Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/301 Esas
KARAR NO : 2022/1116
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 31/03/2022
KARAR TARİHİ : 27/12/2022
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2022
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili; davalı şirkete sementasyon işlemi hizmeti sağlandığını kesilen faturaların borçluya teslim edildiğini ayrıca cari hesap üzerinden de ticari ilişkinin yürüdüğünü, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde son olarak müvekkil şirketin alacaklı durumda kaldığını karşı tarafın ısrar ve görüşmelere rağmen cari hesaptaki borcunu ödemediğini, 03/11/2020 tarihli IZ320200000000641numaralı ve 11.526,48 TL, 07/12/2020 tarihli IZ320200000000748 numaralı ve 118,00TL bedelli faturalarını ödemediğini ve defalarca borç hakkında görüşülmüş olsa da şirketin alacağını hiçbir zaman inkar etmediğini fakat cari hesapta oluşan 6000 TL borcunu da kapatmadığını, son çare olarak İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını fakat borçlunun takibe itiraz ettiğini, söz konusu itiraz sebebiyle duran takip hakkında İzmir Arabuluculuk Bürosuna … (Ticari) Arabuluculuk numarası ile başvuru yapılmış ise de söz konusu Arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını ve davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
KANITLAR: Bağımsız Denetçi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Muhasebe Bilim Uzmanı …’dan bilirkişi raporu alınmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığından … san. Tic. Ltd. Şti’nin BA-BS formları alınmıştır. İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün … İcra dosyası celb edilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan gelen yazıda Davalı …’in Menemen Vergi Dairesi mükellefi olduğu anlaşılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Alım satım ilişkisi kapsamında cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi “”İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. ” hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı dava dilekçesinde davalı ile ticari ilişkisinin mevcut olduğunu, davalı ile yapılan cari hesap mutabakatını dosyaya sunduğunu beyan etmiştir. Davalı taraf dosyaya cevap dilekçesini sunmamıştır.
Davacı şirket ticari defterlerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; Davacının davalıya 2020 yılında toplamı 11.644,48 TL tutarında iki adet fatura
düzenlediği davalının 2021 yılında 5.644,48 TL tutarında ödemede bulunduğu, bu
ödemeden sonra davacının davalıdan 6.000,00 TL tutarında alacağının kaldığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.000,00 TL tutarında alacağının bulunduğu,
takibin asıl alacağının da bu tutar üzerinden başlatıldığı, davalı davalı …’in takip tarihi itibariyle
tacir olarak değerlendirilmesi gerekeceği,
davacının 2020-2021 yılına ait ticari defterlerin 213 sayılı VUK. 221. ve 222. maddeleri
uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının
süresinde yaptırıldığı,6102 sayılı T.T.K 64/3.
maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2020-2021 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini
doğruladığı, davacıya ait ticari defter kayıtlarında;
davacının davalıya 2020 yılında toplamı 11.644,48 TL tutarında iki adet fatura
düzenlediği davalının 2021 yılında 5.644,48 TL tutarında ödemede bulunduğu, bu
ödemeden sonra davacının davalıdan 6.000,00 TL tutarında alacağının kaldığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.000,00 TL tutarında alacağının bulunduğu belirtilmiştir.
HMK.’nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sy. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.’nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.’nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin davalı tarafa ticari defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davacının ticari ilişkiyi ispat ettiği, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK’nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davacı her ne kadar HMK 329. Maddesi uyarınca disiplin para cezası verilmesi yönünde talepte bulunmuş ise de şartları oluşmadığından davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasında davalının; 6.000,00 TL alacaktan oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile TAKİBİN takip talebindeki koşullarda DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20′ si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
3-Davacının diğer taleplerinin REDDİNE
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 409,86-TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 329,16-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,
5- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 6.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL’nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak HAZİNE’ye gelir kaydına,
7-Davacının yapmış olduğu 80,70-TL dava açma ilk gideri, 600-TL bilirkişi ücreti, 155,00-TL tebligat ve posta gideri, olmak üzere toplam 835,70-TL Yargılama giderinin peşin yatırılan 80,70-TL harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine
İlişkin, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/12/2022
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır