Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2020/1152 E. 2023/102 K. 19.01.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1152
KARAR NO: 2023/102
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/07/2020
NUMARASI: 2018/762 Esas – 2020/291 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/01/2023
Davanın reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı aleyhine İstanbul … İcra Dairesinin … esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalının araçlarının trafik sigorta poliçelerinin müvekkili tarafından düzenlendiğini, davalı tarafından dönem dönem ödemeler yapılsa da müvekkilinin icra takibindeki miktarda cari hesap alacağının bulunduğunu, bu nedenle davalının takibe itirazının haksız olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin davacının iddia ettiği bedel karşılığında bir hizmet almadığını, müvekkilinin davacıya borçlu olmayıp alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının dava dışı … Sigorta acentesi sıfatı ile düzenlediği sigorta poliçeleri nedeniyle bakiye 33.703,31-TL alacaklı olduğunu ileri sürmesine karşın, davalı tarafın ticari defterlerinde ödemelerin tam yapıldığı, sigortacı kaşe ve imzası ile teyit edilen poliçe listesine göre ve kök rapora itiraz neticesinde sunulan belgeler kapsamında yapılan ek inceleme neticesinde, davacının davalıdan alacaklı olmadığının hükme elverişli kök ve ek bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, dava dışı … Sigorta tarafından bir alacak talep edilmediği sürece davacının alacaklı olduğunu ileri süremeyeceği, acente sıfatı ile düzenlenen sigorta poliçelerinden kaynaklı alacaklılığın esasen sigorta şirketine ait olduğu, davacının davalı için sigortacı … Sigorta’ya ödeme yaptığına dair bir belgenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mahkemenin, alacaklılığın … Sigorta’ya ait olduğu yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, zira müvekkili sigorta poliçelerini düzenlenmiş olup, poliçeler nedeniyle sigorta şirketine borçlu olduğunu, müvekkilinin henüz sigorta şirketine ödeme yapmamış olmasının, sigorta şirketine borçlu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, müvekkili tarafından davalı için kasko, yangın, tabela, 112 ve trafik sigortası poliçeleri düzenlendiğini, ancak davalının kayıtlarında hangi sigorta poliçesi için ödeme yapıldığına yönelik açıklama bulunmadığını, davalının ödemelerini aynı hesaptan, açıklama yapmadan gönderdiğini, sorunun da bu noktada oluştuğunu, bu nedenle bilirkişinin davalının defterlerinde ödemenin tam olarak yapıldığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu,davalının ticari defterlerinde sadece trafik sigortası poliçelerine ait ödemelerin varlığının araştırılması gerektiğini, davalı tarafından trafik sigortası poliçelerine ilişkin olarak sadece 22.09.2016 tarihinde 18.740,02-TL ödeme yaptığını, davalının TL ödemelerinin hangi poliçe türüne ait olduğunun belirlenmesinin mümkün olmaması halinde, tüm sigorta poliçelerinin taraflarınca ibrazı ile bütün prim alacağının tespiti ve ödemelerin mahsubu sonucunda gerçek borç miktarının ortaya çıkacağını, ancak bu konudaki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen kötü niyet tazminatı istemlerinin değerlendirilmediğini,davacının alacaklı olmadığını bilerek var olmayan bir alacağı talep etmesinin kötü niyetini gösterdiğini, açık olan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava,acente tarafından açılan sigorta prim bedeline dayalı cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sunulan poliçe dökümlerine göre davalının 2015 yılında 3 adet poliçeye dayalı 2.035,66-TL prim borcunun bulunduğu, 2016 yılında yürürlükte olan 8 adet poliçeye dayalı 33.613,56-TL prim borcu bulunduğu, 2017 yılında yürürlükte olan 2 adet poliçeye dayalı 1.039,50-TL prim borcunun bulunduğu; davalının ticari defter kayıtlarına göre, TL hesabında davacıdan 7.302,09-TL alacaklı olduğu, euro hesabında bakiye bulunmadığı, USD hesabında ise davacının 4.002,20-TL borçlu olduğu, davacının sunduğu poliçe dökümündeki poliçelerin davalı kayıtlarında davacı alacağı olarak yer aldığı, iptal olanların hesabın borcuna girilerek