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK’nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,Dair; davacı vekili ve davalı —-vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.