Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/139
KARAR NO : 2023/534
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 27/02/2023
KARAR TARİHİ : 15/06/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde özetle 08.08.2022 tarihinden bu yana —–ortağı olduğunu, şirkete —–ile beraber projelerini gerçekleştirmek amacıyla ve—– davetiyle ortak olduğunu, haklı sebepler nedeniyle şirket ortaklığından çıkmak isteğini, dava süresince şirketle ilgili hak ve borçlarıyla beraber tüm sorumluluklarının da dondurulmasını talep ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin hesaplanarak tarafına iadesi ile birlikte müdürlük süresince hak etmiş olduğu maaşının ve hak etmiş olduğu tüm alacakların hesaplanarak tarafına iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacı tarafın —–.ne ortak olur iken, tacir olarak dikkat etmesi ve gerekli olup şirketi alırken aktif ve pasifleriyle birlikte aldığını bildiğini, bu durum —- Noterliğinin 18.07.2022 tarih ve ——-yevmiye numaralı şirket pay devri sözlemesiyle de sabit olduğundan bilmediğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın , şirkete dükkan kiralanması konusunda mutabık oldukları , 30.05.2022 tarihinden itibaren düzenli olarak bu dükkanda çalışmaya devam ettikleri , kira sözleşmesinde aylık 2.000 TL ödeneceğinin yazdığı , —–her ay kirayı ödediğini ifade ettiği , mal sahibini tanıdığından aslında ödemediği, ödemiş gibi beyanda bulunduğu , 07.02.2023 tarihinde dükkana gittiğinde 03.02.2023 tarihinde kira sözleşmesinin fesih edildiği , kendi kurmuş olduğu —–adi şirketi adına yeni bir kira sözleşmesi yapıldığı, bu nedenle —— ortaklık zararına hareket ettiği şeklindeki iddialarının sadece zandan kaynaklı olup, somut hiç bir bilgiye dayanmadığından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ortakların ortak kararıyla şirket adına 2.000 TL aylık bedelli dükkan tutulduğunu, söz konu kiraların diğer ortak —–tarafından ödenmediğini ve kira sözleşmesinin de —–tarafından fesih edilmediğini, iş bu iddialarla —– şirketin zararına hareket ettiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının şirketten 5.000-6.000 TL bedelli maaş alacağına dair hiç bir kararın mevcut olmayıp, eğer ortakların böyle bir anlaşması olsaydı tacir olunması nedeniyle limited şirketlerden bu hususun kayıt altına alınması gerektiğinden sadece ortaklardan davacının şirketten maaş alacağı olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili beyan dilekçesinde ayrılma akçesi olarak 100,00 TL, müdürlük görevi nedeniyle işçilik alacağı olarak 100,00 TL talep ettiklerini beyan etmiş ancak dava dilekçesinde dava değerinin iki talep yönünden toplam 100,00 TL olarak gösterildiği görülmüştür. Dava, davacının hissedarı olduğu davalı şirketten müdürlük süresindeki maaşın ve hak edilmiş olan alacakların tahsili istemine ilişkindir.İş bu dava, davacı tarafından davalı şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin tespit edilerek tahsili talebi ile birlikte açılmıştır. Her iki dava birbirinden bağımsız olup, birlikte görülmesi gereken dava türleri olmadığı gibi, birlikte yargılama yapılmasını gerektirir hukuki bir neden bulunmadığından davalı şirket ortaklığından çıkma ve tespit edilecek payın ödenmesine ilişkin dava iş bu dava dosyasından tefrik edilerek mahkememizin yeni esasına kaydı yapılmıştır.
7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ….” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.Bu nedenle 6102 Sayılı TTK’nın 5/A maddesi gereğince davacının hissedarı olduğu davalı şirketten müdürlük süresindeki maaşın ve hak edilmiş olan alacakların tahsili istemine ilişkin olarak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği ancak davacının davadan önce arabuluculuğa başvurmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur .
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. Fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 179,90 TL harç davanın başında alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına
3-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair , davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile—– Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK’nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.