davacı alacağından düşüldüğü, bakiye 36.688,72-TL prim bedelinin ise havale açıklamalı kayıtlar kapsamında ödendiği tespit edilmiştir.Davacı tarafından dosyaya sunulan poliçelerin de incelenmesi suretiyle düzenlenen ek bilirkişi raporunda; davacı tarafından sunulan tüm poliçelerin davalı defterlerinde davacı alacağı olarak kayıtlı olduğu, iptal kayıtlarının da mevcut olduğu, davacı tarafça sunulan banka kayıtlarındaki davalı ödemelerinin davalının TL hesabında mevcut olduğu, davalı tarafından davacının TL hesabına gönderilen iki adet ödemenin Euro açıklaması ile gönderildiği, 3 ödemede açıklama olmadığı, ancak gönderilen 3 havalenin de davalıdaki davacıya ilişkin trafik poliçeleri hesaplarında değil, Euro hesabında kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafından … Sigorta acentesi sıfatıyla sigorta poliçeleri düzenlenmiş olup, ticari ilişkide davalıya karşı alacak hakkını ileri sürebilecek olan, … Sigorta acentesi olup davalı ile ticari ilişkide bulunan ve poliçeleri düzenleyen davacıdır. Poliçe prim bedellerinin davacı acente tarafından sigorta şirketine ödenip ödenmemesi davacının alacak talep etme hakkına etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemenin, sigorta şirketi tarafından davacıdan bir alacak talep edilmediği sürece davacının davalıdan alacak talep edemeyeceği yönündeki gerekçesi yerinde değildir.Davacı vekilince, taleplerinin trafik sigortası poliçelerinden kaynaklanan prim bedeline ilişkin olduğu, davalıya değişik branşlarda poliçe düzenlendiği, davalı tarafından ödemelerin poliçe türlerine göre ayrıştırılmadığı, trafik sigortası poliçelerinden kaynaklanan ödemenin ise sadece 18.740,02-TL olduğu, müvekkilinin trafik sigortası poliçelerinden kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğu ileri sürülmüştür. Dayanak icra takibi cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılmış olup, takip talebine ise trafik sigortası poliçe dökümü eklidir. Mahkemece yasal sonuçları ihtar edilerek verilen ara kararına rağmen davacı tarafça ticari defter kayıtları ibraz edilmemiş, trafik sigorta poliçeleri ile banka hesap ekstreleri sunulmuştur. Sunulan kayıtlar ile davalının ibraz ettiği ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda ise, bilirkişi kök ve ek raporunda, davacının davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından trafik poliçesi branşında bakiye alacak bulunduğu ileri sürülmüş ise de; alınan bilirkişi raporlarında davalının tüm sigorta branşları kapsamında yapmış olduğu ödemelerin, davacı tarafından sunulan banka hesap dökümü ile uyumlu olduğu, bu ödemeler ve iptal edilen poliçeler sonucunda davacının bakiye alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından sunulan poliçelerin de davalı defterlerinde kayıtlı olduğu sabittir. Bu durumda ispat yükü üzerinde bulunan davacı, alacaklı olduğunu kanıtlayamamış olup, sunuluna poliçeler ise tek başına bakiye alacağın varlığını kabule elverişli değildir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle isabetlidir.Diğer yandan mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen, davalının kötü niyet tazminatı istemi bakımından olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır.Takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda ise davacı haksız ise de takipde kötü niyeti kanıtlanmadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak,yeniden hüküm verilmesine davanın reddi ile “koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine” karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.’nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/762 Esas – 2020/291 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; “Davanın reddine, Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; “Alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 452,83-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 272,93-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 24,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 5.623,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, ” Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,5‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/01/2023