Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/470 E. 2023/574 K. 10.07.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/470 Esas
KARAR NO : 2023/574

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2021
KARAR TARİHİ : 10/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin maliki olduğu —– plakalı araç ile —- sevk ve idaresindeki —–plaka sayılı araç ile iki taraflı maddi hasarlı 15/11/2021 tarihinde kazaya karıştığını, karıştığı kazada karşı yan sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, oluşan kaza sonucunda taraflarca kaza tespit tutanağının tutulduğunu tutulan tutanakta karşı yan araç sürücüsünün döner kavşaktan trafik akışının tersine hareket ederek benzinliğin çıkışına giriş yaparken müvekkilinin aracı trafik akışı yönünde hareket ederken kazanın gerçekleştiğini ve kusurun tamamen karşı yan sürücüsüne ait olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin aracının hasarlı hale gelmesi sebebiyle piyasa değerinin düştüğünü, bu hasarın karşılanmadığını, müvekkilinin aracının ticari bir araç olduğunu, 15/11/2021-24/11/2021 tarihleri arasında tamir ve onarım için servise bırakıldığını, 24/11/2021 saat 18:00’da servisten teslim alındığını, dolayısıyla müvekkilinin aracının bu tarihler arasında çalışmayıp araç mahrumiyetinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin aracının —- Model ve kilometresinin de kaza tarihinde 59,362 km olup oldukça düşük olduğunu, az kullanılmış böyle bir aracın kaza sonucu ana aksamlarının değiştiğini, ciddi anlamda kaporta işçiliği ve boya işçiliğinin yapılmış olduğunun raporla sabit olduğunu, öncelikle alacaklarının belirli hale getirebilmek için usul ekonomisi gereğince tensiple beraber dosyanın bilirkişiye tevdiini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracında meydana gelen 50 TL bakiye değer kaybının ve 50 TL araç mahrumiyet bedelinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsil olarak kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber tahsilini talep etmiştir.

SAVUNMA:
Davalı —– ve —— vekili cevap dilekçesi ile davada müvekkille beraber sigorta şirketi de davalı olarak gösterildiğini, Sigorta şirketine karşı açılan ve sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak davaları mutlak ticari davalardan olduğunu, davanın ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın görev yönünden reddini, davacının “mahrum kalınan kazanç” ve “araç değer kaybı” talebiyle bu davayı açtığını, bu alacak türleri, davacının zararını “belirleyebileceği” alacak türlerinden olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, davanın konusu ve türü itibariyle dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğunu, Davacının, davasını bu usule uymadan açtığını, bu nedenle davanın reddini, 15.11.2021 tarihinde diğer davalıya ait olup müvekkilin sürücüsü olduğu —- plakalı araç ile davacıya ait—— plakalı araç maddi hasarlı kazaya karıştığını, ancak, bu kazada müvekkil davalı ——- %100 kusurlu olduğu iddiası kesinlikle doğru olmadığını, kazanın bu oluş şekline göre kazada davacıya ait aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle davacının müvekkilinden her hangi bir alacağının olmadığını, dava; görevsiz mahkemede, arabuluculuğa başvurulmadan ve konu ile uyumsuz olarak “belirsiz alacak davası” şeklinde açılması nedeniyle, usul yönünden reddini, kazada müvekkilinin kusursuz olması ve borçlu olmaması nedeniyle, esas yönünden reddini savunmuştur.Davalı —— vekili cevap dilekçesi ile davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğundan görevsizlik kararı verildiğini, 20/03/2020 tarihin ve 31074 sayılı resmi gazatede yayımlanan Karayoılları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar uygulanması gerektiğini, eksik evrak ile başvuru yapıldığından talebin usulden reddinin gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları ekinde yer alan kriterlere göre hesaplama yapılması gerektiğini, araç mahrumiyet bedelinin zorunlu trafik sigortası bakımından teminat dışı olduğundan, başvuran tarafın ZMSS kapsamında araç mahrumiyet bedelini talep edemeyeceğini, dava görevsiz mahkemede açıldığından görevsizlik kararı verilmesini, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yapılmadığından davanın reddini, sigortalı araç kusursuz olduğundan konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmasını, riziko tarihindeki kanun hükümlerinin uygulanmasını, teminat limitlerinin dikkate alınmasını, 20.03.2020 tarih ve —- sayılı ——yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar” uygulanmasını, 01.04.2020 Tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlarda yapılan değişikliğe göre —– sisteminden eksper ataması yapılmadan, yapılan başvurunun eksik evrak sayılması sebebi ile davanın usulden reddini, değer kaybı yönünden bilirkişi İncelemesi yapılması halinde dosyanın; 01.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (TRAFİK) Sigortası Genel Şartları uyarınca değer kaybının tespiti için konusunda uzman ve ehil bilirkişiler kanalı ile incelenmesini, dosyada atanacak bilirkişinin yukarıda izah ettiğimiz koşullar ile birlikte değerlendirme yaparak Bilirkişilik Yönetmeliği uyarınca ortaya somut veriler koyarak hesaplama yapılmasını, Bu yapılamayacak ise dosyanın komisyona iadesini, araç mahrumiyet bedeli teminat dışı olduğundan talebin reddini, avans Faizi talebinin reddini savunmuştur.

İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, 15.11.2021 tarihinde meydana gelen kaza dolayısıyla davacının aracında varsa oluşan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli olup olmadığının tespitine ilişkindir.Mahkememiz—– Esas sayılı dosyası,15/06/2023 tarihli duruşma ara kararı gereği davanın tefrik edilerek yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür.Eldeki davaca davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu, davanın ilk olarak —-. Asliye Hukuk Mahkemesinin —– Esasında açıldığı ve 08.11.2022 tarihli ——karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderildiği, mahkememizin esasına ise (tefrikten önceki esas—–) 02.03.2023 tarihinde kaydedildiği, tefrikten önceki dosya esası olan —– Esas sayılı dosyanın 06.03.2023 tarihli tutanağının——numaralı ara kararı uyarınca arabuluculuk tutanağını sunması için kesin ve ihtaratlı süre verildiği, davacı vekili tarafından beyan dilekçesinde 11.03.2023 tarihinde arabulucuya ——başvuru numarası ile başvuru yapıldığı ve 31.03.2023 tarihinde arabuluculuk son tutanağının imzalanmış olduğuna dair beyan dilekçesi sunulduğu, somut uyuşmazlık ile aynı yöndeki yargıtay ve istinaf kararlarına bakıldığında “Davacının ilk olarak davayı açtığı asliye hukuk mahkemesinde arabulucuya başvurma şartı bulunmadığından, asliye hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verildikten sonra ve ancak dava ticaret mahkemesinin esasına kaydedilmeden davacının arabulucuya başvurmuş olması ve arabulucu tarafından son tutanağın düzenlenmesi nedeniyle ticaret mahkemesinde görülen davada arabulucuya başvurulmasına dair dava şartının yokluğundan bahsedilmesi olanaklı değildir (Yargıtay —-Hukuk Dairesi—— 04.02.2021 Tarihli ilamı)” ve yine benzer yöndeki “Somut olayda da, davacı tarafça görevsiz mahkemede arabuluculuğa başvurulmadan dava açılmış olup dosya görevli mahkemede esasa kayıt edilene kadarki süreçte arabuluculuk süreci işletilmemiş, arabuluculuk süreci mahkemenin arabulculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine dair kararından sonra istinaf aşamasında tamamlanmıştır. Bu itibarla mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine dair kasrarında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmelidir. ( —- Bölge Adliye Mahkemesi —– HD ——şeklinde emsal kararlar bulunduğu ve davacı tarafın görevsizlik kararı sonrası mahkememizin yeni esasına kaydına kadar herhangi bir arabuluculuk başvurusu olmadığı , bu haliyle dava açıldığı tarihte (görevsizlik kararı sonrası mahkememiz esasına kadar olan süreç de dahil olmak üzere) arabuluculuk dava şartı bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Tefrik ile açılan dosyada harcın yatırılmamış olduğundan 179,90 TL başvuru harcı davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
4-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile—– Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.