Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/170 Esas
KARAR NO: 2023/391
DAVA: Tazminat (Distribütörlük Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/02/2017
KARAR TARİHİ: 18/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Distribütörlük Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:Davacı vekili, taraflar arasında davalı tarafından üretimi yapılan —– damacanalarla ve su pompası ve su dispenseri ürünlerinin davacı tarafından —— sınırları içinde yeniden satılmak üzere davalıdan satın alınması işi için 09.05.2013 tarihinde ”distribütörlük sözleşmesi” imzalandığını, davacı tarafından sözleşmede yer alan yükümlülüklerin tam ve eksiksiz yerine getirildiğini, işin gerektirdiği yatırımların yerinde ve zamanında yapıldığını, çeşitli araç, gereç, malzeme, makine, teçhizat ve aksesuar ——- alınarak maliyete katlanıldığını, davalının makul ve haklı bir gerekçe olmadan tek taraflı sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle önemli miktarda zarara katlanmak zorunda kalındığını, ticari itibarının zedelendiğini, davacının davalının ürettiği —- markalı ürünlerin—- tanınması, yaygınlaşması ve güvenilir bir marka haline gelmesi ve önemli müşteri kapasitesine ulaşmasını sağladığını, sözleşme boyunca davalının kendilerine işler nedeniyle herhangi bir şikayet bildirimi olmadığını, davalının —– yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme süresinin —– tarihinde biteceği ve sözleşmeyi feshedeceklerini bildirdiklerini, müvekkilinin de —— yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi ile 3 yıllık sürenin distribütörün yaptığı yatırımın karşılığını alması için yeterli olmadığını, bu nedenle davalının yatırım masrafları nedeniyle doğan zararlar ile denkleştirme tazminatından sorumlu olduğunun bildirildiğini, sözleşmenin feshi üzerine davacının —— yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 300.000,00 TL ödeme yapmasını ihtar ettiği ancak davalının ödeme yapmadığını, TTK 122. Madde ve ——–denkleştirme tazminatının istenilebileceğini, davacının yaptığı kapasite sayesinde davalının menfaat elde etmeye devam ettiğini, sözleşme devam ediyor olsa idi davacının elde edeceği kazançtan fesih nedeniyle mahrum kaldıklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL (500 TL müspet zarar tazminatı, 500,00 TL denkleştirme tazminatı) tazminat bedelinin sözleşmenin feshedildiği 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davacının ticari itibarına zarar verildiğinden bahisle 20.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin feshedildiği 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ihtarname masrafları olan toplam 434,91 TL masrafların da yargılama giderlerine dahil edilmesini talep ve dava etmiş; Bilahare bilirkişi raporlarından sonra portföy tazminatını 677.500,00 TL’ye müspet zararını ise 8.750,00 TL’ye yükseltmiş, buna ilişkin harcını da karşılamıştır.
