Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1068
KARAR NO : 2023/1680
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.03.2022
NUMARASI : 2020/461 E. 2022/267 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 23.11.2023
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2022 tarih 2020/461 E. 2022/267 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye … tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacılar vekili, davacıların murisi …’ın yolcu olduğu davalı tarafından ZMMS poliçesi ksapmında sigortalı aracın karıştığı kazada hayatını kyabetiğini, mütevefanın ölümü nedeniyle davacıların destekenden yoksun kaldıklarını, maddi zarara uğradklıklarını, davalının oluşan zararı karışalamakla yükümlü olduğunu, başvuru üzerine yapılan ödemenin zararı karılaşamaya yeterli olmadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 18.000,00-TL tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, yargılama sırasında dava değerini toplam 130.865,44-TL olacak şekilde artırmıştır.
CEVAP : Davalı vekili, davacılara ödeme yapıldığını, davalının sorumluluğun sona erdiğini, tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının sorumlululuğunun gerçek zarar nispetinde kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, teminatın paylaştırılması gerektiğini, yapılan tüm ödemelerin faizi ile birlikte tazminatın miktarından mahsubunu, dava tarihinden yasal faiz yürütülebileceğini bakıcı gideri talep edilemeyeceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar murisi …’ın yolcu olarak içinde bulunduğu davalı tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında yaralandığı ve bu yaralanmasına bağlı olarak 18/05/2019 tarihinde vefat ettiği, kazanın araç sürücüsünün % 100 oranında asli ve tam kusuru sebebiyle meydana geldiği, poliçe teminatının ölüm ve sakatlık rizikoları açısından kişi başına 360.000,00-TL olduğu, davacılar tarafından yapılan başvuru neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından 04/10/2019 tarihinde 246.400,00-TL ödeme yapıldığı, sigorta şirketinin bakiye limitinin 114.000,00-TL olduğu, bu limitten daha fazla ödeme yapmasının mümkün olmadığını, ödenebilir bakiye destek zararlarının eş … için 62.757,00-TL,oğul … için 9.769,80-TL, oğul … için 10.476,60-TL, anne … için 18.012,00-TL ve baba … için 12.984,60-TL olduğu, davalı sigorta şirketinin sigorta teminatı limiti dahilinde davacılara karşı sorumlu olduğu, bakıcı giderinin de teminat limiti kapsamı dışında kaldığı, belirtilerek davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davalı tarafından davacı yana 246.000,00-TL tazminat bedeli ödemesi yapıldığını, davalı şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, eksik inceleme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin aktüeryal bilirkişi raporunu dikkate almadığını, hesaplamanın TRH-2010 mortalite tablosu ve %1.80 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, güncel asgari ücret esas alınmasını, pay dağılımının hatalı olduğunu, evlenme ihtaimalinin düşük hesaplanadığını, davacılar tek vekil ile temsil edilmiş olmasına rağmen ayrı ayrı vekalet ücreti belirlendiğini, belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ZMMS poliçesi kapsamında trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının ölüm ve yaralanma nedeni ile oluşan maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK’nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. – 2011/411 K., 17. HD’ nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. – 2013/7276 K.)
3. Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD’nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E – 2022/3622 K., 17. HD’nin 23.03.2021 tarih ve 2020/ 6173 E. – 2021/ 3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD’nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. – 20121/1848 K. )
4. Yerleşik uygulamada kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. ( Yargıtay 4. HD’nin 19.09.2012 tarih ve 2022/6494 E. – 2022/10601 K. )
5. Davalı sigorta şirketinin ödemede bulunmasına rağmen davacı tarafın tarafın tazminat talep etmesi nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesindeki yetersizlik iddiasında bulunduğu gözetilmek suretiyle tazminat hesabının yapılması gerektiği açıktır. Zarar sorumlusu Sigorta Şirketi tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark tespitinin yapılması halinde, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminattan, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmelidir.( Yargıtyay 17. HD’nın 25.11.2020 tarih ve 2019/3548 E. – 2020/7605 K.)
