Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2018/697 E. 2018/591 K. 17.05.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/697
KARAR NO : 2018/591
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2017
NUMARASI : 2016/1286 E.-2017/870 K.
DAVA : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/05/2018
Birleştirmeye ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, davalı banka ile tüm bankacılık işlemlerini Nişantaşı Şubesi kanalıyla gerçekleştirdiğini, icazet ya da bilgisi olmadan şirketi adına 385.000-TL lik kredi hareketi olduğunu fark ettiğini, durumdan şüphelendiğini, kendi banka kayıtlarında bu hareketleri göremediğini, şirket yetkililerinin durumu, davalı banka Nişantaşı Şubesi müşteri temsilcisine sorduğunu adı geçen tarafından sehven hata yapıldığının ama gereken düzeltmelerin yapıldığının ve şube müdürünün durumdan haberdar olduğunun beyan edildiğini, daha sonra müşteri temsilcisinin şubesini değiştirdiğini, yeni müşteri temsilcisinden de bilgi alınırken sehven kullanıldığı iddia edilen kredinin düzeltilmesinin yapılmadığının öğrenildiğini, tüm bu işlemler dışında da ayrıca müşteri temsilcisinin müvekkili şirketin adına başka bir kredi hesabı açıldığının, o hesaptan da çeşitli krediler kullanıp hiçbir ticari ilişki halinde bulunmadığı sair şirket ve şahıslara havaleler ve EFT ler yapıldığını öğrendiğini, davaya konu sözleşmeden dolayı, müvekkili şirketin davalı bankadan 385.000-TL lik kredi kullanmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkili bankanın Nişantaşı Şubesinde gerçekleştiği iddia edilen dava konusu işlemlerin ve davacının kullanmış olduğu krediler hakkında Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başlatılan soruşturma sonucuna ilişkin Disiplin Kurulu Kararının henüz tekemmül etmediğini, söz konusu soruşturma raporu tekemmül ettiğinde raporun mahkemeye sunulacağını, bu nedenle davacının iş bu davada uğramış olduğu iddia ettiği zararı ve zarar verenlerin kusurunu ispat etmek zorunda olduğunu, davacının davasının somut deliller ile ispat edemediğini beyanla haksız ve hukuki mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1411 E.sayılı dosyası ile bu dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu belirtilerek dosyanın ileri aşamada olan İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1411 E.sayılı dosyasında birleştirilmesi ve yargılamanın bu mahkemede devam edilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, her iki dava dosyasının sadece taraflarının aynı olduğunu, davaya konu işlemlerin tamamen farklı olduğunu, icra takibinin 385.000- TL’lik kredi borcunun faiz ve masrafları ile ilgili olmayıp, tamamen farklı kredilerin aslında iskonto kredi kullanmak için talepde bulunduğu halde rotatif kredi olarak kullanılması sonucu ödenen haksız bedele ilişkin olduğunu, her iki dava dosyasının da birbirinden bağımsız aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunmadığını, birinin kararının diğerini etkileyecek durumda bulunmadığını, HMK.’nın 355. maddesi hükmü gereğince resen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava dosyası ekinde bulunan banka müfettişleri tarafından düzenlenen Teftiş Kurulu Raporunun 43/131 sayfadan itibaren davacı şirkete ait yapılan işlemler incelenmiş olup; müşteriye habersiz kullandırılan 7 adet krediden 385.000-TL tutarlı aktif (1)adet kredi bulunduğu,diğer yandan müşteriye talebi iskonto-iştira kredisi olmasına rağmen (1.809.217,31-TL) toplam bedelli 10 adet kredinin rotatif kredi olarak kullandırıldığı , rapor tarihi itibariyle (1) adedinin aktif olduğu ve rotatif kredi faizlerinin işlem tarihlerinden itibaren yükselmesi nedeniyle müşteri aleyhine zarar oluşturduğu tesbitlerine yer verilmiş olup devamı sayfalarda her bir kredi bazında zarar tutarı hesaplaması yapılmış bulunmaktadır.Elde ki davanın yukarıda sözü edilen davacı tarafça talep olunmadığı ancak banka kayıtlarında aktif göründüğü iddia olunan 385.000-TL bedelli krediden dolayı borçlu olmadığının tesbitine ilişkin olup ,birleştirme kararı verilen dava dosyasının ise müşterinin talebine aykırı olarak rotatif kredi kullandırımından kaynaklanan ve müşteri tarafından bankaya ödenmiş bulunan 40.143.14-TL nin bankadan tahsili için açılmış takibe itirazın iptali davası olduğu ,davacı tarafça talepleri ikiye ayrılarak icra takibi ve davaya konu edildiği ,böylelikle her iki davanın konusunun farklı kredilere ilişkin taleplerden ibaret bulunduğu anlaşılmaktadır.HMK 166/4 maddesinde davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması veya biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda davalar arasında bağlantının varsayılacağı belirtilmiştir. HMK 166/2.maddesinde davalar ayrı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfatta hukuk mahkemelerinde açılmış ise, bağlantı sebebiyle birleştirmenin ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebileceği, birleştirme kararı verildiği takdirde birinci davanın açıldığı mahkemenin birleştirmeye ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olduğu düzenlenmiştir. Birleştirme kararı veren mahkeme ile birleştirme kararı verilen mahkemenin ayrı yargı çevresindeki aynı düzeydeki hukuk mahkemeleri olduğu,ancak HMK 166/2.maddesi uyarınca ayrı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalarda ikinci davanın açıldığı mahkemece birleştirme kararı verilebilmesi için taraflardan birinin talebi gerekmektedir. Ancak eldeki davada dosya kapsamıyla tarafların birleştirme talebi olmaksızın mahkemece HMK 166/2 maddesine aykırı olarak re’sen birleştirme kararı verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın görülmesi için kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09/11/2017 tarih, 2016/1286 Esas-2017/870 Karar sayılı kararının, HMK.’nun 353(1)a-5 gereği KALDIRILMASINA;”Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine”İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90- TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.’nın 353(1)a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/05/2018