Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2018/1854 E. 2018/1333 K. 01.11.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/1854
KARAR NO : 2018/1333
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2018 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2018/381 Esas
KAYYIM ATANMASINI TALEP EDEN
TALEP : Kayyım Atanması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/11/2018
İlk derece mahkemesince verilen 22/05/2018 tarihli kayyım atanması talebinin reddine ilişkin ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin iki ortaklı bir şirket olup, davacının %20 oranında pay sahibi olduğunu, diğer ortağın …’in ise %80 oranında pay sahibi olup, şirketi temsile yetkili kişi olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisinin sona erdiğini, şirkette kar dağıtılmadığını, bilgi ve inceleme haklarını kullanamadıklarını, genel kurulun toplanamadığını, toplantıya yaptıkları çağrının ise sonuçsuz kaldığını, şirketin iş ve işlemlerinden borç ve alacaklarından haberdar olmadıklarını bu nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili ihtiyati tedbire yönelik cevabında; davacı tarafın haksız olarak çektiği ihtarnamelere dayanak kayyım atanmasına yönelik talepte bulunduğunu, kayyım atanmasını haklı gösterecek somut ve inandırıcı delil sunulmadığını ileri sürerek talebin reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : HMK.nun 390 maddesinde,ispat ölçüsü bakımından HMK da bir yenilik getirilmemekle birlikte, yaklaşık ispat kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış ve ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş, hemde basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istendiği, yapılan değerlendirmede, mevcut dosya ve delil durumu itibariyle davacı tarafın davalı şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Kayyım atanmasını talep eden davacı vekili ; %20 ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağı ve temsilcisi tarafından,kar dağıtılmadığı,bilgi alma ve inceleme yetkisi verilmediği, genel kurulun toplanmadığı ve toplantıya çağrı taleplerine cevap verilmediği için güven ilişkisinin sona erdiğini,bu nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebepler oluştuğunu, bu nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi için bu davayı açtıklarını, TTK 638,630/2,3 maddeleri gereği davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla önlem alınabileceğinden,haklı sebeplerin bulunması halinde,yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkileri kaldırılıp sınırlandırılabileceğinden,ihtarlarının sonuçsuz bırakılması ve sundukları kanıtlar gözetildiğinde,yaklaşık ispat koşulu oluştuğundan,mahkeme kararının kaldırılarak kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Davacı taraf haklı nedenlerle TTK.nun 638 maddesi gereği ortağı olduğu şirketin fesih ve tasfiyesini,şirkete kayyım tayin edilmesini talep etmiş,yerel mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesi için HMK 390 maddesindeki yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından,talebin reddine karar verilmiştir.
HMK’nın 389. maddesi uyarınca, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.” şeklindedir.
Aynı yasanın 390/3 maddesi,” Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır” düzenlemesini içermektedir.
Davanın yasal dayanağı TTK nun 638/2 maddesine dayalı bir istek olup; TTK nun 630/2 .maddesine göre açılmış bir organ azli davası mevcut değildir.TTK nun 625(1)maddesi gereğince müdürler şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ile görevli olup bu yetkilerini devredemezler. Ticaret şirketleri özel hukuk alanında faaliyet gösteren ,kar elde etmek gayesiyle kurulan ve genel kurulu tarafından seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi gereken kurumlardır. Mahkemelerce zorunluluk olmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemelidir.Organ azli davası da açılmadığı halde yönetim kayyımı atanması isteği aynı zamanda şirket yöneticisinin yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelmektedir.
Somut olayda,TTK.nun 638/2 maddesi gereği şirketin fesih ve tasfiyesi davası açılmış olup,davalı şirketin % 80 ortağı olan diğer ortak tarafından şirketin yönetilmesi karşısında bir yönetim boşluğunun bulunmaması,zorunluluk bulunmadıkça şirketin yönetim yetkisine müdahale edilmemesinin kural,kayyım atanmasının istisna oluşu,bilgi alma hakkına ve genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik ihtarlara karşılık verilmemesinin kayyım atanması için, yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat oluşturmaması nedeniyle, mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, bu karara karşı yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK ‘nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsup edilmesine başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/11/2018