6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 96/1. maddesinde “zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur” düzenlemesine yer verilmiş olup bu hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır. (Yargıtay 17. HD’nin 24/12/2020 tarih ve 2019/4525 E. – 2020/9051 K. 11.11.2020 tarih ve 2019/6656 E. – 2020/6920 K., Yargıtay 4. HD’nin 11.10.2021 tarih ve 2021/5604 E. – 2021/6493 K. )
7. Evlenme ihtimali oranları belirlenirken, destek gören eşin zararın doğduğu kaza tarihindeki yaşına göre, AYİM Evlenme İhtimali Tablosu’ndaki belirlemelerin esas alınması gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının rapor tarihi esas alınarak % 20 oranında indirim oranı belirlenmiş ise de davacının kaza tarihindeki yaşı (28) ve 18 yaşından küçük 2 çocuğu bulunduğu gözetildiğinde de % 38 evlenme ihtimali oranı belirlenmek suretilye bu oran üzerinden tazminattan indirimin yapılmak suretiyle davacı eşin hak kazanacağı tazminatın belirlenmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD’nin22.03.2018 tarih ve2016/9846 E. – 2018/3188 K. )
8. Somut olayda davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen sigorta poliçesine göre keza tarihi itibariyle teminat limitinin 360.000,00-TL olduğu ve ölüm nedeni ile toplam 246,000-TL destekten yoksun kalma tazminat ödemesi yapıldığı sabittir. Davaya konu kazada zarar görenlerin talep edebileceği destekden yoksun kalama tazminatı yönünden davalı sigorta şirketi bu limitle sınırlı olarak sorumlu olup sigorta şirketinin tüketilmeyen bakiye limiti olan 114.000,00-TL limitin tüm hak sahipleri arasında garameten paylaştırması suretiyle davacıların destekden yoksun kalama tazminatı taleplerinin karşılanması gerekir. Her halükarda davalı sigorta şirketi limit ile sorumlu olup limitin aşılması mümkün değildir. Bu nedenle, her ne kadar evlenme ihtimali nedeniyle davacı eş yönünden hesaplanan tazminattan daha fazla indirim yapılması gerekirse de davacıların limit dışı kalan destekden yoksun kalma zararının davalı sigorta şirketinin bakiye limitinden çok daha fazla olduğu dikkate alındığında, davacı eşin destekten yoksun kalma zarar hesabına ilişkin mevcut yanlışlığın, ancak garameten paylaşım soncunda diğer davacıların hak kazanacağı tazminat miktarı konusunda etkili olabileceğinin, davalı sigorta şirketinin bakiye limit sorumluluğunu azaltacak bir sonuç doğurmayacağının anlaşılması karşısında bu husus istinaf kanun yoluna başvuran davalının sıfatına göre sonuca etkili değildir.
9. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul edilen tazminat talebi yönünden taraflar adına toplam tazminat miktarı üzerinden tek vekalet ücretine yerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. (Yargıtay 4. HD’nın 29.09.2022 tarih ve 2021/22327 E. – 2022/11247 K. 20.06.2022 tarih ve 2022/3776 E. – 2022/9079 K.)
10. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, destekten yoksun kalma zararın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davacıların destekden yoksun kalama tazminatına hak kazanmasına, tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, pay dağılımına ilişkin ilkelere uygun düşecek şekilde davacıların hak kazandığı tazminatın garameten belirlenmesine, sigortacının davadan önce ödediği miktar ile ödemesi gereken miktar arasında açık yetersizlik bulunduğundan ödenen bedelin güncelleştirilerek tazminattan mahsup edilmesine, evlenme ihtimali indirimi oranına ilişkin ileri sürülen istinaf itirazlarının sonuca etkili olmamasına, her bir davacı yönünden ayrı ayrı 6100 sayılı HMK ile AAÜT hükümlerine uygun şekilde vekalet ücreti takdir edilmesine, tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 7.787,34-TL’den peşin alınan 1.946,84-TL’nin mahsubu ile bakiye 5.840,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.