Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/199 Esas
KARAR NO : 2018/400
DAVA : Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/02/2016
KARAR TARİHİ : 12/04/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacılar vekili, müvekkillerinin…… İlçesinde bulunan … sahipleri olduğunu; otelin 2 kez yer kaymasına uğradığını, ilk yer kaymasında otelin … nezdinde “otel paket sigorta poliçesi ile” …..tarihine kadar sigortalı olduğunu; ilk yer kaymasının 10/04/2013 tarihinde meydana geldiğini; müvekkillerinin toprak kayması nedeniyle oluşan hasarı almak için .. Sigortaya başvurdaklarını; ancak talepleri kabul edilmediği için sigorta tahkim komisyonuna başvurduklarını; sigorta tahkim komisyonu kararı ile hasarın teminat poliçesi kapsamında kaldığının ortaya çıktığını; davacının bilahare kredi almak istediğini; ….. Bankasına başvurduklarını, bankacılık işlemleri için yerin sigorta edilmesi gerektiğini; bunun üzerine davalı sigorta şirketi ile anlaştıklarını, 23/07/2013 ile 23/07/2014 arasında taraflar arasında …. düzenlendiğini; bir süre sonra yer üzerinde yeniden kayma meydana geldiğini; rezikonun gerçekleştiğini 19/02/2014 tarihinde davalı sigorta şirketine bildirdiklerini; ….. nolu hasar dosyasının açıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından haksız bir şekilde ödeme yapılmadığını; gerekçe olarak da kendilerine sigorta poliçesi yapılırken gerekli bilgilerin verilmediği, binanın ruhsatına aykırı yapıldığı ve giderilmesi istenen hasarın evvelki kaymadan kaynaklandığı hususlarının gösterildiğini; bunların hiç birinin yerinde olmadığını belirterek; fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 400.000,00 TL zararlarının 30/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek ( ekspertiz rapor tarihi ) avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacılara ait otelin …… arasında sigorta poliçesi ile teminat altına alındığının doğru olduğun; davacı tarafın tarihinde giderilmesini talep ettiği hasarı müvekkilinin ihbar ettiğini; müvekkilince …. ve 17/06/2017 tarihinde 3 kez .. birer kez rapor aldıklarını; davacının bir önce de …. Sigortadan 17/04/2013 tarihinde …nolu bir hasar dosyası açtırdığını; orada… Ekspertiz Şirketi tarafından hizmet verilip, toprak kaymasının ve verdiği hasarların fotoğraflandığını; fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere hasarların aynı olduğu; bu nedenle ilk toprak kaymasından sonra herhangi bir kaymanın meydana gelmediği, sözleşme anında zaten kaymanın meydana gelmiş ve rizikonun gerçekleşmiş olduğu; kaldı ki, sözleşme anında da davacı müşterinin evvelki toprak kaymasını bildirmediğini böylece poliçe gereği “beyan yükümlülüğüne” aykırı davrandığını; yine ayrıca sözleşme gereğince hasarın “ayni ve beklenmedik” şekilde gerçekleşmesi gerektiği; fakat çok kısa süre önce yerde toprak kayması meydana geldiğinden ve arada davacı yanca hiç bir tedbir alınmadığından artık yeniden meydana gelecek toprak kaymasının beklenmedik bir olay değil, tam tersine beklenen bir durum olduğunu; ilk toprak kaymasından sonrada şayet ikinci toprak kayması oluşmusa arada heyelana karşı davacının hiç bir tedbir almadığını bildirerek; sigorta poliçesi gereğince böylece ödeme yükümlülüğünden kurtulmuş olduklarını belirtip davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, sigorta poliçesinin tarafı olan davacı sigortalı ve davalı sigorta şirketi arasında görülen alacak davasıdır.
Davacı taraf, sigorta poliçesi çerçevesinde rizikonun gerçekleştiğini, davalı tarafın ödeme yapmadığını; davalı taraf ise, rizikonun gerçekleşmediğini, ortada olan hasarın sigorta poliçesi imzalanmadan önce evvelki sigortacı zamanında oluşan toprak kaymasından meydana geldiğini; kaldı ki, ikinci bir toprak kayması olsa dahi hem davacının “bildirim yükümlülüğüne” uymadığını, bu nedenle sigorta poliçesine göre ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığını hem de poliçe gereğince müvekkilinin sadece beklenmedik zararlardan sorumlu olduğunu oysa yerde çok kısa süre önce toprak kayması yaşandığı için beklenmeyen bir durumdan söz edilemeyeceğini ileriye sürdüğü; bu çerçevede taraflar arasındaki ihtilafın rizikonun davalı ile poliçe yapıldıktan sonra gerçekleşip gerçekleşmediği; davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde davacılarca bildirim yükümlülüğünün ikrar edilip edilmediği ve edilmemişse, hasarın poliçe gereğince beklenmedik bir halden doğup doğmadığı hususlarından toplandığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, gerek ilk toprak kaymasına ilişkin olan hasar dosyasına ilişkin belgeler gerekse davacı tarafın ikinci kez gerçekleştiğini iddia ettiği hasara ilişkin fotoğraflar ve davalı şirketçe açılan hasar dosyası getirtilmiş; her iki hasar dosyasındaki raporlar incelenmiş, mahkememizce uzman bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden rapor alınmış; tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir.
Mahkememizce alınan uzman bilirkişi raporu, incelenmiş olup; gerek tespit ettiği hususlar gerekse gerekçeleri kabule şayan bulunarak hükme esas alınmıştır.
Bu rapora göre, toprak kayması nedeniyle mevcut hasarların ilk toprak kayması sonunda hazırlanan fotoğraflara uyduğu; ancak farklı bir toprak kaymasının gerçekleştiği ve davalımız ile imzalanan poliçeden sonra gerçekleştiği kabul edilse dahi; çok kısa bir süre önce meydana gelen heyelanın davalı tarafça davacı sigorta şirketine usulünce bildirilmediği; her ne kadar davalı taraf, sözlü olarak bu hususu bildirdiklerini son celsede ileriye sürmüş ise de; yazılı bir bildirimin bulunmadığı; davacı tarafında yemin deliline dava dilekçesi ile açıkça dayanmadığı nazara alınarak; davacı sigortalının “bildirim yükümlülüğüne” uymadığı; bu nedenle hasar bedelini davalı sigortadan isteyemeyeceği; kaldı ki, gerçekten de sigorta poliçesinde riziko olarak teminat altına alınan zararların “ani ve beklenmedik şekilde” gerçekleşen olaylar nedeniyle ortaya çıkması gerektiği; otelin bulunduğu yerde çok kısa süre önce heyelan yaşanması ve bundan sonrada heyelanın engellenmesi için herhangi bir tedbirin alınmamış olması karşısında; davalı ile imzalanan sigorta poliçesi esnasında yeniden heyelanın meydana gelme olasılığının yüksek olduğu; “ani ve beklenmedik şekilde” ortaya çıkan bir durum sayılamayacağı nazara alınarak; davalı sigorta şirketinin poliçe gereğince ödeme yükümlülüğünden kurtulduğu kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
DAVANIN REDDİNE,
Maktu ret harcının mahsubu ile bakiye 6.795,10 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,
Tamamı davacı tarafça karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının talebi halinde davacıya iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince davalı lehine 29.950,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak ve oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.12/04/2018