Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2015/1169 Esas
KARAR NO : 2018/839
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/05/2015
KARAR TARİHİ : 15/11/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine yapılan takibin ticari ilişkiden kaynaklanan davalıya sehven yapılan 13.339,97 TL cari hesap alacağının tahsili ile taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin ürünlerin ayıplı olması nedeni ile müşteriden gelen şikayetler üzerine bayilik sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalı tarafından iade alınmayan toplam 44.969,72 TL tutarındaki iade ürün alacağına dayalı takip olduğunu, müvekkilinin davalıdan mal almış olduğunu ve malların koli üzerinde yazılı son kullanma tarihlerinin birbirinden farklı, yani ayıplı ve kırık teslim edildiğini, müşteriden gelen şikayetlerden sonra sözlü görüşmeler yapıldığını, bu sözlü görüşmelerde bayiliği sonlandırma ve malların davalı firma tarafından iade alınması kararı alındığını, bunun üzerine iade faturalar düzenlendiğini, davalı tarafın faturaları defterlerine işleyip işlemediği hususunun şaibeli olduğunu, söz verilen malların hala müvekkilin deposunda bulunduğunu ve davalı tarafça alınmadığını, gönderilen ayıplı malların ayrıca müvekkilinin prestijini yitirmesine sebebiyet verdiğini, ayıplı ürünler ile ilgili de ——- tarih ve —– yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ihbar yapıldığını, sehven gönderilen 13.339,97 TL tutarındaki ödemenin ise müvekkilinin muhasebesini tutan ———– Ltd. Şti. tarafından gönderilen 13.000,00 TL tutarındaki havale dikkate alınmadan 03.08.2013 tarihinde 29.621,24 TL borçlu olduğunun bildirilmesi üzerine aynı hesaba yeniden 29.621,24 TL tutarında havale gönderildiğini, bu durumda 13.339,67 TL alacaklı duruma geçtiklerini, ayrıca davalı tarafa 03.08.2012 tarihine kadar birkaç defa iade faturası düzenlendiğini u faturaların bakiyeden düşülmüş olmasına karşın davalının 44.969,72 TL tutarındaki son iade alacağını kabul etmemiş olmasının iyi niyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, itirazın iptalini, talepleri doğrultusunda takibin devamını, takip tutarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yetkisizlikle İstanbul Anadolu ———— İcra Müdürlüğü’nün 2013/7209 E. dosyasına süresi içerisinde işlemler yapılmadığından dosyanın hukuken düştüğünü, harcı yatırılmadan devam edildiğini bu nedenle itirazın iptali davasının usulden reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin tebliğ edilmesinin gerektiğini, davacı tarafın 02.12.2013 tarihinde dava konusu ile aynı olarak İstanbul Anadolu ——- Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/508 E.ve 2014/184 K. ile dava açtığını, bu davanın 10.06.2014 tarihinde karara çıktığını ve akabinde kesinleştiğini, HMK 114/2. Maddesinin dava şartı olduğunun kararda belirtildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki ile ilgili olarak da davacı şirketin sahibi olduğu dava dışı ————ile 2010 yılında bir satış sözleşmesi akdedildiğini, 2012 yılında ise davacı şirketin ortaklarının sahibi olduğu başka bir şirket ile 2010 yılında akdedilen aynı sözleşme koşulları ile bu ilişkinin dört ay kadar daha sürdürüldüğünü, davacının 19.07.2012 tarihi itibari ile 47.499,86 TL vadesi geçmiş borçlarının olduğunu, 31.07.2012 tarihine kadar bu borcun ödenmesi gerektiği hususunun Üsküdar ——. Noterliğinin 19.07.2012 tarih ve ———- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya ihbar edildiğini, davacı tarafın müvekkiline sehven para gönderdiğini ifade etse de bu paranın ödünç olmadığını, borcun ödenmesi anlamına geldiğini, zaten 47.988,86 TL borcun ihbarının yapıldığını, havalenin bir borcun ödenmesi vasıtası olduğunu, bu karinenin aksini havale gönderen şahsın ispat etmesi gerektiğini, olayda aynı zamanda