SAVUNMA:Davalı vekili, taraflar arasında ——— imzalandığını, distribütör olarak davacı tarafından herhangi bir müşteri portföyü oluşturulmadığını, nihai tüketiciye ürünü bayilerin ulaştırdığı ve dolayısıyla portföyün bayilerce oluşturulduğunu, bayilerin de sözleşme ile doğrudan üretici şirket olan davalıya bağlı olduklarını, sözleşmesindeki amir hükme rağmen davacının tazminat isteminin hukuka uygun olmadığını, davacı ile yapılan anlaşmanın davalıya ait müşteri portföyü ve bayilere hizmet vermek olduğunu, müşteri portföyünün davalı tarafından 3 yıllık sözleşme süresince teslim edildiğini, sözleşmenin —- Maddesinde sona erme hallerinin düzenlendiğini ve sözleşmenin —– Maddesinde sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde distribütörün satış yapılan tüm müşterileri davalıya teslim etmeyi, portföy tazminatı (denkleştirme tazminatı) dahil hiçbir talepte bulunmamayı kabul ettiğinin düzenlendiğini, yine distribütöre kar mahrumiyeti, müşteri tazminatı hakkının tanınmadığının belirlendiğini, bu sebeple davacının tazminat hakkının olmadığını, davacının sözleşme ile belirlenen satış bedellerini de tutturamadıklarını, davacının bu işi karlı görmediğini, başka marka ürün satışı da yaptıklarından bu markaya zaman ayıramadıklarını, bu nedenle kar sağlayamadıklarını kendilerine sözlü beyan ettiklerini; davacının yeterli ve iyi hizmet veremediğini, daha önce hizmet verilen örneğin ——- gibi bazı kurum ve bayilerden distribütör aleyhine şikayetlerin ulaştığı, davacının yazılı ve sözlü uyarıldığı, davacının davalının itibarına verdiği zarar nedeniyle ——–olan sözleşmenin sona erdiği, distribütör değiştikten sonra yeni distribütör sayesinde yeniden çalışılmaya başlandığı, sözleşme bitiş süresinden önce davacı ile anlaşarak bir araya geldikleri ve 19 litrelik polikarbon damacanalar ile 5-8-15 litrelik cam damacanaların ve su pompası ile su dispenserlerinin davalı tarafından iade alındığı, ayrıca beyan ettikleri ve önceden ödemesi yapılan deponun kalan kiraları için 5.100,00 TL dahil olmak üzere iade ettikleri ürünler ve kalan depo kiraları gibi bir kısım ödemeler için 133.451,84 TL ödeme yaptıkları, kendilerinin bu ödeme sonrası herhangi bir hak talep etmeyeceklerinin sözlü olarak bildirildiği, davacının ticari itibarını rencide edici tutum ve davranış içinde olmadıklarını aksine davacının toplam 133.451,84 TL ödeme için verilen ticari çeklerden son vadeli çek ödenene değin talepte bulunmamış olmasının manidar olduğu, davacının maddi ve manevi zararının olmadığı, kabul anlamına gelmemek üzere davacı talebinin kabulü halinde bu miktarın düşülmesi gerektiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı distribütör tarafından açılan portföy tazminatı ve diğer maddi tazminat kalemlerini içeren alacak davasıdır.
Taraflar arasında 09/05/2013 tarihli distribütör anlaşmasının mevcudiyeti ihtilafsız olup; taraflar arasındaki ihtilafın, davacı tarafından talep edilen tazminat kalemlerinin istenip istenemeyeceği, istenebilecekse miktarının ne olduğu hususunda toplanmaktadır.
Mahkememizce taraflar arasındaki 09/05/2013 tarihindeki anlaşma sunulmuş, mahkememizce taraflarca gösterilen tanıklar dinlenmiş, davacı ve davalı kayıtları talimat yazılmak suretiyle kayıtların bulunduğu yer ticaret mahkemelerinde inceletilmiş, inceleyen bilirkişi heyetlerinden raporlar alınmış, davacı taraf mahkememize uzman görüşü sunmuş; taraf delillerinin tamamı toplandıktan sonra değerlendirilmek suretiyle mahkememizce sonuca varılmıştır.
Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi 09/05/2013 tarihli olup, süreli bir sözleşmedir. Sözleşme süresi 3 yıldır. Sözleşmede, süre sonundan en az 3 ay önce sözleşmenin yenilenmeyeceği belirtilmediği taktirde sözleşmenin süresinin uzayacağı düzenlenmiştir.
Davalı dağıtıcının ——– yevmiye nolu ihtarı çektiği, bu ihtarla sürenin uzatılmayacağının, süre sonunda akdin ortadan kalkacağının davacı tarafa bildirilmiş olduğu ve ihtarın süresinde gerçekleştiği ihtilafsızdır. Davalı tarafın 05/02/2016 tarihinde keşide ettiği bu ihtarda herhangi bir haklı fesih sebebi bildirilmemiş olup, sadece sürenin bitmesi neden gösterilmiş, akdi ilişki yönünden sürenin uzatılmayacağı ihtar edilmiştir. Bilindiği üzere, haklı sebeple fesih ihtarlarında fesih sebepleri tek tek bildirilir ve ileride açılacak davalarda akdi fes eden bu fesih sebeplerinden gayrı başka bir fesih sebebine dayanamaz, fesih sebeplerini genişletemez. Bu nedenle davalımızın 05/02/2016 tarihinde gönderdiği ihtarda süre bitiminin dışında başka bir fesih sebebi bildirilmediğinden dava dilekçesinde ileriye sürdüğü ve fesih sebebi olabilecek vakaların değerlendirmeye alınması mümkün değildir. Zira, süresi içinde ihtarla birlikte ileriye sürülmüş değildirler. Öte yandan hem sözleşme hükmüne göre hem de TTK 121/1 maddesi gereğince taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin süre bittiğinden dolayı ortadan kalktığı; bu nedenle ne davacı yönünden ne de davalı yönünden haklı bir fesih sebebiyle ortadan kaldırılmadığı aşikardır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi mi yoksa distribütörlük ilişkisi mi olduğu önem arz etmekte olup; gerek sözleşmenin başlangıcında açıkça distribütörlük sözleşmesi olarak düzenlenmesi, gerekse sözleşmenin hükümleri ve davacımızın ——– bölgesindeki münhasır bayi olarak görevlendirilmesi nedeniyle bunun hukuki bir distribütörlük ( tek bayilik ) sözleşmesi olduğu ihtilafsızdır. Bu şu bakımdan önem arz etmekte olup; münhasır bayilerin ( distribütörlerin ) akdin kendi hataları ile haklı olarak fes edilmiş olmaması şartıyla bir başka deyişle kendi kusuru dışında bir nedenle sona ermiş olması koşuluyla; distribütörün dağıtıcıya yeni bir müşteri çevresi oluşturması ya da onun mevcut olan müşteri çevresini genişletmesi halinde ve sözleşmenin sona ermesinden sonra da ana dağıtıcının aynı müşteri çevresinden yararlanması / yararlanma imkanı bulunması halinde, somut olayın koşulları ve hakkaniyete uygun bir denkleştirme tazminatı ( portföy tazminatı ) isteme hakkı vardır. Taraflar arasındaki ilişki distribütörlük ilişkisi olduğundan ve somut olayda davalı tarafından akdin sadece sözleşme süresi bitmesinden dolayı fesih edilmiş olduğundan; fesih ihtarında herhangi bir haklı fesih sebebi yer almadığından, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde haklı fesih sebeplerinin sonradan ileriye sürülemeyeceği, kaldı ki, dinlenen tanık beyanlarına göre davacı distribütörün haklı fesih sebebi teşkil edecek bir davranış ya da işleminin de bulunmadığı; incelenen ticari kayıtlara göre de haklı fesih sebebi oluşturacak işlem ya da davranışlarının bulunmadığı dikkate alındığında; davacımızın diğer şartların bulunması halinde talep ettiği portföy tazminatı hususunda bir hesaplama yapılması gerektiği belirlenmiştir. Davacımızın ve davalımızın incelenen ticari kayıtlarında, davalının ticari kayıtlarında yer almayıp davacının ticari kayıtlarında yer alarak davalıya ait kaynak sularını davacının Ankara bölgesinde sattığı, sadece davacının satışlarıyla bir müşteri kitlesinin oluştuğu, bu müşterilerin akit süresi devamında davalının kayıtlarında yer almadığından ötürü davacı tarafından sağlandığı; elbette, akit sona erdikten sonra bu müşterilerin davalıya ait kaynak sularını almaya devam edebilecekleri nazara alınarak, mahkememizce kabule şayan bulunan ve hükme esas alınan 27/11/2022 tarihli ve davacı şirketin kayıtlarının incelenmesiyle alınan rapora göre hesaplanan 677.500,00 TL portföy tazminatına hükmedilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, mahkememizce önce talimat yoluyla davacının kayıtları inceletilmiş, davacının kayıtlarında taraflar arasındaki ilişkinin nasıl yer aldığı ve bu ilişkilerdeki doneler tek tek tespit edilmiş, daha sonra davacı kayıtları inceletilmiş ve her iki rapordaki doneler birleştirilmek suretiyle 27/11/2022 tarihli rapor düzenlenmiştir. Davacı tarafın ayrıca sunmuş bulunduğu, ve —- Üniversitesi —- ve serbest mali müşavir —– tarafından hazırlanan raporda, portföy tazminatı 1.244.835,81 TL olarak belirlenmiş olup, mahkememizce hükme esas alınan raporda, bu miktarın daha az olarak belirlendiği ve davacının da buna göre ıslah yaptığı nazara alınmıştır. Yine belirtmek gerekir ki, gerek davacı kayıtları üzerinde gerek davalı kayıtları üzerinde yapılan incelemelerle alınan raporlarda da, bilirkişi heyetleri taraflar arasındaki ilişkileri, davacının yaptığı satışları, oluşturduğu müşteri çevresini ve davacının diğer tazminat kalemlerini incelemiş olup ancak portföy tazminatının hukuken istenip istenemeyeceğine dair taktirin doğal olarak mahkememize bırakmışlar; mahkememizde yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere akdin davalı dağıtıcı tarafından haklı nedenle fesih edilmediği sebebiyle ve yukarıda açıklandığı üzere diğer şartlar oluştuğundan portföy tazminatına hükmedilmiştir.
Davacının portföy tazminatı dışındaki ikinci talebi, müspet zararlara ilişkin olup, akdin sözleşme süresi sona erdiğinden dolayı ortadan kalktığı, bu durumda davacının esasen menfi ya da müspet zarar isteyemeyeceği çünkü davalı tarafından yapılan haksız bir fesihten söz edilemeyeceği; fakat, sözleşmenin distribütörün haksız fesih teşkil edecek bir eylemi ile sona ermediği hallerde ve örneğin somut olayımızdaki gibi süre bitimi ile sona erdiği durumlarda; sözleşme süresi içinde başlayıp da devam eden masrafların davacı tarafından istenebileceği, işin gereği yapılan masrafların ise, istenemeyeceği; bu çerçevede davacının bilirkişi raporu ile hesaplanan ve——-yılında yapılan reklam ve pazarlama gideri tutarı olan ve satışları artırma amacıyla promosyon alımı kapsamında 1.500 adet müşteriye teslim etmek üzere kupa ve kış çayı aldığı, 16/01/2016 tarihinde bunlara faturalı olarak —— ödeme yaptığı, davacının sözleşmenin —- yılında biteceği süreçte böyle bir promosyon maliyetine katlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının sözleşme feshinden önceki keşide etmiş olduğu bu fatura bedelinden 1 yıllık promosyon bedeli olarak değerlendirildiğinde akdin fesih tarihine denk gelen 5/12 oranında davacının buna katlanması gerektiği; fesih tarihinden geriye kalan yıl sonuna kadar ki sürede ise, artık artıştan davacı bir fayda temin edemeyeceği ve bunun davalının yeni distribütörüne ve davalıya faydası olduğundan dolayı kalan kısmına denk gelen 8.750,00 TL’lik promosyondan davalının faydalanacağı nazara alınarak bu bedelinde portföy tazminatı dışında istediği ikinci kalem tazminatı yönünden verilmesi gerektiği; Davacının talep ettiği üçüncü kalem alacağın manevi tazminata ilişkin olduğu; tüzel kişilerinde manevi tazminat talep edebilecekleri ancak bunun için mutlaka şirketin manevi şahsiyetine yönelik ve manevi tazminatı gerektirecek ağırlıkta bir eylemin gerçekleşmiş olması gerektiği, ortada bir akit bulunduğu, süresi sonunda akde devam edilmeyeceğinin bildirilmesiyle şirketin manevi şahsiyetine herhangi bir saldırının söz konusu olamayacağı nazara alınarak manevi tazminat talebi de reddedilmek suretiyle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE;
Portföy tazminatı olarak 677.500,00 TL’nin, müspet zarar olarak 8.750,00 TL’nin ve toplam 686.250,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine,
DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN İSE REDDİNE,
Peşin olarak alınan ve bilahare tamamlanan 12.058,63 TL ilam harcının alınması gereken 46.877,73 TL’den mahsubu ile 34.819,10 TL ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Tamamı davacı tarafça karşılanan 12.090,03 TL peşin ilam harcı ve başvuru harcının tamamı ile 6 normal 18 elektronik tebligat toplamı 189,00 TL tebligat gideri ile bilirkişi raporları gideri 9.700,00 TL toplamı 21.979,03 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ( söz konusu masrafların tamamı maddi tazminatın tespiti yönünden yapılmış olup, manevi tazminat kalemine ilişkin ayrıca bir masraf yapılmadığından yargılama giderinin tamamı davalı üzerinde bırakılmıştır. ) karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince, 93.487,50 TL nispi vekalet ücretinin maddi tazminat yönünden vekalet ücreti olarak davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Reddedilen manevi tazminat yönünden ise, hesaplanan nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücreti altında kaldığından 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ——–Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliğiyle verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.18/05/2023