miktar itibari ile tanık da dinletilemeyeceğini, HMK md 119/e gereğince davacının dayanağını açıkça belirtmesi gerektiğini, davacının ayıbın niteliğini HMK md. 31 uyarınca aydınlatması gerektiğini, davacının anılan ihtarnamesine cevaben keşide edilen Bakırköy ——– Noterliğinin 29.08.2012 tarih ve 16714 yevmiye sayılı ihtarnamesinde bugüne kadar somut ve süresinde bir ayıp ihbarının yapılmadığını, ticari pazarlama başarısızlığının iade sebebi yapılamayacağını, ıskarta olduğu iddia edilen malların müvekkil şirkete teslim edilmediği ihtar edildiğini, davacının ayıplı olduğunu iddia ederek haksız kazanç elde etmeyi hedeflediğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca üretim kaynaklı ayıplar haricinde hiçbir gerekçeyle ürün iade alması yükümlülüğünün bulunmadığını, ayıp ihbar süresinin TTK 23/5 maddesinde düzenlendiğini, TTK md.18/3 uyarınca tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların şeklinin de düzenlendiğini, TTK md. 23/5 ve 20/3 gereğince de ayıp ihbarının yasal süresi içinde yapıldığına ilişkin durumun tanık beyanı ile kanıtlanamayacağını, davacının Lüleburgaz—— Noterliğinin 15.08.2012 tarih ve 5030 yevmiye sayılı ihtarnamesinin belirsiz ifadeler taşımasına rağmen bir an için tarafımızdan kabul anlamına gelmemek kaydı ile usulüne uygun bir ayıp ihbarı olarak değerlendirildiğinde dahi süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının varlığından bahsedilemeyeceğini, bahse konu olan ayıp gizli ise bir bilirkişi marifetiyle tespitinin yapılması gerektiği, bu raporunda süresi içinde davalıya ihbar edilmesi gerektiği, davalıdan talep edilen tutarın yargılamayı gerektirdiğini ve bu durumda icra inkar tazminatı taleplerinin yerinde olmadığını, davacının dava dilekçesine eklenen ve taraflarına tebliğ edilmeyen dilekçe eklerinin tebliğ edilmesini, dilekçelerinin gönderileceği tebliğ evrakının şerhin işlenerek davacının bu hususta ihtar edilmesini, HMK md. 114/h uyarınca davanın reddini, aksi halde diğer gerekçeler nedeni ile davanın reddini, toplam alacağın % 20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, sehven yapıldığı iddia edilen ödeme ile iade alınmayan mal karşılığı tutarın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünün —- sayılı takip dosyası getirtilmiş, incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 19.11.2012 tarihinde, Lüleburgaz ————. İcra Müdürlüğünün 2012/11691 E. sayılı dosyası ile 13.339,97 TL tutarında sehven yapılan ödeme ve 44.969,72 TL iade alınmayan mal karşılığı, 335,51 TL işlemiş faiz ve toplamda 58.645,20 TL alacağı için takip başlatıldığı, takip borçlusu vekilinin süresi içerisinde yetki itirazında bulunduğu ve dosyanın İstanbul Anadolu ———– İcra Müdürlüğü’ne gönderildiği, icra müdürlüğünde 2013/7209 E. sayılı dosya ile kayıt altına alındığı, takip borçlusu vekilinin tekrar süresi içinde; ödeme emrinin asile tebliğe çıkartılması gerekirken vekil sıfatı ile taraflarına tebliğe çıkartılmış olması usule aykırı olduğu, alacaklı tarafından başlatılan icra takibi işlem yapılmadığından düşmüş olup alacaklı icra dosyası işlemden kaldırılmamış gibi işlem yaptığı, alacaklı tarafın icra dosyasını yenilemeden takibe devam ettiği, ortada geçerli bir takip bulunmadığı, hak kaybına uğramamak adına alacaklı tarafa hiçbir borcu olmadığından takip konusu asıl alacağın tamamına, işlemiş faiz alacağına, faiz oranına, takip dayanağına ve takip konusu alacağın tüm ferilerine itiraz ettikleri yönünde itirazlarını bildirmiştir. Her ne kadar davalı vekilinin anlatılan şekilde itirazda bulunmuş olsa da İİK’nun 78. maddesi gereğince, alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde haciz talebinde bulunduğuna göre, bu haczin düşmesinden sonra takibe devam edebilmek için takibin yenilenmesine ve yenileme harcı ödenmesine gerek bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. İtiraz süresinde olduğundan ve açılan dava süresinde olduğundan yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce taraf defterlerinin incelenmesi amacıyla bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti raporunda özetle; tarafların cari hesap ekstrelerinin incelendiği, davacı tarafın cari hesap ekstresinin incelenmesinde; 2012 yılında,
-2011 yılından devreden bir borç yada alacak bakiyesinin bulunmadığı,
-Ocak 2012 tarihinde düzenlenen 13.697,23 TL tutarında bir alış faturası ile cari hesabın başladığı,
-Ağustos 2012 döneminde davalı tarafa 16.281,27 TL borçlu olduğu, -Ağustos 2012 döneminde 13.000,00 TL tutarındaki ödeme ve 44.969,72 TL tutarında düzenlenen iade faturasının kayıtlara intikal ettirilmesiyle 58.309,69 TL davalı taraftan alacaklı olduğu,
Davalı ————— Kayıtlarının incelenmesinde; davacı şirket tarafından kayda alınıp, davalı şirketin kayıtlarında olmayan 12,312,82 TL ve 977,40 TL tutarındaki 2 adet iade faturasının, (davacı taraf aldığı ürünlerle ilgili düzenlediği iade faturaları)
-Davacı tarafın borç dekontu olarak kayıtlarına aldığı 1.050,00 TL tutarındaki ödemenin, davalı tarafından 1.000,00 TL olarak kayıtlarına intikal ettirildiği, davacı tarafın düzenlediği 44.969,72 TL tutarındaki iade faturasının davalı şirket tarafından kayıtlara alınmadığı, davalı şirketin cari hesaplarında davacı taraftan olan alacak bakiyesinin 09.08.2012 tarihindeki 29.621,24 TL ödeme ile kapandığı, borç yada alacak kalmadığı, davacı şirket kayıtlarında ise davalı tarafın 58.309,69 TL borçlu olduğu (50,00 + 12.312,82 + 977,40 + 44.969,72=), davacı taraf yukarıda yer alan fark ödeme ile iade faturalarını ve fatura içeriklerini davalı tarafa tebliğ ve teslimini kanıtlayamadığı, davacı tarafın davalıya ayıplı olduğundan bahisle iade ettiğini iddia ettiği 44.969,72 TL tutarlı fatura içeriği malların ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir delil tespiti yaptırmadığı, dosyada bu yönde bir tespit bulunmadığı, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığından davacının ayıp iddiasının yerinde olmadığı, davacı defterlerinde yer alan ancak davalı defterlerinde yer almayan yukarıda açıklanan (50,00 + 12.312.82 + 977,40 + 44.969,72 TL=) 58.309,94 TL olduğu saptanan kayıtlara ilişkin belgeleri kanıtlaması halinde davasını kanıtlayabileceği, ancak mevcut durum halinde kanıtlamadığından davacının itirazın iptalini talep edemeyeceği belirtilmiştir.
Taraflar bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Bilirkişilerin yalnızca dosya üzerinden inceleme yaptığı, taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı itirazından sonra mahkememizce tarafların defterlerinin incelenmesi suretiyle başka bir bilirkişiden rapor alınmıştır.
———-tarafından hazırlanan raporda özetle; Davalı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup, 19.11.2012 takip tarihi itibariyle davalı şirketin ticari defterlerine göre borç raporlanmadığı, bakiyenin sıfır olduğu, davacı şirketin ticaret merkezinin—— olduğundan davacı tarafın defterlerinin incelenemediği, davacı şirketin ticari defterleri talimatla incelendikten sonra, taraflar arasında cari hesap karşılaştırması yapılabileceği belirtilmiştir.
Davacı tarafın defterlerinin incelenmesi amacıyla talimat mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin davalıdan 95.207,63 TL lik mal aldığı, buna karşılık kayıtlarda 95.257,38 TL ödeme yapıldığı, 09/01/2012 tarihinde ödenen 1.000,00 TL kayıtlara önce 1.050,00 TL olarak geçtiği, 50,00 TL fazla yazıldığı, bu ödemelerden düşüldükten sonra kalanın 95.207,38 TL olduğu, davacı tarafın düzenlediği ———- nolu iade faturalarının bedeli olan 13.290,22 TL tutar hesaplara işlenemeyeceğinden davacının borcundan düşülemeyeceği belirtilmiştir.
Davalı vekili; itirazın iptaline konu İstanbul Anadolu ——. İcra Müdürlüğü’nün 2013/7209 Esas sayılı icra dosyasının hukuken düşmesi nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiği, alacağın defterlerinde kayıtlı olmadığını beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamından; davanın, sehven yapıldığı iddia edilen ödeme ile iade alınmayan mal karşılığı tutarın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, taraf defterlerinin incelenerek rapor alındığı, davacı tarafın defterlerine göre davacının 01.12.2012 tarihi itibariyle davalıdan 58.309,69 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın defterlerine göre ise 09.08.2012 tarihi itibariyle cari hesabın kapalı olduğu, yani bir borç veya alacak bakiyesi vermediği, taraflar arasındaki hesap farkının, davacı defterlerinde yer alan ancak davalı defterlerinde yer almayan kayıtlardan kaynaklandığı, davacı tarafın sehven ödeme yapıldığına ilişkin iddiasının bulunduğu, bu ödemenin havale yolu ile yapıldığı, havale işleminin mevcut bir borcun ödenmesi vasıtası olup, aksini iddia eden tarafın bu hususu ispat etmesi gerektiği, ancak davacı yanın bu yönde bir ispat faaliyetinde bulunduğundan da söz edilemeyeceği, davacı ve davalı şirket arasında akdedilen satış sözleşmesinin 5. Maddesine göre; “Alıcı, üretim hatası ve yasada belirtilen ayıp halleri dışında, satışa konu ürünleri iade alınmasını Satıcı’ dan isteyemez.” şeklinde olduğu, davacı şirket tarafından keşide edilen ———- Yevmiye numaralı 15.08.2012 tarihli ihtarnamede, bayiliğin sona ermesi nedeniyle ürünlerin geri alınması ve bedelleri karşılığı olarak 45.000,00 TL’nin ödenmesi ve sehven gerçekleştirilen 13.339,97 TL tutarındaki ödemenin yedi(7) gün içerisinde iadesi ihtarının yapıldığı, davalı şirket tarafından keşide edilen 29.08.2012 tarihli cevabi ihtarnamede ise; teslim edilen ürünlerin her türlü ayıptan ari olduğu, aksi durumla karşılaşıldığında da kanunda bildirim sürelerinin bulunduğu ve bugüne kadar durum bildirimi yapılmadığı, üretimden kaynaklı bir ayıp olmaksızın iade alınmasının söz konusu olamayacağı, satılamayan ürün iade edilir mantığı ile hareket etmenin alışverişin ruhuna aykırı olduğu ve 45.000,00 TL tutarlı ürünlerin iade alınmasının söz konusu olamayacağı, 13.339,97 TL tutarındaki ödemenin de sehven yapıldığı iddia edilse de taraflarınca kayıtlara alındığı, borçtan mahsup edildiği, 19.07.2012 tarihi itibari ile 47.998,86 TL borca karşılık mahsup yapıldığı, 13.117,29 TL tutarında ıskarta diye tabir edilen ürünler için düzenlenmesi gereken faturanın taraflarına tebliğ edilmediği, tebliğ edilmesi halinde yeniden mutabakat yapılıp alacaklı olmaları halinde ödemesinin yapılacağı hususlarının ihtar edildiği, davacı tarafın fark ödeme ile iade faturalarını ve fatura içeriklerini davalı tarafa tebliğ ve teslimini kanıtlayamadığı, davacı tarafın davalıya ayıplı olduğundan bahisle iade ettiğini iddia ettiği 44.969,72 TL tutarlı fatura içeriği malların ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir delil tespiti yaptırmadığı, dosyada bu yönde bir tespit bulunmadığı, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla davacı tarafın davasını ispatlayamadığı, mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan raporun denetlenebilir ve usule uygun hazırlanması nedeniyle hükme esas alındığı, davanın reddi gerektiği, her ne kadar davalı taraf kötüniyet tazminatı talep etmiş olsa da davacı tarafın takip başlattığı hususunda kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Karar harcı 35,90 TL’nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 27,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8,20 TL’nin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 129,50 TL’nin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli ——– deki esaslara göre belirlenen 6.800,97 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı